SOBE - ANILAR- MİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SOBE - ANILAR- MİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bİ ANLATSANA ALLAH AŞKINA ! NERELERDESİN SEN ???

>> 1 Şubat 2014 Cumartesi


Demli ve karanfilli kış çayım masamda,  o miss kokan  çoook sevdiğim Nergislerim vazomda, ailecek tatlı yiyoruz tatlı söylüyoruz bu günlerde... Tv'de FB. Eskişehir sporun maçı var, evin erkekleri seyirde, valide sultan odasında film izliyor,bende ilham geldi  :) artık şu 5 ayı özetle geçeyim istedim !

............................


10 Eylül 2013 EGE TURU..

Hani nefis, ama gerçekten nefis, hatta anlatılmaz da yaşanır denir ya, hah tastamam öyle işte,
 Uutulmazlardan bir tatil yapıyoruz masal kahramanımla..
Göcek mavi tur
Datça-Palamutbükü
Marmaris-Selimiye
Fethiye-Sığla
Sonra doyamadığımızı anlayıp  yine 5 gün daha Göcek diyoruz..Eylülün sonuna doğru uzun tatilimizden dönüyoruz ...

 24 EYLÜL

Rüyalarımda Göcek, gözlerimde mavi tur, Unutulmaz Datça tüm ruhumda, ayaklarım hepten yok olmuş hep uçuyorum gündüzler boyu....Özlüyorum oraları..
Nasıl iyi geldi güzel Yurdumun zenginlikleri anlatamam.

ERTESİ GÜN :
Aile boyu sağlık kontrolleri yaptırıyoruz.. Sonuçlar anne - baba maşallahlı,
 büyük karadutum, yıllardır  inad ettiği sağlıksız beslenme yüzünden ciddi derecelerde  düşündürüyor,:(
küçük karadutumda annesine çekmiş (!) tiroide merhaba diyor :(
Kafa karışık ama hayatta düzelmeyecek ne var ki diyor  iç sesim ........
.......................................
25 Eylül Öğlen ..hava sıcak.. elimde tahliller taxi bekliyorum ve telefonum çalıyor.. Telefonun ucundan valide sultanım çok zor konuşarak tam 5 ay süren bu suskunluğumun sebebini açıklıyor !!!!!!!!!

''Ayağım takıldı düştüm, kolum hareket etmiyor !!!!!!!!!!!
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Erkek kardeşimi arıyor, direk belirlediğim hastaneye gelmesini söylüyorum.....
Daha az önce beraber olduğum Karadutlarıma da arıyor,doğruca dayılarının yanında hastanede olsunlar diyorum.
Eve çok yaklaşmıştım, taxi ile devam etmek yerine, eve uğrayıp  hayret ki  otoparktan arabamı aldım, içim telaşlı olsa da çok soğuk kanlıyımdır ben !

Çamlıca 'dan Beylerbeyi'ne gidiyorum, Trafik yoğun ama, buna rağmen mesafe bırakmayan  arkamdaki  kamyonet  çok becerikli ve maalesef gümmm diye bana bir güzel çarpıyor !!
işte o an soğukkanlılığım bitiyor ve adama maalesef bodoslama derler ya aynen öyle yaapıyorum..

80 yaşındaki Valide Sultan düştüğü yerde çok canı yanarak, kimbilir ne halde ? yardım bekliyor, beni bekliyor, ben ne hallerdeyim !!!
zabıt tut, fotograf çek derken 25 dakika kaybediyorum..eksiksiz evrakları tamamlayıp adamın nüfüs kağıdını, kendini de resimleyip arkası komple hasarlı aracımla yola çıkıyorum :((((((
..................................
Yedek anahtarla kapıyı açtım,durum çok vahim.. validemin başı yarılmış, bileği ve kolu kötü görünüyordu. Elmacık kemiği de hasarlıydı !!!!
Bileği ve kolu atele aldım, sonra  hemen hastaneye yetiştirdik.

Omzu yerinden çıkmış ve kırılmıştı.
Bileği kırıktı,
Başı yarılmış
elmacık kemiği çatlamıştı..
 1.5 ay tabiri caizse MUMYA misali sargılarda kaldı..
Sonra 2 ay süren fizik tedavi süreci başladı..
İyileşme yavaş da olsa var şükür..
Tansiyon inatla 18-20 arasında ve 4 yıldır tıkalı beyin damarlarını zorluyor ! 2 emboli atlattık bu son 4 senede.

Tam çok şükür ,oh bayram da geldi derken, Arefe akşamı  erkek kardeşim yüz felci geçiriyor..
 1 ay akapunktur ve fizik tedavi görerek zaferle bu iş de bitiyor..

ve ben artık kocaman bir nefes almaya hazırlanıyorum bin şükür ve sükunetle...
ÇOKKK YORGUN BİR RUHUM VAR !!!!!

///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

Kısmetse , 5 şubat ( 32.nişan yıldönümümüz :) Küçük Karadutum kısa dönem ASKER
28 gün -Acemi Manisa Merkez /// Usta Birliği -Kıbrıs.

Evlatcığımı da 5 aylık vatani görevine uğurlayıp, Birliğine teslim edip, sağlıklı ve iyi haberlerini alıp, biraz da  arkama yaslanıp,
çok cici gezilerimle, yazılarımla aranızda olacağım...

Çünkü çoğu resimler yüklendi.. yazılarını bekliyor :)

HER ŞEY GERİLERDE KALSIN...
GÜZELLİKLER İSE ÖNÜMDE OLSUN
GÜLÜMSEMEKTEN HİÇ VAZGEÇMEDİM  !!!





MUTLU SAĞLIKLI YARINLAR DİLİYORUM HEPİMİZE..
SEVGİLER DOSTLAR.



Read more...

YAŞIN HEP 19 !!

