30 Eylül 2008 Salı
BAYRAM GELDİ HOŞGELDİ SEFALAR GETİRDİ
29 Eylül 2008 Pazartesi
Son İftar Soframız
mübarek Ramazan ayı geldi gelecek derken arefe geldi ve bayrama kavuşuyoruz inşallah,dün akşam son sahurumuzu az evvelde son iftarımızı yaptık. Allahın izniyle böylesi güzel ve maneviyat dolu bir ayı hakkıyla geçiren kullardan olmayı becermişizdir (kendi adıma söylüyorum eminim sizler hakkını vermişsinizdir ).
Seneye tekrar bu güzel aya kavuşmayı ve güzel sofralarımızı paylaşmayı nasip etsin Rabbim...
Arefe gününü temizlik yaparak geçirdikten sonra son soframı ve menümü sizlerle paylaşmak istedim;
*Tavuk suyuna şehriye çorbası
*Kremalı kıtır tavuk
*Bulgur ve pirinç pilavı
* Etli nohut
*Zeytinyağlı taze fasulye (tarifi yakında)
*Zeytinyağlı biber dolması (tarifi yakında)
*Köfte
*Karışık kızartma
*Patlıcan salatası
*Kırmızı biber salatası
*ŞİP ŞAK ( KOLAY ) BİBER TURŞUSU
*Kahvaltılıklar
*Patlıcanlı etimekler (tarifi yakında)
*Üzüm suyu (ev yapımı misler gibi...)
*Turp salatası
*Kıtır ekmek (çorba için )
*Kakaolu tatlı
*Tulumba (ablam getirmişti ...)
ve bol tebessüm ,sıcak sohbet
daha ne olsun arkadaşlar bundan iyisi can sağlığı
Yarın bayram hepimizin bayramı mübarek olsun ....
Sevgiyle kalın !
28 Eylül 2008 Pazar
BAYRAM MÜJDESİ
26 Eylül 2008 Cuma
HAYIRLI KANDİLLER
“Dogrusu biz Kur’an’i Kadir gecesinde indirmisizdir. Kadir gecesinin ne oldugunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayirlidir. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü is için inerler. O gece, tanyerinin agarmasina kadar bir esenliktir” (Kadir, 1-5)
Hangi Gecede Oldugu
Kadir gecesinin hangi gün oldugu konusunda birçok görüs ileri sürülmüstür. Ancak ümmetin büyük âlimlerinin çogunlugunun görüsü, Ramazan ayinin yirmi yedinci gecesi oldugu seklindedir.
O gece öyle bir gecedir ki Kur’an ayetleri Hz. Muhammed (s.a.v)’in kalbine inmeye basladigi gecedir.Islam, hiç bir zaman dis görünüsü benimseyen, sekle önem veren sekilci bir din degildir.
Bin aydan daha hayirli olan Kadir gecesini bugünkü anlasildigi sekilde “Bir gecelik ibadetle bütün günahlardan arinilacak” görüsü ancak muttakiler, inanmis samimi Müslümanlar için geçerlidir. Ancak böyle insanlarin o gecedeki ibadetleri makbul olur, ve Kur’an’in nazil oldugu o ilk manaya erisilebilir.
Kadir gecesini hatirlayip o geceyi imanla ve sevabini umarak geçirmek Islam’in saglam ve bir bütün olan terbiye metodunun bir yanini olusturmaktadir.
Kadir Gecesi Denilmesinin Sebebi
Bu geceye Kadir gecesi denilmesi seref ve kiymetinden dolayidir. Çünkü:
a) Kur’an-i Kerim bu gecede inmeye baslamistir.
b) Bu gecedeki ibadet, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin ayda yapilan ibadetten daha faziletlidir.
c) Gelecek bir seneye kadar cereyan edecek olan her türlü hadiseler Allah Tesl’nin ezeli kaza ve takdiri ile ilgili meleklere bu gece bildirilir (Tecrîdi Sarih Tercemesi, VI, 312)
d) Bu gecede yeryüzüne Cebrail ve çok sayida melek iner.
e) Bu gece tanyerinin agarmasina kadar esenliktir, her türlü kötülükten uzaktir. Yeryüzüne inen melekler ugradiklari her mümine selam verirler.
22 Eylül 2008 Pazartesi
2 SOBE BİRARADA....
En büyük hayalim (artık kesin hayal olarak kalacak....) Edebiyat öğretmeni olmaktı,hayatta en sevdiğim ve bıkmadan yapacağım şeydir bildiklerimi başka birisine anlatmak (kuru kuruda değil hani öğretmen edasıyla,ciddiyetiyle...) öyle zevk alıyorum ki sanki o an hayalime kavuşmuş gibi oluyorum.
Kardeşlerim,komşumuzun kızları (ki onlarda kardeşlerim) bana bişeyler sorsun bende saatlerce anlatayım (hele Edebiyat ve Tarih olsun deymeyin keyfime ) zamanın nasıl geçtiğini bile anlamam bu kadar Edebiyat sevmeme rağmen kitap okuma konusunda oldukça eksiğim (utanarak söylüyorum belki de kırgınım kitaplara öğretmen olamadığım için...) kendimi toparlayıp okumalıyım artık çünkü Edebiyatı seven birisine yakışan bir hareket değil benim yaptığım. Ben bu hayalimle ilgili daha çok şey yazabilirim,bu kadar yeter şimdilik....
Eskiden hayaldi ama artık gerçek ,(hayal dedimse) gerçekleştirmek için okulumla,çevremle,bazı arkadaşlarımla,en önemlisi kendi nefsimle verdiğim mücadelenin sonucunda kavuştuğum,bazı insanları şaşıtmasına rağmen beni hiç şaşırtmayan ,40 yıldır böyleymişim edasıyla dolaştığım ,yapılması farz olan bişeyi yaptım.İyiki yaptım Rabbim herkese nasip etsin (ne olduğunu sormayın bilin ki çok güzel birşey amin deyin yeter canlarım...)
1-Blog yazmaya ilk ne zaman başladın?
1 Ocak 2008
2-Blog yazısı konularının belli bir çizgide olmasına özen gösteriyormusun?
Başta tariferim olmak üzere hoşuma giden herşeyi paylaşıyorum sizlerle, aynı şeylerden hoşalanan insanlarla aynı ortamda (sanalda olsa) birlikte olmak hoşuma gidiyor.Çizgilere fazla takılmıyorum anlayacağınız,hayat duruşuma uysun yeter,beni gülümseten ya da üzen şeylerin başka insanlar üzerinde de hemen hemen aynı etkiyi bırakacağını düşünüyorum içimden gelen şeyleri yazıyorum...
ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemem...
3-Blog yazmayı ne kadar sürdüreceksin?
Blogum beni bırakana kadar :))
4-Blog yazmak senin için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
Ben yazarken acayip eğleniyorum,yorularınızı okurken de öyle ne kadar çok insan sayfama uğramış ve bana bişeyler yazmışsa o kadar mutlu oluyorum blog yazmayı seviyorum artan bir bekleyiş olursa karşılamaya çalışırım kimse kimseden bişeyler beklemiyor bence ( biraz ara uzayınca merak ediyoruz birbirimizi oda sevgimizden olsa gerek)....
unutmadan blog beyin yorgunluğuna çok iyi geliyor şiddetle tavsiye edlir yorgun beyinlilere
(tabi burası da hayatın bir parçası olduğundan bazen can sıkıntısıda olmuyor değil ...)
5-Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyormusun?
Etmiyorum aslında, kendime ayırdığım vaktin içinde blog yazıyorum tamam bazen abartıyor olabilirim kabul ediyorum dalıp gidebiliyorum bu sanal dünyama napalım yani bizim eğlencemizde bu gecelere mi akalım ( töbe töbe mübarek günde..)
anlıyacağınız arada annemi kızdırıyorum ve tehtit ediliyorum bilgisayarın başına gömülmekle...
bende bu sobeleri sevgili Sofra Özlemi ablama ve sevgili arkadaşım Hansa'ya paslıyorum...
cevaplarsanız sevinirim canlarım hepinize hayırlı iftarlar diliyorum...
20 Eylül 2008 Cumartesi
AMCAMLARDA İFTAR ve NOHUT SALATASI...
*Mercimek çorbası
*Domates salatası
*İftariyelikler
*Fasulye kavurması
*Kırmızı biber salatası
18 Eylül 2008 Perşembe
ÇİKOLATALI TOPLAR ve İFTAR MENÜLERİMİZ
Önce Tijen ablanın menüsü;
*Yayla çorbası
*Patlıcan oturtma
*Salçalı but
*Şehriyeli pilav
*Zeytinyağlı yaprak sarma
*Barbunya pilaki
*Mayonezli kırmızı lahana salatası
*Domates salatası
*Kahvaltılık
*Hurma
*(Benim yapıp götürdüğüm) Yalancı profiterol (tarifi yakında)
Şimi de bizim menümüz;
*Tavuk suyuna şehriye çorbası
*KARNIYARIK fırında ( ne zaman Enver amcalar yemeğe bizde olsa annem küçük bir tepsinin içinde yapar ve tepsiyle ona özel servis eder...)
*Milföylü baget
*Kıymalı taze fasulye
*Kahvaltılık (her nevi )
*Sebzeli pirinç pilavı
*Şekerpare ve Ekmek kadayıfı
Şimdide Ramzan ayının başında yaptığım çikolatalı toplarımın tarifine geldi sıra,arta kalanları değerlendirmek için ideal bir tarif (nereye çekersen oraya uyum sağlıyor ...)
3 kaşık kakao
2 kaşık şeker
1 çay kaşığı tarçın
kalmış kek (sürünen yenilmeyen keklerimizi atıyoruz buzluğa zivan gitmesin dimi...)
1 kase galete unu (duruma göre azaltılıp,arttırılabilinir)
20 gr margarin (koymasanız da olur)
bulamak için;hindistancevizi
Yapılışı: Keklerimizi ufalayıp karıştırma kapımızın içine alalım, diğer malzemeleride ekleyerek yoğuralım ve hamur haline getirelim (bu aşama galete unu miktarını göz kararı ayarlayabilirsiniz ) ceviz büyüklüğünde toplar yapalım ve servis tabağımızın içine alalım 1 saat dolapta dinlendikten sonra servise hazırdır...
Bu çikolatalı topları gelibolu17-midedenkalbe 'nin ev sahibeliğini yaptığı “İftar Bereketi Etkinliği 2 “ ye,etkinlik tarifi olarak gönderiyorum, kolay gelsin gelibolu17 ...
Bende ilk etkinliğime böylece katılmış oluyorum ....
17 Eylül 2008 Çarşamba
Kırmızı Lahana Salatası...
15 Eylül 2008 Pazartesi
İFTAR SOFRAMIZ ve MENÜMÜZ...
yemekleri de resimlemeyi unuttum neyseki bu sefer sofranın resmi var çok şükür....
geçelim babannemin menüsüne;
*Süzme mercimek çorbası
*Patatesli patlıcan oturtma
*Sebzeli güveç
*Şehriyeli pirinç pilavı
*Barbunya pilaki
*Yoğurtlu havuç salatası
*Kıvırcık salata
*Patlıcan salatası
*Kiraz kompostosu
*Hurma
*Kemalpaşa tatlısı
*Meyve
İşte menümüz böyleydi,afiyetle yedik yapanların ellerine sağlık, inşallah sizlere alternatif fikirler oluşturur bir daha ki menümüzde görüşmek üzere
afiyetle kalın
Hayırlı ve bereketli iftarlarımız olsun...
12 Eylül 2008 Cuma
HALAM VE AMCAMLARDA İFTARDAYDIK...
menümüzü sizlere fikir olması açısından yazmak istiyorum hatta iki menü yazıcam dün akşam da küçük amcamlardaydık resim çekmeyi bu sefer unuttum (unutmadığımda ne oluyo sanki)
önce Halamın menüsü;
*Yuvalama çorbası
*Şehriyeli pirinç pilavı
*Barbunya fasulyesi
*Göğüs şinitzel
*Fırında patates köfte
*Zeytinyağlı yaprak sarması
*Çoban salatası
*Yoğurtlu fasulye kavurması
*Peynirli sigara böreği
*Kahvaltılık
*Vişne soslu tavuk göğsü (Sadet ablam yapmıştı...)
*Cevizli baklava
Şimdi geçelim yengemin menüsüne;
*Beyaz Tarhana (bizim yöremize ait)
*Etli bezelye
*Fırında Patates
*PIRASALI ARNAVUT BÖREĞİ...
*Etli yaprak sarma
*Göbek salata
*Kırmızı biber salatası
*Ekşimikli Biber (bu da yöresel)
*Kahvaltılık
*Gül tatlısı
*Cevizli baklava
NOT: Vişne soslu tavuk göğsünün tarifini şu an vermedim inşallah bir vakit yazarım...
İşte menülerimiz böyleydi, inşallah fikir olmuştur sizlere
hepinize hayırlı iftarlar,
bereketli sahurlar diliyorum:))
11 Eylül 2008 Perşembe
ANNEMİN DOĞUM GÜNÜ VE CİCİ PASTAMIZ
Ellerine sağlık canım Papatyam sana Bedia ve Fatma teyzeme,Hilal e güzel bir akşam geçirmemize vesile olduğunuz için çok teşekkür ederim...
Eveeett yazının içinde bu kadar benden(papatya prenses yani) bahsedilir de ben bu yazıya pat diye lodoslama atlamaz mıyım,atlarım:) Efendim cicişimin anlattığı üzre onlara çayıp gidip,yüzsüzlük edip sahura birde üstüne ertesi fün iftara kalınca dedimki ciciannemin pastasını ben yapmalıyım. Tam istediğim gibi olmadı,malesef mikserimiz bozulduğu için. İnşallah seneye daha enfeslerini yaparız:) Önce tarifi paylaşayım:
Malzemeler:
4yumurta
3fincan toz şeker
1fincan kaynar su
3fincan un
1paket kabartma tozu
1tepeleme yemek kaşığı kakao
Üzerine:
2,5bardak süt
Yarım bardak toz şeker
Yarım bardak nişasta
1tepeleme yemek kaşığı margarin
1paket vanilya
1bardak sütle çırpılmış krem şanti
1paket çikolata sosu+2,5bardak süt
Sonra kremayı yapmak için tencere şeker ve nişastayı alıp karıştırıyoruz,üzerine sütü ilave edip ocağın altını yakıyoruz. Kremamız iyice kıvam alıp kaynadıktan sonra altını kapatın,margarin ve vanilyayı ilave edip çırpıyoruz. Bir tarafdan da cici kardeşinize krem şantiyi çırptırıyorsunuz:) Krem şantinin içinden pastanın üzerine süs yapcak kadar ayırıp gerisini krema ılınınca içine ilave edip tekrar çırpıyoruz. Pandispanyayı servis tabağına alıp üzerine kremayı buluyoruz. Bir yandan da çikolata sosunu pişiriyoruz. Biraz ılınınca onu da kremanın üzerine bir güzel yayıp akıtıyoruz. Dolaba kaldırıp soğumasını bekliyoruz. Soğuduktan sonra şantiyle arzu ettiğimiz gibi süslüyoruz.
Bir tavsiyem var siz bunları cicianneniz uyurken yapın da süpriz olsun,bizimki gibi kadıncağız uyandıktansonra aklına gelip gözünün önünde yapmayın:D
Neyse efendim bu yazı aldı başını gitti,simidin tarifini bir başka zaman aysultanım verir inşallah...
Bu arada unutmadan:
CİCİANNECİM SENİ ÇOK SEVİYORUM,İYİ Kİ DOĞDUN,İYİ Kİ SİZLERİ TANIDIK:) NİCE BERABER HUZURLU VE MUTLU YILLARA!
10 Eylül 2008 Çarşamba
BULGUR KÖFTESİ
neyse akşama misafirlerimiz var ben hala burdayım biran önce işimi bitirip çıkmazsam fenaa olucak annem yakıcak beni fazla uzatmadan menümüze geçelim;
*Süzme mercimek çorbası
*Yıldız Şehriye Pilavı
*Fırında biber dolması
*Sebzeli tavuk kuşbaşı
*Her nevi kahvaltılık
*Ayvar (yakında tarifi (daha önceden resimlemiştim ) gelicek)
*Siron
*Kadayıf dolması (fındıklı)
*Yalancı Profiterol
*Meşrubat
*Tulumba tatlısı
İşte bu kadar ağzımızın tadı hiç bozulmasın inşallah geçelim tarifimize;
Malzemeler
1 su bardağı ince bulgur
3 - 4 kaşık un
tuz,
Sosu için;
2 kaşık domates salçası
1 -2 tatlı kaşığı pulbiber
2 orta boy soğan
1/2 su bardağı sıvı yağ,3 diş dövülmüş srmısak
Yapılışı:Ayıkladığımız bulgurumuzu kaynar suyla üzerini bir parmak geçecek şekilde ıslatıyoruz ve şişmesi için bir kenara alıyoruz.Diğer taraftan soğanlarımızı ince ince kıyıp tenceremize alıyoruz,sıvıyağını ilave ederek kavuruyoruz,salçasını,pul biberini de ekleyip biraz daha kavuruyoruz ve altını kapatıyoruz.Şişen bulgurların üzerine unumuzu ve tuzumuzu serpip yoğurmaya başlıyoruz (gerekirse un takviyesi yapabilirsiniz) ele fazla yapışmayan bir hamur olması gerekiyor,bir kaseye su koyup elimizi ıslatarak küçük köftecikler yapıyoruz ve bir tepsinin içinde hafif unlayarak biriktiriyoruz.Tenceremizin içine su ,1 kaşık sıvıyağ,1 çay kaşığı kadarda tuz atarak kaynatıyoruz ve içine köftelerimizi atıp haşlıyoruz,Haşlanan bulgur köftelerini servis kasemize alıp üzerine sosunu döküyoruz ve ince kıyılmış maydanozla süsleyerek servis ediyoruz.
İftar sofralarında aparatif olarak iyi oluyor (fazla yenmediği takdirde aksi halde bulgur raharsız edebilir...)
Ben bu köfteleri sevgili cicişlerim (papatya prenses'im) bize çaya geldiğinde hazırlamıştım kısmet bugüneymiş...
NOT:Hatice teyzemin ve Aysun'un kulakları çınlasın onların tarifidir bu köfte...
8 Eylül 2008 Pazartesi
Ne Bekliyorsunuz Kalkın Ona " SEVDİĞİNİZİ" Söyleyin...
Öğretmen, yetişkin sınıflardan birisine şöyle bir ödev verir:
- "Sevdiğiniz birine gidin ve ona kendisini sevdiğinizi söyleyin."
Bir sonraki dersin başında ise öğrencilerden birisi söze şöyle başlar:
- Geçen hafta bize bu ödevi verdiğinizde size sinirlenmiştim. Bu sözleri söyleyebileceğim hiç kimsenin olmadığını düşünüyordum.
Eve giderken bir anda yüreğimin sesine kulak verdim. İşte o zaman kime "Seni Seviyorum" diyeceğimi anladım.
Bundan beş yıl önce babamla aramızda bir tartışma geçmişti ve o günden bu yana bu sorunu çözememiştik. Önemli aile toplantılarının dışında birbirimizi görmemeye çalışıyorduk ve hemen hemen hiç konuşmuyorduk.
Eve vardığımda babama kendisini çok sevdiğimi söylemeye hazırdım. Bu kararı almak bile üzerimden büyük bir yük kaldırmıştı.
Saat 15:30'da annemle babamın evinin kapısını çaldığımda kapıyı babamın açması için dua ettim. Çünkü kapıyı annem açarsa kendimi tutamayıp, ona kendisini sevdiğimi söylemekten korkuyordum. Fakat Allah yardım etti ve kapıyı babam açtı.
Hiç zaman kaybetmeden eşikten adımımı attım ve :
- "Baba, buraya seni sevdiğimi söylemeye geldim" dedim.
Babam sanki bir anda başka bir adam olmuştu.
Yüzündeki ifade yumuşadı, kırışıklıklar yok oldu ve ağlamaya başladı. Kollarını açtı, beni kucakladı ve bana :
- "Ben de seni seviyorum oğlum, ama bunu hiçbir zaman dile getirmedim" dedi.
Fakat sizlere asıl anlatmak istediğim esas nokta bu değil. Babamı ziyaretimden iki gün sonra babam bir kalp krizi geçirdi ve hala hastanede. Şimdi yaşam savaşı veriyor.
Şimdi sizlere şu mesajı vermek istiyorum:
- "Yapmanız gerektiğine inandığınız hiçbir şeyi ertelemeyin. Ya babama olan sevgimi ifade etmek için hala bekliyor olsaydım? Yapmanız gerekeni hemen yapın, hiç beklemeden...
Alıntıdır..
Ne güzel bir tavsiye "Yapmanız gerekeni hemen yapın, hiç beklemeden..."
evet beklemeyin ya sevdiğimizi söyleyemeden ölürsek veya sölemek istediğimiz kişiyi kaybedersek içinden geldiği gibi yaşamalı insan çok sevdim bu hikayeciği sizlerle paylaşmak
istedim inşallah sizde seversiniz...
Hayırlı günler sevgiyle kalın
6 Eylül 2008 Cumartesi
VİŞNE KOMPOSTOSU
4 Eylül 2008 Perşembe
ŞİP ŞAK ( KOLAY ) BİBER TURŞUSU
1/2 kilo acı veya tatlı sivri biber ya da tatlı köy biberi
3 - 4 su bardağı üzüm sirkesi
6-7 diş sarmısak
Yapılışı:Biberlerimizi yıkayıp ocağın üzerinde közlüyoruz.Közlenmiş biberleri biraz temizledikten sonra çatalla bir iki yerinden boydan boya yarıyoruz ve kasemizin içine alıyoruz içine dövülmüş sarmısağımızı ve sirkemizi ilave edip iyice karıştırıyoruz.
işte bu kadar şip şak turşumuz afiyetle ve iştahla yenmeye hazır,gerçekten hem çok pratik hem lezzetli oluyor (acil turşu isteğini bastırmak içinse bire bir),
denemediyseniz bugüne kadar mutlaka deneyin derim ben
huzurlu akşamlar...
3 Eylül 2008 Çarşamba
EKŞİLİ KÖFTE
300 gr. kıyma
Yapılışı: Havuçların kabuklarını kazıyıp küp küp doğrayın, patatesleri de soyup küp küp kesin.
8 -9 su bardağı kadar suyu derin bir tencereye alın. 1 çay bardağı sıvıyağını,havuç ve patatesleri ekleyip hafif yumuşayana kadar 6-7 dakika kaynatın.Soğanı rendeleyin. Kıyma, pirinç, tuz ve karabiber ile karıştırarak iyice yoğurun. Kıymadan fındık büyüklüğünde parçalar alıp avucunuzun içinde yuvarlayarak minik misket köfteler yapın, un koyduğunuz bir tepsinin içine atın (Köfteler iyice unlanmış olmalı) köfteleri kaynayan karışıma ekleyip 6-7 dakika daha kaynatarak tencerenin kapağını yarım kapatın ve ocağın altını kısın. Kısık ateşte köfteler yumuşayıp,sebzeler iyice pişene kadar ağır ağır pişirmeye devam edin.Terbiyesini yapmak için;Limon suyunu ,1 kaşık unumuzu ve yumurtayı birlikte bir kasede iyice karıştırın. Bu karışıma çorbanın suyundan azar azar 1 kepçe kadar ilave edin ve iyice karıştırın. Hazırladığınız terbiyeyi yavaş yavaş iyice karıştırarak çorbaya ilave edin.İstediğiniz miktarda tuz, karabiber,pulbiber, bir yemek kaşığı kadarda sıvıyağ ilave ederek lezzetlendirin 5 -6 dakika daha pişirip altını kapatın.ekşili köfteyi sıcak sıcak servis tabağına alın ve afiyetle yiyin....