gezme-tozma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezme-tozma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Tiyatro


 Çok istemiştim tiyatro’ya götürebilmeyi, kaç kez İstanbul’a gittiysem bir türlü ya fırsat olmadı yada denk getirememiştik.


Bu sefer de tabii daha gitmeden aklıma koymuştum…Askerimizi yolladığımız hafta sonu aradım T.S.K.M, Cumartesi günü bu ay için son oyun olduğunu söylediler…La fontaine Orman Mahkemesinde!
Kaçarmıydı böyle bir fırsat..Öğlen saat 13:00’de olsada, göze aldım ilk kez uyumamasını, uyku saatidir çünkü ve hiç şaşmaz ;)

Gittik bir heyecanla, onun dünyadan haberi yok..Tamam tiyatro’ya gideceğiz, ağabeyler kostüm giyecekler vs. ama gözünde canlandıramamıştır tabii ;)

Öncelikle Kültür Merkezini çok beğendim zaten çok gurur duyduğum bir insandı kendisi de, bunca güzelliklere imza atan, birçok insana kol-kanat germiş ve her köşesine baktığımda sanki onu gördüm, hissettim…


Oyun saati geldi, içeriye girdik…Bizim ki şaşkın ben heyecanlı :)
Yerimizi bulduk, içeride bir sürü çocuk, büyüklü-küçüklü…Kimisi ana kucağında filan gerçekten :)
Kostüm giyen ağabeyler, ablalar çıktı sahneye!! İlk önce şarkılarla, müziklerle açılışlar yapıldı filan…Bizim ki gayet mutlu müzik var ya işin ucunda…Alkış üstüne alkış, dans üstüne dans J

Ama gelgelelim hikaye başladı, biraz zaman geçti…Uykuda bastırınca, sıkılmaya başladı, son yarım saat!!
Gidelim demeler, ayağa kalkıp arka koltuğa geçmeler, yan tarafta ki merdivenlerde oturmalar filan…Sadece müzikli yerlerde mutlu oldu, eğlendi onun dışında olsa da olur, olmasa da onun için…


En son bitiminde, bütün çocukları sahneye davet ettiler, kimilerini kendileri gelip aldılar…Bizim veleti tavşan çağırdı ama gitmedi!!! Hayret ettim, şaştım kaldım…
Sokakta herkesle  çekinmeden konuşan, yakınlaşan, isteklerini hiç ayıpsız isteyip dile getiren çocuk nasıl oldu da gitmedi, hayır dedi, kollarını bağladı, kaşlarını çattı, şaştım kaldım…

Acaba tavşan değil de, ben götürseydim sahneye gidermiydi, belki tavşan dan çekindi dedim kendi kendime!!
Sonra herkes sahneden indi, sahne boşaldı, tam çıkıcaz..

- Ama beni tavsan çağırmadı anne?
- Oğlum çağırdı ya, sende gitmedin!!
- Ama ben ditmek istiyolum anne!!

Üzgünüm perde kapandı!!!

Ve nasıl davranır diye çok merak ettiğim tiyatro maceramızdan şunu anladım ki, benimkine çocuk tiyatrosu değil, çocuk müzikali lazım ;)

19 Mayıs 2011 Perşembe

Döndük biz...


Dün döndük...Askerimizi Antalya'ya yolcu ettik ve döndük...
Ne kadar zormuş asker uğurlamak, ne çelişki, ne hem gurur verici hem de ürkütücü...
Oğlumu düşündüm çokca, allah izin verirse gideceği günleri, kendimi düşündüm sonra nasıl göndereceğimi!!
Neyse fazla düşünmeyelim şimdiden bunları, daha önemli, uzun günlerimiz var önümüzde zira ;)

Oğlum'la defalarca yolculuk yaptık biz! Kah 18 saat, kah 12 saat süren otobüs yolculuğu, kah 1 saatlik uçak yolculukları...Ama ben en çok otobüs yolculuğunu seviyorum, evet evet yanlış duymadığınız zaten kendim tek başıma çok severdim şimdi oğlumla daha da sever oldum...Genellikle hep uyku saatlerine getiriyorum yola çıkma saatlerini ve hemen en fazla yarım saat içinde uykuya dalmış oluyor ;)
Bir tek o mola zamanları biraz sarsıcı oluyor ama onda da mola bitiminde uykuya devam ediyor...
Mola verdik Susurluk'tu sanırım,uyandı, gerek anons sesine gerekse küt diye ışıkların yanmasına!!

-anne şen tuvalete git, ben uyim tamam mı?!! dedi
-tamam oğlum dedim ve indim ( evet indim ama tuvalet için değil, başka bir ihtiyaç için, gözüm üzerinde, bakıyorum pencereden).
Bizimki hala yatıyor, aman maşallah diyorum, dilimi filan ısırıyorum.Pat diye ışıklar sönüyor heh diyorum, şimdi kalkar ayağa!!
Muavin iniyor, yakayım mı ışıkları, yada durun ben bir bakayım diyor...geliyor, bana kızdı diyor..
-Işıkları açma dedim şana demiş bizim bücür ve hala yatar vaziyette...
gidiyorum yanına
-Işıklar kaboydu anne, abi deldi mana şöledi diyor.... :)))


Bir kez daha gurur duyuyorum oğlumla deliyim ya, gözlerim bile doluyor...

Bu denli hareketli, dur durak bilmez, yatarken bile ya eli işler, ya ayağı bir çocuk nasıl olur da, bana in dedi ve yattı, kalkmadı şaştım kaldım...

Ama dönüş yolunda ne yaptı? Şoföre arkadan duyuramayınca sesini, mola yerinde durduğumuzda yanına kadar gidip ve dön çağrılarıma kulak asmayıp,defalarca,

-Amca mana kayu açay mısın? diye paraladı kendini :))))


Şimdilik bu kadar, İstanbul maceralarımızın devamı gelecek...En çok istediğim bir tiyatroya götürmekti, sonunda başardım ;)

5 Mayıs 2011 Perşembe

Asker uğurlaması....


Biraz bizi özleyin anacım :P
Biz çok özleyeceğiz zira!! 
Ama çok önemli birşey için İstanbul'a gidiyoruz biz oğlum'la :)
Ablamın oğlu asker oluyor ve hayırlısıyla inşallah ve onu uğurlamaya gidiyoruz...

İstanbul'da görüşmek istediğim arkadaşlarım var elbet, umarım görüşme fırsatı yaratabilirim,yaratamazsam da affola ;)

Haydi baş baş :))))

4 Şubat 2011 Cuma

Uzun zaman olmuş, görüşmeyeli

Özledik mi evet, hem de çok!!! Özlendik mi??? özlenmişizdir be yaa :))
Bir sonra ki seslenişim nereden olur bilinmez demiştim ya; evet aynen öyle oldu ve size Ege, Marmara gezisinden sonra şimdi memleketimden sesleniyorum... Ordu'dayız..

15 günlük bir İstanbul ziyaretimiz oldu.  Yine kimseyle görüşemedim ama çok sevdiğim, ve sevmekte ne kadar haklı olduğumu görünce kesinlikle anladığım sevgili Tuğra ve güzel annesi Emine ile görüşebildik ki, doyamadım.. İnşallah daha detaylı anlatacağım bu güzel buluşmayı ;) Her ne kadar çocuklardan birşey anlayamasak, doyamasakta biz çok eğlendik, çok mutlu oldukk..
Sonrasında 15 gün arayla uzun yolculuğumuzu yaptık yine Batıkan'la ama çok şükür, bir sorun olmadı.. Yavrum İstanbul'da kar görüemeyince, Terme'de gördü neyse ki :))
nasıl sevindik, oynadık, yarım saat ihtiyaç molasında biz kar ihtiyacımızı depoladık :))

Hafta başında geldik, bir kaç gündür wc eğitimine başladık annemle beraber, bazen denk getiriyoruz bazen kaçırıyoruz, bazen boşuna koşturup gidiyoruz ama bu sefer azimliyim bu işi burada halledicez inşallah :))

Resim ve video kaydı yapamıyorum bir türlü ona yanıyorum :(( konuştuklarına zaten yetişemiyorum onu bile kayıt altına alamıyorum artık. Sadece şunu söyleyebilirim, otobüsten inerken birileri vardı önümüzde ve şöyle dedi bizim velet ;

özüy dileyim, geçebiyiymiyim acaba, paydon :))

benim yüzümde bir gülümseme ki sormayın gitsin :))

14 Ocak 2011 Cuma

Bekle Bizi İstanbul

İkinci kez, yarın akşam Batıkan ve ben yolculuk yapıyoruz İstanbul'a doğru, yaklaşık 12 saat sürecek olan bu yolculuğumuzda, yol arkadaşıma, sessizlik, sakinlik, dinginlik, mülayimlik dilerken; kendime sabır diliyorum :)))

Evet, ani oldu biraz, taşınıyoruz vs. derken, şimdilik kaldık buralarda galiba ama ne olur bilinmez.. Bu sıkıntı ve karmaşıklığın için de, Batıkan ve bana, iyi geleceğine karar verdik.. Umarım keyifli bir seyahat ve keyifli bir tatil olur... Oradan da bir Ordu seferimiz olabilir ;)

İstanbul'da internet şansımız olamayacak malesef, bu yüzden orada görüşmek istediğim arkadaşlarımla nasıl, haberleşebileceğimi hiç bilemiyorum :( Anadolu yakasında olacağım her daim.. Umarım havalar güzel gider, ayy ama kar'da yağsa olur.. Kardanadam yaparız oğlum'la ;)
Birde tiyatroya götürmek isterim oğlumu var mı bir fikri olan, Anadolu yakasında, yakın zaman da gidebileceğimiz.. Varsa, paylaşırsanız çok sevinirmm..

Şimdilik bizden bu kadar, bir sonra ki seslenişim, nereden, ne zaman olucak hiç bilemiyorumm..

Haydi baş başşş....

20 Kasım 2010 Cumartesi

bayram öncesi; sonrası; arası;

Bu aralar biraz gezmişim, gezmişiz galiba!!


Yorgunluktan sanırım ne yazacağımı bile bilemedim o derece yani, ne ka ayıp :P
Geçmiş bayramınız mübarek olsun tabii öncelikle;
nerden başlasam bilemedimm, karışık foto ve karışık bir yazı olucak sanırım, gidişat onu gösteriyor :))


Özlem Tekin, bayram öncesi kahvaltı'ya gittiğimiz yere klip çekimine gelince, Batıkan'da ki yeteneği keşfedip :P hemen el verince :))


Bayram dediğin çocuk sevindirmektir belki; ben aileme gidemedim, ee uzak olunca öyle çok kolay olamıyor malesef :( sağlık olsun ne yapalım ama en azından oğlum eğlendi ya, biz mutlu olduk.

hele hele, en sevdiği hayvanları bir arada görünce ki şaşkınlığı ve mutluluğu her şeye değerdi :))


Beni yoran gezmek değildi tabii ki, Batıkandı!! Sizin çocuğunuz da hakikaten merak ediyorum, 1 sniye bile bir yere oturmaz mı? yemek yerken dahil! Sadece uyku esnasın da yattığını görüyoruz bir tarafının üzerine, onun dışında mümkünatı yok oturmuyor. Bu aralar zıplamayı bilmeyen çocuk zıplama keşfetti, koltuk üzerlerin de zıp zıp zıplıyor. Korkuyorum bigün bir yere fena toslayacak, allah korusun ama işin ilginci trambolinden korkuyor :( sırf enerji atsın diye istedim ama ıı-ıhh kıyamet koptu, gondol'a binecekmiş hasbam :))


Neyse çok doluyum bu konular da , başka bir zaman kalsın artık, madem bayram eğlence, mutluluk dedik;


Benim en büyük yorgunluğum sebebi ama yüz,bin, milyon baloncuk yutmuşcasına beni mutlu eden de, görmüş olduğunuz  bu yer cücesi :))

4 Kasım 2010 Perşembe

Bizim buraların son hali :)

Bu hafta havalar süper gitti :)




Her sabah artık buralardayız,


Ne yapalım m.a.l deliye kalınca;


Bize de değerlendirmek düşüyor tabii;


Son durum bu bizim buralarda;


Neden anlatıyorum bunları size;


Turizm'e katkıda bulunmak için değil tabii :) önümüzdeki 10 günlük bayram tatilini iyi değerlendirin diye ;) :)

17 Ekim 2010 Pazar

Geldim de, agresif geldimmm



Gittik geldik çok şükür,
Havalar biraz yağmur- yağıştı bu taraflarda ama yine de gittik. Amaç aslında  buradan bir arkadaşımızın düğünü vardı  Ödemiş'te dün, oraya gitmekti.
Öncesinde Meltem'e gitmemezlik olmazdı :)
Gittik, daha da tatlı olmuş, tam bir zilli :) el sallıyor, gel gel, de de de de!! eli sürekli ağzında, henüz dişi yok :))
İştahlı maşallah...
Neyse,güzeldi, düğünde, ziyaretimizde.


Peki ben neden agresif geldim :( Kaynım yani Meltem'in babası evlenmeye karar vermiş :((((
Haydaaaaa!!! dediğinizi tamin edebiliyorumm..
Geçen sefer gittiğimizde çıtlatmıştı halen aynı fikirde ve çoğu insan da aynı fikirdeymiş. Bir benim istemeyen!!! Neden istemiyorsun diye şaşırıyor bana!!! Ona da söylediğim gibi aynen yazıyorum neden istemediğimi!!!


Daha çok yeni de ondan!! Daha 52'si geçmiş olmasına rağmen yapılmadı, incir toplama zamanı filan girdi araya, Kasım'ın 6'sında okunacak hem dede'nin hem elti'min :(
Tabii ki evlenecek, 3 tane çocuk, 33 yaşında genç adam, ömür boyu bekar kalıcak değil tabii ki ama, 3-4 ay içinde mi karar verilir yaaa!!! Bu kadar kolay basit mi!! Hala benim içim acıyor, onun da öyledir eminim. 4 aydır neler çektiğimi ben biliyorum diyor!!! haklıdırda, zor!! bebek, ev, çocuklar okula gidiyor vs. ama şükür et dedim. Annen babam alt katında, ya onlarda olmasaydı ne yapardı, 1 ay'a kalmaz evlenirdi herhalde!!!

Benim psikoljim bozuldu diyor, doktor ilaç vereyim filan demiş. ''Kimse eşini kaybetmesin çok zormuş ''diyor. ''Gelicek olanı ben kendim için değil çocuklar için istiyorum'' diyor. Hayırlı bir insan olur inşallah, yanlız olsam sorun değil diyor... haklı haksız değilde, yine de erken diye kızıyorum işte!!!
Madem Meltem içinse bana ver ben bakayım ozaman dedimm.
Yokk, olmazzz dedi. Onu da bırakamıyor haliyle. Canı- kanı, eşinin emaneti nasıl versin :(

Ne bileyim yaa, zor tabii, çok zor. O kadar cahil bir insan değilim, zorluğunu tahmin edemeyecek kadar ama, dile kolay 15 sene, çocukluk aşkları, ilk gözlerini birbirlerinde açmışlar..
Ne olurdu çekip gitmeseydi, gencecik yaşında. Daha bir sürü yapacak şeyi varken, çouluğuna, çocuğuna, o kadar isteyipte yaptığı kızına doyamadan, hiç birşeylerini göremeden çekti gittii!! :((

Çok üzülüyorum hala, hala özlüyorum, her gidişimde aklımda mutlaka, sanki orada gibi, hiç elti gibi olmamıştık biz. Belki de bu yüzden zoruma çok gidiyor. O kadar severdi kocasını, gözünün içine bakardı ki!!

Böyle işte, ben ne olursa olsun lafımın arkasındayım, tabii ki evlenecek ama bu kadar erken olmasına karşıyımm... :(

30 Temmuz 2010 Cuma

Ben Deldimm :))

Size Batıkan'ın giriş anonsuyla selam verdim :))


Hoşbulduk, döndük evimize, kah oradayız, kah burada işte!
15 günlük kısacık bir tatilin ardından, yediğimiz içtiğimiz bizim olsun :P
Evimize geldik, yine ve yeniden İstanbul maceramız da sevgili dostlarımdan kimseleri göremeden geldim :(
Özür dilerim bir dahakine inşallah :(
Annem ve teyzem'de geldiler İstanbul'a, teyzem'in kemoterapisi bitti çok şükür, ışın tedavisi için İstanbul'da şuan!

Biraz karışık anlatayım hızlıca :) malum köfteler beni bekler :P


Maltepe semalarındaydık hep ;) bir bardakta mısır ve bonibon hastası oldu çıktı ki başıma, beter bişi :)


Ve bir hafta sonu Ada geldi :) hatırladınız mı bilmem ama, abimin kızı, benim minik güzel kızım :)
Batıkan'la artık çok daha iyi anlaşıyorlar, zamanla büyüdükçe çok daha keyifli olucak bu kuzen ilişkileri umarım ;)
Hafta sonuydu, sahile gittik kahvaltıya, çok güzeldi, çok iyi geldi, hem bu bücürlere, hem bizim gibi minik devlere :)


Batıkan'ın gelişiminden bahsedebilmeyi isterdim fakat, hızına yetişemiyorum malum :)
Cümle kurmaya başladı artık, çok şaşırtıyor beni ve sürekli birşeyler söylesin istiyprum, bazen duymuyorum, bir daha tekrar etsin diye, ilerde sus dermiyim acaba :))
Ve giderek tuhaf seviyorum oğlumu ben ya! niye böyle oluyor acaba, içime sokasım filan geliyor yada uykusunda bile özlüyorum filan, delimiyim neyim :)
Wc eğitimine kendisi son derece hazır ama ben hazır değilim, garibim söylüyor gidiyoruz, yapıyor ama sadece o kadar sonra ben yine bezini bağlıyorum :(
Bu konu bana niyeyse zor geldi, allah allah ya!!


Biraz fazla oldu fotoğraflar farkındayım, özlemişsinizdir diye ;)
Asıl bomba haber, sarışın oldum :P :) çakma sarışın, hahaha :) Ama iyi geldi, birkaç kitap bitirdim sonunda İstanbul'da, Türkan'ı çok okumak istiyordum, başardım, diğer okuduğum kitap adını yazmayayım, adı bende saklı :P
Saçlarımı açtırdım, karamel olsun dedim, turuncu oldum, sonrasında, biraz rotuşla idare eder hale geldim :))
Ama size kendimi göstermicimm :)

Haydi ''Behlül kaçar'' desem ben şimdi, ııyykk!!!  ayy çok kötüyüm yaa!!

İyisimi ben kendimce selamımı vereyim size;) 

Haydi baş baş ;)

 hepinizi seviyorummm,, ama hepinizi ;)

26 Nisan 2010 Pazartesi

İzmir Kitap Fuarı'ndaydık :))

Gittik, geldik çok şükür sağ salim evimizdeyiz.
Evimizdeyiz derken; sezonu açtık biz aslında sabah kahvaltıya babamızın yanındayız, öğlen uykusu evde, uyanınca babamızın yanında, akşam yemek yine burada yiyoruz sonra yatma vakti evimizdeyiz :))
Uçak, otobüs yolculuğu derken İzmir'e geldik, babamız karşıladı bizi, tabii anneanne-dede yol boyunca ve hala sayıklanıyor, akla estikçe, neler yaptığımızı Bodrum'da daha detaylı başka postta anlatacağım, sezonu, kum elemeleri, sahili, deniz kıyısını :))

Biz İzmir'de ne yapalım, ne edelim derken, Ikea yada Konak vs. bir baktım Metro'nun karşısında kitap fuarı :)


Çok kalabalıktı haliyle, ve ben her bebekli, çocuklu bayanın yüzüne acaba tanıdığım birilerimi diye baktım durdum :))


Bütün yayınevleri, yazarlar vardı, çok kalabalık ve güzeldi, ben aceleden sadece bilndik yayınevlerine bakabildim ve unuttuklarım da oldu haliyle ;) ama yine de körün istediği bir göz misali, aldım kitaplarımızı ;)
Tabii ki Gece Bahçesiz olmazdı, olmadı da, en çok bunu sevdi diyebilirim :) Maka Paka ;)








Tabii bu kitaplar ve evdeki diğer kitaplar için acilen, bir kitaplık ihtiyacı var, bakalım, sipariş verip yaptırmayı düşünüyorum ;)





Buraya da Bekleriz   >>>>>>>>>>>>; Batının Organik Bahçesi






15 Nisan 2010 Perşembe

Ordu'nun Dereleriii...

Şimdi ben Ordu'dayım ya, memleketimdeyim ya hani, ana-baba toprağındayım.
Nasıl mutlu mesudum anlatamam, ama yine de evimi özlüyorum, eşimi özlüyorummmm..
Ama oradayken de annemi babamı özlüyorum tabii :) İnsanoğlunu mutlu etmek zor biraz..
Şimdi ben size Bodrum'da bol bol mavilik, deniz fotoğrafları yayınlıyordum ya, Ordu'nun da birçok güzelliği var mesela, yeşilliği, denizi, fındık ağaçları, Boztepe'si vb. bunları görmenizi sağlamayı o kadar isterdim ki;
Ama yok yapamıyorum ne Boztepe'ye çıkabiliyorum bu veletle,ne fotoğraf çekebiliyorum ne başka birşey,


İyisi mi siz şuradan bir bakın Ordu'ya,
Bu demek oluyor ki, kocanız olmadan tatil'e çıkmayın :P:) en azından gezip,dolaşabilme imkanınız daha çok olabilir mesela ;) Siz fotoğraf çekerken eşiniz veletle ilgilenebilir. Beraber Boztepe'ye çıkılabilir. Teleferik yapılmış sanırım, ordan sallanıp Ordu'ya inilebilir :)) vs.

Evimize dönmeye az kaldı bir 10 gün kadar filan ;) Aslında gitme girişimin de çok bulundum Batıkan'ın beni anlık bunaltmaları sonucu ani kararlar verip ( belli olmaz her an gidebilirim) ama eşim kal istersen gitmişken biraz daha!!! dedi ve kaldım.
Batıkan zorluyor beni çok çünkü dedim ya, annemlerin ev de tam kurcalanmaya müsait olunca, kendi evimizde ortada birşey kalmadığı için rahat hareket ediyor tabii ;)

Neyse uzuuunn yol Bodrum-Ordu arası 23 saat kadar ;) bu kısmı düşününce biraz daha arkama yaslanıp oturuyorum :)
Ama şöyle bir düşündüm de insan kendi evine alışıyormuş, özlüyormuş, baba evi tabii ki her zaman baba evi ama ıı-ıhh, bir kere çıktınmı o yıllarca oturduğun, yaşadığın baba ocağın'dan, kendine ait, senin sorumluluğun da olan bir evin oldu mu? durum değişir, kendi evin özlenirmiş.
Böyle işte, ama anne- baba ocağı gibi rahatı da yok hani, ekmek elden su gölden derler ya aynen durum böyle :)) Her zaman bekarken de baba ocağında rahattım ben çok şükür, bir dediğim iki edilmezdi :P elimi sıcak sudan soğuk suya sokmazdım :P çamaşır makinesi bile çalıştırmadım evlenene kadar, bilmezdim 27 yaşında koca bir!!! neyse büyümüştüm yani, ama şimdi turşu bile yapıyorum, yemek yapmayı, çamaşırı,bulaşık yıkamayı  bırak, ee demek ki annemin sıkı takipcisiymişim yine de ve ''anasına da bak kızını al '' diye boşuna dememişler, beni bilenler ağzı açık izliyor şimdi, kendimi anneme çok benzetir oldum zaten, gün geçtikçe, zaman ilerledikçe...
Bekarken her genç kız gibi hayaller kurarsın ya hani, evlenicekmiyim? peki ama acaba kim? diye düşünürsün odanda ;) Şimdi ben aynı şekli hiç bozulmamış odamda bana ait olan, benim canımdan oğlumla aynı odamda yatıyorumm... Nasıl mutlu oluyorum geceleri yatağıma yattığımda, dakikalarca ona bakıyorum.

Anne'm benimm ve ilk göz ağrım babamm sizi o kadar çok seviyorum ki, iyi ki varsınız, sağlıklısınız çok şükür

görsel

Buraya'da Bekleriz >>>>>>>>>> ; Batının Organik Bahçesi




22 Mart 2010 Pazartesi

Pazar'a Dair..

Benim rota şaştı bu ara,
Bir yere gitmeye karar veriyorum, tamam, sorun yok,
Tamda istediğim gibi bir yer buluyorum, sonrasın da hop anında fikrim değişiyor, başka yere gidiyoruz..

Dün de aynen böyle oldu, Yalıçiftlik taraflarına gideriz dedik bir gece önceden,
Kendin pişir- kendi ye olan yerler bulursak, beğenirsek otururuz dedik,
Tamam sabah havanın da miss gibi olması bizi daha çok mutlu etti ve Batıkan’ın öğlen uyksunu dışarıda uyutmayı göze alarak çıktık yola,

Tam Yalıçiftliğe gittik, istediğimiz gibi bir yer bulduk,ilerliyoruz arkamı bir döndüm Batıkan uyumuş :(
Eğer onu oradan alırsam kesin uyanır ve bir daha uyuması güçleşir, aynı zaman da huysuzlaşır biliyorum..

Eee o zaman dedim hadi Söke’ye gidelim mi? Neden Söke? Orada aklınıza gelen bütün mağazaların outlet’leri var ;) ne zamandır aklımda şöyle gidip doyasıya gezmek hem Batıkan’da rahat rahat uyur yol boyu ;)

Karar verdik ve çıktık yola, Batıkan yarım saat sonra bir ışıklarda durmamız sonucu uyandı daha da uyumadı dediğim gibi,
Belki Bafa Gölü kenarın da tekrar birşeyler yiyebileceğimiz bir yer bulursak otururuz diye düşündük fakat öyle bir yerde yoktu göl kenarında.


Havada öyle güzeldi ki gittik, gezdik, hemen ilk oyuncakçıya daldım ve kapıdan girer girmez bir basket potası gördüm bayıldım, çok ta uygundu, aslında var potamız duvara aslınadan ama bu yerde duruyor ayaklı, neyse aldık,
Biraz daha içeriye doğru girince, ne göreyim oyuncak papağan :))
Batıkan bir papağan tutkunu neden ve nerden mi?
Gece bahçesinde kuşlar var bilmiyorum biliyor musunuz? Bir de papağan var ve ses çıkartıyor orada ki, bizimkide aynı papağan gibi sesini taklit ediyor ve çok seviyor zaten kendi de gördü ve hemen başladı papağan gibi tekrarlamaya :)) onu da aldık hemen ;)
Bir de bu orgu gördük çok güzeldi, bizim piyanist şantör oturdu hemen başına ama onu da almadık tabi :))


Gezdik, gezdik gezdik…Karnı acıktı bizim bücürün ve hemen yemek yedik, orada da kendi başına yürüdü , dikkat ettim çocuklar anne-babalarının elini tutuyor ama bizimki mümkün değil tutmuyor ancak arabalı yollar da tutuyor, onun dışında yok mağaza içlerinde filan gayet serbest kendi geziyor.
Neyse en çokta Jean almak için gittim, fakat bir türlü beğenip bir şey alamadan eli boş geri döndüm :(


Meğer hiç alışveriş günümde değilmişim sanırım çok üzüldüm :(
Güzeldi, değişiklik oldu, deniz kenarı olmadı bu sefer ama Yalıçiftlik’te aklımda bir başka bahara da orya ;) kısmett…


Video Batıkan'ın papağanı nasıl seviyorsun sorusuna cevabı :)) papağanın da söylenenleri tekrar edişi, :)) umarım izleyebilirsiniz ;)









13 Mart 2010 Cumartesi

Sudan çıkmış balık...

Bugün geçen haftanın tersine çok güzel bir güneş vardı, yarın bilinmez tabi ;)
Biz de uzaklara değil de bu sefer, kendi sahilimiz de gezintiye çıkalım dedik biraz...

Parkları İzmir marşı'yla geçtik..Gayet hızlı yani, çünkü sabah bir fasıl parka gidilmişti zaten.
Bir de kalabalıktı ki sormayın gitsin, Batıkan'ı zaten orada zapt etmek zor olurdu çocukların arasında ezilir giderdi yavrucak :)

Biz de her zamn ki gibi aldık ellerimize taşlarımızı ''appım appım'' diyerek yürüdük deniz kenarında,
O her seferin de 'appım'' dedikçe, biz '' biraz daha ileride atarız oğlum'' dedik..
Ve en son atalım bari taşları artık dememizle bizimkinin suya giriş yapması bir oldu :)

Babamız müdahale edecekti ki, ben hemen babamıza müdahale ettim..
Bırakalım, battı balık artık hesabı :)) Ve evet bizim balık oldu sudan çıkmış balık :))


Arabasızda gitmiştik maksat gezerek, temiz hava almaktı, suya girmek değil ya hani!


Eve nasıl attık kendimizi ve banyoya nasıl attık bizim sudan yeni çıkmış taze balığımızı :))





8 Mart 2010 Pazartesi

Yalıkavak, Gümüşlük, eve marş marşşş...

Ne mi oldu??
Hıh...
Hiç birşey, sabah kalktım saat 07:30'da, abartısız ilk önce börekleri pişirdim kahvaltı da yeriz diye ;)
Kahvaltı sonrası ıslak kek yaptım o arada; bir taraftan da gözüm gökyüzün de ''hadi hadi aç artık hava aç aç diye ;) ''

Börek pişti, ıslak kek te.
Sonra ama gözüm aç, yaptım yanına da bir salata vari birşey :)


Bekliyoruz, Batıkan uyanıcak ve pikniğe gideceğiz kanımca ;)
Ama gökyüzüyle de aramı fazla açmamayı ve iyi niyetimi suistimal etmemesini rica ediyorum :)

Derken Batıkan uyandı, hazırlandık zaten masa örtüsü, çatal, tabak vs. onlar öneceden hazırdı..

Düştük yollara, ama saniye'de yağmur çiselemeye başlamasın mı?
Ama yok canımm, açıcak bu hava gidelim biz diye diye gittik :)
Yalıkavak'a yel değirmenlerinin olduğu yere gittik,


yok arabadan inip, masa örtüünü sersek millet bize neresiyle gülerdi acaba ;)!!!!
İnmedik tabii, aldık elimize birer börek (anlaşıldı gide gide yiyecektik)
Oradan indik Gümüşlük'e,


he bu arada Yalıkavak bld.'si yol çalışmalrı gayet başarılı bizzat yol boyunca gördük, şahit olduk.

Şurası,
Tavşan Ada'sı tam resmini çektim arabaya bineceğim :)
Arkamı döndüm göz göze geldik

ama nasıl korktum anlatamam,gerçekten :) Sanki ''ne yapıyorsun orda be kadın, binsene arabana'' dercesine bakıyordu :) Batıkan'da başladı arkadan efektler verip 'möö-möö'' demeye, ben zaten korkudan dumur olmuşum :))

Hala yağmur yağıyor bu arada...
Gümüşlük'ten artık ne yapalım, bütün yol çalışmalarını da gördük bari Turgutreis'e geçelim dedik oradan da evin yolunu tuttuk,
evimiz de sıcak sıcak oturup bir Pazar'ı bu şekilde kapattık...
Ahmak ıslatan mı dediniz!!! Hıı evet, Allah'tan arabadan inmedik tam da bize uygun olacaktı yoksa ;)

ps:Kadınlar gününüz kutlu olsun, benim ki pek kutlu değil zira :(

Yağmur yağıyor, şiddetli lodos var ve benim kulaklarım bunda!!!





5 Mart 2010 Cuma

Barlar sokağında bir avare...

Başı boş gezmek en sevdiği şey,
Özgür, rahat, müdahalesizz...Nasıl sevmesin ki,
Biz de fazla sıkmadık bu konuda bu zamana kadar, hemen hemen her yerde kendi başına gezdi durdu, biz sadece ''bu taraftan, şu taraftan'' diyerek yönlendirdikk.


Elleri de boş gezmeyi sevmez hiç, ilk yürümeye başladığın da dahi,2 elinde oyuncak olurdu mutlaka, şimdi de bulabilirse taş alıyor eline,
Kah yolda taş seçmesini bekleriz, kah dakikalarca birşeye odaklanır onu bekleriz..


Bu biraz da tabii yaşadığımız yerin rahatlığından kaynaklanıyor.
Büyük şehir de yaşasaydık, bu kadar rahat kendi başına bırakamadığım caddeler, sokaklar olurdu tabii, ama bizim burada çoğu sokak araba yoluna kapalı olunca. saldım çayıra durumları olabiliyor tabii :D

Yaz geliyor , ufak ufak tadilatlar başlar oteler de, şezlonglar atılmaya başlar, kumlar elenir :D ayy bir güzel olur o zaman buralar ki sormayın gitsin.. Kalabalıklaşır ortalık...
Nisan sonu Mayıs başı gibi Batıkan itinayla yavaştan denize sokulmaya başlanır...
Bir de buradaki deniz bir de soğuk olur ki, yazın 40-50 derece sıcaklık olur, denize bir girersin cosss edersin resmen :D


Güzeldir yanii, denizi seven biri olarak deniz kıyısın da yaşamış olmak çok mutlu ediyor beni, umarım uzun yıllar burada kalabiliriz..Ama gidicek dahi olsam buradan, yine deniz kenarıdır tercihim. (Urla olabilir mesela ;)

Bu haftaya dair çok güzel planlarım var, umarım hava muhalefeti bana mualefet olmaz ;)
Rotamı Yalıkavak taraflarına çevirmeyi düşünüyorum bu hafta sonu,
siz ne dersiniz ;)







Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin