Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2010

Bu aralar

Benim minik kızım bugün 2,5 yaşında. Zaman nasıl da hızlı deriz hep. Deniz' in şimdiki boyundan büyük laflar edip de cevap veremediğimiz hallerine bakıp daha dün gibi gelen bebekliğini düşününce iyice zamana akıl sır ermiyor.



Bu ara en favori oyunu rol değişimleri. "Anne ben şimdi Akatan' ım sen de annesi ol ben okuldan geleyim açım sen bana yemek yap tamam mı" kuzeni Atakan abisi oluyor, Atakancılık oynuyoruz. Kazara Deniz diye seslenirsem ı-ıhh Deniz degil Akatan'ım ben diye uyarıveriyor. Bazen de beni Atakan yapıyor. Ya da "sen Deniz ol ben anneyim, sen ağla" diyor, ağlama taklidi yapınca aa bak Deniz burada ne var diye bana bir oyuncak kapıp getiriyor. Kriz anlarında dikkati başka yöne çekme işi kapılmış.

Türkiye' deki arkadaşları en çok da Ekin hala dilinde. Bu kadarcıkken nasıl da arkadaşlığı benimsiyor, onlara hasret duyabiliyorlar. Buraya gelsin Ekin beraber oynayalım diyor, Can da gelsin Çarp, Ege de diyor. İlk zamanlar beni üzen laflar ediyordu ben arkadaşlarımı istiyorum yenilerini değil Ekin'le oynamak istiyorum diye ağlıyordu. Geldiğimiz ilk hafta çekmiştim aşağıdaki fotoğrafı odasında Ekin'e dinozor resmi yaparken.



Uzun zamandır yeni arkadaşlarını da çok seviyor, yarın playgroup son toplanışımız havuza gidiyoruz sabah erkenden.

-Deniz kimler havuza oynamaya gelecek yarın? - (büyük bir heyecanla) ımm kokooo, hımm çofyayla maçyas, abisi maykııl baçka kimler geliyo anne? - jada, jemma, jeff ve june da gelecek - yaçaçııın oyuncaklarımı da almayı unutmayalım anne oluy mu? ama Diegomu götürmeyelim arkadaşlar onu sevmek ister ben vermem diye de ekliyor. Diego hala en kıymetlimiz.

Sofia ve Matias 'ın ülkelerine döndüğünü bir daha gelemeyeceklerini anlatmaya çalışsam da uzaklık -ülke kavramları o kadar anlamsız ki ona, pazar günü ülkelerine dönüyorlar. Anniina bugün eşyaları tıra yükledi bile, o da çok üzgün ben de. Cuma günü ikizlerin 3. yaşgününü kutlayacağız hep beraber en son.

Beklediğim zaman geldi çattı; Tr.ye biletlerimizi aldık bu Cumartesi gece uçuşumuz var. İçim bir yandan kıpır kıpır sonunda gidiyoruz. Hem de annemle babamın evlilik yıldönümüne denk geliyor. Ateş' in geride kalacak olması kısa süre olsa da içimi buruyor. Burada çalışıp ailelerini yanlarında getirmeyen expatlar da var 6 ayda 1 ailelerini görüyorlar belki de yılda 1. Nasıl yapabildiklerini anlamıyoruz kafa yorunca annelerini geçtim hiçbir çocuk bu kadar süre babasını görmeden büyümemeli. Deniz'in Çin'e geliş hazırlık süresinde 2 ay babasından uzak kalınca nasıl hırçınlaşıp huy değiştirdiği aklıma geliyor.



