30 Nisan 2010 Cuma

Nasıl yani ya!!!

Nasıl bir millet olduk biz, nasıl insanlık dışı olaylar yapılabiliyor hala, hergün, her an..
Ve ben tv izlemekten vazgeçiyorum çoğu zaman, özellikle haber saatlerinde izlemiyorum mesela,
Çok hassasım bu konuda, içim eziliyor, üzülüyorum, etkisinden uzuuunn bir süre çıkamıyorum uykularım kaçıyor..

Düşünüyorum, benim çocukluğumu düşünüyorum, bunların ta o zamanlardan bu zamana kadar hala devam ettiğini, ben büyüdüm dünyaya bir evlat getirdim ve hala bu tarz olayları okuduğuma inanamıyorum.
bknz biri bu, bir de İzmir'de suç işledi ve burnumuzun dibinde yakalandı, Bodrumda ( allah muhafaza), tabii bunların sayısı 2 taneyle sınırlı değil biliyorsunuz ve ne yazık ki!! :(

Tv'de haber olarak izlemiyorum ama, gazete okuyorum ve oradan takip ediyorum 3. sayfaları, bazen de es geçiyorum. Peki ben bugün, yarın tv'de izletmeye engel olduğum haberleri, yada şuan için okuması mümkün olmayan gazeteyi; okumaya- izlemeye başladığında nasıl saklayacağım evladımdan!!
Bu dünyanın güzelliklerini anlatmaya-öğretmeye çalışırken, bir tane kendini bilmezin benim çocuğumun yada başka çocukların dünyasını bu denli yıkmasına izin vermemek için ne yapıcam, ne yapacağızz..kimseler birşey yapmazken!! Ne kadarla sınırlı bunların suçlarının karşılığı, sonra afedilip tekrarlama olasılıkları!! bunların hepsini düşündükçe içim sıkışıyor, keşke'si çok az biri olmama rağmen konu bu olunca keşkelerim çoğalıyor malesef :(
Ben işin içinden çıkamıyorum, çıkamıyoruz, çıkabilecek durumda olanlar!! onların da bünyeleri kaldırıyor sanırım..

Ama ben aslında bu hafta sonu yapmak istediklerimi, denizi, kumu, güneşi anlatacaktım ama ıı-ıhh olmadı :(
Mutlu hafta sonları, her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız ;)



Buraya da Bekleriz >>>>>>>>>>> ; Batının Organik Bahçesi






29 Nisan 2010 Perşembe

22 ay,2 gün

Sen şimdi 2 yaşına 2 ay kala, parayı da mı öğrendin.
Biraz erken değil mi be oğulcum? he ne için erken, tabii orası göreceli,
senin için gayet vakti olabilri belki ama, bizim için biraz erken oldu sanırım ;)

Sabah birden malum babamızın yanındayız. Birden bire geldi, parmaklarını da resmen hani vardır ya para derken yapılan bir işaret :))) ay anlatamadımm.. iyisi mi gelin ben size detaylı anlatayım :)) o nasıl bir işaretse ve anlatamama biçimiyse, neyyyse!! anladınız siz onu ;)

Geldi ve paba,paba gibi birşeyler söyledi o bahsi geçen işareti yaparak ;)
Anlamadım haliyle, bir çok kez gitti geldi..Sonunda anlayamadım oğlum dedim ve

Direk tükkan'a girdi kasanın yanına gitti ve paba, paba dedi.. Biz tabii şok!!
Hayır hiç öyle bir işaret yapmayız biz, birbirimize paradan bahsederken :)) nerden çıkardı bunu anlayamadım.
Verdik hemen 1 ytl ( az'a kanaat etmeyen, çoğu bulamaz :P:))
Doğru soluğu aldı markette, ilk önce paba'sını verdi ve aldı çikolatasını ;)

Şimdi sen 22 aylık oldun büyüyorsun ve bizi şaşırtıyorsun ya,
biz seni sevmenin tadını çıkartıyoruzzz ;))




Buraya da Bekleriz >>>>>>>>; Batının Organik Bahçesi





28 Nisan 2010 Çarşamba

Yatağımızı Ayırdık

Evet sonunda başardımbaşardık, yatağımızı değil, odamızı ayırdık;) ve yavaş yavaş başlayalım dedik, hazır tatildeydik, dönüşte hemen kendi odasın da yatmaya başlasın dedi babamız, fırsat bu fırsat ;)


Ben ''yok, olmaz, biraz daha bekleyelim'' tarzın da konuşmalar yapmış olsam da, bir taraftanda doğru aslında deyip, tamam deneyelim o zaman dedim..
Geldiğimiz gece hemen yatağını, odasına kurdu babası ve yatırdık.


Kapısı ve bizim kapımız açık, megafon açık, kapılar zaten dip dibe olmasına rağmen, o kadar da yol yorgunuydum ama, çok tedirgin uyudum :)) Her yatakta dönüşün de açtım gözümü, ama zamanla alıştım tabii, rahat oldu, hem onun içinde, kendi odasında uyusun rahat rahat..
Şimdilik iyi gidioruz bakalım ;) ikinci sırada ''bez'' dururmumuz var, şu an için emzik en son planda benim için ;)

Bu arada tüm gün neler yaptığımızı anlatmıştım geçen gün havalar bir tuhaf, sıcak fakat bir o kadar da rüzgarlı, sabah babamızla kahvaltı yapıyoruz dükkanda, öğlen evdeyiz, öğlenden sonra burada, akşam yatma vakti tekrar evdeyiz..


Burada da zorlukları var tabii, yine her saniye durmuyor, arkasına baka baka, denize kaçıyor :( hiç umurunda değil, korkusu yada annem babam yok derdi düşüncesi filan yok..
Biraz anne- babaya bağımlı olsa daha mı iyi olurdu acaba!!;)
Sürekli peşinde koşan bir tip oldum çıktım resmen, evde, dışarıda her yerde...

Arada neyse ki kamyon-kepçe takımıyla iş yerinin önünde oturup 1 kürek kumla oynuyor, kısa süreli de olsa,


Geçen gün turist bir kız küçük, anne- babası da var, Fransızlardı sanırım,
bizimki kızı çekiştire çekiştire bir hal oldu,

''dell dell, dammon'' diyerek getirdi kızı yanına,

Bir süre sonra gitmeleri gerektiğinde de peşlerine düştü, annem babam yok düşüncesi olmadan, ve kızın annesi hemen bizimki sarılırken resimlerini çekti gülerek :))
Zor geri getirdimm, her turiste asılır vaziyette, yazın vayy halimize :)))



Buraya da Bekleriz >>>>>>>>>>>>>; Batının Organik Bahçesi





26 Nisan 2010 Pazartesi

İzmir Kitap Fuarı'ndaydık :))

Gittik, geldik çok şükür sağ salim evimizdeyiz.
Evimizdeyiz derken; sezonu açtık biz aslında sabah kahvaltıya babamızın yanındayız, öğlen uykusu evde, uyanınca babamızın yanında, akşam yemek yine burada yiyoruz sonra yatma vakti evimizdeyiz :))
Uçak, otobüs yolculuğu derken İzmir'e geldik, babamız karşıladı bizi, tabii anneanne-dede yol boyunca ve hala sayıklanıyor, akla estikçe, neler yaptığımızı Bodrum'da daha detaylı başka postta anlatacağım, sezonu, kum elemeleri, sahili, deniz kıyısını :))

Biz İzmir'de ne yapalım, ne edelim derken, Ikea yada Konak vs. bir baktım Metro'nun karşısında kitap fuarı :)


Çok kalabalıktı haliyle, ve ben her bebekli, çocuklu bayanın yüzüne acaba tanıdığım birilerimi diye baktım durdum :))


Bütün yayınevleri, yazarlar vardı, çok kalabalık ve güzeldi, ben aceleden sadece bilndik yayınevlerine bakabildim ve unuttuklarım da oldu haliyle ;) ama yine de körün istediği bir göz misali, aldım kitaplarımızı ;)
Tabii ki Gece Bahçesiz olmazdı, olmadı da, en çok bunu sevdi diyebilirim :) Maka Paka ;)








Tabii bu kitaplar ve evdeki diğer kitaplar için acilen, bir kitaplık ihtiyacı var, bakalım, sipariş verip yaptırmayı düşünüyorum ;)





Buraya da Bekleriz   >>>>>>>>>>>>; Batının Organik Bahçesi






23 Nisan 2010 Cuma

Bayramımız Kutlu Olsunn




Küçük hanımlar, küçük beyler!
Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız!  Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz.”
                                                                                  Mustafa Kemal ATATÜRK









Buraya da Bekleriz >>>>>>>>>; Batının Organik Bahçesi








22 Nisan 2010 Perşembe

Gitmeye 1 kala,

Evet sayılı gün çabuk geçer diye boşuna dememişler, (zeynep'cim bu sözümü unutma ;))

Ama bizim sayılı gün biraz farklı tabii, anneannemizi-dedemizi ziyaret için geldiğimiz tatilimiz Cumartesi günü son buluyor ve tabii ki, ilk önce İzmir oradan tekrar Bodrum'a , oradan da evimize kavuşuyoruz allah izin verirse,
Güzeldi genel anlamda, baba evi tabii güzel olmamı hiç ;) Batıkan'ın ani çıkışları da olsa bazen geçti gitti işte,meğer biz düpedüz sendromlanmışız da haberim yokmuş :P dün gece araştırmalarım sonucu bu kanıya vardım artık :) ve okumam gereken kitaplarıma, eklemeler yaptım alınacaklar listeme ;) bu konuya yoğunlaşmam lazım şu sıra ;)

Batıkan için de kitaplar istiyorum, Bodrum'dan bakacağım eğer bulamazsam netten sipariş vermeyi düşünüyorum, hiç denemedim ama!! Genellikle Batıkanın kitapları, kavramlar, şekiller vb. üzerine, bunlarla daha çok ilgili ama değişik kitaplar almak istiyorum, fikir ve önerilerinizi bekliyorum ;)

Bir de kitaplık ihtiyacım var aslında ama evde koyacak yer kalmadı sanırım, dönüşte Batıkan'ın doğduğunda yapmayı istediğim odasını ayırma meselesini, dönüşte uygulamaya geçirmek istiyorum ama bakalım, tek sorun yatak odasın da klima var ve yazın sıcak olduğu için rahat oluyor, ama Batıkan'ı ayırırsam eğer odasın da klima filan yok :( sıcakta uyuyabilir mi? yazık değil mi çocuğa? ama 2 yaşına gelicek gün geçtikçe daha da zor olabilir ayırmak! arada kaldım, ne yapacağım konusunda,

Emzik olayına gelince, Batıkan uyku öncesinde emiyor bir tek, versem sürekli de emer ama saklıyorum o da ısrar etmiyor neyse ki, çok kısa süreli emiyor uykusun da ve sonra daldıktan sonra bırakıyor zaten, bu yüzden ben de üzerine gitmedim, biraz daha istiyorsa devam etsin ;)

Bez olayımız da, yazın düşünüyorum bıraktırmayı, çişini sorunca 1-2 kez gitti ama kaka'sı için gitmiyor, yaacağı zaman zaten belli ediyor kendini, kesinlikle yanımızda yapmıyor bir köşeye saklanıyor,ve yüzüne  dahi bakmamızı istemiyor, madem utanıyorsun be evladım yap o zaman tuvalete :))



Buraya da Bekleriz >>>>>>>>>>>; Batının Organik Bahçesi






21 Nisan 2010 Çarşamba

İç ses

Oysa ne güzelliklerle bekleniyor doğmaları, dokuz ay sonunda acaba, kaşı' nasıl olucak, saçları var mı? yada bana mı benzeyecek yoksa babasına mı? diye düşünüp duruyoruz mesela ;)
Sonra doğuyorlar, ve o mucize denen şey gerçek oluyor, artık elinizdeki mucizeye inanıp, sarılıp doyasıya yaşayamaya başlıyorsunuz her anı, her saniyesini,


Ben şahsım adına söyleyeyim çok dikkatli bu zamana kadar getirdim Batıkan'ı ,yani, yemesine, içmesine, uyku düzenine herşeyine hep dikkat ettim, hep bir rutinimiz oldu  ;)
Bu biraz da çevrem de fazla insan olmamasından ( müdahale edicek) onunla da alakalı sanırım. Eşim de her zaman bana saygı duydu ve olması gereken neyse hep o şekilde yaptık.

