Deniz diyor ki;
Banu teyzem benim için ilk başlığı atmış bana da yazmak düşüyor. Çin'e ayak basalı 21 gün olmuş, Nisan 7' den 28 'e, dile kolay tam 3 hafta. Zor geçen 3 hafta.
İlk günler haftalar hiç alışamadım annemin deyişiyle beni Çin çarptı içime minik bir canavar kaçtı. Annemin sabrını çok defa sınadım, erdemini arttırdım. Hiç bir şey yemeyip, annanneme gidicem ben diye ağladım, arkadaşlarımı hatta oyuncaklarımı istedim, annemin kucağından inmeyip evin içinde anne- bebek şempanze hayatı yaşattım, huysuzluk ve hırçınlık dozunu yükseklere taşıyıp annelikten istifa ettirmeye çalıştım.
Bugünlerde daha iyiyim duruldum yeni odama alıştım, az ama öz oyuncaklarımla oynuyor artık duvarlara ikea çekicimle vurup boyalarını parmaklarımla kazımıyorum. Hatta birkaç gündür kendi odamda çocuk yatağında uyuyorum. Güzel bir haber de artık lazımlığı kullanmaya başladım.
Yukarıdaki resim ilk Çinli arkadaşım Kelly'nin 3. yaşgünü partisinden, babamın iş arkadaşı Doris'in kızı. Burada herkesin Çince isimlerin söylenişi zor oldugundan İngilizce bir ismi var, kendileri koyuyorlar. Kelly' nin esas adı Liao, bence daha güzel.
Kalem annemde;
" Deniz alıştı, ben alışamadım. İlk günler insanlar bize bakınca ben de bakıp gülümsüyordum artık kanıksadım, sokakta herkes bize bakıyor, kendimi " lost in translation" daki gibi hissediyorum çevremdeki her şey ağır çekim ilerliyor sanki. Deniz'e ilgi büyük Çince sevgi sözcükleri söylüyorlar saçlarına bayılıyorlar. Oyuncak bebek gibi diyorlar, ben ona karşı bu ilgiden rahatsız oluyorum bakmayın diyesim geliyor bazen. Burası tuhaflıklar diyarı her gün yeni bir gariplikle karşılaşabiliyorsun. Bize "garip" tabii. Yaşadığımız eve alışamadım hem Deniz' in emniyeti için sakıncalı tarafları var hem de benim yaşadığım bazı problemler var hiç bahsetmeyeyim. Kontratın bitişine dek bu evdeyiz mecburen. Neyse ki site ve çevresi çok güzel. Birçok farklı siteden oluşan kocaman bir yerleşim. Çiftlik diye adlandırıyorlar dışarıda. Çok güzel bir gölü, dans, spor ve bisiklet parkurları, çocuk parkları var. Her yer botanik bahçesi gibi bitkiler çok güzel, zaten böyle bir havadan da aksi beklenemezdi. Çok garip bir hava var güneş varken birden sağanak yağmaya başlıyor hava soğuyor, ardından hava ısınıyor ve acayip bir nem bastırıyor. "Nem"li günler Nisan- Mayıs'a özelmiş ve bu seneki gibi bir nem daha önce hiç yaşanmamış, bizim şansımıza. 2 gün kadar süren illallah getirten bir nem var ki, banyoya havlu asamıyorum sırılsıklam oluyor hiç kullanmadan. Mutfak ve banyo fayanslarından su damlacıkları akıyor, cahillik edip temizlik yapmaya kalkarsan yerler 2 gün kurumuyor. Alışamayacağım tek şey bu olur. Güzelim memleketimin havası gibi yok.
Yiyecek konusu dert olmadı. Alışkın oldugumuz yemekleri tam anlamıyla olmasa da yapabilecek kadar malzeme bulunuyor. Yani etli biber dolması yapabiliyorum ama maydanoz ve dereotsuz. En azından güzel İtalyan zeytinyağı ve peyniri var. Amerikan salçası, bazen mayalamak için aldığımız Avustralya'dan gelen yoğurt. Dışarda yemek çok hesaplı ama yabancı malzemeler biraz tuzlu olabiliyor. Evde ekmek ve yoğurt işi Ateş'in, çok lezzetli ekmekler yapıyor ben bolca yiyorum da taşfırın beyaz ekmek seven Deniz'e bir türlü beğendiremedik. Şu ara çok içime oturan Türkiye' den yanımda getirdiğim, her sabah Deniz'in de çokça büyük bir iştahla yediği dikkatle çekirdeklerini çıkarıp bana uzattığı güzelim zeytinlerimin tükenmiş olması. Markette görüp atladığım bir kavanoz siyah zeytin çekirdeksiz ve lezzetsiz bir hayalkırıklığı oldu. Keşke daha çok getirseymişim dedim herşeyden, ha bir de envayi çeşit pilavlık var da bulgur yok ne yazık. Meyva sebze çeşit çeşit, Deniz mangoya ve mango suyuna bayılıyor. Keşfetmediğimiz daha o kadar çok ki. Restoranlarda taze meyva suyu olarak karpuz suyu geliyor nefis. Çin yemekleri lezzetli özellikle deniz ürünleri, Deniz bile yediğine göre. Liao'nun doğumgününde ilk defa istiridye ve karides yedi sıpa arkadaşlarına baka baka.
Haftasonlarımız çok hızlı geçiyor otobüse atlayıp şehrin merkezine gidiyoruz yarım saatte tıngır mıngır, Deniz çok seviyor otobüse binmeyi ilk zamanlar dolaşmak istiyordu, şimdi koltugunda oturuyor öne yandakilere oyun yapıyor, bazen de uyukluyor. GuangZhou'dayız -okunuşu "guanco"-, gökdelenler, koca binalar ve alışveriş merkezleriyle dolu büyük bir şehir. Keşfedilecek çok yeri var. Şimdilik en çok Ikea' ya gittik. Ve Pizza Hut 'a, buradaki pizza hut'lar alıştığımız gibi değil çok hoş güzel restoranlar; pizza da var güzel Çin yemekleri de. Hiçbir yerde bahşiş diye birşey yok, bırakırsan kabalık olarak algılanıyor. Başına fazlasıyla buyruk inatçı keçi Deniz tabii ki restoranlarda hiç oturmuyor kalkıp gezecek dışarılara çıkacak. Oturmaya alıştırmaya başladık. Yan masadaki Çinli çocukları da ayartıp ayaklandırıyor. Nasıl yetiştiriyorlarsa minicik Çinli çocuklar bile masadan kalkmıyor yemek bitene dek. Biz bir yerlerde yanlış mı yapıyoruz bu işin sırrı nedir?? Bahçede tanıştığım kocası Avustralyalı 20 aylık ikizleri olan Çinli bir anne burada çocukların genellikle büyükanne/babaları tarafından yetiştirildiğini ve kesinlikle söz dinlediklerinden bahsetti. Benimkiler de Deniz gibi ben bakıyorum diye de ekledi. Artık napıyorlarsa bu büyükler aklıma bir tek şey geliyor benim.
Yurtdışı tecrübesi olan arkadaşlarım söylemişti ilk günler aylar çok zor geçecek diye, yaşanmadan anlaşılmıyor, uzaklarda yaşanan özlem çok daha fazla hissediliyormuş.."
Kapıdan girdik ilk karşılaşmada yerlerde dans etmeye başladılar.