Babasının kızı. Ona çok düşkün, işten gelişini dört gözle kapıda bekliyor, babası da ona hayranlıkla bakıyor, büyük bir sevgiyle. Her Pazar Deniz'in istediği hayvan şekillerinde ona krepler yapıyor. Bazen kavga ediyorlar o benim bu senin onu alma oraya koyma diye özellikle lego oynarken, Deniz'in kızgın sesi geldikçe uzaktan dinleyip çok gülüyorum. Çoğu kız çocuğu gibi prenseslere değil de trenler, arabalar, inşaat vinçleri, kepçelerine düşkün bizimki. Babası da ona habire kamyon,  uzaktan kumandalı araba gibi hediyeler alıyor Deniz 'in ağzı kulaklarında. Ama en sevdiği şey de dışarı çıkarken elbise giymek.

Bu ara çevremde taze bebekler arttı. Çok sevdiğim, birisi çocukluğumdan diğeri de uzun yıllardan beri çok şey paylaştıgımız iki arkadaşım Özge ve Özlem'in bebekleri oldu, Demir ve Mina dünyaya geldiler. Yanınızda olamadım ama hep aklımdasınız.



Bu aralar Deniz' in en sevdiği kitapları "How to catch a Star" ve "Lost and Found". Benim yeni keşfim Oliver Jeffers, Tr. de rastlamamıştım henüz dilimize çevrilmemiş sanırım. Deniz her gün birkaç defa yanıma getiriyor bıkmadan okuyup bakıyoruz.  En sevdiği Anna Milbourne "Yağmurlu Bir Gün" ün önüne geçtiler. Çizimleri hikayesi çok hoş bakması gerçekten zevkli.



Burada İngilizce kitaplar Tr.daki gibi pahalı değil, normal Türkçe kitapları kaça alıyorsak o kadar. Uygun fiyatlı olunca ben de Deniz' e kitap almadan duramıyorum. Kitapları kasada düzenleyip iple bağlayıp teslim ediyorlar.



15 saatlik bir kez duraklamalı uçak yolculuğu var önümde. 3,5 ay önce buraya uçarken Deniz' le hiç bir şey yememesi dışında can sıkıcı bir şey yaşamamıştım, ilgiyle etrafını izlemiş insanlarla kaynaşmış gece uçuşunda da uyumuştu. THY İstanbul- Hong Kong uçağındaki kendini beğenmiş ve asık suratlı host ve hosteslere rağmen yolculuk iyi geçmişti. O gün vaktimiz olursa önce Hong Kong Disneyland gezilecek minik hem eğlenecek hem de yorulacak, gece yarısı da uçağa. Birkaç ay öncesine göre çok daha hareketli Deniz, korkum bu sefer ondan. Okuyanlar bol şans dileyin olur mu.

31 Ekim 2009

Çocuklar neden söz dinlemez?


İçtiğim suyu dudaklarımı büzüp yere boşalttım çok eğlenceli !!
Annem kızdı galiba güzel bakmıyor??
Yok yok kızmamış ben güldüm o da gülüyor :))


Kızamıyorum ki ona parmağımı uzatıp bir daha yapma demedim mi ben sana diye bağırsam çatılmış kaşlarla üstten baka baka neler hisseder minicik haliyle. Beceremiyorum da gülmeye başlıyor minik dağılıyoruz.

Annem bana söyleniyor bazen, ona Deniz şunu yaptı bunu yaptı çok yordu beni dersem, hiç kızmıyorsunuz azıcık kızıver gitmez bir daha oraya ellemez abajurları kabloları diye, ama yok olmuyor hem zaten işe de yaramıyor kızmak bağırıp çağırmak çevremdeki örneklerden görüyorum.

Göz ardı edilmeyecek bir şeyse yaptığı hoşuma gitmediğini anlıyor bazen masadan kaldırıyorum beğenmediğimi söylüyorum, henüz küçük ne kadar anlıyor bilmiyorum tabii.
Her zaman olumsuz davranışlarına tepki vermek dikkati çekmek yerine olumlu davranışlarını takdir etmek desteklemek gerekiyor.
Tamam süper anne çağdaş anne olayım benim çocuğum çok özgür yetişsin hiçbir şeyine hayır demeyeyim derdinde değilim yok zaten öyle bir şey varsa da sınırsız özgürlük belki çocuğun karakterine yapısına uymayacak her zaman aynı sonuçlar alınmayacak.

Kitabına göre çocuk büyütülmüyor sen kendini kalıba sokmuş oluyorsun sonuç alamayınca da başarısız bir anne miyim diye düşünürken buluyorsun kendini. Mutlaka faydaları oluyor kitapların insanın bakış açısını değiştiriyor fikirler veriyor ama kuralları şartları şurtları olmuyor uymuyor.

İç sesine, iç güdülerine güvenmek her çocuğun farklı olduğunu kabullenmek gerekiyor öncelikle, özellikle uyku konusunda acaba şunu mu denesem yok bu daha yumuşak bu yöntemi deneyeyim diye karar veremezken bir bakıyorsun geceleri seni perişan eden çocuk sabaha dek deliksiz uyumaya başlıyor, her şeyin bir zamanı olduğu gibi.

Leyla Navaro' nun kitabı Gerçekten Beni Duyuyor Musun? bir başvuru, arada alıp okunarak bilgilerin tazeleneceği bir kitap, iletişim üzerine çok güzel anlatımları var doğru iletişim kurmanın yollarının öğrenebileceğini bir çok örnek olay vererek anlatıyor hiç sıkmadan.


Önceden Deniz düştüğünde ya da kafasını çarptığında -ki gerçekten acımamışsa hiç ağlamaz kalkar oyununa devam eder- ağlarsa yok acımadı acımadı geçer canım, ağlama der ya da dikkatini başka yöne çekmeye çalışırdık hep öyle görmüşüz ya..
Çoktandır eğer ağlarsa ona sarılıp canın acıdı biliyorum acımıştır canım benzeri şeyler söyleyip teselli ediyoruz duygularını acısını inkar etmeden.
Sizin canınız yandığında birisi aynı şeyi yapsa ve yok canım niye acısın ki sen nereden anlayacaksın deyip elinize birşeyler tutuşturup al oyna bununla unut, tarzı davransa neler hissedersiniz.

Kitap biz büyüklerin özellikle çocuklardaki üzüntü, korku, kıskançlık gibi acı veren duyguları algıladığımız zaman kabul etmekten ve isimlendirmekten korktuğumuzu anlatıyor.
Çünkü kabul edersek veya isimlendirirsek bunların kalıcı olacağını, çocuğun mutsuz, korkak ya da kıskanç olabileceğini düşünürüz dolayısıyla inkar ederiz. Çocuğun duyguları üzüntüleri kendi boyuna göre gerçek ve geçerlidir, anlaşılmadığını gören çocuk bunu duyurmak için daha aşırıya kaçar, daha çok ağlayarak veya hırçınlık ederek kendini duyurmaya çalışır. Duygusunun kabul edildiğini hissederse rahatlar, daha kolay teselli bulur.

Sadece çocukla değil tüm sevdiklerimizle iletişim sorunlarına yönelik bir kitap; sadece söylenen sözcükleri duymayın ardındaki duygu dolu mesajları almaya çalışın, kendinizi dinlemekten çok karşınızdakinin aslında ne dediğini anlayın yanlış algılamadan.

12 Eylül 2009

Kipitap' ta okuyan gençlik


Çocuk kitapçisi Kipitap 'ın düzenledigi fotograf yarismasinda benim gönlümün birincisi Denizkızı yukarıdaki kitabına dalmış haliyle Ağustos 2009 ikincisi oldu..
Detaylar burada.. hepsi de çok şirin.. büyüdüklerinde de böyle hevesle okuduklarını görürüz inşallah ..

Fotoğrafı çekeli 2 hafta kadar oldu..yeni Ikea masa ve sandalyelerini almadan önce favori kitap okuma köşesi bu oyuncak kutusuydu ..hala da oraya oturmaya bayılıyor arada içine gömülüp canhıraş bir şekilde " annnaaaa" diye beni çağırıyor içinden çekip çıkarırken de kikirdiyor..


Bugünlerde neler yaptıgımıza gelince; ben arada dellenip iş hayatını özlüyorum sonra da silkinip küçük dertleri kafadan atıp Deniz'i günün her anı öpüp mis gibi kokusunu içime çekebilmenin tadını çıkarıyorum..


Sabah 7 civarı güne başlıyoruz Deniz gene ana ve babasına çekmiş açken pek çekilmiyor kahvaltısını hazırlayana dek mama mamaa diye başımın etini yiyor ballı ya da pekmezli ıhlamurunu içip yumurtasini da löp löp yuttuktan sonra keyifleniyor en son kavun- armut -üzüm meyva kasesini de önüne koyup ben kahvaltımı bitiriyorum.. çatalla pek güzel yiyor en son da tabağı ağzına dikip suyunu içiveriyor..
sonra bir kaka faslı başlıyor bazen söylüyor bazen oyun tatlı geliyor canı istemiyor..zorlamıyorum isterse tuvalete gidip oturak ya da lazımlığa oturuyor sifonu çekip sulara bay bay yapıp ellerini yıkıyoruz.. bekliyorum elbet zamanı gelecek ve tuvalete yapacak.. sabrın sonu selamet..
Dışarı çıkmazsak evde oyun oynuyoruz biraz kendisi genelde benimle beraber.. burada annenin yaratıcılık sınırları zorlanıyor bazen kafayı yiyerek de olsa seveceği aktiviteler bulmaya çalışılıyor.. kitapları inceliyoruz dansediyoruz güreşiyoruz derken banyoda suyla oynama sonrası uyku saati geliyor.. genelde öğlen 12/13 civarı uykuya dalıyor tabii ki Diego kolunun altında.. ortalama 2 saat uyuyor sonrasında öğle yemeği.. arada yine meyvasını yiyor.. akşamüstü 5 civarı sokağa çıkıp gezme park turları başlıyor.. benim canım arkadaşım, teyze Seren işe başladı onun için çok iyi oldu ama ben baya buruldum çok alışmışız.. iş çıkışı bize katılıyor gene neyse ki parkta koşturmaca devam ediyor..
Deniz öyle salıncakta uslu uslu sallansın kaydıraktan güzelce kaysın evrelerini atlattı şimdi kaydıraktan ters çıkmaya çabalama salıncağı itirip sallama tahteravalliyi bam güm indirip kaldırma heveslisi.. Kumlardan ayrılmıyor genelde oturdugu yerden başka köşeye gitmek isterse tasını taragını kovasına toplayıp gidiyor.. ya da başka bir çocuğun gözüne kestirdiği oyuncaklarını alıyor.. ama paylaşıyor da kuzu.. Ateş işten parka geliyor onun Deniz mesaisi başlıyor.. alışveriş eve gidiş Deniz'in banyosu.. hep beraber akşam yemeği sonrasında bu buu diye sütünü isteyip içtikten sonra çok uykusu gelmemişse kitap bakıp masal dinliyor.. ve konuşa konuşa 21.30 civarı uyuyor..
Yağmurlar başladı eve kapanıyoruz yavaştan.. evin içinde dıbıdıbıdıbı sürekli koşuşturan tırmanan bir miniklik.. arada kapıya gidip addaa addaaaa diye bağırıyor ya da "annee appa appa" Deniz'ce parka demek.. yağmur yağınca özellikle dışarı çıkmak istiyor ..

Birkaç oyun örneği.. Geçen aylarda baya oynadığımız baklagiller gene revaçta.. yemediği bakliyatlarla iş oynamaya gelince bayılıyor.. kaşıkla şişelere kaplara kurufasulye aktarmaca.. fasulye ya da boncukları kullanılmayan banyo kaydırmazı vantuzlarına dizmece.. bolca çizmece boyamaca.. Mothercare içindeki Elc 'den 4-5 ay önce aldığım bol meyvalı bıçaklı manav kasasını ortaya çıkarttım eliyle tutup meyvaları kesme işini sevdi..şimdi gerçek muzunu yemeden önce dilimlemeye çalışıyor sıkılıp da parmaklamazsa :)

Ara ara oynadığımız diğer oyunlara gelince aklıma gelenleri yazayım benim gibi 1,5 yaş miniğini oyalamakta zorlananlar varsa biraz yardımı olur :)

genelde yaz sıcakları devam ettiği için hala sularla baya bir oynuyor Deniz,
-küvette ya da su dolu leğen başında pipetlerle suya üfleme
-boş kapları suya daldırıp baloncuklar oluşturma
-kaptan kaba su aktarma
-yine sünger parçalarını suya batırma, sularını sıkıp yüzdürme pipetle üfleyerek ittirmece
-suda tenis topu yüzdürmece
-yazın sahilden topladıgımız taşları kozalakları dizmece
-dergilerden kestiğimiz bebek/çocuk resimlerini taklit etme gülenleri ağlayanları sarılanları vb bulup ayırmaca
-havaya attığımız eşarbı yakalama oyunu
-yere yastıkları dizip atlamaca
-tahtaya mutlu-ağlayan-kızgın-üzgün çocuk suratları çizme
-küçük topları teneke kutulara doldurmaca
-kapaklı kutular içine kuru üzüm , dut kurusu vs koyuyorum kapaklarını vargücüyle açmaya çalışıp içindekileri yiyip kapaklarını tekrar kapatıyor
-parmak boyasıyla kağıtlara baskı yapmaca

16 Temmuz 2009

Haftasonu.. doktor.. gezmece ..

18.ay doktor kontrolundeydik pazartesi..bol gezmeli tozmalı..bu da Alsancak kedisi..on dönüm bostan yan gel yat osman..

Deniz geçen seferki gibi Hale hanım'ı görür görmez ağlamadı aksine önceleri baya eğlendi her yeri tebeşirle boyadı Hale hn sesini çıkarmadı ..doktor çok tatlı güleryüzlü en sevdigim yanı bu güleryüzü içten genel tavrı Deniz'in aşı nedeniyle kuyruk acısı var tabii..sedyeye oturtulmadıgı sürece sorun yok oturtulunca vay halimize..karma aşı oldu 12.150kg boy 85 cm.. bir süredir gece yaşadıgımız uzunca ve ağlayarak uyanmaları konuştuk bazen reflü nedeniyle yaşanabiliyormuş bu tip tecrübeler ben reflüsü oldugunu düşünmesem de denemek için akşam yatmadan önce sütüne bir doz gaviscon infant karıştırıyoruz.. izleyen gecelerde uyandı gene ama dün ve evvelsi gece uyanmadı sürpriz bir şekilde bakalım..


Doktor çıkışı Elif ve Alpi 'nin hatırlattığı eski kitapçı Doğan Kitap'a daldık 10 dak deşme sonucu 3 kitap buldum 10 Tl' ya..rahat bir günde uzuunca karıştırmayı düşünüyorum çok az kullanılmış temiz harika şeyler var..herkese tavsiye edilir..

Benim hamileyken portakal suları ve tostlarını bolca devirdiğim favori tostçumda Deniz yeni kitaplarını inceledi ..Bebek Miss Piggy'li "Bye Bye Diapers"a bakıyor üstüne alınsa bezini atıp oturağına gitse ne iyi olurdu..

Deniz' le aynı haftasonu babaannesine oradan da kuzen abisi Atakanlar' a gittik..Babaannesinin bahçesindeki leyleği sütle besledi sevdi yetmedi kucaklamaya kalktı..

Atakan'ın odasında define bulmuşa dönen Deniz.. bu yumurcak arabalarımla napacak diye içi giden kuzen..