MİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2010 Salı

YENİ YIL MİMİ

Sevgili Mekila beni ödülüne layık görürken, aynı zamanda beni mimlemiş... Hem de iki kere...



Mim konusu, gereği, YENİ YIL ile ilgili soruları yanılayayım.....

-Yeni yıla nasıl ve kimlerle girmek istiyorusun?

- Eşim ve kızımla başbaşa girmeyi çok isterim yeni yıla... Bebeğimizi kucağımıza alıp, yağan karın altında yeni yıl heyacanını, umudunu yaşamak güzel olurdu herhalde...


- Yeni yıldan beklentileriniz neler?

- Sağlık, huzur, başarı ( anne ve öğretmen olarak....)



- Yeni yılda neler yapmak istiyorsun?

- Kendimi geliştirmek (bir anne, öğretmen, blogger olarak...) , Kızımı sağlığına kavuşturmak için bana düşen görevleri en iyi şekilde yapmak (Fizyo-terapi hareketlerini evde ben yaptırıyorum çünkü....)Kızımla uzun bir tatile çıkmak... Mesleğimde başarı olmak için hizmet-içi eğitimlere katılmak... Blog arkadaşlarımla daha çok paylaşımlarda bulunmak.. Hiç değilse 1-2 hobiyi denemek (mesela keçe....)....Bu böyle uzar gider.... 


- Yeni yıl sence ne demek?

- UMUT...

- Yeni yılda ne olursa cok mutlu olursun?

- Bebeğim sağlığına kavuşup, yürürse, bir de bu adımları hayalini kurduğum evde atarsa çok mutlu olurum...


- Yeni yıla dair mesajın nedir?

- Allah herkesin gönlündekini, ömrüne versin.....


GEÇİYORUM İKİNCİ MİME....

Mim konusu iki tane; kişi isterse ikisini, isterse seçtiği birini cevaplayabiliyor. Konular şu şekilde:

1- "Bir kişiyi seçip onunle neler yapmayı sevdiğinizi yazınız lütfen."
Kızımla oyun oynamayı ve onunla uyumayı çok seviyorum...

2- "Size göre aşk nedir? Bir ilişkiden neler beklersiniz?"
Aşk ilk görüşte, o insanın bundan sonraki hayatında mutlaka bir yeri olduğunu hissetmektir...Bir ilişkiden heyecan ve huzur beklerim...


Eğer kabul edelerse ben de


Not: Çizimler netten alıntıdır.

23 Kasım 2010 Salı

TUHAF ALIŞKANLIKLARIMIZ

Bir önceki mimi tam yanıtlamıştım ki, (bazı sorularda çok zorlandım..) yeni bir mim daha geldi sevgili Hobi Vakti  beni mimlemiş. Konusu tuhaf alışkanlıklarımız...

Alışkanlık denince akla çok sevdiğim bir cümle geldi.  "Alışkanlık, bir halata benzer, her gün bir lifi örer ve sonunda, onu koparmayacak kadar güçlü yaparız." der, Alman yazar Heinrich Mann.

Düşündüm de alışkanlıklarımız ne kadar önemli bir yer kaplıyor hayatımızda... Bazen hayatı güzel hale getirirken, bazen zehir ediyor. Mutlaka hepimizin diğerlerine tuhaf gelen alışkanlıklarımız vardır, elbette benim de var...

İşte bunlardan bazıları..

Çift sayılardan kesinlikle haz etmem. Özellikle 7 sayısına takıntılıyımdır. Bu takıntı en çok takı alırken ortaya çıkar. Üzerinde 7 ve 7'nın katları kadar boncuk ya da taş olan takıları almaya gayret gösteririm.


Gardolabımdaki kıyafetlerimi her zaman açıktan koyuya (Hatta aynı rengin tonlarını da bile..) doğru olacak biçimde yerleştiririm. Bir de mutlaka elbise askılarının uc kısımları aynı yöne bakmalıdır.  

Farkında olmadan, ne zaman başladığımı bilmeden ayaklarımı sallarım, hatta gece uykuya dalmadan önce bile...

Çevremde gördüğüm bir çok şeyi sayarım. (Binaların katlarını, ağaçları, seyahat ederken yanımızdan geçen arabaları....)

Mezarlık gördüğümde dua etmezsem, huzursuz olurum.

Mutfağımda, tuvalet masamda ve gardrobumda eşyaların yerinin değişmesi beni çok rahatsız eder (biraz şekilciyim galiba, meslek hastalığı mıdır nedir?..)

Dağınık masada ders çalışamam, öğrencilere ödev hazırlayamam. Bilgisayarım için de aynı şeyler geçerlidir. Belgeler, fotoğraflar.. v.b. belli özelliklerine göre sınıflanmalı ve dosyalanmalıdır. Hatta, bir gün mutlaka lazım olur diye atmadığım bir çok ıvır zıvır bile düzenli bir biçimde sınıflanmalı ve öyle saklanmalıdır.

Ben de tuhaf alışkanlılarını öğrenmek üzere - kabul ederlerse- sevgili Uğur Böceği, Sevgili Tülin Hanım, Sevgili Anneanneninemekleri , Sevgili Derya Hanım, Sevgili Neşeli Günler'i mimliyorum..

Not: Fotoğraf ve çizim netten alıntıdır.

22 Kasım 2010 Pazartesi

BENİ DAHA YAKINDAN TANIMAK İSTER MİSİNİZ ?

