3 yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2011

Marmaris

Marmaris' im. Çok şey bozulmaya yüz tutsa da ilk gözağrım, hatırladığımda içimi ısıtan beni gülümseten anılarla dolu çocukluğumun geçtiği minik şehrim benim. Yetmedi tabii ama kısa da olsa güzeldi. Üstünden bir ayı aşkın zaman geçti Çin'li olduk gene çoktan da, eskimeden kaydetmek lazım. Sonlarına yaklaştığım hamilelik mi beni tembel yaptı yoksa ben ezelden beri mi tembeldim ikincisi sanırım :) Geç olsun güç olmasın.

Dedesinden Deniz'e nar çiçeklerinden taç.


gene mi fotoğraf.. gülsem mi pas vermesem mi!


ben gene her zamanki şebekliğimi yapayım !! sanırım biraz Çin'lilik var artık bu kızın hamuruna eklenmiş.

Dedecimmm!!


Anneanneye bahçede yardım. Arada da müdahale ve köstek, aşırı derecede çiçekleri budamak arzusu :)


Bolca haylazlık, koşturmaca ve zıplamaca..



Güzelim İçmeler denizinin tadını çıkardığımız günlerin sonunda ayrılırken  " hani bana vereceklerdi Limon' u " diye hıçkıra hıçkıra yanında ağladığı tatlı arkadaşı miskin Limon.

17 Mayıs 2011

Çocukum ben



Geçen akşam söyleniyorum Deniz' e uyku öncesi. Zıvanadan çıkmışım yorgunum. Deniz sabah 6 da uyanmış gün içinde hiç uyku isteği ya da sızma emaresi göstermemiş akşam uyku saati 8' e geliyor. Ve de yeni huyu akşam hep beraber oturduğumuz sofradan ağzına bir kaşık çatal alıp koşarak dans etmeye turlar atmaya başlamak masaya bilumum bulduğu oyuncakları taşıyıp oturmak. Ne güzel oturup yiyordu şimdi noldu? Çocuk yetiştirirken hadi demeyin diyorlar mümkün mü acaba? Tabağından bir kaşık alıyor sandalyeden atlayıp "anne baba bi dakka durun bekleyin bak bişi var burada bişi göstercem" deyip vınnn koşmaya başlıyor. Öncesinde konuşmaya başladık biz kalkmıyoruz hep beraber sohbet edelim yemeğimizi yiyelim kalkmak yok tamam mı? "tamam anne" ama 2-3 kaşık sonra yine vınnn.

Sabah erken kalkacak şu kadar saat uyumalı hesapları yapan ben söyleniyorum odasında pijamalarını giyerken,

- Deniz annecim neden bu kadar çok oyalanıyorsun bak uyku saatin geçiyor sabah erken kalkacağız şöyle yapsan böyle yapsan bıdıbıdıdı..

Deniz ağlamaklı şöyle dedi,

- annecim ama çocukum ben ondan oyun oynuyorum.

Sakinleştim gülümsetti beni durdum sımsıkı sarılıp haklısın dedim. Doğru söze ne hacet.

Sonrasında düşününce yemeklerini az çok yiyor en azından bu kadar enerjiyi nasıl bulduğuna bakılırsa yeterli de geliyor. Ama Deniz çevremde gördüğüm diğer çocuklara benzemiyor beslenme konusunda. İyi mi yoksa aşırı seçicilikten mi karar veremedim. Nasıl desem fazla sağlıklı besleniyor. Parmak patates elma patates hiçbirini sevmez, bir kere tadına baktı kızarmış patatesin "ııh beyenmedim" deyip çıkarttı. Pizza sevmeyen çocuk var mıdır? Bizde var bir tane ağzına sürmez. Eve sokmuyoruz ama dışarda da görse sosis salam şarküteri sevmez. Bir yerde okumuştum küçük çocuklar sade tabakları sever fazla soslu birbirine karışmış sunumları yemek istemezler diye. Aynen öyle bizdeki. Yemeklerini ayrı tabaklarda karışmamış ister, soslu fazla salçalı yemekleri yemez. Kahvaltıda süt, yemekte sadece taze sıkılmış portakal suyu ya da ıhlamur içer. Etten hiç hazzetmezdi yeni yeni tavuk but ve köfte yemeye başladı. Onda da köfteleri beraber hazırlamamız büyük etken sanırım. Bir tabak onda bir tane bende, alıyor köfte harcından çarpıyor "paaat yapıcam önce" deyip sonra da yuvarlayıp bastırıp şekil veriyor. Komik çocuk.

Balık ve sebzeyi sever neyse ki, en çok taze bezelye, havuç, kabak, ıspanak, brokoli, fasulye. Meyvaya bayılır, aralarda bazen kuru üzüm ceviz yer. Yumurta favorilerinden 3 öğün haşlanmış yumurta peynirli omlet versen yiyecek. Kahvaltı sofrasındaki Nutellayı biz yeriz o yüzüne bakmaz, neyse ki ona sevdirdiğim fındık oranı bol Fiskobirlik fındık ezmesinden 1-2 kaşık alıyor. Mcdonalds gibilerinden hem Gdo' lu hem sağlıksız olduğu için uzak dururum ama zorunluluktan bir kere girdik biz yedik Deniz tabii ki dokunmadı. Tatlı sevmiyor sadece benim yaptığım kek ya da sütlacı yer. Çikolatalı puding bile yemez beyaz yap anne diye sütlaç ister. Yanında gofret, bisküvi yerim hiç istemez. Dışardaysak ona yemek bulmakta zorluk çekiyoruz hep makarnayla olmaz deyip. Bari azıcık pizza patates sevse iyi olurdu diyorum bazen. Bunları Deniz ilerde okursun inşallah yine böyle sağlıklı besleniyor olur musun bilmem büyüdüğünde, umarım devam eder iyi beslenme alışkanlıkların.



Ha bir de dondurmayı sever ama külahta olursa. Sütlü ya da çilekli olacak çikolatalı asla. Külahını hiç yemez içerde kalan dondurmayı ve külahı anne siler süpürür. Böyle de garipsin işte Deniz :)

8 Mayıs 2011

Anneler günü



Kızımın bana Anneler günü hediyesi. Ateş ve ben, ortada küçük Deniz ve en üstte karnımda top gibi duran minik kardeş. Biz dik saçlı bir aileyiz, dişlerimiz de unutulmamış.

Dün sabah uyandık Deniz yine kendi seçtiği kıyafetleri giydi mor çizgili bir tayt, üstüne pembe etek üstüne de mor bir tshirt. Hava sıcak terleyeceksin ya da üşüyeceksin gibi şeyleri söylemeyi bıraktım artık kendi giyiniyor mutlu. Kahvaltıda Deniz'e ilk defa pancakeler yaptım ilki şekil itibariyle berbat olsa da sonraki minik tatlı ekmekçikler nefis oldu, Deniz 3 taneyi mideye indirdi.

2 gün önce de o çok seviyor diye ilk defa elime oklavayı alıp hamur açtım, ona lavaş ekmeği bize de patatesli peynirli gözlemeler ortaya çıktı. Valla becerdim uzun sürse ve biraz şekilleri bozuk olsa da. Mahrumiyet, gurbette olmak insana hiç yapmam yapamam dediği şeyleri yaptırıyor.

Pankekleri Deniz' le birlikte yapınca eğlendik ama mutfak alt üst oldu. Elime eldivenleri geçirip temizliğe giriştim, Deniz odasına kapandı. Kapandı derken ciddi anlamda kapısını kapatıp anne gelme sen dedi. 5-10 dakika sonra beni çağırıyor annee sana bişi yaptım çabuk gel görmelisin diye, heyecanlı heyecanlı etrafımda dönerek. Yukarıdaki resmi yapmış bana. Daha önce de yapmıştı ama bebekçik yoktu. Deniz "bebekçik" diyor ona.

Anne olmak çok güzel, Allah isteyen herkese nasip etsin. Yakında minik kızım da aramıza katılacağı için anne olmanın daha farklı bir anlamı var sanki artık benim için. İki çocuk annesi olmak ayrı bir macera, ilkinde yaşadığım gibi belki zorlu çokça da heyecanlı bir dönemeç olacak bana, hepimize.

Annemin geçen sene gibi bu kez de yanında olamıyorum ona sarılmayı özledim en çok, en azından güzel sesini duyacağım. Anneler günü kutlu olsun..



Bu da cuma günü kreşten bana getirdiği hediye. "Annecim senin için yaptım baksana çok komik. Ayakları var ama onlar aslında benim ayaklarım değil biliyo musun" :)

28 Nisan 2011

Bayram, suçluluk halleri..



23 Nisan. Deniz' in bayramı olsun o gün hatta haftasonu tastamam onun olsun. Ne isterse o yapılsın nereye isterse gidilsin. Hep giymek istediği elbiseler eteklerle gezsin takıp takıştırsın koşsun oynasın.



Bende bir suçlu hissetme hali var ki. Hala söylerken şaka gibi gelen Çin' de yaşamak. Dede anneanne halalar amca kuzenlerden uzak büyüyen, büyütülen bir çocuk. Yalnızlık ve hamilelik, Çinli doktor ve hastane görevlilerine dert anlatmaya çalışma, aradaki kültür ve anlayış farkı, çözüm bulamama ve sonunda mevcuda razı olmakla fazlaca yüklenmişken Deniz'e de ben yükleniyorum arada. Sadece 3 yaşında olduğunu unutup beni anlamasını bekliyorum ondan, ya sürekli ona kızarken ya da ona açıklama yapıp sarılır, özür dilerken buluyorum kendimi.  Arası olmalı değil mi?  Dengemi şaştım. Ne kadar arkadaşlarıma muhtaçmışım meğer ne kadar çok yerleri varmış hayatımda . Zaten biliyordum bunu şimdi yaşıyorum.



Sıkıntılı bir 23 Nisan anı yazısı oldu belki ama güzel geçti kendimce ona çocuk bayramını yaşatmaya çalıştım. Deniz'le dilimizde 23 nisan şarkısı çocuk bayramı diye diye sabah evden çıktık seçtiği elbiseyi giydi kolyesini halhalını taktı. Ona çok sevdiği pembe güllerden aldım bayıldı. Mağazada pek süslü Çinli çocuk kıyafetlerinin arasından çok şirin beyazlı mavi çiçekli onun deyimiyle sallanan etekli bir elbise bulup aldık. Sonrasında pazar gezip wet markete gidip istediği kadar balıkları kaplumbağaları izledi. Hatta turuncu bir balık, havuzundan kaçıp onun üzerine cupladı bizimki biraz korku biraz sevinç uzunca gülüştü. Arkasından parkta çocuklarla oynadı koşturdu.



Pazar günü de Safari Park. Deniz' in gitmekten bıkmadığı yer. Onu da küçük bir şempanze olarak alacaklar yakında maymunların yanına. Gezerken yolumuzu şaşırıp bir de atlı karıncalara rastlayınca o gün güzel bir anı oldu ona. Dönerken şimdi de uçurtma uçuralım diye sayıklıyordu.





Akşamına üstünde Cars tshirtü, kafasında da Tanem teyzesinden gelen doğumgünü sürpriz paketinden çıkan bayıldığı tavşanlı şapkasıyla bulaşık yıkadı, çook mesuttu çok.

Mutfaktan çıkmayan sabah bugün ne yemek pişirelim annecim diye taburesiyle mutfağa dalan kek tarifi veren ben yaparım anne önemli değil diye benden önce sebzeleri malzemeleri çıkarıp her işe girişen bir cüce var bizim evde. Suları alaşağı edip dökünce  -aaa tamam anne tamam tamam önemli deil deyip eline kağıt havlu geçirmesine çok gülüyorum. İşleri abartırsa da kapı dışarı ediliyor ama.

20 Nisan 2011

Balıklarcık



Artık onun balıkları var. Sonunda Deniz'e söz verdiğim balıkları alabildim.

2 haftayı geçti, her sabah balıklarcık da uyanmış mıdır diye yanlarına koşuyor, ve hep aç olduklarını iddia ediyor. Beslemek onun görevi, yemlerini avucuna veriyorum yemek saatleri törenle Deniz'in çığlık ve kahkahalarıyla gerçekleşiyor. " siz çok tatlısınıııız balıklarcıııık" diye de konuşuyor onlarla.

İlk gün başlarına kedisini dikmiş, neden koydun diye sorunca balıklarım kaçmasın diye kedimi koydum dedi. İlk günün akşamı da yatağına balıkları alıp uyumak istedi.

Ha bir de bu var - anne balıklar kavgalanıyorlar - hı?? - kavgalanıyorlar - anlamadım denizcim napıyorlar? - annecim kavgalanıyorlar yani karınları kazınıyor yemek istiyolar - ???

26 Ocak 2011

Kuzenler başka..



Canım kuzenlerim..

Posta kutumuza ilk kez faturalar ve broşürler dışında özel kocaman bir zarf düştü. -Ha dede ve anneanneden gelen kitaplar ve sürprizleri unutmayalım ama onlar hep babanın iş adresine geliyor :)-

Posta kutusunu açınca Deniz çığlık attı.. çok teşekkür ederiz en çok da Deniz 'e yaşattığınız sevinç için. Defalarca dinledi doğumgünü kartındaki "iyi ki doğdun" şarkısını, Çiğdem 'i sevdi fotoğraflarından, el izinin üzerine kendi elini koydu. Kucak dolusu sevgiler bu uzak diyardan size..

19 Ocak 2011

Hint esintisi



Hintli arkadaşım Shilpi' den Deniz'e 3 yaş doğum günü hediyesi.

Birtakım aksesuarları da vardı ama ben beceremedim takmayı Shilpi' den yardım istemek gerek. 2,5 ay önce Shilpi'nin kızı Kashni' nin 3. yaşını kutladık, tam bir Hintli gecesiydi, çok eğlenmiştik kendimi Bollywood partisinde hissetmiştim hatta bir an. Ne tatlı Hintli gibi oldun annecim diye gülünce "o komik Hintli amcalar gibi dansedicem anne" dedi :)



14 Ocak 2011

Deniz 3 yaşında



Heves yoksunuyum ama yazıyorum ya arada -burada olmanın güzel yönleri- diye, belki de kendime yazıyorum sadece telkin olsun diye, burada geçirdiğimiz zamanı kendime eziyet ederek geçirmeyeyim hayatın değişik ilginç yönlerini bulmaya çalışayım.. babamın başından beri bana cesaret verip dediği şey askerlik gibi düşün gelip geçecek. Her ne kadar artık eksik yanlarıma dayanamasam evime dönmek istesem arkadaşlarımın sesini duyunca salya sümük ağlasam da bir süre daha buradayız. Madem bu yola girdik yarım yamalak kalmasın tam anlamıyla yapalım istiyor kararın diğer yarısı ve haklı.

Fena hastayım Deniz' den bana geçti, çok yakında harika bir doğa- bisiklet parkı var hala gidemedik diye hayıflanan şaşkın ebeveynler yeni yılın ilk günü çocuğu alıp buz gibi havada 2 kişilik komik bisiklete binip Deniz'e de arada koltuk ayarlayınca bir de güzel rüzgar yedirine hasta ettik onu. Hiç hastalanmıyor, doğduğundan beri ateşi hiç yükselmedi normal mi ki diye konuşurken nazarım değdi belki de. Yine ateş yaşamadık ama bir hafta evde öksürük ve sümüklü böcek burunla gezdi, Cars izledik Mater ve Lightning Mcqueen'e bolca güldü, yazdan kalma çakıl taşlarını boyadı kartondan kaplanlar robotlar yaptı yetmedi duvarları boyadı, sıkıldı arkadaşlarıma gitmek istiyorum demeye başladı. O şimdi iyi annesi aldı hastalığını ilaç da kullanamıyor kime satacağını bilmiyor.

Bugün 14 Ocak Deniz' in doğumgünü. Parmaklarıyla 3 yapıyor artık yaşını sorunca. Deniz'in doğumundan beri yanımda olan arkadaşlarımla konuşuyorum kocaman oldu ilk göz ağrımız o bizim diyorlar. Kocaman adam mı ki oldu şimdi. Hala ilk günkü minicik bebeğim. Buradaki hayatın en güzel yanı o, yanındayken kendimi güzel hissettiğim, beni güçlü ve sakin kılan.

Doğumgünün kutlu olsun tatlı kızım, sana kitap okurken bakmaktan zevk aldığım daha önce kimsede görmediğim bir dikkatle beni dinleyen ışıltılı gözlerin hiç solmasın. Ömrün uzun, bahtın açık olsun. Seni çok seviyorum.