36. haftanın içindeyim. İnişli çıkışlı devam ediyor sona yaklaşıyor. Bazen endişelenecek birşey yok sakin ol diyorum bazen de ne nasıl olacak, öncesi sonrası kafamda dönüp duruyor. Sezaryan sonrası normal doğum yapanları okuyorum keşke Türkiye' de ya da en azından İngilizce anlaşabileceğim bir memlekette olsaydım da çabalasaydım diyorum. Burada derdimi anlatacak pek gücüm yok. Neyse güzel şeyler de oluyor. Yeni bebek için arkadaşlarımdan, aileden uzakta yalnız hamilelik geçiriyorum Deniz'e oranla biraz şanssız diye düşünüyordum ama hiç de öyle olmadığını anlıyorum. Adına sürpriz baby shower bile düzenlendi, Avustralya usulü bebek partisiyle gelişi şimdiden kutlandı.
Partide Lynn' in hazırladıklarından. Kazanana hediye var :)
Gene Lynn' den Avustralya baby shower etkinlikleri. Dağıtılan iplerle göbeğin büyüklüğünü doğru hesaplayana hediye bile hazırlamış. Svetlana kazandı biraz hileyle ;) Ve bir sepete koyduğu bebek malzemelerinden hafıza oyunu. Kazanan Shilpi, sepetteki malzemeler Selin bebeğe hediye :)
Lynn ve kızları. Çok tatlılar. 1 ayı geçkin kısa bir iş seyahati için buradalar. Çatkapı birbirimize gidecek kadar yakın olduk. Nazar boncuklu çay tabaklarımla ince belli bardakta Türk çayına bayılıyor. Buradan ayrılırken çaydanlık, bardaklar ve altlarını ona vermeye söz verdim. Her gün beraber geçiyor neredeyse. Burada böyle candan samimi bir arkadaş edinmek hem bana hem de Deniz' e büyük şans oldu.
Lynn ve Susan' ın organizasyonuyla çok eğlenceli bir gün yaşadık. Ecnebi usulü benim de bir baby shower' ım oldu diyorum ya! Hepsi çok tatlı insanlar, en genci 22 yaşında, en büyüğü annemden de büyük! Bazen öğle yemeklerinde buluşma, arada evde ya da dışarda sosyalleşme ve diğer zamanlar da Lynn ve kızlarıyla geçirilen günler.
Biraraya gelince gürültülü minik bir çete haline gelen kızlar.
Hava sıcak ve bazen aşırı nemli, bunaltıcı. Hep bir kumsal ve buz gibi derin bir deniz hayal ediyorum. Artık başka yaza kalsa da. Artık dışarı aktivitelerini market alışverişlerini ve cengaverliği biraz azalttım, son 2-3 haftada inanılmaz büyüdü karnım ve ben tabii ki, ha bir de şişen ayaklarım.
Hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Temmuz 2011
28 Ocak 2011
Tavşan Yılı ve taze bebek kokusu
Evimizin tek Çin Yeni Yıl süsü..

Hamileyim. Bu yaz iki çocuk annesi oluyorum.
2011 bize beklemediğimiz bir sürprizle geldi. Önce sevinemedim bile hatta yalan değil ilk tepkim korku ve panik oldu. Biz o duymuyor kendi kendine başka köşede oynuyor zannedip ilk şaşkınlıkla konuşurken, Deniz oynadığı yerden kafasını kaldırıp bize "ben kardeşime iyi bakarım" dedi, Ateş' le öylece kalakaldık.
Seviniyorum çokça düşünüp, hala korkularım olsa da. Bize daha büyük bir yatak lazım yakında 4 kişi olacağız yatakta diyoruz. Yine bir kız hayal etsek de oğlan olursa da başımızın üstünde yeri var tabii. Tavşan yeni yılı bize minik bir tavşan getiriyor. En çok Deniz sevinçli "bana bebek geliyor" diyor. "Anne bebek içerde ağlıyor mu? şimdi uyumuş mudur" da sürekli sordukları.

3 Şubat Chinese New Year. Kaplan yılı bitimi Tavşan yılı başlangıcı. Efsaneye göre Buddha bütün hayvanları Yeni Yıl günü kutlama için yanına davet etmiş. Ama Buddha' yı görmeye sadece 12 hayvan gitmiş. O da onları ödüllendirmek için geliş sıralarına göre yılları isimlendirmeye söz vermiş. Fare, Öküz, Kaplan, Tavşan, Ejderha, Yılan, At, Koyun (Keçi), Maymun, Horoz (Tavuk), Köpek ve Domuz. İlk gelen öküzmüş ama sırtında oturan fare tam gelirken atlayıp birinci gelmiş. Fareler açıkgöz anlaşılan. Bir diğer inanış da Buddha' nın dünyaya veda edeceği gün tüm hayvanları davet ettiği ve sadece bu 12 hayvanın geldiği.

Burada herkes harıl harıl hazırlanıyor, Çinliler için anlamı tabii ki çok büyük, 10-15 gün süren tatilleri var ve bu tatilde herkes kendi doğduğu, ailesinin yaşadığı eyalete, şehre gidiyor. Guangzhou' nun bomboş kalıp sessizleştiğinden bahsediyorlar. Sokaklarda ellerinde bavullar yolculuga çıkmaya hazırlananlar ya da markette pazarlarda deli gibi yiyecek alışverişi yapanlar.

2 Şubat Yeni Yıl 'ın arife günü, tüm aile toplanıp mükellef bir ziyafet sofrası kurup bütün gün yiyip içiyorlarmış anlattıklarına göre. Çin' de çok sevilen "Dumpling" - bizim mantının kocaman olanını düşünün içi genelde domuz eti ve çeştli sebzelerle dolu- yemek olmazsa olmazmış. Uzun sürecek iyi şans ve kısmet anlamına geliyormuş dumpling yemek bu zamanda. Ve aile, eş dost ziyaretleriyle geçiyormuş. Akşamları da Pekin'den canlı yayınlanan Chinese New Year programlarını seyrederlermiş ailecek. Şovlar, komedi skeçleri, şarkılar, konserler ve milli duygular, aile olmak, yardımlaşmayı öne çıkaran belgeseller olurmuş.
Bir diğer gelenek de evlilerin bekarlara ve çocuklara kırmızı zarflar içinde para vermesi. Çok değil genelde 1-10 Rmb arası sembolik miktarlar. Bu geleneğin adı "Hong Bao" yani Red Packet. Her yerde kıpkırmızı büyüklü küçüklü zarflar satılıyor bu ara. Özellikle iş yerlerinde yeni yıl tatili dönüşü sonrası bekar çalışanlar bütün ofisleri gezip evlilerden kırmızı zarf toplarmış. Ateş' lere de şirkette zarfları dağıtmışlar. Çok gezen çok para toplar!!
Ve Mandalin ağaçları. Öyle tatlı ki bu ufak ağaçlar; minicik mandalinleri çok lezzetli. Çinliler geleneksel olarak bu zamanda evlerine mandalin ağacı alıyorlar. Sokaklarda satılıyor yine bu ara. Biz taşınma arifesinde ve eşya paketleme telaşında olduğumuzdan alamadım. Hastaneler, okullar, mağazalar, marketlerin kapı önünde dallarına kırmızı iyi dilek kartları asılmış mandalin ağaçları var. Sokaklar kırmızı fenerlerle süslü. Kırmızı don alışverişini unutmayalım.
Tatile gidiyoruz bir haftalığına. Tatil sonrası da İzmir ve Marmaris :) Deniz'e hamileyken hiç aşermedim diyordum herşey elimin altındaymış meğersem. Aşermek neymiş şimdi anlıyorum ah gevrek, beyaz peynir, zeytin, ıspanaklı börek, O Cafe' min müthiş tostu ve kocaman kahvaltısı, annemin zeytinyağlıları ben geliyorum bekleyin..
Xin nian kuai le!
* (şin niyan kuay lı) Mutlu yıllar!
Hamileyim. Bu yaz iki çocuk annesi oluyorum.
2011 bize beklemediğimiz bir sürprizle geldi. Önce sevinemedim bile hatta yalan değil ilk tepkim korku ve panik oldu. Biz o duymuyor kendi kendine başka köşede oynuyor zannedip ilk şaşkınlıkla konuşurken, Deniz oynadığı yerden kafasını kaldırıp bize "ben kardeşime iyi bakarım" dedi, Ateş' le öylece kalakaldık.
Seviniyorum çokça düşünüp, hala korkularım olsa da. Bize daha büyük bir yatak lazım yakında 4 kişi olacağız yatakta diyoruz. Yine bir kız hayal etsek de oğlan olursa da başımızın üstünde yeri var tabii. Tavşan yeni yılı bize minik bir tavşan getiriyor. En çok Deniz sevinçli "bana bebek geliyor" diyor. "Anne bebek içerde ağlıyor mu? şimdi uyumuş mudur" da sürekli sordukları.
3 Şubat Chinese New Year. Kaplan yılı bitimi Tavşan yılı başlangıcı. Efsaneye göre Buddha bütün hayvanları Yeni Yıl günü kutlama için yanına davet etmiş. Ama Buddha' yı görmeye sadece 12 hayvan gitmiş. O da onları ödüllendirmek için geliş sıralarına göre yılları isimlendirmeye söz vermiş. Fare, Öküz, Kaplan, Tavşan, Ejderha, Yılan, At, Koyun (Keçi), Maymun, Horoz (Tavuk), Köpek ve Domuz. İlk gelen öküzmüş ama sırtında oturan fare tam gelirken atlayıp birinci gelmiş. Fareler açıkgöz anlaşılan. Bir diğer inanış da Buddha' nın dünyaya veda edeceği gün tüm hayvanları davet ettiği ve sadece bu 12 hayvanın geldiği.
Burada herkes harıl harıl hazırlanıyor, Çinliler için anlamı tabii ki çok büyük, 10-15 gün süren tatilleri var ve bu tatilde herkes kendi doğduğu, ailesinin yaşadığı eyalete, şehre gidiyor. Guangzhou' nun bomboş kalıp sessizleştiğinden bahsediyorlar. Sokaklarda ellerinde bavullar yolculuga çıkmaya hazırlananlar ya da markette pazarlarda deli gibi yiyecek alışverişi yapanlar.
2 Şubat Yeni Yıl 'ın arife günü, tüm aile toplanıp mükellef bir ziyafet sofrası kurup bütün gün yiyip içiyorlarmış anlattıklarına göre. Çin' de çok sevilen "Dumpling" - bizim mantının kocaman olanını düşünün içi genelde domuz eti ve çeştli sebzelerle dolu- yemek olmazsa olmazmış. Uzun sürecek iyi şans ve kısmet anlamına geliyormuş dumpling yemek bu zamanda. Ve aile, eş dost ziyaretleriyle geçiyormuş. Akşamları da Pekin'den canlı yayınlanan Chinese New Year programlarını seyrederlermiş ailecek. Şovlar, komedi skeçleri, şarkılar, konserler ve milli duygular, aile olmak, yardımlaşmayı öne çıkaran belgeseller olurmuş.
Bir diğer gelenek de evlilerin bekarlara ve çocuklara kırmızı zarflar içinde para vermesi. Çok değil genelde 1-10 Rmb arası sembolik miktarlar. Bu geleneğin adı "Hong Bao" yani Red Packet. Her yerde kıpkırmızı büyüklü küçüklü zarflar satılıyor bu ara. Özellikle iş yerlerinde yeni yıl tatili dönüşü sonrası bekar çalışanlar bütün ofisleri gezip evlilerden kırmızı zarf toplarmış. Ateş' lere de şirkette zarfları dağıtmışlar. Çok gezen çok para toplar!!
Ve Mandalin ağaçları. Öyle tatlı ki bu ufak ağaçlar; minicik mandalinleri çok lezzetli. Çinliler geleneksel olarak bu zamanda evlerine mandalin ağacı alıyorlar. Sokaklarda satılıyor yine bu ara. Biz taşınma arifesinde ve eşya paketleme telaşında olduğumuzdan alamadım. Hastaneler, okullar, mağazalar, marketlerin kapı önünde dallarına kırmızı iyi dilek kartları asılmış mandalin ağaçları var. Sokaklar kırmızı fenerlerle süslü. Kırmızı don alışverişini unutmayalım.
Tatile gidiyoruz bir haftalığına. Tatil sonrası da İzmir ve Marmaris :) Deniz'e hamileyken hiç aşermedim diyordum herşey elimin altındaymış meğersem. Aşermek neymiş şimdi anlıyorum ah gevrek, beyaz peynir, zeytin, ıspanaklı börek, O Cafe' min müthiş tostu ve kocaman kahvaltısı, annemin zeytinyağlıları ben geliyorum bekleyin..
Xin nian kuai le!
* (şin niyan kuay lı) Mutlu yıllar!
4 Mart 2008
DENİZ KIZIMIN DOĞUMU
Bu blog işine ne güzel başlamıştım azimle ama devamı pek öyle olmadı malesef nedeni yok sadece canım istemedi üşendim bir çok şeye oldugu gibi ama bundan sonra deniz bebek izin verirse tabi - ki 6 haftadır hiç bir şeye vakit yok-devam etmek istiyorum ilerde kızım minik böceğim okusun neler yaşamışız o minnacık bi bebişken..


Vee bunlar da kızımın dışardan görünüşleri :)

Tatlı kızım Deniz 14 Ocak 2008 de akşam saat 21.10 da 49 cm ve 2,850 kg olarak dünyaya geldi.. Akşamüstü saat 17.00 de niyetimiz doktor kontroluydü meğersem bizim böcek daha fazla duramazmış sabredemedi 200 e vuran kalp atışlarıyla pek bir heyecan yaptı doğmak için, doktorumuz Nurettin bey bebeğin kalp atışlarının dinlenmesi sırasında bebek geliyor artık hadi demet hadi bay bay derken ben şaşkın vaziyette Ateş' e bakıyor olmaz daha 2 hafta var aslında ben hazır deilim hem açım da banyo da yapmam lazım diye saçmalıyordum :) apar topar eve valiz almaya gittik, ben Ateş para çekmeye gitmişken yoklugundan istifade hemen banyomu yapıverdim ama annecigimin dayanamayıp bana hazırladıgı sandviçi yiyemedim ateş yutuverdi beni azarlayıp.. resmen bogaz kavgası yaptım küçük çocuklar gibi buzdolabindan çikolata çıkarıp yemeye çalıştım saçma sapan şeyler yaptım heyecandan..
Doğum ve hastane günlerim çok güzeldi teyze Seren duyar duymaz kızları örgütlemiş toplamış Deniz' le benim odamı da bugüne dek gördüğüm en tatlı süslerle donatmıştı ona hamileliğim sırasında ve sonrasındaki desteği ve sevgisi için çok teşekkür ederim duracell böceği :)
bütün sevdiğim yüzler oradaydı ameliyattan çıkarken ..en başta Deniz bebek tabi :) minik ellerini emiyordu böcek .. sezeryana deli gibi aç girmem işime yaradı bebiş içerden kurt gibi aç çıktı ve hemen memeye yapışıp kolostrumu çekmeye başladı.. bugüne dek yaşadığım en güzel andı bu..hele deniz'in memeyi emerken çıkardığı sesler ölümcüldü hala da öyle :)
Bundan önce en son Eylül ayında müstakbel bebek Deniz henüz 22 haftalık iken yazmışım.. arayı kapatmam mümkün olmasa da en azından yaşananların resimlerini koyuyorum .. Deniz ultrasondaki hallerine çok fazla benzemiyor ya da biz bişeye benzetemiyorduk ultrason resimlerini..ama aşağıda 33 haftalık iken yani bize nanik yaparkenki pozunda olduğu gibi parmakları uzun uzun bebişin..
Doğum ve hastane günlerim çok güzeldi teyze Seren duyar duymaz kızları örgütlemiş toplamış Deniz' le benim odamı da bugüne dek gördüğüm en tatlı süslerle donatmıştı ona hamileliğim sırasında ve sonrasındaki desteği ve sevgisi için çok teşekkür ederim duracell böceği :)
bütün sevdiğim yüzler oradaydı ameliyattan çıkarken ..en başta Deniz bebek tabi :) minik ellerini emiyordu böcek .. sezeryana deli gibi aç girmem işime yaradı bebiş içerden kurt gibi aç çıktı ve hemen memeye yapışıp kolostrumu çekmeye başladı.. bugüne dek yaşadığım en güzel andı bu..hele deniz'in memeyi emerken çıkardığı sesler ölümcüldü hala da öyle :)
Bundan önce en son Eylül ayında müstakbel bebek Deniz henüz 22 haftalık iken yazmışım.. arayı kapatmam mümkün olmasa da en azından yaşananların resimlerini koyuyorum .. Deniz ultrasondaki hallerine çok fazla benzemiyor ya da biz bişeye benzetemiyorduk ultrason resimlerini..ama aşağıda 33 haftalık iken yani bize nanik yaparkenki pozunda olduğu gibi parmakları uzun uzun bebişin..