Mim

Sevgili DİSHE KUŞ tarafından mimlenmişim.Ben de elimden geldiğince, dilim döndüğünce içtenlikle soruları yanıtlamaya çalıştım.. Soruların yanıtları çoğunlukla kızımla ilgili olduğu için de ufaklığı bir fotoğrafını paylaşayım dedim...


En sevdiğim kelime :  ANNE (Tek bir kelime meğer ne çok anlam taşıyormuş ANNE olunca daha iyi anladım)

Nefret ettiğim sözcükler: Zaman zaman ben de kullansam da Hallderiz, Sonra gibi erteleme sözcükleri  bir de Türkçe sorulara verilen "Yes, No, Okey..." gibi yabancı dildeki yanıtları...

Ne heyecanlandırır: Yenilikler, duruma göre yeni bir eşya da olabilir yeni bir insan da...

Heyecanımı öldüren: Gereksiz eleştiriler ve kıyaslanmak

En sevdiğim ses: Kızımın gülüşü

Nefret ettiğim ses: Bayanlarda kontrolsüz gülme sesleri, tebeşir sesi

Hangi meslek düşünülemez: Doktorluk, Bankacılık,

Hangi doğal yetenek: Yaratıcı düşünme, objelerin olduğundan farklı durumlarını imgeleme

Kendim olmasaydım: Halide Edip, Nene Hatun...

Nerede yaşamak: Eskişehir'de...

En önemli kusurum: Bir çok konuda fazla paylaşımcı olmam..
(çok zararını gördüm özellikle de bilgi paylaşma konusunda...)

En keyif veren huyum: Genelde pozitif olmam.

Kahramanım: Sıklıkla değişiyor..Şimdilik kızımın doktoru.. Bazen benim hayatımı değiştiren birisi bazen de büyük bir buluş yapan bilim adamı olabilir...

En çok kullandığım küfür: Çok nadir küfür kullanırım ama çok sinirlenirsem aptal derim

Şu anki ruh halim: Kaygılı - telaşlı - yorgun - ama ümit dolu - Allah'a teslim olmuş..

Hayat felsefem: Güzel günler göreceğiz...

Mutluluk rüyam: Kızım sağlığına kavuşmuş, büyümüş ve minik kollarını boynuma dolamış hali rüyalarımı süslüyor.....

Mutsuzluk: Hayal kırıklığına uğradığımda

Nasıl ölüm: Sevdiklerim, yanımdayken dualarla ölmek isterim...

Mevlamın cennette ne söylemesini isterim: Ailemin de benimle birlikte olduğunu söylemesi

Ben de eğer kabul ederlerse,

Sevgili Sarkaç Sevgili Mormenekşelerr,  Sevgili Rukiye Hanım, Sevgili Pınar  ve Sevgili Hobibox'u mimliyorum.

19 Kasım 2010 Cuma

KİTAP MİMİ

Mimlendim, Sevgili  Filiz  bana çok güzel bir mim yollamış.Konusu şöyle:


Kitaplığınızın karşısına geçin.Gözlerinizi kapatın.Derin bir nefes alın.Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin.Şimdi gözlerinizi açın.Bir kitap seçmiş durumdasınız.O kitabı satın aldığınız, ya da hediye gelmiş de olabilir, anı hatırlamaya çalışın.İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın.Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin.Evet, ne güzel bir koku bu!55.sayfayı bulun.Sayfayı tekrar okuyun.Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın.Daha sonra siz de 3 arkadaşınıza cevaplaması için gönderin.

Ben kitaplarımı koyduğum dolabın önüne geldiğimde gözüme üniversite yıllarımda çok satanlar listesini uzunca bir süre meşgul eden bir kitabın bana göz kırptığını hissettim... Ann Chamberlin tarafından yazılan ve İnkılap yayınevi tarafından yayınlanan kitap, 3 ciltten oluşuyor; SAFİYE SULTAN...


Kitap 16. yy. Osmanlısında geçiyor, İtalyan bir asilzadenin kızı Sofia'nın nasıl Safiye Sultan olduğunu çarpıcı bir dille anlatıyor. Kitap, tarihe bir de bir hadımın gözünden bakmak isteyenler için biçilmiş kaftan... Neden bir hadım sorusunun cevabını yazar şöyle veriyor: "O dönemde hem kadın hem de erkeklerin dünyasına aynı anda ve rahatça gözlemleyebilecek kişiler hadımlardı" 

Kitabın 1. cildini elime alıyorum. Alt başlığı "HADIM EDİLMİŞ BİR AŞK" ve kitabın 55.sayfasından bir paragrafta şunlar yazıyor:

"Ve göz önünde alabildiğine uzanıp, gidiyordu yaşam, böylesi bir azizden kaynaklanmış olan yaşam...Meydanda şafak vakti idam edilmiş iki suçlunun sallandığı dar ağacının hemen önünden yanlarında küçük çocuklarla geçen dadılar...Dilenci ailelerin arasında dolanan bir kadın küfrü bastı. Sergiledikleri ölülerini gömebilmek için gereken parayı sadakadan uman, sıran sıran oturmuş dilenciler. Ceset, en yardım sever insanın bile yaklaşamayacağı iğrençlikte, leş gibi kokana dek bu işi sürdürecekeleri kesin."

Ben de bu kitap mimini kabul ederlerse, sevgili Belgin'e, Zeliha'ya ve Asortik Krep 'e gönderiyorum...