>> 14 Şubat 2012 Salı







Çok ama çok güzel bir kıştı... (1982) tıpkı şimdi gibi,
Karların pamuk tarlalarını kıskandırıp, tüm gün ve gece boyu  sessizliğe tane tane yağarak, sevgileri üst üste yığarak , üşütmek yerine gerçekten ısıttığı bir akşamdı..
Yeni takılan yüzüklerden sonra , resmi olarak  beni evimizden ilk  alışıydı....
Zil çalıyor, kapıyı açıp, sabırsızlıkla aşağıdan tek tek çıkılan basamak seslerine kulak veriyor , neden bu kadar yavaş çıktığını anlamaya çalışıyordum !
Az sonra bizim kata çıkan merdivenlerin başına geldiğinde,  herşey anlaşılmıştı :=))))
O kadar güzel bir manzaraydı ki.. o kadar seyredilesi bir film karesi gibiydi ki... nasıl kelimelere dökülür bunlar bilemiyorum....
Nerden aklına gelmiş bilmem,
yüzüne yayılmış  kocaaamaan bir gülümseme, yemyeşil gözler ışıl ışıl , bir elinde yaklaşık rengarenk 10 tane uçan balon ,  diğer elinde roman satıcıdan tümüyle-  kocaman sepetiyle alınmış !!!! demet demet demet nergisler, güller !!!!!!
.......... .......
Sinema salonunda ki,  romantik film sahnelerinden biri gibiydi, ama tek farkla , bu gerçekti ve film kahramanları bizdik...kendimizi an be an izliyorduk .....
Hayatımda ne gerçeği, nede sineması , öylesine sevgi dolu bir sahne daha yaşamadım......
Bir elimde nergis, bir elimde gül tüm gece diz boyu yağan karda yürüdük, eğlendik, güldük ama çokkk güldük, başımıza sanki kar taneleri değil de,  sayfamdaki kalpler yağarcasına  saatler boyu , uçuşup durduk....
................
Her kış geldiğinde, her kar yağdığında, bu güzelim  nergisleri sergilerde her gördüğümde ve de ne zaman tonlarca gülü bir arada  görsem : işte bizzzzz derim !!!!!
İşte Bu yüzden kış, kar, nergisler ve kırmızı güller ,benim ennn sevdiklerim oldular ... !!!!

Üzerinden tam 30 yıl geçti, dün balonlar alınan ''O kız 19 yaşındaydı.. ''
bugün ise ;  O gelip geçen her yıla inat , bir adet  sevgi gülü geldi :) anıların saflığını ve masumiyetini  beyazlar, masalımızı ise  kırmızılar temsil ediyordu !
30 gül, demet demet nergisler eşliğinde yeniden benimle buluştu.... nice yıllar olmuştu ikisini bir almayalı ! nice yıllar olmuştu böylesine duygulanmayalı...Masal evimiz buram buram 1982 deki gibi sevgi  kokuyor ve ben bu kokuya tapıyordum.....

2 gündür  evde, arabamda, YANA YAKILA bana armağan ettiği M.F.Ö.   Cd. arıyorum, tam ümidi kesmiştim ki, kocaman vazonun ortasından,  kalpler eşliğinde bana bakıp,
Üzerindeki nottan '' ne güzel şeysin sen ! yaşın hep 19 '' diyordu.....  :=)

ne güzel şeymiş  'O'' gözlere öyle görünmek ! ne güzelmiş öyle kalabilmek....hep böyle sevilmek.......birde gıyabınıza şarkılar armağan edilmek.....

SEVGİ GÜNÜNÜZ EBEDİ OLSUN,
SEVENLERİNİZ ÇOK OLSUN...

MAZHAR ALANSON'A SONSUZZZZ SEVGİLERİMİZLE..

Read more...

UÇURTMAMIN KUYRUĞUNA TAKILAN HATIRALAR

>> 14 Kasım 2011 Pazartesi

ZENCEFİLLİ SALEP       ( Valide Sultan Usulü ) (tarif 1 ) (tarif -2)



Soğuklara, hastalığıma teşekkür ediyorum aslında....
11 gün boyunca beni gezmediği diyar, dolaştırmadığı, anı, hatırlatmadığı insan kalmadığı için Çok ama çok teşekkür ederim Faranjitim sana.

Boğazın soğuğu, ayazı, poyrazı bir yere benzemez !
Deli dalgalar, deli akıntı başladı mı , vapurlar çalışmaz olur bazı bazı saatlerde...Zaten el etek çekilir sokaklardan kimseler görünmez olur !
Bizde o kış günlerinde gençliğin yarı cehaletiyle okul çıkışı, Kandilli- Beylerbeyi arasını yürür ! dona dona eve kendimizi zor atardık..

Böyle bir gündeyiz, sene sanırım 1978-79 / kapıyı çalıyorum, valide sultanım yeşil yünlü elbisesisin üzerine şalını almış, kapıyı açıyor, hayretle suratıma bakıp 'sakın bana bu havada ,yürüdüm mürüdüm demeyesin''diyor !! 'Bu ne hal, mosmor olmuş elin,yüzün ! '' Geç, geç hemen sobanın yanına ısın , sonra giyinirsin'' diyor....
Çıtır çıtır yanan odunların sesleri hala kulağımda....
Camdan denize doğru bakıyorum ,çok dalga ve kuvvetli poyraz var, ahşap pencerelerimiz sarsılıyor .. Caddedeki parke taşların üzerine düşen yapraklar ordusu , asker misali dizilmiş,  insanlar ise sımsıkı sarılmış paltolarına , rüzgardan savrula savrula yürümeye çalışıyorlardı ...
Çok ,ama çok soğuk bir kasım sonuydu ..

Mutfaktan gözünün ucuyla bana bakıp '' Sobanın yanından ayrılma ''diye sesleniyor valide sultanım, kaşları çatık !
Bu arada o taraftan o kadar güzel bir koku yayılıyor ki......milim milim, bütün koku hücrelerim harekete geçiyor... İlahi bir koku odayı kaplıyarak, tüm nefasetiyle valide sultanımın ellerinden , benim ellerimin arasında yerini alıyor...
Rahmetli anneannemin fincanı bu ! İçinde hakiki ev yapımı valide sultan usulü salep var... Oda kendi annesinden öğrenmiş elbet !
Tarçınlı sevsemde, Validem hastayım diye bol zencefilli yapardı , ömrüne bereket.....
Derin derin kokluyor ve fincanın sıcağıyla tüm bedenimin de ısındığını hissediyordum..

O akşam da aynen böyle çok hasta oluyorum ! Bir fazlası var, kuvvetli öksürük de eşlik ediyor gecenin ileri saatlerinde .. Ayrılıyor sanıyorum, boğazlarım, ciğerlerim sökülüyor.
Göğsüme konan sıcak havlular, ayağımda sıcak su torbaları, İlaç falan hatırlamıyorum şu an, ama ,günde 3 kez salep ve zencefilli ıhlamur içtiğimi, annemin baharatları kaynatıp süzüp içirdiğini hep net hatırlıyorum...
Salep öksürüğe çok iyi gelir ''derdi valide sultanım !! zencefil karanfil olmazsa olmaz derdi bir de .. Olmazdı da :=)

Hepimizin ortak çok anıları vardır elbet kış aylarına dair,  saleple bozayla ve diğerleriyle....