Ve Batıkan doğalı tam 22 ay oldu, 2 yaş kutlamamıza 2 ay var, ve ben yetersiz olduğumu hissetmeye başladım artık ve son zamanlarda da hep bir şikayet var farkındaysanız zaten yazılarımda :) ama çok yroucu olmaya başladı, yani birde hani kendime ait bir an'ım olmadığı için sosyal açıdan asosyal oldum çıktım ve bu beni çok daha fazla geriyor, gerince ve Batıkan'da sözden, laftan anlamaz bir çocuğa dönüşünce çok daha fazla üzülüyorum..
Bugün defalarca aynı şeyi yapmasına ve benimde defalarca güzellikle anlatmama rağmen yine gözümün içine baka baka aynı şeyi yaptı, saksıdaki toprağı avuçladı ve hoop olduğu gibi yere,:( ben de insanım yahu, benimde sabrım bir yere kadar, taşıyorum ne yapayım,
Eline vurdum, hep de eline vurmak istemediğimi  bile bile üzerine vurdum :(
Sonrada kaptığım gibi götürdüm, park yatağına bıraktım, ağladı tabii, çok ağladı :(
Dayanamadım gittim ama almadım hemen oradayken konuştum, anlattım, dinledi, baktı, onayladı,
Ağlamaktan su içinde kalmış, elini yüzünü yıkadım, sarıldık, koklaştık,
Aradan 10 dakika geçti geçmedi tekrar yapıyordu ki yüzüme baktı tehdit etmek istemiyorum ama bazen yaptırıyor işte :(
Oradan vazgeçti bu sefer içeriye odaya gitmiş su bulmuş, hoop onu dökmüş yerlere, bende yine kaptığım gibi doğru yatağına bıraktım :(
Yatmadan önce 'Apsi' izleyip öyle yatıyor, bir gittim baktım ki, daha fazla dökmüş toprak'ı , şimdi uyuması için yatağına bıraktım, ağlıyor, ağlaya ağlaya uyuyacak artık..

Ben bir yerde yanlış yapıyorum ama nerde, ve ben yetiştiremiyorum sanırım, beceremeyeceğim de çocuk yetiştirmeyi ya o asabi,laftan anlamaz birşey olup çıkıcak yada ben akıl ve ruh sağlığımı kaybedicem malesef :(

Çok üzgünüm onu o kadar çok seviyorum ki anlatmama gerek yok, zaten çocuğunu sevmeyen anne olamaz kanımca ;) ama 7/24 çocukla beraber olan, ve tek başına birşey yapmak için, bir lüksü bulunmayan bir anne için hayli zor bir durum,
Sağlık olsun zaten şunun şurasında kaç sene daha yanı başımda olabilecek tabii ama, ömür de geçip gidiyor bee :(



Buraya da Bekleriz >>>>>>>>>>; Batının Organik Bahçesi






20 Nisan 2010 Salı

Bu fasulyeee, 2,5 liraaa...

Daha önce ki bezelye aktivitemizden sonra :) aştık kendimizi sıra geldi fasulye ayıklamaya ;)

Ancak bu tarz işler de oturuyor zaten, oyuncaklarıyla bile bu kadar ilgili değil ama ver eline bezelye, fasulye vb. ürünleri akşama kadar kalkmaz başından eminim ;)
Eee çocuğun genlerinde var mutfak işlerini sevmek, babası, dedesi, dayısı da oldukça başarılıdır bu konularda, severek yaparlar…


Ayıklama işlemi bittikten sonra sıra geldi, pişirme işlemine :p tabii onu da Batıkan yapmadı, anneannesi yaptı ve öğleden sonra yemek olarak fasulye yiyecekti.
Zoraki bir ağız açma sonrasında, bir kaşık yedi ve şöyle dedi.

ACI!!!!

Ben ne söyleyeceğimi şaşırdım, hiç beklemediğim bir tepkiydi ve o kadar mutlu oldum, öptüm, sevdim sarıldım,

- acı mı olmuş oğlum?
- Hı hıı dedi,
- Peki yeme istersen, pilav vardı yine ve yanına da cacık yermisin dedim?
- Cacıı, piyavv dedii, kafasıyla onaylıyarak :))
Ve bende tadına bir baktım ki hakkaten acı olmuş fasulye :)

Bazen çileden çıkarsa da beni, tabii ki seviyorum hem de çok tarifsiz, anlatılmaz..Dünyada ki hiçbirşeye değişmem tabii ki ;)


Bu ara zaten papağan gibi dili çözüldü artık, ne söylersek tekrar ediyor,
Papağan-  papann
Bebek- bebem
Atatürk- Ataka
Kamyon- Dammon
Ben, sen, tak, kalk gibi ;)

Birde her kelimenin sonuna ekler koymaya başladı; şöyle ki mesela,
Annemoo, babamoo, dedemoo!!

Ne demek acaba anlayamadım, benim dekoder çözerse  yazarım ;)


Buraya da Bekleriz  >>>>>>>>>>;    Batının Organik Bahçesi





19 Nisan 2010 Pazartesi

Of'ları tekerledim, Sayesindee..

Bir çocuk kaç saniyede, kaç km. hızla hareket eder acaba???
Vallahi bizim ki her saniye 170 km. filan yapıyor sanırım :))


Sorarım size, bir saniye oturmayan, totosu yer görmeyen çocuk olur mu? Oluyormuş demek ki,
Onunla beraber bende yer görmüyorum tabii, bir de bu yetmezmiş gibi sabahın 06:30’da kalkıyor en geç 07:00’de ve başlıyor hareketlilik, öğleden sonra uykusu desen taş çatlasın 1-1,5 saat arası;
Ve öyle bir şey ki bu birden oldu böyle yani bu zamana kadar uysal, sakin, uyandığında mızırdanmadan yatağında durabilen bir bebek olmasına rağmen, şimdi ağlayarak uyanıyor.
Hiç ama hiçbir sözlü müdahaleden anlamıyor, ve beni çok üzüyor çokta geriyor açıkcası,
Demiştim ya birde herşeyi merak edip elleme, yoklama durumu var, daha merak dönemi bitmedi yani
Hani bu devrilirse üzerime düşer, yada ben buradan zıplarsam yere düşerim bir yerime bir şey olur korkusu yok he belki erkendir bunları düşünebilmesi ama ben izah ediyorum ıı-ıhh yok an-la-mı-yooorrr…

Yemek yerken kaç kez otur oğlum diyorum yok,  masadakilere el atıyor, döküyor bazen ve ben yada dedesi müdahale edince gülüyor,oyun sanıyor yada bir şey demezsek ye gözümüze bakıyor resmen yapmadan önce ve hemen akabininde yapıyor..

Çok hareketli bir çocuk tamam kabul ama çok takip istiyor gerçekten, bedenimle beraber gözlerim de yoruluyor takip etmekten, her an her yerde ve her an herşeye el atar vaziyette, oyun yada oyuncaklarla oynama süresi desen zaten taş çatlasın 10 dakika,

Birde vurma huyu çıktı başımıza, hiç bilmezdi vurmayı ama bir yerden gördü ve dedesi ilgilenmediğinde mesela yada bana baksın diye hemen oyuncakla filan vuruyor ve babam  '' oğlum yapma '' dediğinde ise daha çok saldırıp, gülüyor..

Dün birisi  ''hiperaktif o zaman dedi??? İlk okula kadar böyle gider'' dedi :( yani şuan da hiperaktif olduğuna karar vermek için sanırım erken ama ben hareketli diye adlandırmak istiyorum..


Can sıkıntısından neye saldıracağını şaşırıyor bazen ve sürekli ne yapsam dercesine geziyor evin içinde, arıyor yani :)
Bazen bir çiceğin saksından toprak dökerken yakalıyorum bazen ise açık pencere bulursa aşağıya oyuncak atarken!!
Ben ki o kadar ilgili, beraber oyunlar oynayan, fazla müdahale etmeden, anlatıp anlamasını sağlamaya çalışan bir anne oldum hep ama, 7/24 sürekli hareket halinde olan bir çocukla başa çıkmak hayli zor,
Buram buram terrible two kokan hareketler bunlar, şabalaba laplap loooo :))))


Bir başka kişide '' hareketli çocuk, akıllı olur bak akıllı olucak bu'' diye fikir beyan etti :p Akıllı olmanın yolu hareketlilikten mi geçiyor yani, yada bu kadar harekete süper zeka olmasını bekliyorum ben o zaman :p :))


Buraya da Bekleriz >>>>>>>>>>>>>; Batının Organik Bahçesi





18 Nisan 2010 Pazar

Erkek Dediğin...

Seni Elinin Tersiyle değil Avucunun İçiyle Kavrayacak. Bileceksin Ki Emin Ellerdeyim, Başkası Tutamaz Elimi Böyle.
Rahat Olacaksın Yanında, Çok Konuşmayacak, Beynini Didiklemeyecek. İnce Olacak; Seni Senin Kadar Düşünecek. Erkek Dediğin, Sen Onu Merak Ettiğinde Kendisine Hesap Soruluyor Havalarına Girmeyecek. Senin İnceliğine Karşı Umursamaz Sözler Sarf Etmeyecek.
Erkek Dediğin, Kadının Sinirini Bozmayacak, Cinlerini Tepesine Çıkarmayacak, Sanki Sen Onun İçin Varmışsın Her Ne Zaman İstese Emrine Amadeymişsin, O Ne Yaparsa Yapsın Her İstediğinde Yanında Elinin Altında Olacakmışsın Tiplerine Girmeyecek.
Erkek Dediğin, Sen Ona Sevgini Hissettirdiğinde, Sen Ona Kayıtsız Şartsız Asıkmışsın Gibi Havalara Girmeyecek.
Erkek Dediğin İlgi Gördüğünde İlgiyle, Sevgi Gördüğünde Sevgiyle Karşılık Verecek.
Erkek Dediğin, Sen Onun İçin Kendine Baktığında, Sırf Ona Daha Güzel Görünmek İçin Giyinip Kuşandığında Hiçbir Şey Olmamış Gibi Davranmayacak.
Erkek Dediğin, Ruhunu Okşamasını Bilecek. Romantik Olacak Kimi Gün Habersizce Kucağında Çiçeklerle Çıkıp Gelecek. Özel Günleri Unutmayı Marifet Sanmayacak.
Erkek Dediğin, Kayıtsız Olmayacak Senin Bütün Zarafetine Karşı. Gerçekten Seven Bir Kadın Sevgi Ve İlgi Bekler, Erkeğine Verdiği Aşkın Karşılığında Küçük Bir Tatlı Söz, Kısa Bir Mesaj, Bir Çağrı Bile Onu Mutlu Edebilir.
Erkek Dediğin Bütün Bunları Cebinden Para Harcıyormuş Gibi Cimrilikle Yapmayacak.
 Erkek Dediğin, Ben Aranmayı, Çok Aramayı Sevmem Demeyecek.
Erkek Dediğin, Her Şey Kendi İstediği Gibi Olsun İstemeyecek. Sadece Kendi Caninin İstemesine Bağlamayacak Her Şeyi.
Erkek Dediğinin, Hissettiğiyle Yaptığı Şey Arasında Uçurum Olmayacak.
Erkek Dediğin, Cesur Olacak Cesur. Seni Seviyorum Derken Korkmayacak, Başka Şeylerin Arkasına Gizlenmeyecek. Seviyorum Deyip Bir Sonraki Perdede Kaçmayacak, Özlüyorum Diyorsa Gelecek, Kaybetmek İstemiyorum Diyorsa Kaybetmeyecek. Erkek Dediğin Aşkına Sahip Çıkacak. Korkak Olmaz Erkek Dediğin.
Erkek Dediğin İyi Sevişecek. Koyun Gibi Yatmayacak, Bir An Önce Su İs Bitse Demeyecek. Aşksız Yatmayacak Yatağa Ve Sen Bunu Bileceksin. Bir Baba Şefkatiyle Seni Alnından Öptüğünde Bileceksin Ki Sevgisi Geçici Ve Zayıf Değildir.
Erkek Dediğin, Ve Sevgiyle Öptüğünde Dudaklarından Bileceksin Ki Opusun Tek Sebebi Şehvet Değildir. Erkek Dediğin Aldatmayacak. Aldatmak Basitliktir. Seviyorum Diyorsa Aldatmaz Erkek Dediğin. Aldatıyorsa Sevmiyor Demektir.
Erkek Dediğin Yakışıklı Olacak, Çekici Olacak Ama Bundan Çok Daha Öte Bir Şey... Erkek Dediğin, Zeki Olacak. Kadının Küçük Yalanlara, Bahanelere İnanmayacağını, Kendisini Kendi Gibi Tanıdığını Bilecek. Kadının Zekasını Küçümsemeyecek Kadar Zeki Olacak.Kaynakwh: Zeki Olacak, Seni Bir Hamur Gibi Karmasını Bilecek, O Hamura Kendisini Katmasınıda.
Erkek Dediğin, Değerlerini Bir Anlık Hevesler Uğruna Satmayacak. Namussuzluğunu, Ahlaksızlığını Ancak Ve Ancak Seninle Yataktayken Kullanacak. Yan Gözle Hatun Kesmeyecek, Üstüne Sevgili Edinmeyecek. Erkek Dediğin Önce Sevecek. Kendini Sevmeyen Erkekten Kimseye Hayır Gelmez. Bir Bakarsın Ki Yıllar Sonra Bu Adamla Ne Yatağa Sığıyorsun, Ne Toprağa... Koluna Girip Gezmesini Bileceksin Gururla Koynuna Alıp Sevişmesini De. Erkek Dediğin, Babalığını Da Bilecek, Ana-Babaya Hürmet Etmeyi, Kadir Kıymet Bilmeyi, Vefakarlığı, Fedakarlığı. ..
Erkek Dediğin Seni Koruyacak,Kuşatacak . O Nerede Olursa Olsun Seni Koruyacağını Bileceksin. Pısırık Olmayacak Erkek Dediğin.
Erkek Dediğin Erkek Olacak Güzelim. Seni Sadece Sen Olduğun İçin Sevecek. Parayla Pulla, Kariyerle, Güçle, Kimin Ne Dediğiyle Hareket Etmeyecek. Hem Sevgilin, Hem Arkadasın Olacak . .


Can Yücel
alıntıdır.



Buraya'da Bekleriz >>>>>>>> Batının Organik Bahçesi



16 Nisan 2010 Cuma

Karaoke keyfi ve Batıkan

Bizim sokakta İngiliz Pub var hemen yanımızda ki sırada ve hafta sonları Karaoke yapılıyor ama İngilizce tabii ;)
Batıkan'da bütün sezon boyunca babamızın iş yerinin sokağında olunca gece-gündüz, bu karaoke keyfinden nasibini alıyordu  yada turistler Batıkanın karaoke'sinden nasibini alıyordu da denilebilir ;)

Bu sene daha da büyüdü tabii, artık daha farklı eşlik edebilir en azından sözlü olarak, nasıl alırız kendisini o mekandan bilemiyorum ama sezon boyu işimiz zor gibi ;) Burada 16 aylık, hep sevdi müziği diyorum ya, ya dans edecek yada söyleyecek yada birşeyler çalıcak ;) bende severim şahsen dinlemeyi, söylemeyi..
Sizde video bizi doyurmadı canlı canlı izlemek isteriz derseniz, bizim taraflara doğru bir yol alın derim ben ;)

İyi seyirler..Mutlu, bol güneşli, pozitif :))) hafta sonlarıı....





 Buraya da Bekleriz >>>>>>>; Batının Organik Bahçesi





15 Nisan 2010 Perşembe

Ordu'nun Dereleriii...

Şimdi ben Ordu'dayım ya, memleketimdeyim ya hani, ana-baba toprağındayım.
Nasıl mutlu mesudum anlatamam, ama yine de evimi özlüyorum, eşimi özlüyorummmm..
Ama oradayken de annemi babamı özlüyorum tabii :) İnsanoğlunu mutlu etmek zor biraz..
Şimdi ben size Bodrum'da bol bol mavilik, deniz fotoğrafları yayınlıyordum ya, Ordu'nun da birçok güzelliği var mesela, yeşilliği, denizi, fındık ağaçları, Boztepe'si vb. bunları görmenizi sağlamayı o kadar isterdim ki;
Ama yok yapamıyorum ne Boztepe'ye çıkabiliyorum bu veletle,ne fotoğraf çekebiliyorum ne başka birşey,


İyisi mi siz şuradan bir bakın Ordu'ya,
Bu demek oluyor ki, kocanız olmadan tatil'e çıkmayın :P:) en azından gezip,dolaşabilme imkanınız daha çok olabilir mesela ;) Siz fotoğraf çekerken eşiniz veletle ilgilenebilir. Beraber Boztepe'ye çıkılabilir. Teleferik yapılmış sanırım, ordan sallanıp Ordu'ya inilebilir :)) vs.

Evimize dönmeye az kaldı bir 10 gün kadar filan ;) Aslında gitme girişimin de çok bulundum Batıkan'ın beni anlık bunaltmaları sonucu ani kararlar verip ( belli olmaz her an gidebilirim) ama eşim kal istersen gitmişken biraz daha!!! dedi ve kaldım.
Batıkan zorluyor beni çok çünkü dedim ya, annemlerin ev de tam kurcalanmaya müsait olunca, kendi evimizde ortada birşey kalmadığı için rahat hareket ediyor tabii ;)

Neyse uzuuunn yol Bodrum-Ordu arası 23 saat kadar ;) bu kısmı düşününce biraz daha arkama yaslanıp oturuyorum :)
Ama şöyle bir düşündüm de insan kendi evine alışıyormuş, özlüyormuş, baba evi tabii ki her zaman baba evi ama ıı-ıhh, bir kere çıktınmı o yıllarca oturduğun, yaşadığın baba ocağın'dan, kendine ait, senin sorumluluğun da olan bir evin oldu mu? durum değişir, kendi evin özlenirmiş.
Böyle işte, ama anne- baba ocağı gibi rahatı da yok hani, ekmek elden su gölden derler ya aynen durum böyle :)) Her zaman bekarken de baba ocağında rahattım ben çok şükür, bir dediğim iki edilmezdi :P elimi sıcak sudan soğuk suya sokmazdım :P çamaşır makinesi bile çalıştırmadım evlenene kadar, bilmezdim 27 yaşında koca bir!!! neyse büyümüştüm yani, ama şimdi turşu bile yapıyorum, yemek yapmayı, çamaşırı,bulaşık yıkamayı  bırak, ee demek ki annemin sıkı takipcisiymişim yine de ve ''anasına da bak kızını al '' diye boşuna dememişler, beni bilenler ağzı açık izliyor şimdi, kendimi anneme çok benzetir oldum zaten, gün geçtikçe, zaman ilerledikçe...
Bekarken her genç kız gibi hayaller kurarsın ya hani, evlenicekmiyim? peki ama acaba kim? diye düşünürsün odanda ;) Şimdi ben aynı şekli hiç bozulmamış odamda bana ait olan, benim canımdan oğlumla aynı odamda yatıyorumm... Nasıl mutlu oluyorum geceleri yatağıma yattığımda, dakikalarca ona bakıyorum.

Anne'm benimm ve ilk göz ağrım babamm sizi o kadar çok seviyorum ki, iyi ki varsınız, sağlıklısınız çok şükür

görsel

Buraya'da Bekleriz >>>>>>>>>> ; Batının Organik Bahçesi




14 Nisan 2010 Çarşamba

Biom :))

Bu ara pek bir iştahlı gördünüz Batıkan'ı de mi? Yazdıkça ben de öyle gördüm ama ıı-ıh o kadar da değil aslında,
Dün ki 'piyav'dan sonra akşama kadar bir tek portakal yedi :( düşünün artık ;)

Uzun zamandır, biom'a takmış durumda ,
Özür dilerim, siz tabii 'biom' ne diyeceksiniz haliyle, hemen açıklayayım,
Biom'um açılımı Batıkan'ca Limon anlamına gelmekle beraber, kendisi tarafında çok severek tüketiliyor.
Sabah sabah buzdolabını açtığım anda saldırıya geçiyor.


Yazarken bile yüzüm buruştu, ekşidi sağa sola kaydı ki bir çocuk yani bebe bu kadar ekşi bir şeyi nasıl sever,
Sever de bize dilimler halin de doğratıp tek tek yer.. :))
Hani ekşi yerse ne olur mesela nedir acaba eskilere göre,
Hamileyken ' ye tatlıyı doğur atlıyı' yada ' ye ekşiyi doğur Ayşe'yi' derlermiş ya,
Acaba bu atlı doğduğunda bunu yerse ne denirmiş, çok merak ediyorum..


Hamilelik demişken, hamileyim derrrrmişim :P :) yok hamilelik demişken,
Hiç böyle ekşi-tatlı ayrımım olmadı benim,
Aynı zaman da aş filan da ermedim, soon derece mutlu mesut bir hamilelik geçirdim çok şükür,
Dilerim ikinci de öyle olur, (fazla bu arada 2. dedim dikkatinizi çekerim ;))

*********************************

Teşekkürlerim var ne zamandır etmek isteyip edemediğim,
Malum bir başka blogun daha sahibiyim, daha doğrusunun Batıkan'ın bahçesi orası ona özel herşeyi;)
Ve bunu yaparken böyle talepler geleceğini ummamıştım bu kadar çabuk, sağolsun siparişlerim oluyor az çok ;)
Ve bunu tek başıma başarmadım elbette, duyurmakta, sizlerin katkısı çok büyük,
Kah logomuzu blogunda yayınlayan Sevgili blog dostlarım, kah bizden kısacık bir postla da olsa bahseden blog dostlarım ;)

hepinize sonsuz teşekkürler ediyorum ben ve Batıkan,

İyiki varsınız, bizi sizler var ettiniz :)))



 Buraya'da Bekleriz >>>>>>>>>>>>; Batının Organik Bahçesi






13 Nisan 2010 Salı

Piyav

,Ne kadar güzel birşeydir, kendi derdini anlatabilmek, isteklerini dile getirebilmek, çok şükür ki artık
kelimelerle de olsa, ne istediğini, neyi istemedeğini, kızdığını, susadığını, sevincini bir şekilde ifade edebiliyor.
Zor şey vesselam anlatamamak, anlaşılamamak :( geceler boyu ağladığında dişi mi, karnı mı, gaz mı, rüya da korktu mu, yoksa sadece anne kucağı- sıcaklığı istemek mi? diye düşünmek ve anlamamak.
Anlamamak bizi yer bitirir anlaşılamamak onları :( Ama artık büyüyorlar her geçen gün, daha da farklı kelimeler söylüyorlar, cümle kuruyorlar çok şükür..


Hiç bir zaman rahatlıkla yemek yediremedim ben Batıkan'a malum, hep te anlattım durdum :) ama bugün birşey oldu, sabah kahvatıyı az yapmasından sanırım,ki; öğlen uykusundan uyanınca yer yemeğini, yatmadan değil,
geldi annemle biz mutfaktayken,

-üff üff diye efektli bir şekilde dudaklarını büzdü,ve hemen sonrasında,
-PİYAV PİYAVV dedi :)))
-'pilav mı istiyorsun oğlum' dedim.-
-minik kafasını yine emme basma tulumba gibi öne arkaya doğru salladı :))


İşte benim bittiğim an o andır. Sen de abartma be diyenleriniz olabilir, saygı duyarım ;) ama zorluklar la yemek yediren bir anne beni anlar, Allah'tan elimizde mevcut olan pilav hemen ısıtıldı ve ilk defa kendi isteğiyle bir yemek yedi ve ilk defa öğlen uykusuna yatmadan ;)
'Üff üff' diye üflemesinden de anlaşılan o ki, ben yemekleri genel de sıcak sunuyorum ve beyefendi hep üf'leyemek zorunda kalıyor :))



Buraya'da Bekleriz >>>>>>>>>>>; Batının Organik Bahçesi






12 Nisan 2010 Pazartesi

SpiderBATI

Tam bir atraksiyon insanı oldu çıktı Batıkan,
Ben bile hayretle izliyorum artık, izliyorum diyorum çünkü müdahalelerin, yalvarıp yakarışlarım,
Söylemlerim bile fayda etmiyor,
Bizi son derece ’larla, cıss’larla, hayır’larla yetiştiren babamın müdahaleleri bile fayda etmiyor :)
Bu çocuğa hiç bağırmamışlar gibi bir düşüncesi var ki öyle zaten, yani minnacık velet bağırmadan ne anlar yada buna mı gerek var, bence hayır,
Ben birçok şeyi Batıkan'a bir kere söylememle anlatabiliyorum mesela,
Bitti dediğimde ısrar etmiyor yada yok, kalmadı dediğimde, tepinip illaki isterim tarzında hareketleri de yok, şimdilik ;)
Annem bile 3 çocuk büyütmüş ki ben en küçüğüm biraz hareketliymişim doğru, ablam ve abime nazaran ve artı 2’de torun büyütmesine rağmen annem bile ''ben böyle bir şey görmedim, hiç oturmayan çocuk olur mu ? Diyor.
Gerçekten hiç oturmuyor ama inanmazsınız belki, eğer ben yanında oturup oynarsan belki onun da süresi en fazla 10 dakika belki, eksiği var fazlası yok, yemek yerken bile hareket halinde, resim yaparken fotoğrafları görüyorsunuz, sanmayın ki öyle oturup yapıyor :) anlık fotoğraflar bunlar ,
Mesela dün teyzemdeydik ( teyzem demişken,saçlarını sıfır numara yaptırdı, bugün 2. Kemoterapisini görecek :( ) 
Orada 3 tane çocuk var, ya top oynuyorlar, ya araba sürüyorlar mesela, bizimki koltuk tepelerinde yada sağda soldaki eşyaları kurcalıyor, çok hareketli bir çocuk buna tamam ama çok ta eşyaları elliyor, ve bu da beni gittiğim yerler de çok üzüp yoruyor gerçekten :(

Hayır’dan yada anlatabileceğim her dilden anlatıyorum ama yok yok yok!! Anlamıyor..
Huysuz bir çocuk değil, gayet sakin yeri geldiğin de sinir yapıyor ama huysuzluğu yok.
Düz duvara tırmanıyor derler ya, heh işte duvara değil de buzdolabına tırmanıyor :(
Ellerini yere koyup,baş aşağı durup, ters dönüyor dolaba karşı ve ayaklar dolapta ellerin üzerine doğru çıkmaya çalışıyor bu sabah düz halde çıkmaya çalışıyor bir baktım, ama olmadı :)
Masaların üzerine çıkıyor eğer yanında yoksan yani şunu demek istiyorum sürekli gözün üzerin de olmak zorunda, kendi başına bıraktığın da ya bir yerlere çıkıcak, hoplayıp zıplayacak, yada sağ da solda ne varsa indirecek :(

şekil A yakalanma anında çekilmiş bir fotoğraftır.:)

Çok zor gerçekten, hele ki yazın ne yaparım diyorum, babamızın iş yerinin olduğu yerler hediyelikçi, gümüşçü vs. olduğu bir çarşı, sokak, tam Batıkan’lık yani papaz oluyoruz milletle sanırım :)
Acaba diyorum  küçük kas gelişimi, ice motor becerileri, sağ beyin -sol beyin derken fazlamı çalıştırdık ta çok geldi :)

Bu ara dil gelişimi de son derece hız aldı , her gün farklı birşey söylüyor yada bizi tekrar ediyor.
Bu ara baba, anne demek yerine tabii ben öğrettim :) babammm, annemm, dedemmm diyor :) 

Sabah beni kahvaltıya çağırıyor,
* Anne!
* Hadi dell :)

Dedesi banyodayken bizim ki son sürat yanına gidiyor ,
Sonra da sırıtarak geri geliyor,

*'' Ne oldu oğlum'' diyorum?
* ''Dede dede, tıyemm'' diyor,

Dedesi yüzüne krem sürmüş, çok hoşuna gidiyor:)



Buraya da Bekleriz  >>>>>>>>>>>; Batının Organik Bahçesi




9 Nisan 2010 Cuma

Burada Bile,


İnsan ne isterse hayatta, neyi, nasıl görmek isterse görüyor sanıyorum, en azından ben öyleyim,
birşeyi kafama koymayayım yeter ki, o olur kendiliğinden, yada ben oldurabilmek için çaba sarf ederim,
Her gittiğim yere, yada şehir'e ahşap oyuncak satan yer var mı acaba? diye düşünerek gider oldum :P :)))
Bungalow'lar yapmayı planlıyorum ;) Ev ahşap ve bilumum kutulardan oluşan oyun/caklara döndü, ben de rejim ama perhiz yok hala almaya devam :))
Kuzenim :))) burada bulamıyorum, ben, ne güzel şeyler var sizin orada diyordu ben Bodrum'dayken, ve daha geldiğimin 2. günüydü sanırım bir oyuncakçı gördüm kapısın da okul öncesi, yazısını görünce allaaahhh balıklama daldım tabii ;) İnsan isteyince, bulup görebiliyor demek ki;)


Kitaptan, plastik ve ahşap oyuncak'a kadar bir sürü malzeme vardı, seçmekte zorlansamda, çoğu biz de olanlardandı ama 2 tane aldım yine de, kitap çok bakındım, seçenk çok olunca kafam karışıyor ve alamadan çıkıyorum, çok ta üzülüyorum böyle olunca, kitap alma özürlü ilan ettim kendimi :(

Bu oyuncak'ı aldım, en çok bunu sevdi sanırım, bana da değişik geldi zaten,ü 3 parça puzzle ve gövde, baş, ayaktan oluşuyor hepsini yerli yerine takıp bir abi :)) meydana getiriyor (burada ki 'abi' kelimesi Batıkan'a ait)
Çok sevdi, kah gövde ayak'ın altında, ayak ise baş'ın üzerine konsada uğraşıp düzeltiyor, 'ters ters' diyerek :))


Diğer oyuncak meşhur geometrik şekillerimiz, zaten geometri hastası, nerede görse daire, üçgen şekline benzer yada aynılarını mutlaka söylüyor :))


Bunun da en çok daire'sine takık, sinirleniyor benden yardım istiyor, daireyi çevirerek çıkarmak ve takmak zorunda, o yüzden zorlandığı için pek fazla uğraşmıyor eğer işine gelmezse :)

Bir kere daha uğramak istiyorum oyuncakçıya, kitap almak için ama, evdekilerin serisi var orada da, ben değişik olsun istiyorum, netten de almadım bu zamana kadar, olmazda Bodrum'dan tekrar bakıp, ona göre sipariş veririm ;)


Bu fotoğraf babamıza  göndermedir, konuyla pek bir ilgisi yok, arada bunu da ekledim ;)

Bu arada minibüs'le gidip geliyoruz, gideceğimiz yere ve her şoför'e selam veriyor :)) araba'dan inerken mutlaka en arka sırada olsak dahi, şoför'ü baktırıp, kendine el sallattırana kadar;
'' abi abiii, haydii haydiiii'' diyerek el sallıyor,
burada ki ''haydi'de Batıkan'ca 'hoşçakal anlamında :))))



Buraya da Bekleriz >>>>>>>>>>;; Batının Organik Bahçesi





7 Nisan 2010 Çarşamba

Patates Baskısı :))) ve ilk resim sergimiz



Özlüyorsunuz bizi biliyorum :P biz de sizi çoook özlüyoruz ama alışın canım sizde yavaş yavaş,
dönüşte ancak bu kadar sıklıkla buralarda oluruz sanırım ;) 
Hafta sonu Bodrum'da bizim belde'de denize girenlerin sayısı yaklaşık 20'ymiş, bu ne demek oluyor yani,
ben çok şey kaçırdım benimle beraber sizlerde çok şey kaçırdınız :)
Zaten hep diyorum yine diyorum, bu sene bana Bodrum bld.'sinin ödül filan vermesi lazım, turizme katkılarımdan dolayı bu sene sayemde turizm patlaması yaşanacak Bodrum'a hissediyorum :P :)))

Neyse, gel gelelim fasulyenin faydalarına, fasulye demişken; bezelye ayıklama aktivitemizden sonra, anneannesiyle taze fasulye ayıklama aktivitesinde bulundu bizim bücür ama aktaramadım pc'ye fotoğrafları hafıza kartı minnacıkmış olmadı bir türlü :(
Ben de, pc de yayınlamadıklarım varmış evden kalma :)) elden onları çıkarayım dedim, boşluk olmasın arada fazla :))

Patates baskısı yapmıştık ve ilk resim sergimizi evimizde açmıştık,

Hatırlıyorum ben okula gidiyordum patates baskısı vb. şeyler yaparken, biz başladık erkenden gerçi pek baskı olmadı bizimkisi ama yine de eğlenceli vakitler geçiriyoruz bunları yaparken,

sulu boya kullanmadık, parmak boyalarına kah parmaklarımızla kah fırçamız batırarak sürdük patateslere,


Patatesleri de şu benim meşhur hani var ya 'amacı dışında kullandığım malzemelerim,' gurubundan olan kurabiye kalıplarıyla şekiller çıkarttık ;)
Şimdilik bizden görüntüler bu kadar, en çok 'paak' sayıklıyoruz. Arada da babamız aklımıza vuruyor tabii;)



 Buraya da Bekleriz >>>>>>>>; Batı'nın Organik Bahçesi,


 

4 Nisan 2010 Pazar

04.04.2007 16:04

3 sene bitiyor bugün, dolu dolu 3 koca sene, yanımda durup benimle video'yu izleyen ve 'anne-baba' diye seslenen bir güzelliğe sahip olacağımı bilemezdim,ama;
Bir gün dahi beni sevmekten vazgeçmiştimi? yada beni mutsuz mu eder? yanımda, yakınımda kimsem yok diye aklımın ucundan geçirmeden, 3 sene önce bugün, tarih 04.04, saat ise 16:04 iken attık imzamızı :))

İyi ki atmışım, hiç tereddütsüz yine olsa yine o imzayı senin için atardımm..
İyi ki varsın, tek dert ortağım, arkadaşım, çoğu zaman ailem, ama her daim, çok sevdiğimiz evimizin babasısın.





Dip: Bir Karadeniz'linin ömrü hayatında ilk defa, Efe'lerle beraber zeybek oynayabilme video'su yada oynayamama mı demeliydim acaba ? :))


Buraya da bekleriz ;  Batı'nın Organik Bahçesi,



Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin