24 Nisan 2012 Salı

Güzel bir güne

Hayallerimizi gerçekleştiren, belki hiç hayal etmediklerimizi bize yaşatan çocuklarımız hep var olsunlar.
Kutlayacak bayramları hiç bitmesin bitirilmesin.
Çok uzun zamandır izleyemediğim kadar coşkulu bir bayram hazırlığı yapıldığını ve kutlandığını gördüm.
Hem öğrenci, hem öğretmen (hem hem bu böyle gider.. ) heyecanını kaybetmezse neler olabileceğini
biliyoruz.  Ne görkemli bayramlar kutlamış milletiz.
Bu yıl  bugün doğum günü olan anneciğimin yanında olmak niyetiyle, biletlerimizi de almışken
oğlumun törende görevli olduğunu son gün öğrenince tüm planları suya yatırdık.
Trombon çalarken onu izlemek kocaman nefes alırken onu görmek munzırca yanına yaklaşıp
yanagındaki havayı pufflatmak, işte böyle bir döngüde ruhumu gençleştirmek ve elbette
evrene şükretmek.. :)
Kutlu olsun var olma sebebi(m) annemin yeni yaşı ve 23 Nisan

Sevgili blog arkadaşlarım,
Geçtiğimiz günlerde mezuniyet tezi ile ilgili kaynak arayışımdan bahsetmiştim.
Hepinize teşekkür ederim.Leylak dalının mail adresime gönderdiği kaynaklar benim birebir ihtiyacımı karşıladı hatta umduğumun üstünde bir kaynaktı, kaynak sahibi
sevgili SEVİ 'ye  verdiği bu güzel akademik destek için çok çok teşekkür ederim.
Leylakdalına tekrar tekrar çok teşekkür ederim.

Şimdi de http://mezuniyettezi.blogspot.com/ adresin de küçük ölçekli , karmaşıklıktan uzak toplamda 9 sorudan oluşan mini anket hazırladım.  Soruları kopyalayıp yorum  yapacak şekilde yapıştırıp
aralarına cevaplayacaklar.
Anketi ve ödülü duyurmanızı hatta cevaplamanızı çok çok istiyorum.

Bize mi güvendin? Diyen olur mu bilmem ama cevabım EVET güvendim elbette....:)
Çok teşekkürler blog arkadaşlarım :))
 Unutmadan!

işin bir de ödülü var blog adresini bırakan ve anket sorusunu cevaplayanlar arasından üç kişiye
üç ayrı hediye vermek istiyorum. Bunu bir teşekkür ve anı amacıyla yapacağım.
Ahmet Ümit' in son kitabı ,
Bahri Gördebak' ın  ''Olmayan'' isimli kitabı
Bir Tiyatro bileti

hadi görüşürüz sevgiler ve kocaman teşekkürler gönderdim güzel yüreklerinize:))








8 Nisan 2012 Pazar

Biz bugün evde


DOĞUM GÜNÜ MACERASI (Biz bugün evde)
Bu, belki de hayatınızın en kötü doğum günü.
Maureen, Oona ve Shona isimli üç kız kardeşinizle öğle yemeği randevunuzu, son anda çıkan bir iş
görüşmesi yüzünden iptal etmek zorunda kaldınız. “SHOOM!” adlı yeni müşterinize, iş yaşamında yaratıcı 
çözümler sunan şirketinizi tanıtmak için bir sunum yapmanız gerekiyor. 
İstasyona doğru giderken üzerinde
SHOOM! yazan bir limuzin kenara çekiyor. İçindeki kadın şoför, sizi sunuma götürmek için gönderildiğini 
söylüyor.

Öyle şaşırıyorsunuz ki bütün kişisel eşyalarınız içinde olmasına rağmen elinizdeki çantayı, şoförün
uzattığı eline bırakıveriyorsunuz. Çantanızı bagaja koyarken “Yüzü tanıdık geliyor.” diye düşünüyorsunuz.
Ardından şoför kapıyı açıyor, binmenize yardımcı oluyor, kapıyı ardınızdan kapatıyor ve kilitliyor. Sonra 
da kendi yerine geçiyor.
Limuzin trafikte yol alıyor. Şoföre sorular sormaya çalışıyorsunuz; ama sizi duymazdan geliyor. Kısa 
bir yolculuktan sonra SHOOM!’un bulunduğu semte geliyorsunuz; ancak şoför beklenmedik bir yola sapıyor ve kendinizi hiç bilmediğiniz bir yerde buluyorsunuz. “Kayıp mı olduk?” diye soruyorsunuz. 
Şoför müzik açıyor. Teypte ünlü “Moon River” şarkısı çalıyor.
Kenar mahallelerden geçiyorsunuz, etrafta bol şortları ve atletleriyle kaykay yapan gençler var.
Birkaçı size bakıyor, aralarından biri çaldıkları rap müzikle dans ediyor. Şoför terk edilmiş bir katlı
o toparka giriyor ve limuzini aşağıya doğru sürüyor. Büyük bir hızla binanın en alt katına ulaşıyor, bir asansörün yanında aniden duruyor ve tam o sırada çalan şarkı bitiyor.
Kontağı kapatıyor ve “Yukarıda görüşürüz!” diyip arabadan çıkıveriyor.
Bagajdan çantanızı alarak,hızla karanlığın içinde uzaklaşıyor.

Arkasından gitmek için arabadan çıkmaya çalışıyorsunuz; ancak
kapınızın kilitli olduğunu fark ediyorsunuz. Panikle etrafınıza bakıyorsunuz. Otopark terk edilmiş. 
Sakin olmaya çalışıyorsunuz, birkaç dakika gözlerinizi kapatıyorsunuz ve sonra etrafınızı incelemeyebaşlıyorsunuz.

Ön koltukta üzerinde isminizin yazdığı bir zarf görüyorsunuz.
İçinden SHOOM! Şirketine ait bir kağıt çıkıyor.
Üzerinde  “Konuştuğumuz gibi saat 11.00’de sizi bekliyoruz. Bir kenar mahallede bulunan ve
kullanılmayan bir katlı otoparkı farklı bir işlev kazandırarak değerlendirmek istiyoruz. Lütfen yanınızda yaratıcı fikirlerle geliniz.
Kağıda, üzerinde “Moon River” yazan bir vestiyer fişi zımbalanmış.
Saatinize bakıyorsunuz ve 10.30 olduğunu görüyorsunuz. Toplantıya gitmek için 30 dakikanız var.
Dışarıda, arabanın yanındaki asansörün kapısında, üzerinde rakamların ve harflerin yer aldığı bir tuş paneli görüyorsunuz.
Belki de giriş kodu içindir. Üzerinde küçük bir LCD ekran var ve ekranda yeşil harflerle art
arda şu cümleler geçiyor:
“Buraya nasıl geldin? Neden buradasın?”
Arabadan nasıl çıkacaksınız? Ofisin yerini nasıl bulacaksınız? Toplantıya gidebilirseniz, katlı
otoparkla ilgili yaratıcı fikirleriniz neler olacak? Ne yaparsınız ya da daha doğrusu nasıl
düşünürsünüz?
Bu soruların cevaplarıyla uğraşıyoruz :))

1 Nisan 2012 Pazar

Onca yoksulluk varken

Oh! Nasıl özlemiştim tiyatro salonunun kokusunu, bu yıl ne yazık ki az gidebildim.
''Onca yoksulluk varken'' verilen emeğe itafen konmuş bir isim,
Oyunun konusu ırkçılık,  öyle özel, öyle özenli seçilmiş
ince,  hassas konularla da desteklenmiş.
Doğrusu oyun seçimlerimde Tiyatro Kare önemli bir yerdedir
Nedim Saban' ın  seçimlerini hep keyifle ve öğretiyle izliyorum.
 Orjinal adı La vie devant soi  (söylemesi pek güzel)
Fransız yazar Romain Gary  Emile Ajar kod adıyla yazmış.
 Kitaptan uyarlanan oyunlar genelde kitaptaki lezzeti vermekte zorlanır
birde ''Kişilik arayışı'' gibi, zor bir konuysa...
akıcı ve başarılıydı.
Oyuncular Rüçhan Çalışkur, Oyunda ,hem sinema hem dizilerde harikalar yarattı.

 Rami Çakır ' ı hayranlıkla izledim...

Uzun lafın kısası hayata SAHİP ÇIKIN dediler. Ne güzeldiniz...