Çocukluğumuzda ,Akşam sokaklarda, çarşı- pazar aralarında , bembeyaz giyinen, önlüksüz işe çıkmayan, o sapsarı, ışıl ışıl parlayan prinç salep güğümlerinden mis gibi hakiki salepler akardı, bozacılar geçer, kestaneler közlenir, leblebiler kavrulurdu üzerine.. Valide sultanım çok iyi bilirdi bunları .

Bayram arefesi çok ani bir telefon alıyorum ve ucundaki canım arkadaşım Belgin, sevgili babacığının  vefat haberini veriyordu ağlıyarak  :((((
''Beylerbeyi'nden kalkacak, oradaki kabristana defnedeceğiz ''diyordu..
Herşeyi bırakıp koşuyorum...Zaten evde değildim, rotayı boğaza  çeviriyorum...
 Boğaz sert sert esiyordu camii avlusunda ...
Görevler tamamlanıyor ebediyete intikal bitiyordu. Akşam duasını yapmıştık ve  evlerimize  dönüyorduk..... 
Nurlar içinde yat Kemal amcam.. Babama da çok ,ama çok selam söyle  :(

Arefe gecesi , bayram sabaha karşı çok hastalandım, masal kahramanım, evin karadutları da diğer günler hasta sayısına dahil oldular ..
Sevimli bir hafta olmadı, bayram ise HİÇ OLA-MADI ! Tüm planlar iptal edildi !!
Validem imdadıma yetişti, tarhanalar, elleriyle kuruttuğu kuşburnu, salepler yolladı, kestaneler, kavrulmuş leblebiler de , bonuslarıydı, bayram şekeri niyetine :=)
Çok üzüldü ,ama Ona da geçmesin diye, izin vermedik , görmeye gelemedi..
Anne eli değen her şey gibi şifalandık kısa zamanda.
Hepsi iyileşti şükür , ben gözümü dün açtım nihayet ...Eksik kalmadı, Sinüzitte yaptı yapacağını..

Ellerimin arasında valide sultan usulü salep, hatıralarımın uçurtmalarına takılmış eski çocukluğum, tüm anılarım, 3 katlı evimiz, çeşmeli köşklerle bezeli  eski çınar sokağımız, buğulanmış camın ardından geçen gemiler, beyaziş perdeler, dantel kenarlı mavi atlas yorganım ve yastığım, çıtır çıtır yanan odun sesleri, közlenen kestane kokuları, yerdeki İsparta halıları, prinç ayna, ceviz konsol, pikap, plaklar, sehpadaki  prinç döküm seramik  antik vazo, duvardaki damla şeklinde eski aplikler, kocaman bahçe, hurma ağaçları, parke taşlı boğaz yolları,  ezan sesleri, duvardaki antika radyo, siyah beyaz tv, validesinin o güzelim bal rengi ceviz berjerine kıvrılmış o küçük  kız, dibinden ayrılmayan kocaman av köpekleri, rahmetli babasının şefkatle bakan kocaman mavi gözleri, tatlı gülümsemesi, sobanın üzerinde portakal kabukları,  o güzel mavi emaye çaydanlık, içinde kaynayan karanfilli ıhlamur, validesinin şarkılar mırıldanışı, pötikareli chanel  döpiyesleri,  sivri burunlu rugan ayakkabıları, hepsi bu uçurtmanın kuyruğuna takılıp, beni gezdirip, sarıp sarmalayıp, yeniden ısıtmaya yetiyor da artıyorlar bile...
SELAM OLSUN O YILLARA.....
HEPİMİZE AFİYETLE MUHABBETLE, SEVGİLER KATSIN..

Read more...

AFFEDERSİNİZ, BAKARMISINIZ ???

>> 9 Ağustos 2011 Salı


SANDIKTAN ÇIKAN DOSTLUK...

HANİ HAYAT TESADÜFLERDEN İBARET DEDİRTEN CİNSİ ???

Ne çok şey düşündüm bugün, ne kadar gerilere gittim, yol aldım, bugünlere geldim, buradan taa ilerilere gidip, en yakın virajdan geriye aldım herkesi, herşeyi.....
kalanları, gidenleri, gelenleri, gelecekleri, hayatıma değip uçanları, bana yakın olmak isteyenleri, istediklerimi, istemediklerimi falaan falan...Zaten Ben! düşünmeye başlayınca ,hayatıma hep yeni sayfalar açılıyor !
NASIL MI ?

Siz de mutlaka geçmişten birilerini bugünkü hayatınıza merak edip çağırmışsınızdır.
Önce aklınza düşmüş, sonra merak etmiş, daha sonra hayali düşüncelerimizde nerede, nasıl , ne yaptığını soran zamana davetiyeler çıkarmışsınızdır mutlak .
Acaba benim kadar merak edip ! bu merakını en olmadık zamanlarda cap canlı karşınızda görerek yaşayan kaç kişi var kimbilir içinizde ??
Çook uzun yıllar evlilik, çoluk cocuk, okul hayatları, yaşam mücadelesi vs vs .. derken çok fazla düşünemediğim, ama hiçde unutamadığım çocukluk arkadaşlarımın TÜMÜNÜ ! Evet inanın TÜMÜNÜ ,bugünkü hayatıma ,düşünce gücüyle davet ede ede buldum !!!
Tesadüf yok benim hayatımda ! İstedim oldu '' diyebileceğim kadar kolayca ulaşıyorum, sevgili arkadaşlarıma.. Bunu nasıl açıklayabilirim bilemicem, tek bildiğim sadece ''aaa benim falan arkadaşım vardı, sahi nerelerde, nasıl bulurum, hangi şehirde, hangi ülkede, sağmı, selimmi'' diye düşünürken , çok basit bir şey yaşıyorum, yada çok inanılmaz bir hikaye oluyor, hayatıma buyuruveriyorlar !!!
Lütfen satır satır okuyun şimdi bir örnek yazacağım ilk kez !
Kış aylarıydı, bahara yürüdüğümüz mevsimin soğuğunu yinede iliklerimize dek hissettiğimiz zamanlardı. 30'lu yaşlarımın başındayım ! Elimi sıkıca tutan,o yıllarda ,çok ama çok şirin 2 numaralı karadutumla ,ağbisini okuluna bırakmış,dönüyoruz. Aklım son günlerde gördüğüm rüyayla o kadar meşgul ki, başka birşey adeta düşünemiyorum !! Yüzünü hayal meyal hatırladığım, ama O'nu düşünmekten hiç vazgeçmediğim bir ilkokul arkadaşımı görüyorum rüyamda. Enteresan olan ise, düşünmeye başlıyorum, ardından rüyamda görüyorum ve hikaye başlıyor !!!!
Biz ana-oğul şekerparemle evimize doğru yürürken, önümüzde minyon ,kızıl saçlı, siyahlar içinde genç bir bayan yürüyordu, 2 araba boyu mesafe var aramızda, hızlı yürüdüğünden yanımdan geçerken, gözüm ayağına ilişti, çok hoş bir bot vardı ayağında ! Benim haftalardır aradığım bir model, ammavelakin hiç bir mağazada denk gelemediğim bir durumdu !! İçimden sormak geldi ama ne mümkün !

