spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mayıs 22, 2021

Altınordu: İyi birey, iyi vatandaş, iyi sporcu


 

 Bugün bir hastam futbol antrenörü olarak Altınordu alt yapısında çalıştığını söyleyince;
"Altınordu sloganlarında hep futbolculuktan önce ahlaklı iyi insan olmayı öne çıkartıyor. Gerçekten öyle mi?" diye sordum
"Evet beni tarafsız kabul ederseniz gördüğüm kadarıyla öyle" dedi ve ekledi












"Türkiye'nin her yerinde oyuncuları izleyip seçiyoruz. 
Çok ayrıntılı değerlendirmelerden sonra takıma seçilen çocuklar Torbalı'da kampa alınıyorlar ve yıllarca orada yaşıyor, okullarına açık liseden devam ediyorlar. Tam bir kamp ortamı, her gün antreman var. Yemeklerde sofralarını kendileri kurup kaldırıyorlar. Sadece futbolla ilgili değil her konuda gözleniyorlar ve sürekli raporları tutuluyor. Mesela benim antremana yanımda kağıt kalem olmadan çıktığım vaki değildir.  Antremandan sonra her sporcu için şunu şunu yaptı, arkadaşlarıyla böyle ilişkisi var, bunları hep kaydediyor ve gün sonunda rapor yazıyoruz.
Bu her antremanda böyle" dedi


"Aileleri çocuklarını göremiyor mu?" diye sordum
"Haftasonları evlerine gidiyorlar. Özel bir durum olursa da gidebilirler tabi" dedi














"Sizden yetişmiş meşhur futbolcular da var değil mi?" dedim
"En meşhur Cengiz Ünder ile Çağlar Söyüncü var. Şimdi İngiliz Premier Ligi'nde oynuyorlar" dedi

































Konuyla ilgili bir gazete haberi

(Altınordu takımına Süper Lig'e yükselme Play-off finalinde başarılar diliyorum)

Cumartesi, Haziran 11, 2016

Cüneyt Çakır

 
 Bugün ehliyetini yenilemek için gelen bir hasta göz muayenesi olurken:
"Daha yeni hakemlik için göz muayenesi olmuştum" dedi
"Ne hakemisiniz?" diye sordum
"Futbol yan hakemiyim" dedi
"Yan hakemlik uzmanlık alanı mı, orta hakem de olabiliyor musunuz?" diye sordum
"Eskiden 3. lig altında hem yan, hem orta hakem olunabiliyordu ama  sonra değiştirildi. Artık baştan seçtiğin alan ne ise onda ilerliyorsun, bir nevi uzmanlık oluyor tabi " dedi
"Peki hep aynı orta hakem ile mi çıkıyorsunuz maça?" diye sordum
"Hayır sadece Cüneyt Çakır'ın sabit hakem grubunda oluyor" dedi



"Diğer uluslararası hakemlerin yardımcıları sabit değil mi? " diye sordum
"Hayır şart değil. Hatta eskiden dünya kupasında yan hakemler farklı ülkelerden  bile olabiliyordu. İletişim problemleri yaşanınca  hakemlerin tümünün aynı ülkeden olması kuralı getirildi" dedi
"Maç ücretleri ne kadar?" diye sordum
"3. ligde 800, 2 ligde 1300 lira civarında, ayrıca mesafeye göre  uçak bileti veya benzin parası da alıyoruz. Tabi bunlar yan hakem ücretleri, orta hakemler yaklaşık iki katını alıyor. 
Uluslararası maçların ücretleri bambaşka tabi" dedi
"Cüneyt Çakır çok para kazanıyordur o zaman" dedim



"Yani O ve ekibi dünyalıklarını yapmışlardır diye düşünüyorum. Şöyle söyleyeyeim, Akhisar Belediye'de falan oynayan bir futbolcu kadar kazanıyordur. Bir kere Dünya kupasında görevlendirilirdiğin anda direk 110 bin euro hesabına yatıyor. 



Avrupa'da da kupaların grup maçlarında bundan 5 sene evvel maç başına 5000 euro alındığını biliyorum. Orda da hesaplama maçın seviyesi üzerinden yapılıyor, finalin ücreti çok daha fazladır" dedi


Salı, Şubat 01, 2011

erden eruç





Geçen hafta İzmir'deki bir toplantıda Erden Eruç'u dinledim.
Ondan, bir insanın kişiliğini spor ve eğitimle nasıl çelik gibi yapabileceğini, önüne çıkan olumsuzluklar karşısında yılmadan kafaya koyduğu şeyin peşinden gidebileceğini öğrendim.
Kendisi okyanusu kürek çekerek geçen ilk Türk.
Üç okyanusu birden kürek çekerek geçen ilk insan!


Denizde en uzun kalma rekoruna (629 gün) sahip tek canlı insan. Rekorun sahibi okyanusta kaybolmuş.
Evini satarak aldığı kontrplaktan yapılmış, ikinci el teknesiyle giriştiği bu macerada teknesine Türk bayrağı çekmek, girdiği bütün limanlarda bayrak göstermek, ülkesini tanıtmak istemiş, ama mevzuattaki tekne tanımı motor şartı getirdiği icin kas gücüyle kullanılan bu kurekli ozel kayığın Türkiye’de kaydı yapılamıyormuş. Üstelik denize elverişlilik belgesi alabilmek icin tekneyi ta Amerika'dan Türk sahillerine getirmesi gerektiği için bunu resmi olarak yapamamış.


İzmir liman idaresinde danıştıkları bir bürokrat "Sen bayrağı yine çek, engel olan mı var" diye akıl vermiş ama son çıkan ticaret yasasıyla artık Türk bayrağı taşımaya hakkı olmayan teknelerin bayrak çekmesine 6 ay hapis cezası getirilmiş.


Denizleri kürek çekerek, kıtaları bisikletle ve yürüyerek aşıp tam bir dünya turu yapmayı planladığı bu seyahatinde ayrıca her kıtanın en yüksek zirvesine de tırmanıyor.


Hayır amaçlı projeleri hayata gecirmek için, oturduğu Seattle’da kurduğu vakıftan, kendi deyimiyle günümüzün köy enstitüleri olan yatılı bölge okullarına 7 yılda sadece 70 bin dolar yardım yapılabilmiş. 2007 yazında Türkiye’den Aktaş Group sponsor olalı beri, Türk'lerden gelen bağışları Ilkogretim Okullarına Yardım Vakfı’na (İLKYAR) yönlendirmiş. Halen o tarihten once projede kilitlenmis ve yarısı Türk'lerden gelmis olan 75 bin dolar civarında bir bağışı da yine hayır amaçlı olarak serbest bırakabilmek icin nakit sponsorluk arıyor.



Erden Eruç'un sitesinin linki


Çarşamba, Nisan 14, 2010

izmir futbolu






Bugün allerjik rinit yakınmaları ile başvuran bir futbol teknik direktörüne
"Geçen hafta Alsancak stadında kavgalı bir maç mı oldu? Bisikletle geçerken yol boyu cam kırıkları gördüm" dedim
"Ha evet, Altay ile Bucaspor'un maçı vardı, sonrasında Altay'lılar taraftarları taşıyan belediye otobüslerini taşladılar. Ne yazık ki bu kültürü yerleştiremedik" dedi
"Altay mı yenildi?" diye sordum



"Maç berabere bitti, ama Altaylılar içlerine sindiremiyorlar. Kaç yıldır uğraşıp çıkmadıkları süper lige aşağılardan gelen Bucaspor bir senede çıktı" dedi
"Bucaspor birinci lige mi çıktı!"diye hayret ettim
"Bir iki puan daha alırlarsa çıkacaklar. İyi bir şey tabi, İzmir'in de birinci ligde bir takımı olacak" dedi



"Nasıl başardılar Göztepe'nin, Karşıyaka'nın, Altay'ın bunca yıldır yapamadığını?" diye sordum



"Yönetim göreve gelir gelmez altyapıya önem verdi. Kaynaklar'da 4 tane antreman sahası yaptılar. İzmir'de başka çim saha yok zaten. Altyapıdan gelen iyi oyuncuları var " dedi
"Göztepe'nin Gürsel Aksel Stadı çim değil mi?" dedim



"Orası suni çim. Futbolcular koşarken bile sakatlanıyorlar. Suni çimde halı saha maçı gibi antrenman mı olur. Göztepe yönetimi sanki olaya ticari yaklaşıyor gibi. 5 liraya forma ürettirip 60 liraya satıyorsun. Taraftar da ateşli, ikişer ikişer alıyor, güzel para!" dedi



Allerjisi için Flutikazon nasal sprey 2x2 yazdım , sabahları evden çıkmadan kullanmaya özen göstermesini söyledim.

Çarşamba, Haziran 17, 2009

futbol




Bugün sağlık raporu isteyen 17 yaşında bir gence sebebini sorunca
"Futbol seçmelerine katılmak istiyorum" dedi
1 ligde alt sıralarda yer alan bir kulübün seçmelerine katılacakmış.
"Seçilirsen transfer ücreti ödüyorlar mı?" diye sordum
"Başlangıçta 30 bin lira veriyorlar, ayrıca asgari ücretten maaş bağlayıp sigorta da yaptırıyorlar" dedi
"Peki oraya gidersen okulun ne olacak?" diye sordum
"Seçilirsen zaten yurtta kalır gibi kulüpte yatıp kalkıyorsun, yemen içmen oradan. Ayrıca seni spor akademisinde de okutuyorlar" dedi
"Seçilirsen bayağı hayatın kurtulacak yani" dedim
"İnşallah" dedi


"Şimdi para kazanıyor musun?" dedim

"Oynadığım kulüpten malzeme alıyorum. 2 yıl öncesine kadar malzemelerimi de kendim alıyordum. Kolay değil, ilkokul 1 sınıftan beri futbol oynuyorum. Bir çift krampon 160-170 lira, bir yılda 2-3 çift eskiyor. Kulübe gidiş geliş yol paraları falan, az masraf etmedi ailem de benim için" dedi


Fotograflar 94 milyon euro'ya Real Madrid'e transfer olan Cristiano Ronaldo

Salı, Ocak 15, 2008

taekwondo

Bugün taekwondo salonuna gitmek için sağlık raporu almak isteyen bir baba oğlulla taekwondo üzerine sohbet ettik. Gençler arasında yaygın olmasına karşın babanın taekwondo yapması ilginç geldi, neden bu sporu yaptığını sordum.
“Hem spor yapıyoruz, hem de icap ederse savunma amaçlı işe yarıyor” dedi.
"Gerçekten işe yarıyor mu?” diye sordum.
Baba
“Tabi siyah kuşağa gelmiş üç dana sahip biri 5 kişiyle başa çıkabilir” dedi.
“Dana nedir?” dedim.
Gülerek dan’ın siyah kuşağın üzerine alınan kıdemler olduğunu anlattılar. Kuşakları almak kolay, danlar zormuş. 9 dan varmış, 10. dan sembolik bir dereceymiş,
“Ordinaryus profesörlük gibi” dedi baba.

Sonra baba oğul Youtube’da izledikleri bir videoda gerçek bir müsabakada rakibini tek vuruşta deviren yarışmacıyı heyecanla, lafı birbirlerinin ağzından kaparak anlattılar.
Sporculardan biri klasik dövüşe hazırlanırken diğeri önceden planladığı bir uçan tekmeyi rakibinin kafasının arkasına vurunca nakavt oluyormuş.
Kuşakların nasıl alındığını sordum.
4 ayda bir federasyondan gelen dan sahibi uzmanların gözetiminde sınav yapılıyor, başarılı olanlar kuşak alıyormuş. Kuşaklar da sırasıyla beyaz, sarı, yeşil, mavi, kırmızı ve siyahmış.
“Babamlara iki kuşak birden verdiler” dedi çocuk.
“Neden öyle oldu?” diye sordum.
“Çocukları daha ince eleyip sık sokuyorlar” dedi baba. İleride müsabakalarda yarışsınlar diye iyice pişsinler, yoğrulsunlar isteniyormuş.

Ne sıklıkla salona gittiklerini sordum.
Kışın haftada üç gün 1'er saat gidiyor, ayda 40 lira veriyorlarmış. Hocaları çok iyiymiş, gerçek Kore’liymiş, üçüncü dana sahipmiş. Programları bir gün pumse, bir gün uçan tekme , bir gün karşılıklı dövüş gibi oluyormuş.
“Pumse nedir?” dedim.
“Karşında kimse yokken bale yapar gibi temel hareketleri çalışmak” dedi baba.
Kıyafetleri nereden bulduklarını sordum.
Koreli hoca satıyormuş, Kore'den getirdikleri 120 liraymış, bir de burada şeker çuvalından diktirdikleri varmış, onlar 30 liraymış.
"Eşofmanla olmuyor muymuş?" diye sordum.
Baba: "Hoca kabul etmiyor, (elllerini birbirne sürterek) 'Böyle tekwondo olmaş' diyor" dedi

Bir sağlık sorunları omadığından istedikleri raporu verdim.

Perşembe, Ocak 18, 2007

amatör küme


Bugün öksürük yakınması ile başvuran bir gence spor yapıp yapmadığını sordum. Mahallenin 3. Amatör kümedeki futbol takımında oynuyormuş, ama bırakmış. Neden bıraktığını sordum, ‘Hep yenilgi hep yenilgi ben de bıraktım’ dedi.

Kulüp malzemelerini veriyor ancak herhangi bir ücret ödemiyormuş. Eğer ilk üçe girip Play off’a kalırlarsa o zaman deplasmanlara gidiliyor, başarılı olan takım 2. amatör lige yükseliyormuş. Play off’a kalınca maç başına 25 lira veriyorlarmış. Haftada iki gün antreman varmış, antrenörleri de ücret almıyormuş, sanayide oto tamir atölyesi varmış.
Ancak son zamanlarda antrenörleri de antremana gelmez olmuş, sadece gelip maçı izliyormuş. Şimdi antrenörleri değişmiş, başka bir takımdan antrenör transfer etmişler, ama yeni gelen de ücret almıyormuş.
Ciğerlerinde sekresyonu ve ekspiryum uzaması olduğundan ne kadar zamandır sigara içtiğini sordum. Önce şaşırdı, sonra ara sıra 1-2 yıldır içtiğini söyledi.

Gelişme çağında içilen sigaranın vücutta yaratacağı hasarın ve kanser olma riskinin normal yaşa göre çok daha fazla olduğunu; örneğin ses kalınlaşırken o bölgedeki değişime uğrayan hücrelerin sigara dumanına maruz kalınca çok kolay kansere dönüşebildiklerini, ayrıca sigaranın çok pahalı olduğunu, günde 1 paket sigara içen bir asgari ücretlinin bir haftalık emeğini haraç verir gibi tütün şirketlerine verdiğini anlattım ve spora devam etmesini önerdim. Bricanyl expektoran sirop 3x1 yazdım.

Cuma, Şubat 24, 2006

kayak


Geçen hafta sonu bir hastamın oğlundan ilk defa kayak yapmayı ve kayağın bana göre bir şey olmadığını öğrendim. Kayak yapmak için önce kayak takımı kiralamak gerekiyor. Bingöl Yolçatı kayak merkezinde köşedeki bakkaldan günlük 30-40 yarım günlük 15-20 YTL karşılığı kiralamak mümkün. Bir kayak takımının fiyatı 800-900 YTL imiş.


Son derece sert ve insanın dizlerini bükmek zorunda bırakan plastik kayak botlarını giydikten sonra kayakları ayağına takıyorsun. Yokuş çıkarken yan yan çıkmak ve kayakların ucunu hafifçe yukarı vermek gerekiyor, aksi taktirde kayıp gidiyorsun. Kayarken de kayakların önlerini hafifçe birbirine yaklaştırıp yavaş gitmek ya da iyice yaklaştırıp durmak mümkün. Dizler fazla kırılmayacak , korkulmayacak. Sağa dönmek için sol kayağı hafifçe dışarı çevirmek gerekiyor. Yukarı teleski ile çıkılıyor (ücretsiz, ancak sadece hafta sonları ve sömestre tatilinde çalışıyormuş).Ters T şeklinde makaralı bir sapı yakalıyorsun, arkanı dayamak da mümkün ,ama üzerine oturmamak gerekiyor. Dik durup karşıya bakarak, kayaklar paralel kayarak tırmanılmalı, aksi takdirde düşülüyor ve tehlikeli oluyor.