Twinkle from demet kumbaraci on Vimeo.
Bu da Çin'e gelişimizin 2. haftasından,
move it!! from demet kumbaraci on Vimeo.
29. ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29. ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Temmuz 2010
1 Temmuz 2010
Ele avuca sığamam söz kural tanımam
Herkes Deniz' e bir bakıyor sonra da nasıl böyle ince kalabildiğimi anlıyor. Ya da ince ve yorgun desem daha uygun olacak. Hiç yerinde durmuyor hareketliydi şimdi her yerden taşıyor. Gündüz uyumuyor akşam oyun alanında en önde koşan en çok zıplayan en çok tırmanan atlayan o, buradaki arkadaşlar gittiğimiz oyun derslerinde ya da parkta nasıl oluyor da hem de uyumadan bu enerjiye sahip oluşuna hayretle bakıp nedenini bana soruyorlar. Ah bir bilsem, çok yoruyorsun beni minik tavşanım. Maşallah diyeyim enerjin, bu neşeli halin hiç eksik olmasın ama ya dışarıda, markette sokakta "yanından yürücem anne çöj" deyip de anında unutup yanımdan koşturup kaçıverişin. Ödüm patlıyor sana birşey olacak başına bir iş gelecek diye. Buna bir çözüm bulamıyorum kızmak hiç bir işe yaramıyor. O kadar başına buyruk ki diğer çocuklar annelerinin yanından ayrılmazken ya da belli sınırlarda gezinirken biz onun peşinden koşturuyoruz.
Deniz arkadaşlarıyla çok mutlu. Coco' ya çok düşkün, Coco da onu görünce çılgına dönüyor birbirleriyle bağırmalı çağırmalı selamlaşmaları çok şirin. Hep onunla oynasın istiyor başkasının yanına gitmesine tahammülü yok. Gittiğimiz bir arkadaşlı ortamda o yoksa hayal kırıklığına uğruyor. Çocuk tabii hemen oyuna dalıp unutuyor belki ama arada sormayı da ihmal etmiyor, ya da akşam babasına anlatırken ama Coco gelmedi bugün hastaymış acaba diyor. Deniz eger cümlenin sonuna tonlaması yükselen bir "acaba" eklerse soru sormuş oluyor bu arada. " Anne Coco hastaymış acaba, sütünü içmemiş acaba? hı? "
Bir de Deniz' in çok sevdiğim "onun için" deyişi var, yani bu sebeple anlamında, ama çok komik kullanıyor. Babasıyla konuşuyorlar,
- Deniz oradaki gemi mi? -Gemi olmaz orda ama baba, -Neden peki? - Onun için su yok orda.
gibi :)
Deniz' den birkaç kesit.
Deniz ve en sevdiği arkadaşı Coco, nam-ı diğer Kashni
Her Perşembe toplandıgımız playgroup'ta yazın gelişi, tatile gidenler, buradaki geçici zamanları bitenler nedeniyle son haftalardayız. Rachel ve Elay ülkelerine tatile gidiyor ama ne tatil 3 ay, çok kıskanıyorum. Anniina ve çocuklar Çin' deki son haftalarını geçiriyorlar toparlanmaya başladılar, Anniina geri dönüşe pek istekli değil çok üzgün. Ben de daha yeni tadını çıkarmaya başlamışken gitmelerine en çok üzülenlerdenim. Playgroup anneleri Anniina' ya veda niyetine geçen hafta bir akşam dışarı çıktık, Cohiba Bar' da mojito içtik. Eğlenceliydi, yakınımızda böyle bir yer oldugunu görmek güzel. Ben de taşınma işi bitsin tatil yolu gözlüyorum, bu zamanlar buradaki hava çekilmez durumda. Her daim yağmur, güneşliyken aniden gürleyen bir gökyüzü, bastıran sağanaklar, sıcak ve nem. Deniz'in havuz malzemeleri hazır ama bir kere bile gidemedik henüz. Ve en çekilmezi buraya has gözle görülmesi çok zor minicik ama ısırığı fena can yakan ve iz bırakan sinekler. Beni çok seviyorlar, binbir çeşit mosquito savar aldım habire sürünüyorum bana mısın demiyor bacaklarım haşat durumda 20 kusur ısırık her birinde pek güzeller.
19 Haziran 2010
Ayaklar
Bu ara Deniz'in elinden düşmeyen oyuncağı. Habire kamyon söküyor monte ediyor, vızz vızz sesler evin içinde yapamadığı zaman sinirleniyor atıyor sonra yine eline alıyor.

Elime ikinci koca mısırımı aldım kemirirken yazıyorum. Hiç bu kadar mısır yememiştim memleket mısır zengini, çok lezzetli. Çocuklugumda bolca tükettiğim Marmaris akpak süt mısırlarına benziyor, süt tadında beyazlı sarılı. Mısır demişken Çinliler nüfus çok olunca yenebilecek herşeyi değerlendiriyorlar burada hiç bir şey çöpe gitmiyor. Mısırın koçanından tatlı yapmışlar tadı da güzelce. Suyunu da içiyorlar sanki mısırı eline almışsın da içiyorsun hissi veriyor tadarken.
Elimde mısır olunca alakasız yazdım aslında bu akşamı anlatacaktım. Az önce ayak masajından geldim. Çinliler masaj yaptırmayı ve yapmayı seven bir millet. Gittigim masaj merkezi bizim konutlara ait - hala ne diyeceğimi bilemiyorum buraya site desem değil o kadar büyük ki dünyanın en büyük yerleşim bölgesiymiş başkalarının yalancısıyım, hastanesi, çarşısı, okulu, restorantları, spor masaj güzellik merkezleri, gölü ve daha birçok mekanı var. Çok sayıda büyük siteden oluşuyor her sitenin ayrı klupleri bile var içinde havuzu restorantı vs olan. Her bölgeye giden ayrı numaralı ring otobüsleri mevcut. Bizim ülkemizde de böyle bir yerleşim bölgesi olsa dedirtiyor.
Ayak masajı demiştik. Daha önce konuşup da bir türlü ayarlayamamıştık Anniina'yla, mutlaka gidelim denemen lazım diye anlatmıştı. Bugün beni yorgun ve depresif görünce gitme zamanı dedi ve akşam 9 civarı oradaydık. İyi ki de gitmişim, kesinlikle haklıymış arada kendini şımartmak için güzel bir yöntem. Kocaman labirent gibi bir mekan 100 ü aşkın masör var numaralarla adlandırılmışlar. Önce ayaklarını kocaman bir varille gelen içine hoş kokulu bitkiler döktükleri sıcak suya -hatta kaynar- sokuyorlar, yorgun ayaklar orada haşlanırken sırt ve boyun baş masajı yapılıyor ardından da ayaklara geçiş. Koltugun yanina su ve meyva da getiriyorlar, ve en guzeli de bunun icin sadece 70 RMB oduyor olman yani yaklasik 16 TL. İyiydi gerçekten. Anniina sağolsun benim buradaki expat hayatının 2. fazından 3. süne geçişimi hızlandırmaya çalışıyor sanırım. Burada keyif alabileceğin güzel şeyler de var diyor.
Hiç bilmedigin bir ülkeye gelince buradaki hayatın üç evreden oluşuyor.Birincisi geldigin ilk ay civarı, her yer değişik tanımaya çalışıp, çevreyi gezip görülmeye değer yerleri keşfediyorsun, bundan da zevk alıyorsun. Sonra 2. yani depresif faz geliyor. Evini ülkeni fazlasıyla özleyip, arkadaş edinmiş de olsan alışma sürecinde yaşadıgın tuhaf şeylerin -hele ki Çin' de- nasıl oluyor da başına geldiğini düşünüyorsun, çevre insanlar koşuşturmaca hasta eden hava koşulları seni iyice zorluyor, hep yorgun hasta gibi hissediyorsun. Benim henüz geçmediğim 3. evre Anniina' nın bahsettiği, buradaki güzel şeyleri de görüp kendine göre bir yol çizdiğin, sakinleştiğin faz. Herşeyin çok daha iyiye gideceğini söylüyor. Benim yaşadıklarımı fazlasıyla görmüş geçirmiş, geçen sene buradaki ilk yazlarında Haziran ve Temmuz ayı sonuna dek 3 çocugu da ardarda defalarca hastalanmış hastaneden çıkamıyorduk diyor, kulak ve sinüs enfeksiyonları, 40 dereceyi gören ateşler. Onlara üzülüp kendisi de sonunda hastalanmış. Deniz' in 3. gribini geçirmesinin normal oldugunu artık kabullendim neyse ki hafif diyebileceğim şekilde geçiriyor ateş olmasın da. Havadaki alışamadığımız bunaltıcı nem, farklı bakteri alışana dek seni hasta ediyor.
Bu arada kuzum Deniz de ayak masajına bayılıyor anasının kızı, Deniz gel sana ayak masajı yapayım mı dediğimde oluy anne diye oturuveriyor dibime yüzünde kocaman bir sırıtmayla. Ben de bayılıyorum ama onun pamuk ayaklarını bahaneyle öpüp oynamaya.
Elime ikinci koca mısırımı aldım kemirirken yazıyorum. Hiç bu kadar mısır yememiştim memleket mısır zengini, çok lezzetli. Çocuklugumda bolca tükettiğim Marmaris akpak süt mısırlarına benziyor, süt tadında beyazlı sarılı. Mısır demişken Çinliler nüfus çok olunca yenebilecek herşeyi değerlendiriyorlar burada hiç bir şey çöpe gitmiyor. Mısırın koçanından tatlı yapmışlar tadı da güzelce. Suyunu da içiyorlar sanki mısırı eline almışsın da içiyorsun hissi veriyor tadarken.
Elimde mısır olunca alakasız yazdım aslında bu akşamı anlatacaktım. Az önce ayak masajından geldim. Çinliler masaj yaptırmayı ve yapmayı seven bir millet. Gittigim masaj merkezi bizim konutlara ait - hala ne diyeceğimi bilemiyorum buraya site desem değil o kadar büyük ki dünyanın en büyük yerleşim bölgesiymiş başkalarının yalancısıyım, hastanesi, çarşısı, okulu, restorantları, spor masaj güzellik merkezleri, gölü ve daha birçok mekanı var. Çok sayıda büyük siteden oluşuyor her sitenin ayrı klupleri bile var içinde havuzu restorantı vs olan. Her bölgeye giden ayrı numaralı ring otobüsleri mevcut. Bizim ülkemizde de böyle bir yerleşim bölgesi olsa dedirtiyor.
Ayak masajı demiştik. Daha önce konuşup da bir türlü ayarlayamamıştık Anniina'yla, mutlaka gidelim denemen lazım diye anlatmıştı. Bugün beni yorgun ve depresif görünce gitme zamanı dedi ve akşam 9 civarı oradaydık. İyi ki de gitmişim, kesinlikle haklıymış arada kendini şımartmak için güzel bir yöntem. Kocaman labirent gibi bir mekan 100 ü aşkın masör var numaralarla adlandırılmışlar. Önce ayaklarını kocaman bir varille gelen içine hoş kokulu bitkiler döktükleri sıcak suya -hatta kaynar- sokuyorlar, yorgun ayaklar orada haşlanırken sırt ve boyun baş masajı yapılıyor ardından da ayaklara geçiş. Koltugun yanina su ve meyva da getiriyorlar, ve en guzeli de bunun icin sadece 70 RMB oduyor olman yani yaklasik 16 TL. İyiydi gerçekten. Anniina sağolsun benim buradaki expat hayatının 2. fazından 3. süne geçişimi hızlandırmaya çalışıyor sanırım. Burada keyif alabileceğin güzel şeyler de var diyor.
Hiç bilmedigin bir ülkeye gelince buradaki hayatın üç evreden oluşuyor.Birincisi geldigin ilk ay civarı, her yer değişik tanımaya çalışıp, çevreyi gezip görülmeye değer yerleri keşfediyorsun, bundan da zevk alıyorsun. Sonra 2. yani depresif faz geliyor. Evini ülkeni fazlasıyla özleyip, arkadaş edinmiş de olsan alışma sürecinde yaşadıgın tuhaf şeylerin -hele ki Çin' de- nasıl oluyor da başına geldiğini düşünüyorsun, çevre insanlar koşuşturmaca hasta eden hava koşulları seni iyice zorluyor, hep yorgun hasta gibi hissediyorsun. Benim henüz geçmediğim 3. evre Anniina' nın bahsettiği, buradaki güzel şeyleri de görüp kendine göre bir yol çizdiğin, sakinleştiğin faz. Herşeyin çok daha iyiye gideceğini söylüyor. Benim yaşadıklarımı fazlasıyla görmüş geçirmiş, geçen sene buradaki ilk yazlarında Haziran ve Temmuz ayı sonuna dek 3 çocugu da ardarda defalarca hastalanmış hastaneden çıkamıyorduk diyor, kulak ve sinüs enfeksiyonları, 40 dereceyi gören ateşler. Onlara üzülüp kendisi de sonunda hastalanmış. Deniz' in 3. gribini geçirmesinin normal oldugunu artık kabullendim neyse ki hafif diyebileceğim şekilde geçiriyor ateş olmasın da. Havadaki alışamadığımız bunaltıcı nem, farklı bakteri alışana dek seni hasta ediyor.
Bu arada kuzum Deniz de ayak masajına bayılıyor anasının kızı, Deniz gel sana ayak masajı yapayım mı dediğimde oluy anne diye oturuveriyor dibime yüzünde kocaman bir sırıtmayla. Ben de bayılıyorum ama onun pamuk ayaklarını bahaneyle öpüp oynamaya.
17 Haziran 2010
Wo yao qü guojia
Tam elime alacak gucu istegi bulmusken bloga yine fotograf ekleyemiyorum. Fotograflar birikti bu gidisle kaybetmeden hepsini Flickr'e yuklemek gerekecek. Arşivleme konusunda ben de Ateş de berbatız defalarca niyetlenip de güzelim resimleri cd lere ya da biryerlere koyamadan kaybettik. Blog tutma amaçlarımdan biri de Deniz'e ait olanları bahaneyle saklayabilmiş olmaktı aslında.
Deniz yine hasta. Çin'e ayak basalı yaklaşık 2,5 ay olacak 3 .kez hastalanıyor. Burun tıkanık, akıntı ve genelde geceleri kuru öksürük. Tr.de kolay kolay hastalanmayan çocuğa burada ne oldu?? O hastalandıkça ben neden diye kahroluyorum. İlk hastalıgında götürdüğüm bizim yerleşim bölgesinin hastanesine gittik yine. Bu sefer oyun grubundan Coral ve Daphne'nin tavsiyesi 80 yaşında Çinli bir profesör teyzeye gittik. Kadın çok şeker biraz ingilizce bile konuştu bizimle çevirmen kızı şok etti. Deniz ben artık doktordan koykmuyoyum büyüdüm abla oldum diye diye gitti gerçekten hiç ağlamadığı gibi kadına Çince teşekkür edip görüşürüz dedi sonunda. Çinli, bitkisel ağırlıklı oldugunu söyledikleri ilaçlarımızı da verdiler çıktık. Şimdi çok daha iyi. Doktorlar her defasında mevsimsel diyor da bu hava böyle devam ederse hastalık eksik olmayacak. Shelley Coco' nun da -Coco Kashni'nin öteki adı- ilk geldigi zamanlar böyle oldugunu hava şartlarına alışmanın zaman alacagını söylüyor.
Bugün Dragon Fest burada, yani Ejder Festivalimizi kutluyoruz Ateş 1 gün izinli. Genelde 3-4 gün tatil varken bu şirketin politikası gereği böyle. Deniz hasta zaten bir yere kıpırdayamazdık. 1 Mayıs İşçi bayramı 3 günlük tatilde Denizkuzu gene hastaydı. Beterin beteri var buna da şükür. Temmuz tatil hayalleri kuruyorum bu ara. Bu sene en güzel tatil benim için evim ailem biraz deniz, kum ve güneş ..
Ev sorunumuz var halletmemiz gereken. Tam değiştirmek üzere yeni ev ararken hatta part time emlak danışmanlıgı yapan Coral bize uygun bir ev bulmuşken kontratın 1 yıllık yapıldıgı ortaya çıkınca canımız çok sıkıldı. Çince ögretmenimiz May sağolsun bize bir çözüm yolu buldu ama işler mi henüz bilmiyoruz.
Haftada 2 akşam 8 civarı öğretmenimiz May geliyor, ögrendigimiz Çince Survival dersleri yani hayatta kalmaya yetecek Çince. Deniz gündüz uyumadıgı için o saatlerde uyumuş oluyor. Ögrenmesi çok keyifli ama bir o kadar da zor bir dil. Derslerin güzel geçmesinde May'in de etkisi büyük tabii. Sadece Çince değil günlük yaşamda karşılaştıgımız herhangi bir sorunda da yardımcı olmaya çalışıyor.
Biz tabii ki Çin karakterleriyle değil PinYin çalışıyoruz. PinYin Çince' nin Latin alfabesiyle ifadesine verilen isim. Harfler değil karakterlerden oluşuyor Çin dili, zamana göre yazılışı değişen fiiller ya da değişen kişi iyelikleri vs. yok. Bu güzel yanı ama zor olanı da her karakterde değişen 4 adet tonlama var. Aynı karakter ya da kelimenin birden çok anlamı olabiliyor, ifadeleri okunuşları çoğunlukla kolay değil, biz düz konuşmaya alışmışız bu dilde illa ki vurgular tonlamalar olacak. Yoksa konuşman çok anlamsız olabiliyor.
Başlık diyor ki " ülkeme gitmek istiyorum" .
Deniz yine hasta. Çin'e ayak basalı yaklaşık 2,5 ay olacak 3 .kez hastalanıyor. Burun tıkanık, akıntı ve genelde geceleri kuru öksürük. Tr.de kolay kolay hastalanmayan çocuğa burada ne oldu?? O hastalandıkça ben neden diye kahroluyorum. İlk hastalıgında götürdüğüm bizim yerleşim bölgesinin hastanesine gittik yine. Bu sefer oyun grubundan Coral ve Daphne'nin tavsiyesi 80 yaşında Çinli bir profesör teyzeye gittik. Kadın çok şeker biraz ingilizce bile konuştu bizimle çevirmen kızı şok etti. Deniz ben artık doktordan koykmuyoyum büyüdüm abla oldum diye diye gitti gerçekten hiç ağlamadığı gibi kadına Çince teşekkür edip görüşürüz dedi sonunda. Çinli, bitkisel ağırlıklı oldugunu söyledikleri ilaçlarımızı da verdiler çıktık. Şimdi çok daha iyi. Doktorlar her defasında mevsimsel diyor da bu hava böyle devam ederse hastalık eksik olmayacak. Shelley Coco' nun da -Coco Kashni'nin öteki adı- ilk geldigi zamanlar böyle oldugunu hava şartlarına alışmanın zaman alacagını söylüyor.
Bugün Dragon Fest burada, yani Ejder Festivalimizi kutluyoruz Ateş 1 gün izinli. Genelde 3-4 gün tatil varken bu şirketin politikası gereği böyle. Deniz hasta zaten bir yere kıpırdayamazdık. 1 Mayıs İşçi bayramı 3 günlük tatilde Denizkuzu gene hastaydı. Beterin beteri var buna da şükür. Temmuz tatil hayalleri kuruyorum bu ara. Bu sene en güzel tatil benim için evim ailem biraz deniz, kum ve güneş ..
Ev sorunumuz var halletmemiz gereken. Tam değiştirmek üzere yeni ev ararken hatta part time emlak danışmanlıgı yapan Coral bize uygun bir ev bulmuşken kontratın 1 yıllık yapıldıgı ortaya çıkınca canımız çok sıkıldı. Çince ögretmenimiz May sağolsun bize bir çözüm yolu buldu ama işler mi henüz bilmiyoruz.
Haftada 2 akşam 8 civarı öğretmenimiz May geliyor, ögrendigimiz Çince Survival dersleri yani hayatta kalmaya yetecek Çince. Deniz gündüz uyumadıgı için o saatlerde uyumuş oluyor. Ögrenmesi çok keyifli ama bir o kadar da zor bir dil. Derslerin güzel geçmesinde May'in de etkisi büyük tabii. Sadece Çince değil günlük yaşamda karşılaştıgımız herhangi bir sorunda da yardımcı olmaya çalışıyor.
Biz tabii ki Çin karakterleriyle değil PinYin çalışıyoruz. PinYin Çince' nin Latin alfabesiyle ifadesine verilen isim. Harfler değil karakterlerden oluşuyor Çin dili, zamana göre yazılışı değişen fiiller ya da değişen kişi iyelikleri vs. yok. Bu güzel yanı ama zor olanı da her karakterde değişen 4 adet tonlama var. Aynı karakter ya da kelimenin birden çok anlamı olabiliyor, ifadeleri okunuşları çoğunlukla kolay değil, biz düz konuşmaya alışmışız bu dilde illa ki vurgular tonlamalar olacak. Yoksa konuşman çok anlamsız olabiliyor.
Başlık diyor ki " ülkeme gitmek istiyorum" .
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)