Kıvranıyorum adeta , çevirip sorulmaz, sorsam ne işitirim, zaten hayatımda yapmamışım böyle bir şey !!!! kafamın içinde binbir senaryo çırpınıyorum yolda yürürken , derde bakın ! :)
Genç hanım yürüyor, bizde ardından, merakım depreşti de depreşti, evine kadar takipmi etsem, daha nereye kadar yürüyeceğiz ki, hem eve gittiği ne malum ? zaten geldik benim eve de !!!

Nolcak şimdi ? peki çevirince nasıl sorarım ''nereden aldınız botunuzu'' diye ??? Ayıp valla daha neler, nerdense nerden ,unut gitsin ,pabucunmu yok sanki ? yürü al çocuğu üşüdü zaten, gir ,otur evinde !!!
Hem zaten yapamam yani...... nasıl sorucam ki ? derkeeeeen nasıl yaptım, nasıl cesaret ettimse sormayın gitsin ,can havliyle :)


- ''Çok affedersiniz ! bakabilirmisiniz lütfen ? '' diye ensesine seslendim
ne ayakkabıymış yarabbim, sanki altın kranpon alıcam :)

- !!! Genç hanım hızlıca yürüyordu ya , şöyle bir omzunun üzerinden geriye döndü ' banamı diyorsunuz ?? ''
- Evet !!!!!!.....şey ..çok manasız gelebilir ama, ben botlarınızı çok beğendim ...
nereden aldığınızı öğrenmek istiyorum .. da....... (içimden : allahım yer yarılsın da içine düşeyim , hatta çıkmıyayım inşallah , okadar fenayım yani !! :))


SESSİZLİK ... !!!!! ( gözlerini gözlerime dikmiş !! bakıyor allah da bakıyor ....
konuşmuyor da , cevap da vermiyor !!!!!! sadece dikkat kesilmiş bakıyorrrrr !!!!!!!!!!!!!!!
AA..aa .... gülüyor mu ne ? Şaşırdı tabii benim o halime ,surat ne halde kimbilir, yerde yarılmadı, hala üzerindeyim asfaltın :))

Ne söyliceğini kestiremiyorum, kal gelmiş gibi sadece bakıp gülümsüyor !
Nihayet :
-'' Eşimle Çemberlitaş tarafındaydık !!! Oradan aldık !!!!!!!
Şeyyy.. bende size bişey sorsam ? (biraz cesaretsiz ! )
- Tabbii tabii buyrun ??????

( ben Anadolu yakasında oturduğumdan bu adres çok uzak geldi, fena canımı sıkıyor zaten bu durum , bide üstüne ne soracaksa artık ..istermisin O da benim ayağımdaki botları sorsun :=) Olurmu olur , hem az güzel değiller yani benim botlar da !! :=) yarışırız ..
ve soru geliyor !!
-siz Beylerbeyi İlkokulunda okudunuzmu ?
- !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! E.. ee ..eevet !
-Rahmi Hocada .
- !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! A eveeeet !!
-Nuray !!!!!!!!!!!! BENİ TANIMADIN MI ??????????????????????? !!!!!!
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

?????????????????????? ( !! Nasıl yani, ama bide adımı söyledi hemde )
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
-BEN BELGİN.
.........................................................

İç ses : Allahım Belgin !!! O iri bal rengi gözler, güzelim uzun kirpikler, bal rengi saçlar

3. sınıfta Beylerbeyi'nden taşınmışlardı , en sevdiğim sınıf arkadaşımı kaybedişim, 8 yaşından sonra hiç haber almadığım, neye benzediğini bile bilmediğim arkadaşım BELGİN, Daha 5 gün önce rüyamda gördüğüm ,şaşırdığım, hala kendime gelemediğim , can arkadaşım BELGİN KARŞIMDAYDI !!!!!!!!!!!!!
''Hiç değişmemişsin demesin mi !! 7-8 yaşımdaydım taşındıklarında ,ben ise kendini tanıttığında ! sadece gözlerinden tanıdım oysa ! )
8 yaş nere, 30 lu yaşlar nereye ??
ASIL RÜYA BU OLMALI :=)

Herhangi bir iş günü, çocuğunuzu okula bırakmış dönüyorsunuz, Yol ya bu, önünüzde tabii ki biri-leri yürüyor, herkes gibi sırtı dönük, yüzünü de görmüyorsunuz, görseniz ne yazar tanımazsınız bile, bide üstüne üstlük ta kendini ! çevirip ,hayatınızda hiç yapmadığınız bişeyi yapıyorsunuz, haftası, günü, saatleri bu kadar denk gelecek veeee ... kader size göz kırpıp, en değerli hediyelerinden birini çıkartıp, bir bahaneyle karşınıza çıkarıyor, sizde bu gerçek yaşanmışlığı masal yapıp yazıyorsunuz :=)
ŞİMDİ BUNA NE DERSİNİZ ????????? TESADÜF MÜ ?
:=)))
Sizi bilemem ama , sanırım sizlerden çok çok daha şaşkınlıklar içinde kalıp, uzun yıllar boyunca, tanıdığımız her yakın kişiye bunu anlatıp duruyoruz beraberce..
Hani Yoncalarım '' dediğim bir grup varya , evet efendim İçlerindeki Belgin '' O'' Belgin !
Hani belki bir gün sizde birini çevirip ,bişey sorarsanız ! :=) benim kulağımı çınlatınız olurmu efendim ? :=)
KADER EN DEĞERLİ ARMAĞANLARINI HİÇ BİRİNİZDEN ESİRGEMESİN...
ÇOK SEVGİLER..

****

Read more...

ADINI KALBİME YAZDIM !!!!!!!!!!!!!!!!!

