2.yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2.yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2010

Yeni..


Şimdiye dek şaka gibiydi sanki gerçekleşmeyecek.
Ateş' in bu akşam gidişiyle resmen süreç başladı.
O, sonraki uçağı beklerken ilk skype görüşmemizi bile yaptık.
Bundan sonrası nasıl çözülür bilmiyorum çok iş var beni bekleyen kafamda omzumda bir sürü düşünceler yükler endişeler..
Karar verdik dönüşü yok Çin maceramız başladı..
Bir ya da birkaç ayımız daha var Denizkızımla, babası yeni evimizi toparlayana dek.
Bir yanım hiç istemiyor ailem arkadaşlarım bu sulugözlülükle nasıl ayrılığa dayanırım diye. Diğer yanım da güzel olacak, birkaç yıl, yepyeni bir kültür yeni insanlar, bambaşka bir hayat tecrübesi diyor.
.
.
Hayırlısı olur umarım Deniz ve bizim için en doğru kararı vermişizdir.
Allahım lütfen bu hazırlık, alışma sürecini kolay atlatabilmem için bana güç ver ve tüm sevdiklerime sağlık..

12 Şubat 2010

Sayfa böyle çevrilir

Bilmeyen öğrensin sağ elin işaret parmağı yalanıp ıslatılırken o sırada diğer elle de sayfa çevrilir. Kitap dediğin böyle okunur.


Sonuç sırılsıklam bir parmak olsa da..

11 Şubat 2010

Sevgililer Günü bahane


Denizkızı keyifsiz birkaç gündür. Bugün doktora gittik öncesinde konuştuk beraber, gidelim mi Deniz diye, " dokdok teyjeye gitmeyelim dokdok amcaya gidelim " dedi.
Doktorunu çok seviyor Denizcim bakabilir miyim? bana söyler misin? diye konuşunca doktora bir güzel sakin sakin cevap veriyor bak, oyası acıyor, oyası acımıyor diye. Birkaç gündür birşey de yemiyor portakal suyu, yumurta ve yoğurtla besleniyor.
O keyifsiz olunca hep neşeli ve cıvıl cıvıl görmeye alıştıgımız için bizim de keyfimiz kaçtı.

Dün ona kalpler hazırladım, boyalar tutkallar çıkardım çok sevindi.
Sevgililer günü sebep olsun. Ben buna aşk balığı dedim o beni düzeltti "bayık değil o bayina anne " diye. Totally Tots da ve birkaç yabancı blogda görmüştüm. Çok basit ve eğlenceli. Tutkal ıslakken çekmişim, fotodaki beyazlıklar tutkal kuruyunca gidiyor, Deniz fırçayla bolca sürdü tabii. İşte aşk balinamız.


Babam için diye diye hazırladı. Babanın bavuluna bu da atılacak. Ateş 16 sında gidiyor artık kesin, yeni evimizin ilk dekoratif objesi de bu balina oldu şimdiden.

Bu da sevgililer günü kartı. 2 tane hazırladık. Deniz kartların içini pastellerle boyadı simli tutkalla süsledi. Kapağa da kalpleri çiçek şeklinde yapıştırdık. Deniz kapağı da süsledi.


Biri gene babaya diğeri de sürpriz !

30 Ocak 2010

Başka türlü bir şey


Anne olunca size yapılan her yardım daha bir anlamlı olur.
Anneniz başka bir şehirde yaşayıp 45 gün yanınızda kaldıktan sonra ara ara tekrar gelmek üzere gittiğinde küçücük bir bebekle kalakalırsınız.
Ona minnettarsınızdır ama bencillik eder onun da bir evi, arkadaşları, kendi hayatı olduğunu bilseniz de gitmesini istemez, anneanne ve dedenin aynı şehirde yaşamalarını istersiniz hep. İşten de ayrılmışsanız sosyal hayatın çok kısıtlı bir kısmına dahil olabilirsiniz, o da her isteyince değil.
İşte bu zamanlarda açılan bir telefon, nasılsın diyen bir ses, belki uzaklardan gelen minik bir hediye, bebekli hayata 10 dakika uğramakla bile gününüzü açan biri, minnacık bir yardım o kadar etkilidir ki, ilaç gibi gelir.
Arkadaşlarla aranızdaki bağ, daha da kuvvetlenir sanki bebekten sonra.

O, hamileyken özellikle son zamanlarda yanımdaydı, "Kımılcan" la konuştuk dışarıdan onu beraber sevdik. Hastanede herkesin bakıp ne kadar değişik dediği koca papatyalı, tek pembe olmayan kapı süsümü hazırlayıp odayı süsledi. Deniz'in yenidoğan bezlerine peçetelik misali bez tutmaçları bile yaptı. Odasına da vinilden kocaman duvar süslemeleri.
Deniz büyürken de her fırsatta yanımdaydı hiç sıkılmadan onunla saatlerce oyunlar oynadı, onun da benim de sıkıntılarımız uçuverdi yanımızda gülen bir bebekle.
Parfümler kremler kitaplarla dolu odasını yağmalamasına izin verdi, onunla çocuk oldu. Hepimizin zor zamanları oldu ama hiç ihmal etmedik birbirimizi.
1 yaş, 2 yaş derken eğlenceli hazırlıklar yaptı.

Bugün de çatkapı yanımızdaydı Seren, evde geçirilen bir Cuma gününde.
Düşünceli anneye ve kıpır kıpır miniğe sürpriz oldu.

Kızkardeşim olmasını çok isterdim derler ya teyze, anne yarısıdır diye.
Ama olsaydı S. den daha fazla sevilmezdi heralde ben ve Deniz tarafından.

- Ceyen teyje çay yapağım mı? Yimon da çıkayım,


Teyzeye şebek gülüşü nasıl yapılır inceliklerini gösterirken.

28 Ocak 2010

Kısa.. kısa..

Bir minik tavşan arkadaşlarıyla eğlenirken.

2 yaş dedikleri ilallah dedirten terrible two şehir efsanesi bizi vurmadı, şimdilik. Herşeyin "benim" yani onun olduğu durum dışında ne bir huysuzluk ne kendini yerden yere atmalar, çığlıklar yok.

19-20 ay civarı üst baş değiştirirken direnmeler ve sonunda bizim pes deyip onun da cıbıl cıbıl fırlayıp kaçtığı inatlar vardı. 2 yaş sendromu bu olsa gerek demiştik, bakalım belki de daha bir şey görmedik.

Playbarn' da Ekin, Sarp, Ege ve Eren' le.
Arada ayrı yerlerde dolanırken birbirlerini hatırlayıp soruyorlar Ekinn neeyde? Şayp neyeye gitti?

Playbarn' a ben ilk defa gittim, neden bu işi yapıyorlar ki dediğim asık suratlı, sevimsiz ablalar dışında herşey iyiydi biz de oturup konuşma fırsatı bulduk, zaman çabucak çok güzel geçti gidiş dönüş yolunda vapurda çektiğimiz soğuğa değdi fazlasıyla. Deniz'i vapurda zapdetmek çok güç bir içeri bir dışarı hava buz gibi. Bir de seven herkes ne yakışıklı minik oğlan diye sevdi kızımı hala mı kıza benzemiyor.

Gündüz uykuları bu hafta itibariyle rafa kalktı. Hafta başı azimle uyutmaya çalıştık, haftasonundan nezle oldu burun akıntısı var deli gibi de esniyor kesin uyur diye sabahtan bir posta ben, öğleden sonra da babası aynı odada yatarak denedik. İkimizi de uyuttu ben rüya bile gördüm kendisi uyumadı.
Uyandım, annecim uyumayacak mısın deyince "şşşş anne büyükk paağmak uyuyo hoyy pişşş yapıyo" dedi baş parmağını avuç içine koyup uyutmuş bana gösteriyor.

Babası yeni işine başlayana dek evde. Deniz' den mutlusu yok, hep gülen bir suratla geziyor baba gey diye komutlar verip Ateş'i yanımdan alıyor sen geyme diyor bazen bana bir de sıpa. "Alabiliy miyim? onu veyiy miçin?" diyor ama diğer filler hep emir halinde.

Madagascar izlediler babasıyla, Deniz King Julien'e hayran özellikle. İzlemek istediğinde "muudit aç baba" diyor filmdeki dans hareketleriyle yani "move it".
Ateş' in saçlarını tarıyor tokalar takıyor oyuncak kurutma makinasıyla kurutup çok gücel oldu baba diye ayna tutuyor fotoğraflamak lazım aslında ya bunları :)
Araba yarıştırma, bolca saklambaç ve ayı yürüyüşü de var tabii.

Çok uzun karışık bir post olacak ama yazamadım bayadır.
Deniz artık herşeyi konuşuyor, anlatıyor, çok soru soruyor. Unutmak istemediğim hatırladığım birkaç şey..

Her an bir soru, yavaş yavaş konuşuyor.
- kimi ayıyoçun? niye kapattın? *ben telefondayken

- içinde ne vay *tencerede yemek karıştırırken

- çok gücel oldu mu annee? *bir yerlere gidip kurdele doluyor ve bana gösteriyor

- baba neğeye gitti? ne jaman geycek?

- oooo neley aydıın? dışardan birisi elinde alış veriş torbasıyla gelince mutlaka.

- topumu iççiom onu naçıl ayabiliyim? *topu kaçmış koltuk altına

- benim çaakımı açşana anne? *müzik açık ama mutlaka kendi şarkısını istiyor

- napıyoj şimdii?

- ne koydun onun iççine? *nezlesi için Peditus ekledim portakal suyuna

Yanına hayvancıklarından birini oturtup kitabı açıyor masal anlatıyor,
- Bi jamanlaay, evvey jaman içindeee, buyadaa bi inek vaymııış ..

Espri anlayışı var şakalar yapıp gülüyor. Geçenlerde bir sabah yeni uyandım başımın üstüne Diego' yu koydu sonra da geçti karşıma,
- annee baçında ne vay? Diego vayy hehehe

"Komik" demeye bayılıyor, bugün dizleri üstüne fena düştü sonra da yere attı kendini ay ay diye, eyvah dedik çok acıdı ağlıyor, yanına gittim, katıla katıla gülüyor "kommik, komik oydum ben" diye.

Dışarı çıkarken giydiriyoruz harıl harıl hava buz gibi, bakıp beni nereye götürüyorsunuz böyle der gibi,
- ben neğeye gidiyoyum?

Yine bugün pencereye gitti üfleyip buharlanınca,
- bi tane adam çijiyom oyaya ben
- ....
- mmm adam naçıl çijiliyo anne?

Bezini değiştirirken söyleniyorum ne zaman tuvalete yapacaksın diye, cevap,
- bi jaman anne
- hımm hangi zamanmış o?
- bi gun

- Anne çıkı çıkı oldu, uff oldu bacağım
- Ne oldu?
- çıkı çıkı tuttu * eşofman üste sıyrılıp bacağını sıkmış sıkı sıkı diyor :)

Bu ara doktor gezdik biraz. Deniz'in deyimiyle "Dokdok amca" sına gittik 2 yaş kontrolüne. Kan idrar tahlilleri yapıldı ilk defa. Değerler iyi, et köfte ve balık yememesi kafaya takılmayacakmış yediği sebzeden de demir alıyormuş işte.
Boy uzamış yine 91 cm, 15 kg.

Geçen Pazartesi de göz doktorundaydık. Bir arkadaşımın göz uzmanı kardeşi, Deniz'i resimlerinden görüp bir göz doktoruna göstermemi istemişti. Her şey normal, burun kökü miniklerde geniş olduğu için bazen fotolarda şaşı gibi çıkabilirmiş, gözlerinde düşük numara hipermetropi çıktı. Bu yaştakilerde normal ve olması beklenirmiş, bunda sorun yok. Ama 2 göz arasında yarım derece fark olması nedeniyle 3 yaşta tekrar kontrole götüreceğiz, olası bir göz tembelliği riskine karşın.

Benden bu kadar çok bile yazdım. Karmakarışık bir post olmuş okuyabilenler affetsin..
Berna' ya fotoğraflar için teşekkürler..

23 Ocak 2010

Takvim

2010 İrenbe takviminde Deniz.

Evde birşeylerle uğraşırken arada yanıma gelip "bakağım anne dapıyomuuş" diyor bu komik surat ifadesiyle.
Bu da geçen seneninki. Ne tatlıydı o dişsiz ağız kel yusyuvarlak kafa.

Yazacak çok şey var ama elim gitmiyor.
Ateş çok seviyor diye az önce ona yine kek yaptım.
Haftaya gidiyor erkene alındı. Çok uzaklara. Henüz alışamadım süresi belirsiz ayrılık fikrine canım çok sıkılıyor..

21 Ocak 2010

14 Ocak 2010

Deniz 2 yaşında


Benim minik tavşanım bugün 2 yaşında.
Resim yeni değil aslında 1-2 ay öncesinden çok sevdiğim için bugüne seçtim.

Güzel kızım benim bu sana minik bir yaşgünü mektubu olsun benden.
Edebi laflara becerim yok ama bir annenin dileyebileceği en güzel en tatlı şeyleri diliyorum senin için.
Pırıl pırıl bakan, ışıltıyla gülen gözlerin hiç solmasın, karşına hep güzellikler çıksın ki hayata bakışın hep böyle aydınlık olsun.
Yaşayacağın kötü tecrübelerden zarar görmeden ders alarak çıkasın ki zorluklara karşı direncin ve öngörün artsın.

Seni çok seven aranıza mesafeler girse bile iyi ve kötü anlarda yanyana olacağın dostların olsun. Gerektiğinde tek laf etmeden sessizce yanında dursunlar, binlerce kelimenin yerine geçsin.
Korkuların da olacak içinde ama cesaretini herkes görsün, inancını umudunu hiç yitirme. İleride hangi işi yaparsan neyi seçersen seç severek ve en iyisini yapmaya çalış.
Hayatın getirdiklerinde yanında seninle yol alıp gözlerinin ışığını capcanlı, ellerini sımsıkı tutacak bir sevdiğin olsun. Sağlıkla hep mutlu ol, mutlu et. Sen büyüsen de içindeki çocuk hiç büyümeden sana hep neşe versin.

Senin doğumun şimdiye kadar yaşadığım en güzel şey. Annen olmayı seviyorum, seninle tekrar çocuk olmayı da. Uykudan uyandığın zamanlar terlemiş ensendeki lüleleri koklayıp öpmeyi, sana dair her şeyi çok seviyorum iyi ki benim bebeğim oldun.

2 yaşın kutlu olsun..

"Babies are bits of stardust blown from the hand of God. Lucky the woman who knows the pangs of birth for she has held a star." Larry Barretto


ekleme..saat 22.00 az önce uykuya daldı, babası yanından gelip anlatıyor, uyku öncesi "iyi ki doğdun Deniiiiz" şarkısını "yavaç cöyle babaa hıjlı cöyle baba bi baa cöyle diye onlarca defa hızlı yavaş çeşitli versiyonlarda söylemiş ve söyletmiş ee babası da yapmış dediğini :)