Bebiş sırasıyla 25, 33 ve 35. haftalık iken:
Deniz gelmeden önceki son hazırlıklar -Serencanım harıl harıl işbaşında :)
Ve işte benim minik tatlı pembe kızım..
25 Eylül 2007
Zaman ne çabuk geçiyor
Teyzem Seren annemden çok sikayetci hiç update etmiyor blogu bosuna mi açtik, taa japonyalardan bakiyoruz tik yok diye kiziyor .. valla çok hakli tembel bi annem var galiba.. ama yüzmeye basladi neyse ki hatta geçen çarsamba aksami 40 haftalik hamile arkadasi Evrim' le yüzdüler ve Evrim' in sabaha sancisi tutunca Maya bebek 20 Eylül günü dünyaya geliverdi hosgeldi :))
iste sonunda yazdi biseyler;

iste sonunda yazdi biseyler;
"Böcek 22 haftalik oldu çok büyüdük giyecek birsey bulamiyorum neyse ki eskilerden bol kesim 34 beden bir pantolonumu yikayip yikayip giyiyorum dugmeleri açik.. Bizim bebise hala bir isim kararlastiramadik artik düsünmeyi de biraktim herkes bir yorum yapiyor kizimin adi son anda belli olacak galiba.. babasi eti burçak reklamindan duyup hatirladigi "burçak tarlasi" şarkisini çok sevdigi için bu aralar favori ismi Burçak oldu ya bakalim.. bebisin karsisinda burçak tarlasi söyleyip oynayacak herhalde bol bol ..Ben de bu ara ona kimil diyorum çünkü kipir kipir bebis özellikle aksamlari pit pitlarla baslayip bop bop darbeler firlatiyor bu haftalarda rahim göbek deliginin 2 parmak üstüne kadar büyürmüs gerçekten de hareketleri orada bile hissediliyor çok degisik bazen dokunmadan gözle de görebiliyorum hafifçe .. Çok vakit ayiramiyorum -tembelim- henüz ama kimilima müzik dinletmeye basladim 1 tane anneannesinin aldigi Beethoven cd si ve benim d&r dan aldigim ninni cd si var-Lullaby Classics - A Concert For Little Ears- çok seker; geçen pazar sabah kahvaltisi sirasinda dinledik tekrar yataga dönecektik az kalsin..
Geçenlerde maille gelen "cenin' in günlüğü" diye bir yazi var kimin yazdigini bilmiyorum bebegin agzindan içerde olanlari anlatiyor o kadar güzel ki.. su haftalarda bizimkinin yasadiklari söyleymis:
"Cenin´in Güncesi (6 Ay)
21 hafta yasindayim; bir keresinde ben çok yaramazlik yapiyordum sonra tanimadigim bazi sesler duydum, çok güzeldi, sessizce dinledim, annecigim babacigima “galiba senin gibi sanatçi olacak, Vivaldi’ yi çok seviyor” dedi, o sesin adi “müzik”imis, Vivaldiyi tanimiyorum ama, artik annemle hep müzik dinliyoruz, müzik dinlemeyi çok seviyorum, bazen dinlerken uyuyorum, annem de mutlu oluyor. Annecigimin ayak ve ayak bilekleri benim büyümemden dolayı şiştiği için hep dinleniyoruz. Babam dedi ki eger yüzünde ve ellerinde şişme olursa doktora gitmemiz gerekirmis. Kalbim çok çalisiyor, sürekli kan pompaliyorum ama yine de bu aralar yavas büyüyorum, sadece 400 gram oldum.
22 hafta yasindayim ; Ben bir muz kadarmisim, muz denen sey mide yakar mi annemin midesi yaniyormus, bir de dis etleri sisiyormuş, babam “bu kadinlar hep böyle, her şeyden sikayet ederler” diyor. Kendi kendine de “sabirli ol, hepsi geçecek” diye tekrarliyor surekli, o böyle kendi kendine konusunca çok komik oluyor. Ben yaklasık 500 gr. olmusum, annecigim uzun süre ayakta duramiyor, ve yürümeye gittigimizde o alçak topuklu ayakkabi giyiyor. Cünkü beli agriyor, hamileyken vücudunun agirlik merkezi sürekli degisirmis, biraz oturuyoruz sonra ayaga kalkiyoruz, biraz ayakta duruyoruz sonra tekrar oturuyoruz, ben daha çok yoruluyorum. Omurgalarım agriyor. Iyi ki otururken dizlerini kalçasİndan yukarida tutuyor, böylece agrilarim geçiyor.
23 hafta yasindayim kocaman oldum ama annem hala sikayet ediyor ne zaman büyüyecekmisim, bacakları sisiyormus şimdi de, o da yatiyor, benim için daha iyi oluyor yine müzik dinliyoruz hatta kitap bile okuyoruz, annecigim anne karninda çocugun egitilebilecegine inandıgından sürekli okuyor, bir çok şey ögrendim. Bazen müzik onu çok etkiliyor ve agliyor, ben de kiziyorum ters dönüyorum, doktor da hemen ona bunu söylüyor, çok üzüldügünü görünce yine dönüyorum, neden üzülüyor ki, hep ayni şekilde duramam tabi ki canim sıkiliyor. Doktor ona benimle konusmasini onu duyabilmem için orta kulagimin gelisimini tamamlamaya basladıgini söyledi, ben bunu zaten biliyordum, o kadar çok gürültü var ki burada kendimi bile duyamiyorum, bagirdim ama beni hiç dinlemiyor, sonra neden tekmeliyormusum. Tekmelerim iste..
24 hafta yasimdayim artık çok hareket edince terliyorum ve hasta oldugum için de öksürüyorum, bir de su tatli parmak yok mu hep onun yüzünden hiçkiriyorum. Ben hiçkirinca annecigim de tekme attıgimi zannediyor. 33 cm boyu 570 gr. agirligi olan biri buraya nasıl sıgar, ne kadar daha var öteki dünyaya gitmeme öfffff bir an önce annecigimi ve babacigimi görsem, dün gece annecigim uyurken babacıgım beni oksadi benimle konustu, hatta annecigimin huysuzluklarini anlatip beni uyardi. Ikisini de çok seviyorum. Bir de su doktoru çok merak ediyorum, düzenli olarak onu görmeye gidiyoruz. Şimdi de annecigimin seker tarama testi olmasi gerekiyormus.
25 hafta yasindayım; annecigime kramp denen bir sey gelip agri yapıyormuş o da agliyor, futbol topu kadar büyüdüm, annecigim diyor ki beli ve bacaklari zonkluyormus, zonk ne demek? Zonk sesini duyunca bacaklarina buz koyuyor ya da dus aliyoruz. Yine de geçmezse doktorumuzun verdigi ilaçlari aliyoruz. Babam çok heyecanlı bir şekilde geldi bu aksam. Anneme bagira bagira “ biliyor musun üç boyutlu ultrason varmis” dedi. Yani benim çesitli açilardan görüntülerimi aliyor, bu görüntülerin arasini bilgisayar kendi dolduruyor, bana benzeyen bir görüntü ortaya çıkariyorlarmis. Ama doktorumuz bunu bize söylemisti çok önemli bir sey degilmis. Babacigim beni görmek için sabirsizlaniyor herhalde."
13 Eylül 2007
Minik Hanımefendi
Dün sabah doktorumuza rutin aylık -20.hafta- kontrole gittik .. Hareketlerini henüz hissetmememi doktor pek normal karşılamadı hissediyorsundur ama sana gaz gibi geliyordur belki diyor bu hamilelikteki gaz olayi da çok vahim bu arada hersey gaz yapiyor hiç böyle tecrübe etmemistim.. neyse geçen akşamki darbeden sonra kızım yine o gücü toplayamadı sanırım yakında toplar umuyorum da kendini duyurur minik karate ögrencim.. ultrason denen icat müthiş birşey insan kulağının duyamayacağı frekansta ses dalgalarını yansıtarak gerçek zamanlı görüntülere dönüştürüyor yarasaların uçarken, balinaların yüzerken kullandıkları sistem gibiymiş.. biz de sayesinde miniğin içerde dans edişini izliyoruz. Doktor basligi karnima koyar koymaz kıpır kıpırdı içerde bir telas var sanki çok komik hadi anneyle baba beni izliyecek çabuk olup marifetlerimi göstermeliyim diyor galiba :) doktorumuz "bak istedin madem sana ingiliz hanimefendileri gibi poz vermis" dedi çok güldüm, asagida.. yanaklari ve çene kemigini kendime benzettim hemen tombis yanak ve elmacik kemikleri çikik sanki..burnunu da babasina benzettim ben ama sefgilim hayir degil hem bana benzemesin senin gibi olsun kemerli olmasin kizim üzülmesin sonra dedi.. ben seviyorum ama onun burnunu karakteristik hem :)
Bu arada doktor kilomu fazla buldu 5 kilo degil senin 2-3 kilo alman gerekirdi ama neyse zayifsin (tım!) dikkat et gene de diyor.. esas 6.aydan sonra çok hizli alacakmisim napicam ben simdi insallah böyle gidip 20 kilo birden almam sonunda izleyip görücez.. evet tekrar spora yani yüzmeye baslamam gerekiyor bayadir birakmistim tembellikten.. kizimla dondurmayi da azaltmamiz gerekecek ..
11 Eylül 2007
Basket mi voleybol mu?
Bebis 20 haftayi doldurdu yani 5 aylik diyebiliyorum artik.. bu ay ve hafta hadisesi iyice kafami karistiriyor açikçasi bizden uzakken hamileligi hep aylik olarak takip etmeye, sormaya alismisiz simdi basa gelince "hafta" olarak takip etmek garip geliyor soranlara haftasini söyleyip sonra da ay hesabi yapip açiklamaya girisiyorum nedense "yaniii yaklasik olarak ..."deyip..

Yarin doktorumuza gidiyoruz çok heyecanli gene kipir kipir oynayacak mi acaba insan ultrasonda ziplayan hoplayan bebegi görünce gerçekten hamile olduguna inanabiliyor gerçi göbegim de durmadan büyümekte 5 kilomu aldim bile lisedeki kiloma ulasmis bulunuyorum :)
göbegim hopluyor resmen hafif kostursam.. basket topu yutmus gibi hissediyorum ya da henüz basket olmasa da voleybol olabilir :))
Bu haftadan itibaren genelde hareketleri hissedilirmis ama ben pek bisii hissedemedim henüz..bende mi bir gariplik var ya da kizimi yeterince dinlemiyorum galiba.. dun aksam dinlemek için zorladim kendimi elimi gobegime koyup sanirim bebis sonunda bana sesini duyurabilmek için çaba harcadi ve tok diye bir karate darbesi yedim.. Ates gaz olmasin o emin misin diyor ama ben eminim kizim karate derslerine basladi sonunda biraz daha tecrübelenmesi gerek.. Hatta hamilelik sitelerine göre karnima kulak dayayip dinlesek kalp atislarini hissedebilirmisiz ama babasi duymayi beceremedi.. Asagida bebisin kiz oldugunu ögrendigimiz (16.hft) son gidisimizde -anlamak zor biraz açıklama yapayim -plasenta duvarina yapismis vaziyetteki hali görülüyor ama sanki memeye yaslanmis uyuyor gibi ...En altta da eli agzinda gibi..
Yarin ufaklik bize yanlis acidan göstermis olup kiz degil de erkek oldugu ortaya çikar mi acaba içimden düsünmüyor degilim hadi bakalim..
8 Eylül 2007
Bebek Taşıyıcısı' ndan haberler..
Minigin yolda oldugunu haftasonuna hazirlik yapilan bir cuma aksamüstüsü 1 Haziran' da ögrendik -önce ben ögrendim- babasi yanimizda degildi o gün doktoruma öylesine gitmistim ve babamiz da çikacagimiz rafting yolculuguna dair organizasyonu yapmakla mesguldu..
Onun noldu doktor ne dedi diye arayip da tam raftinge gidiyoruz demesine firsat vermeden "firinda çörek" oldugunu söyledim.. Çok tuhaf bir duygu o anda hayatinizin akisi degisiyor dünyaya baska gözlerle bakmaya basliyorsunuz. Hele de doktorun bir problem yok demet bak burda minicik bir bebegimiz var henüz 2-3 mmcik dediginde öyle yaslar akiverdi gözümden. Sevinçten mi o habere hazir olmadigimdan midir bilemiyorum.. Tabiii bizim rafting maceramiz da böylece bi baska bahara kaldi (çok iyimserim hala bebisle beraber uzaklara raftinge gidebilecegimi düsünüyorum neyse bozmayalim ben hayal edeyim :)))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