>> 1 Eylül 2010 Çarşamba

SENİ ,DÜNYA KALBİNE YAZDI






































ADINI KALBİME TAAAA 1991'de YAZDIM !!!!
VE HİÇ KIL OLMADIM.
İlk gördüğüm günü anımsıyorum 90-91 yıllarında olmalıydı ve hatta bir eğlence programında görmüştüm.
ayağında sarı-siyah kareli bir pantalon,üzerinde siyah gömlek, pantalonu ile aynı kumaştan sarı kareli kravat takan, enterasan şarkı sözlerini yorumlayan, durmadan kıl oldum abi diyen :) bir video-klip seyretmiştim o programnda. Hatta kısa sürede tüm Türkiye bu 20 yaşındaki genç çocuğa kilitlenmiş ve ne çabukda KIL OLUVERMİŞLERDI !! :(
Ben ses ve müzik eğitimi almış biri olarak ise hemen sesinin rengini ,gırtlak nağmelerini ,vurgularını ve kaçınılmaz YÜKSELİŞİNİ taaa o günden görüp anlamıştım.


Ben O gece ! bu güzelim duru sesi ve O güzel, ama çok güzel bakan bir çift yeşil gözü kalbime yazmıştım, yazarken de tıpkı evlatlarıma her daim dediğim gibi , 'O'na da ' ALLAH SENİ KORUSUN, ESİRGESİN TÜM KÖTÜLÜKLERDEN '' diye yıllarca hep dua etmiştim !!!


zAMAN GEÇTİ, her albümünü aldım, gitmediğim hangi konseri kaldı kimbilir ...Şehir içi, şehir dışı, yurt dışı denk geldikçe ,hemen hepsini bilirim...

Eski şarkılarını ise daha bir sakladım kalbime,
En çokda Kış güneşini, yandım yandımı sevdim, unut beni, ikimizin yerine ,unutmamalı ise Unutulmazlarım arasına aldım , bende Hiç Unutmadım !

Hele birde sanat müziği söylediği anları ise, yüreğimle dinledim.. Arabamda ayrı Cd, evde ayrı CD , ofiste hep ayrı Cd oldu...
Çoğu kez PC.de masa üstü resimleri olup, bazen de takvim olarak çalışma masamda bana gülümsedi durdu. Bunları yapmak veya yaşamak için illa lise talebesi olmak gerekmiyor tabii !!! Sevginin Yaşı Olmaz '' O tüm sevgileri fazlasıyla hakediyor .

O şarkılarını söylerken ,''sen başkasın'' derken kendini anlatıyordu aslında, evet ya tamamen haklıydı.. Başkaydı çünkü.
SEN BAŞKASIN TARKAN..
HEMDE ÇOK BAŞKA...


AH BİRDE SENİ BÖYLE ÜZMESELER ((( ....

Dün 31 ağustos, yani yaz mevsiminin son gününü seninle bitirdi tam 7200 seni seven kocaman kalpli insan seli ..


şarkında dediğin gibi '' Sarhoşluğun geçmedi hala ....''''



TÜM TARKAN SEVERLERE HEDİYEM OLSUN EFENDİM.
ÇOK KIYMETLİ MASAL KAHRAMANIMIN DA , BANA BİLMEM KAÇINCI KEZ YAPTIĞI UNUTULMAZ BİR JESTİ .


7. konser 4 Eylül 2010 ''


TÜM SEVENLERİNE..


Read more...

DÖRT MEVSİMDİR ADIM (MİM - 3)

>> 18 Ocak 2010 Pazartesi



Tanrım, Bana değiştirebileceğim şeyleri
değiştirmek için GÜÇ,
Değiştiremeyeceğim şeyleri
kabul etmek için SABIR,
ikisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ver.

mim- 1
mim -2

Geçmişin DERİN SEYAHATlerinden geri döneli çoookk çokk uzuuun yıllar oLuyor. Herkes kadar aldığım acılara, sevgilere, yaşanmışlıklara artık arkama bile bakmadan yürüyorum hayat denen maceralı yollarda...
Onlarda artık ahkamı kesip oralarda ve gerilerde kaldı.
İNSANLARI ANLADIĞIM, NERDE NE YAPMAM GEREKTİĞİNİN adını koyduktan sonra tüm yollarımı IŞIKLI halde yürümeye devam ediyorum , hemde emin adımlarla !
Şİmdi sakin bir gölde, bir kuğu misali salınıp duruyorum, olabildiğince huzur ve dinginlik içinde...
Bataryama bakıyorum her an şarjdayım sanki.. Her an , her şeye hazırım yani. Enerjik ve dolu görünüyorum olsamda , şuda bir gerçekki pil biraz eski.
Batarya dolsada yarı yolda her an kalabilirim gibime de geliyor,

Varsın olsun diyorum , gerekirse operatörden bağlanırım ))

Bir başka virajı dönüyorum.. önümde ketler, barikatlar kurup kamuflaja bürünmüş bir takım kişiler görüyorum, ama ben yinede tanıyorum onları.. Umursamıyorum ve hiç yılmıyorum arkama bile bakmadan yoluma devam ediyorum. Her nedense hiiiiçde KANDIRILAMIYORUM...Akıllımı yım ?

yok ! hayat tecrübesi diyelim !
Babamın sözü aklıma geliyor, '' çiçeğe bak ama ,çekip de köküne bakmaN daha iyidir, sağlammı çürükmü anlamış olursun '' diyor gençlik yıllarımın ötesinden .
Bense önceden kökünü bildiğimden, çiçeklerime gözüm gibi bakıyorum .....
Diğerlerini ise Neyle kamuflajlanmış olursa olsunlar, onları da İç Gözümle- Derinden ayıklıyorum !

Bazı zamanlar oluyor, oturuyorum ve izliyorum karşımdaki yüzleri :
Beni Özellikle kandırmalarına ! hatta bana yalan söylemelerine ve dahası bana OYNAMALARINA İZİN VERİYORUM ! Evet evet, MÜSAAEDE ediyorum :-)
Sonra karşılarına geçip ,onlara kendilerini en baştan seyretmeleri için, Sevdikleri film olan PİNOKYOYU başa sarıp oturtuyor ve kendileriyle başbaşa bırakıyorum !!!!! ve elbetteki tamamen aradan Çekiliyorum.
Yapım böyle , affetmeyi ne yazık ki hiç öğrenemiyorum !
ve Hayatın bana kattığı akıl oyunlarını daha çok seviyorum !

