Dekorasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dekorasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30.8.08

Öncesi-Sonrası

Sonunda bitti:) Söz verdiğim gibi "öncesi-sonrası" fotoğraflarını paylaşıyorum. "Öncesi" fotoğrafları 2 sene önce evi alırken çektiklerimiz, tadilata başlamadan önce çekmeyi akıl edemedim nedense. Hoş alt kattaki komşu tavanım kabardı diye şikayet etmese, tesisatçılar küvet kırılmak zorunda demese hiç kalkışmazdık, eski meski ama idare ediyordu işte... Eski evsahibinin aynasını çok sevdiğim için onu kullanmaya devam ettiğime de dikkatinizi çekerim. Yapmışken güzel olsun, modern olsun diye hemen bitişiğindeki küçük tuvalet de yenilendi. Küçük tuvaletteki duşu iptal ettirip dolap ve çamaşır makinesini koyacak yer çıkınca banyo dolapları da daha şık olabildi.

Aşağıda da küçük tuvaletin öncesi-sonrası... Tabi soldaki yine biz evi almadan önce çekilmişti. Benim ilk yaptığım şey de perdeleri sökmek oldu. Buradaki aynayı da ne yazık ki almışlardı, yoksa kesinlikle onu da hala kullanıyor olurdum.

Böylelikle banyodaki kozmetik, saç kurutma makinası, havlu gibi şeylerin duracağı dolap da daha zarif olabildi. Aşağıda solda, küçük tuvaletteki işlevsel dolabı, sağda da onun sayesinde daha şık ve zarif olabilen banyo dolabını görüyorsunuz. Onun yerinde eskiden çamaşı makinesi ve kozmetik-havlu dolabı duruyordu.
İşte böyle... Kalan eksikler, banyodaki aynanın üstüne aplik, lavabo dolabının üstüne sabunluk vs seti ve havlupanın önünde duracak şık bir çamaşı sepeti, ama hiç acelesi olan şeyler değil, bir gün rastlanılıp alınacak şeyler.

16.11.07

Aklın Kaçış Yolları

Evet, mahkeme kararı ancak bugün yazıldı, Salı'ya imzadan çıkarmış, sonraki tebliğ-icra-itiraz döngüsünden ne zaman çıkacağımızla ilgili bir tahminde bulunamıyorum. Geçen hafta annem aramış Teoman'ın öğretmenini, iyimiş ama öğretmene "annem dört haftadır gelmedi" demiş, kadın da "işi çıkmıştır, annen seni asla bırakmaz" demiş. Gerçeği bildiği halde söylemediği için öğretmene mi kızayım, çözüm bulamadığım bir konuda beni bu kadar üzecek bir şeyi bana anlattığı ve iyice çaresiz hissettirdiği için anneme mi kızayım şaşırdım, ama sonuçta anneme kızdım. O günden beri, başka konuya dalmadığım her an aklımda o sözle dolaşıyorum.

Başka konuya dalmama yardım eden bir kısa iş seyahatim oldu, geçen Pazar İngiltere'ye gidip Çarşamba döndüm. Londra'nın 1 saat kuzeyinde, küçük bir kasabada kalıp iki günlük bir firma ziyareti yaptık. Fazla anlatacak bir şey yok; güzel yemekler yedim, ziyaret ettiğimiz firmadaki insanlar akşam bizi yemeğe çıkarmaya yeltenmedi bile, o yüzden birlikte gittiğim iki arkadaşla her akşam otelden başka bir tarafa doğru yürüyüp ilk gördüğümüz restorana girdik.

Şu aralar bir de evin dekorasyonuyla kafayı bozdum. Belki de bir kaçıştır. Her akşam http://www.apartmenttherapy.com/ yeni yazıları takip eder oldum, hatta salonun fotoğraflarını gönderip yerleşim fikri sordum. Gelen öneriler ve yorumlar özetle şöyle:
* salonun çook büyük olduğu (oralarda evler küçük, salonlar da ona göre; bizim normal kabul ettiğimiz salonlar ancak çok zenginlerin alabildiği villalarda filan var)
* yer döşemesini çoğunluk beğendi (bizim içinse biraz demode, ben de sevmiyor değilim ama "aa, ne güzel" demezdim)
* şöminenin çevresinde bir oturma grubu oluşturulması (tabii yanmadığını bilmiyorlar, üstelik burada evler kış ortasında şortla dolaşacak kadar çok ısıtılıyor ve şömine sadece evin eski sahibinin zevkini yansıtan bir dekor)
* mor küçük kanape ve morlu kilimi kaldırmam gerektiği (zaten yatak odası için almıştım zamanında)
* tülleri yok etmem gerektiği (perde gerekiyorsa stor olabilir)
* her şeyin alçak boylu olduğu, gözü yukarı çekecek yüksek bir kitaplık olabileceği
ve tabii duvarlara resim asmam gerektiği (onu ben de biliyorum, sadece son şeklini verip ona göre asmak istemiştim)

Bence şömine çevresine oturma grubu koyma fikri bizim yaşantımıza uygun değil, ama haklı oldukları bir konu var tabii; tek bir oturma grubu, karşısına da tv-müzik seti yerleştirince tv salonun odak noktası haline geliyor, sanki hep oturup tv seyredermişiz gibi sıkıcı bir görüntü oluşuyor. Merak edenler için fotoğraflar ve plan fikirleri burada.

Bu odaklanma, İngiltere seyahatinde de etkili oldu, her girdiğim yeri yerleşim, renk kullanımı, stil bileşenleri açısından gözlemlemeye çalıştım. İngilizlerin favori duvar rengi gri; duvarda çok sayıda resim, genellikle açık renk ahşap masa, az miktarda siyah (sandalye, çerçeve vs) kullanıyorlar. Duvarları griye boyamayı düşünmüyorum tabii ama orada hoşuma gitti. İşte kaldığımız otelin restoranından birkaç görüntü.

29.9.06

Benim Cici Lambalarim

Lambalarimi taktirdim. Simdi biraz daha cok eve benzedi. Antreninki hala eksik; ama kapidan girince koridorunkini yakabiliyorum, o da idare ediyor nasilsa.
Mutfaktakiler takim olsun diye tutturdugum icin kendime guluyorum. Ben sozde takim sevmem; kolaycilik gibi gelir; anne evi gibi gelir. Ama ayni annem gibi ayakkabi alacagim zaman da cantasiyla takim almayi severim. Anneleriyle alip veremedikleri olan butun kizlarin sonu annelerine benzemek degil mi zaten? Mutfak uzun ya, giristeki ocak-lavabo-buzdolabi alanini genel aydinlatmak uzere tavana yapisik olan (alttaki), camın onundeki mufak masasinin ustune sarkan (ustteki)... Zaten begenerek aldigima gore simdi de bakip bakip hosuma gitmesi normal herhalde.

Bu da salondaki yemek masasinin ustune asildi. Pek havali canim... Avize desen degil, ama kristalleri var. Modern ama oyle otel odasi gibi de degil. Ben boyle kolay tarif edilemeyen seyleri seviyorum galiba.
Bu hazirlik biraz da 7-8 Ekim haftasonu Nemo'yu aldigimda ev biraz daha "tamam" olsun diye. Onumuzdeki hafta icinde bir fuar icin yurt disinda olacagim; Cuma gecesi gelip Cumartesi sabahi almaya gidecegim. Isi sansa birakmayacagim icin icraya koyuyorum tabii; onlarin yaninda bagirip cagirip cocugu korkutamaz diye umuyorum. Haftasonumuz yollarda gececek, oraya yakin bir yerlerde, bir otelde kalarak da gorusebiliriz aslinda ama eve getirmek daha saglikli diye dusunuyorum. Tembihleyeyim de ben yokken annem eve onun sevdigi yiyeceklerden (salata icin havuc, atistirmalik elma) koyup hazirlik yapsin, alisverisle vakit kaybetmeyelim. Ben de haftasonu kofte yapip buzluga atayim; dondurmayi birlikteyken yapariz; mikrodalgada yapilan patlamis misirlardan evde var; cips ve cikolata da var. Portakal suyu sevmiyor, hazir meyva sularindan icsin de istemiyorum ama limonatadan baska bir sey gelmiyor aklima.
Aman, sunun surasinda toplasan 24 saat ancak kalacak evde, saglikli seyler yese ne olur, yemese ne olur... Ilahi ben. Telefonla siparis verip evde McDonalds'dan sofra donatsak ne yazar...

11.6.06

Bakmak Bedava

"Country" tarzı gerçekten "Countryside"da yaşayanlara bırakılmalı diye düşünüyorum. Koca şehrin ortasındaki apartman dairelerinde böyle bir dekorasyon tarzını da özenti diye tanımlıyordum. Bugüne kadar. Çünkü web'de gezerken rastladığım bir site (galiba İngiliz, dikkat bile etmemişim) hoşuma gitti. Baştan aşağı herşey değil belki, ama bir dolu fikir gözüme hoş geldi. Unutmayayım diye buraya koyayım dedim (bu fikir de portakal ağacından).

Bank fikrini sevdiğimi bu bankları görünce fark ettim. Evimin girişinde buna uygun bir yer yok ama kapalı balkon böyle bir köşeyle değerlendirilebilir. Tabii yanına bitkiler vs.

Demir divan/kanape/yatak fikrini sevdiğimi zaten biliyordum. Ikea'daki iki modele de bakıp duruyorum, ama heves etmekten vazgeçsem iyi olacak. Böyle bir yerim yok çünkü...
Bir duvar dolusu fotoğraf veya resim kompozisyonlarını da çok severim. Belli ki yalnız değilim...
Bir de bunlar var. Amerikan kataloglarında çok rastladığım, burada niye olmadığını hiç anlamadığım ütü masası dolabı, gezi anıları sergilemek için bir köşe ve kartpostal sergileme standını fotoğrafları koymak için kullanma fikri.


Olmayacaklar şeyler değil...

28.5.06

Kare Salon, Dikdörtgen Masa

Kare bir salona dikdörtgen bir yemek masası, iki kanape, bir TV-audio sehpası, bir küçük büfe ve bir piano nasıl yerleşir? Hele de salonun bir duvarında (yanamayan) bir şömine ve çapraz köşesinde balkon kapısı olunca... Çizimden çok anlaşılmıyor ama salon kapısı sağ alt köşeden 1 m kadar içerde; üst kenar da boydan boya cam.
Bu iki seçenekte de salonun girişini balkon kapısına bağlayan bir yol olmaması rahatsız edici.
Bu nasıl? Bej kanapenin şömineye sırtını dönmüş hali çok göz okşayıcı değil ama anlamlı, çünkü baca bağlantısı gayet güzelmiş ama içini sıvamadıkları için kimse şöminesini yakamıyormuş, diğer katları duman basıyormuş! Bunu öğrenen kanape de şömineye küsmüş...
Hmm, alışılmadık bir yerleşim ama bu da olabilir. Hem TV oturma grubunun odağı olmak yerine 2. lige düştü, hem de insanın yolunu kesen bir şey yok.
Dünden beri aklım sürekli salonun yerleşimiyle meşgul. Gece de rüyamda eşyaların yerlerini değiştirip duruyordum. Çok yoruldum.