Bu aralar cesaret geldi.. Doğduğum topraklara daha sık gidiyorum artık, babam olmasada :( oralarda bıraktığı-mız ayak izlerinden yürüyorum..... başka bir hava solusamda O olmadan , yinede onsuz maviliklere selam yolluyorum...


Çocukluk yıllarımda şimdilerde boğaz köprüsünün olduğu yerler ADETA benim sığınağımdı,
büyümüşde küçülmüş yanım, o enfes papatya gelincik dolu tepelere konar , çayır çimenler arasına uzanıp , çocuk gözlerime, adeta güneş gözlüğü takarcasına büyük gözleri takıp derinlere gider , geleceğin inşaalarını kurardım birer birer..
Peki ; Çocuk olmuşmuydum sahi ? .... Peki ama ben neden hep büyüktüm !

DİYORUM Kİ ;

insanlarmı yoruyor, benmi yorgunum , yoksa yeterli mi değilim ??? artık bunu da fazla irdelemeden geçiştirip, hayatın bana müsade ettiği kadarıyla, yolları adımlıyorum... İnsan ,zor zanaat !

Hayat benim için çayımın karanfili - limonu, kahvemin kokusu, pamuk şekerim -elma şekerim kadar keyif aldığım doyumsuzluktur. Herşeyiyle bağlanmışım ben bu atmosferde.
BESBELLİ Kİ İŞTE BÖYLECE BEN HAYATA AİTİM.

Köküm kuzey ,tutunduğum dal batı. Ülkem gibi ,coğrağfik yapım hem doğu-hem batı ,demekki oryantallik var benim kanımda :) çok renklilik burcumun özelliği, hareketliliğim, insana doymayışım, herkese çok yakın oluşum ;
bir okadarda mesafeli- vakur duruşum da baba genlerimden gelmiş olsa gerek......

ha...Kuzey rüzgarımı ? malum serttir ; estimi TAM ESER ! :)

Oku oku doymayışım, gez dolaş bıkmayışım, dünyalara sığmayışım da bir başka özelliğim. Şarkılar mırıldanışım, müziğe sevdalanışım, sanata- doğaya -tabiata düşmüşlüğüm, hayvanları sevişim, kelebekleri- kuşları öpüşüm, Yaradana bağlanışım, evrene hayran oluşum bunlar işte BENİM VAROLUŞUM.


Yemek -Sunum- sofralar ÖZEL İLGİ ALANIM, İstanbul-boğaz en büyük sevdalığım, MASAL'ım yaşam tarzım, Beylerbeyi, Kandilli, Hisar Tüm eğitim hayatım, Otomotiv iş yaşantım, 27. yılı dolan evlilik sanatım, hiç bir iddiası olmayan gayet sıradan insani yaşantım, Hakiki samimiyet, ciddiyet, sevgi-saygı bakış açım, yoğun sosyal faaliyetlerim, telaşlarım, heyecanlarım,

fidan gibi gibi görünsede !!! :) Çınar olmaya adımlar kalmış yaşım başım :)
2 yetişkin delikanlım, Yol arkadaşım -MASAL KAHRAMANIM ,

soyağacım, valide sultanım ve tek kardeşim,
VATANIM- BAYRAĞIM-MİLLETİM-
KAHRAMAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK' üm
İŞTE KISACA HAYATIM............

SORARLARSA , DÖRT MEVSİMDİR ADIM.

Bana SON 1 YIL İÇİNDE YOLLANMIŞ TÜM MİMLERE İTAFIMDIR ..
KABUL OLA / nUnU

********

Read more...

MİM...İSTANBUL'DAN NELER GİTSİN - NELER GELSİN ????

>> 10 Şubat 2009 Salı



Çok sevgili  Geveze Kalemin  annesinin mimlediği ve
Yaşamın kıyısınında (nur) da beni MİMlediği İstanbul'dan neler gitsin, neler gelsin adlı konuya seve seve ev sahiipliği yapıyorum. (naçizane)
Mimleri sevmediğimi bilirsiniz,yok çantanda ne var-buzdolabında ne varlar bana göre değiller, bağışlayın bu yüzden beni. Zaten ne olabilirki dolaptan tavşan, çantamdan da pırasa çıkmaz :))...AYRICA NUR cuğum KADINLAR NE İSTER MİM'ide sırada bekleyenlerden :(((


AMAAAA:::::: BU MİM :
Benim gibi bir boğaz çocuğu ve ailesinde 65 yıllık Boğaz yaşantısı olan biri için gayet ayrıntılı bir konu olacak hiç şüphesiz. Sevgili Yaşamın Kıyısında enfes özetlemiş bu konuyu.. Mutlaka okuyunuz.


BENDE Kendi gözümle dillendireyim size.......
HAYDİ BUYRUN.. !!!!!!!!!!!!!!!!!


Bir şehrin kimliğini belirleyen, bence sade ve sadece O ŞEHRE DEĞER VERENLERDİR.Kendi olumlu kimliklerini, şehre yansıtabilen veya şehrin yansımalarını üzerlerinde taşıyanlardır.
Çok küçüğüm, 5 yaş civarı sanırım . Annem- babam biz 2 kardeşi, elimizden tuttuğu gibi haftsonları Gülhane Parkı'na götürürlerdi. http://www.panoramikistanbul.com/ Çok iyi hatırlarım şık giyimli hanımları, fötr şapkalı beyleri (babam da dahil) Kılık kıyafete çok önem verildi o yıllarda . Bayram ziyaretleri gibiydi geziler .
Yüksek sesle konuşulmaz, arsızlık yapılmasına müsade edilmezdi bizim dönemlerimizde.
Hemen annemin kaşları devreye girer, bizler annelerimizin kaşlarının aşağıdamı- yoksa yukarıdamı hareketleriyle organize olurduk :)))) !!!!
Gülhane hayvanat bahçesindeki tur tamamlanınca, OLİMPOS GAZOZlarımız :) alınır, oradan Beyoğluna geçilirdi. Mutlaka inci'de profiterollerimizi yer, eve dönüşte ise meşhuurrr İSTANBUL ÇİKOLATALARI alınırdı. Hey gidi günler :(((
( Bir başka yazıda daha farklı ayrıntılar anlatacağım sizlere.)


TARİHİ KALENDER VAPURU



Eminönünden dönüşler mutlaka güzel boğazımın NAZLI GELİNLERİ , Kalender, ve 64 vapurlarıyla yapılırdı. Birinci sınıf alınan mevkiide gider,amcaların birbirlerine ''siz buyrun efendim,rica ederim siz lutfediniz sözlerine şahitlik eder, şapkalarını usulca başlarından çıkarıp birbirlerine teşekkür edişlerine hayranlıkla bakardık. Doğaldı bunlar.. ÇOK DOĞALDI OZAMANLAR. Vapurlar bazen iskeleden öyle rötarla kalkardıki sıkılmak şöyle dursun eğlencenin tam ortasında olurdunuz o an..
Malumunuz efendim ben Beylerbeyliyim. Beylerbeyinde okadar çok paşazade, beyzade, soyları saraylara dayanan insanlar olurduki, bir karşılaştılarmı istanbullunun en afilli sohbetleri başlar,uzadımı uzardı. kaptan düdük çalmaktan bir hal olur, geç kalanlar söylenmekten bitap düşerdi kaptana :))))
Sonra çengelköye gelince yine aynı fasıl,malum oralar bağ-bahçe-bostan. tüm meyve sebze yükleninceye kadar,küfesi, sandığı taşınıncaya kadar vapura, bir hayli zaman geçerdi veee.. yine rötarr ... yine rötar.... :))))
Kuzguncuk ise kalabalık Musevi ailelerin oturduğu bir semt. Anası babası, çoluğu cocuğu, kardeşi, komşusu derken arkası gelmek bilmiyor, öyle bir hücüm ediyolarki vapura , al sana bir rötar daha... :)))
Böyleydi vapur sefaları ,maceraları biz çocukken......
AHHHHHHH........ HEPSİ GERİ GELSİN !!!!!!!!! :((((( HEPSİİİİ..


YOĞURTÇU
Kulakları sağır eden çıngır çıngır bir ses yankılanırdı sokaklarımızda. Koca bir çan ziliyle yoğurtçu geçer, arzı-endam sesiyle YOĞIIIRRRTTTÇİİİİİİİ diye seslenirdi :))
Diyarbakırlıydı da kendisi :)))) Camlar birer birer açılır, hanımlar işlerini yarım bırakıp, ellerinde taslarla ,tencerelerle yoğurt almaya kapı önlerine inerlerdi. Yoğurtçu amca kalın değneklerden 2 omuz başına oturttuğu kalın ağaç sopasını aşağı sarkıtıp ,yoğurt kazanlarını yere bırakırdı..Kapağı açtığında üzeri kapkalın kaymak tutmuş, taş gibi yoğurt, nazlana nazlana kaselerimize teşrif eder, öğünlerimizi şenlendirirdi. Şimdiki gibi tadı madı olmayan,katkı dolu gevşek ve sulu yoğurtlar ise sonsuza kadar GİTSİN diyorum hepimiz adına !!!!!!!!!! Diyarbakırlı yoğurtçu amcamız GÜLE OYNAYA GERİ GELSİN !!!!! :(((((
ZERZEVATÇI
Nasılda güzel olur du bahçeleriyle ,bostanlarıyla meşhur boğazımın sebzeleri-meyveleri bilemezsiniz. Kıvırcık salatalar en permalısından daha kıvırcık :) meyveler boğazınızı yakacak kadar bal-şeker- sebzeler en doğal halleriyle miss gibi kendi parfümleriyle kapımıza kadar gelirlerdi..
Yine sokaklarda sevgili arkadaşımız Karakaçan'ın sesleri, bazende nal sesleriyle, arabaları çeken şahane atlar olurdu. Anlardık ki zerzevatçı gelmiş. Gerçekten en sevdiğim anlardı. Bu Türklere has renklerdi çünkü .
( Bu bloğun temelleri taaaaaaa o yıllardan atılmış demekki arkadaşlar.... :))))))))
Bostanlardan henüz koparılmış tüm mevsim meyve ve sebzeleri, daha inanın üzerlerinde buğusu, gövdelerinde yapraklarıyla mutfaklarımıza girmek için birbirleriyle yarış ederlerdi. Tablo gibiydi her şey , doyumsuz bir tabloydu hemde...
KEŞKE BAŞKONUĞUMUZ OLARAK YİNE BUYUR ETSEM ,KEŞKE GERİ GELSELER ,O DOĞALLIĞA YENİDEN DÖNDÜRÜVERSELER.. :((((((
VE tüm genleri değişmiş tohumlar yok olup, şekli şemali bu eski dostlara benzemeyen tüm tarım ürünleri GİTSE !!!!!!! HEMENN GİTSE .. BİR DAHADA GERİ DÖNMESE.....


MACUNCU
Az daha büyüyünce ilk okul yılları başlıyor ,arnavut kaldırımlı boğaz yollarında , siyah önlüklerimiz beyaz dantel el örgüsü yakalarımız,bembeyaz kelebek kurdelalı saçlarımızla mücadele yılları başlayıveriyordu denize sıfır boğaz manzaralı okullarımızda. Her okul çıkışında miss gibi rengarenk macunlarımızı tahta çubuklara saran amcamız, leblebi şekeri aldığımız, pamuk helvalar sardırdığımız,kağıt helvalara dondurmalar koydurduğumuz , elma şekerlerine doyamadığımız lezzet duraklarımız vardı bizim.
Oysa şimdi okul önlerinde, esrar ve hap satan abiler, amcalar , !!! bütün renkli masum hayallerimizi yıkmakla, gencecik türk evlatlarının hayatına kastetmekle var güçleriyle direnmekte :(((((((
ELBETTEKİ BU HAİNLİKLERİN HEPSİİ GİTSİN.............. :((((
ESKİ GÜNLERİMİZ İSE SEVE SEVE, KOŞA KOŞA GERİ GELSİN !!!!!!!!!!!!!!!



1971 İLK KÖPRÜ İNŞAATI
Okul yıllarında, şimdi boğaz köprüsüne ilk çıkış olan NAKKAŞTEPEde ne papatyalar toplar ,saçlarıma taçlar yapar, ah ne gelincikler toplayıp içimizi serinleten şuruplarını içerdik.... Sümbüller, katır tırnakları topraktan fışkırırcasına başlarını uzatır,çimenlerde halı misali uzanır, güneşe teslim olurduk...10 yaşlarımdaydım, babam elimden tuttu ve o yıllarda başlayan köprü inşaatının ilk tabyasının denizden gelişini benimle beraber BEYLERBEYİ SAHİLİNden seyretti. Tüm kıyılar gazeteci ve insanlarla dolmuştu.Köprünün kuleleri bitmiş, çelik halatları gerilmiş, artık ilk tabya deniz yoluyla getirilmekteydi.



''Bak kızım bunun üzerinden yürüyüp, arabamızla geçeceğiz '' demişti babacığım.Yüzüne baktığımda masmavi o iri gözleri güneşten daha çok parlıyordu. ''demek havada yürüyebileceğim '' dediğimde ise O şahane davudi sesiyle kocaaaaamaaaaaannn bir kahkaha atıp, yanağıma konuvermişti :))))
AHHHHH... O TEPELER, BOŞ TEPELER YİNE ÇİÇEKLERLE, ÇAYIRLA , ÇİMENLE DOLSA, KELEBEKLER UÇUP YANAKLARIMA KONSA.....AHH KEŞKE GERİ GELSELER...........
Gelselerde, Çarpık çurpuk evler gitse, rant peşinde koşan hükümetlerce istilarla sonsuza kadar geri GİTSE !!!!!!!!!!!!!!!! :(((((

BEBEK AŞİYAN
Bahar gelir, Yaz gelir .... baharlar erguvan ,mimozalar leylak olur, Yazlar ise gül olur,ortanca , hanımeli olur, boğaza binbir endam katarlardı. Sandallarımızı denize indirir,ailecek mehtap gezilerimize başlardık,konu komşu-dost-akraba..



Kocaman bir motordu babamın ''nunu''su :))) Annemin çok sevdiği ZEKİ MÜREN'i, Gönül yazar'ı, Muazzez Abacıyı dinlemek için Beylerbeyinden motorumuzla şık şıkıdık biner, karşı komşu BEBEK AŞİYAN GAZİNOSU'na giderdik. Malum meşhuuuuuurr HANIMLAR MATİNESİ olurdu.Masalarda evden sarılan dolmalar-börekler- sahnelerde billur sesli HAKİKATLİ SANATÇILAR olurdu.Tertemiz türkçeleriyle, saygı ve sevgiyle söze başlar kulaklarımızın pasını silmek için saatlerce bülbül gibi şakırlardı.
BEN EN ÇOK ZEKİ MÜREN VE EMEL SAYINı severdim.


BEBEK GAZİNOSU
Gönül yazar ise bebek gazinosunun müdavimiydi...bazen yine mehtap gezilerine çıktığımızda, yakamozlar dans ederken,ay ışığı boğaz sularıyla raksederken biz baba-kız gönül yazarı dinler, uzak vokalistler olarak eşlik ederdik.
Şimdiki gibi yer altlarında batakhaneler olmaz,barlarda şarkılar söylenmezdi o yıllarda.
Ailecek gazino kültürü edinmiş, bu şahane seslere ve yıllara keyifle ,şahitlik etmiştik. Çok kıymetli ses sanatçılarımızı , ellerinin tersiyle geri itip, anlamadığım garip şiveleriyle,kötü türkçeleriyle, çığıran,avaz avaz nara atan ve hatta teknolojinin yardımıyla gırtlaklarından çıkamayan seslerle SANATÇI adı almış tüm KÖTÜ SESLER İSE, HEMEN GİTSİN..
Bülbül misali şakıyan , dinlemekten bımadığımız, her yaşadığımız olayda binbir anıları olan şarkılar ve şarkıcalarımız ise GERİİ GELSİN !!!! HİÇ GİTMESİN ..

1973 KÖPRÜNÜN İLK AÇILIŞ GÜNÜ
Tek kelimeyle her anını gün be gün,an be an yaşadığımız, bu 3 senenin sonunda, nihayet 2 harika olay birden olmuştu. Boğazın İNCİ GERDANLIĞI tüm haşmetiyle ortaya çıkıp, yıllar yılı taşıyacağı misafirlerini kucaklamaya hazırdı..İnanılmaz bir gündü.. Yürüyerek bir uçtan ,diğer uca geçmiş sanki bambaşka bir boyuta gelmiştik. Çocukluk işte, Evimizden her gün sayardım geçen araçları..Düşünün okadar azdıki araç sayısı o yıllarda. SENE 1973 :)) nede olsa !!!!!...
2. Unutulmazım ise babam gittiği Almanya seyehatinden dönmüş, gelirken ilk siyah beyaz TV 'mizide getirmişti... Artık annem için ZOR AKŞAMların başladığı zamanlardı :)))))) ( gelen giden- ikramlıklar vs vs vs :)))))))
BÜTÜN BOŞ YOLLAR, O KOCAMAN BOŞ TEPELER, TRAFİĞİ OLMAYAN CADDELER, KORNASIZ GÜNLER, EGZOZSUZ HAVALAR , HEPSİ HEPSİ GERİ GELSİN.... !!!!!!!!!!

ORTAKÖY
Her ne zaman sahilden baksam, karşı komşum ortaköyle selamlaşırdık. Her ne zaman ortaköye gitsek,doğduğum büyüdüğüm BEYLERBEYİyle ise öpüşürdük. Bazı komşular vardırki, hiç ayrılmazlar birbirlerinden, dünya döndükçe-alemler yaşadıkça varolurlar.....
BEYLERBEYİ VE ORTAKÖY de DÜNYA DÖNDÜKÇE AYRILMAYAN EN ESKİ KOMŞULAR olarak hep selamlasınlar bizleri HİÇ GİTMESİNLER !!!!!!!

BEYLERBEYİ CAMİİ (Babamı uğurladığım son yer )



Bir peri gelse,elinde binbir sihir dolu değneğiyle,tüm çirkinliklere dokunsa,
İstanbulda bu sabah bir çocuk doğsa,adı ''UMUT''olsa,geleceği hep o kanatlasa,
Melekler yeryüzüne uçsa,bu eşsiz şehrin göklerine resimler çizse,o resimlerden gülen yüzler seslense,
Yağmurlar sevgi olarak yağsa,yürekler hiç ağlamasa,
Hiç bir kötü göz, bu eşsiz şehre bakmasa, hoyrat eller artık daha fazla dokunmasa ,helede anılarımızı hiç kaldırmasa

HANİ BİZLERDE NASREDDİN HOCA TORUNLARIYIZ YA....
DÜŞÜNDÜMDE BİRDEN,



YA TUTARSA........................................
(birdutmasalı)
--------------------------------------------------------------------------------------------
ZATEN GERİ GELSE GELSE ..   BABAM GERİ GELİRDİ :((((((((( !!!!!!

Read more...

MASALA SESLENENLER....

Yükleniyor...

ESKİ MASALLAR (arşiv)

  © Free Blogger Templates Autumn Leaves by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP