şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hayır Dostum...  

Posted by Asuman Yelen in ,


Sevgiye inan. Bir ızdırap kaynağı olsa bile.

Kalbini kapama.


Hayır dostum, sözleriniz karanlık anlayamıyorum.



Gönül, bir gözyaşı yahut bir melodiyle

teslim olmak için yaratılmıştır, sevgilim.



Hayır dostum, sözleriniz karanlık anlayamıyorum.



Sevinç, bir damla şebnem gibi narindir, gülümseyerek ölür.

Fakat elem sağlam ve dayanıklıdır.

Bırak gözlerinde elemli bir aşk uyansın.


Hayır dostum, sözleriniz karanlık anlayamıyorum.



Lotüs çiçeği, güneşte açılıp ölmeyi,

gonca halinde ebedi bir kış yaşamaya yeğler.



Hayır dostum, sözleriniz karanlık anlayamıyorum.



R. Tagore

Sadece Bir Şiir  

Posted by Asuman Yelen in , ,



KENT


Başka diyarlara, başka denizlere giderim dedin.

Bundan daha iyi bir kent vardır nasıl olsa.

Sanki bir hükümle yazgılanmış gibi bir çabam;

ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya.

Daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım?

Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada

gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca

yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın.




Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.

Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın

aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın

ve burada, bu aynı evde ağaracak, aklaşacak saçların.

Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın,

ne bir gemi var, ne de bir yol sana.

Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,

yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde


Constantino KAVAFİS




Hoş Bir Etkinlik  

Posted by Asuman Yelen in , ,


Güzel fikir Buğday Tanesi' nden, çekilen kur' a sonucu, güzel kitap Leylak Dalı' ndan geldi.

Düşünen de yollayan da sağ olsun.

Kitaplıkları kitapla dolsun...


Rastgele bir şiir kitaptan.


İSTANBUL

Kamyonlar kavun taşır ve ben

Boyuna onu düşünürdüm.

Kamyonlar kavun taşır ve ben

Boyuna onu düşünürdüm.

Niksar' da evimizdeyken

Küçük bir serçe kadar hürdüm.



Sonra alem değişiverdi.

Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak,

Sonra alem değişiverdi

Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.

Mevsimler ne çabuk geçiverdi

Unutmak, unutmak, unutmak.


Anladım bu şehir başkadır

Herkes beni aldattı gitti,

Anladım bu şehir başkadır

Herkes beni aldattı gitti.

Yine kamyonlar kavun taşır

Fakat içimde şarkı bitti.


Cahit KÜLEBİ




Mutlu Doğum Haftası (2)  

Posted by Asuman Yelen in , ,






Akrostiş


Bu haftayı çekmece ve defter karıştırarak geçiriyorum. Malum çağ atlıyorum. Çok önemli

bu günlerde yaptığım her şey. Geçmişimi kurcalarken geriye dönüp okumak üzere tarihe not

düşüyorum.

Her neyse, okul yıllarından bu güne kadar sakladığım müzik defterimin kapağına bir

münasebetsiz arkadaşımın karaladığı üç beş satır beni hüzünlü bir havaya girmekten

alıkoydu. Aynen aktarıyorum. Herhalde akrostişin ne olduğunu yeni öğrenmiştik.

Aptal


Salak


Ukala


Manyak


Avanak


Nalet


Bu arada ekran kirliliği için herkesten özür dilerim.

Hemen defterleri kurcalama faslına giriştim. Herkesin defterinde olduğu gibi bende de illa ki

vardır ama ezbere hatırlayamayacağım kadar eski günlerdendir düşüncesiyle ararken bir

kağıt parçası düştü önüme. 70 lerin başı. İlk çalıştığım banka grubuyla gidilip hoşça vakit

geçirdiğimiz piknikten bir anı. Çekiliş yapılmış. Herkes kendisine çıkana bu tarz bir şiir yazmış

muhtemelen. Bana bu kez daha akıllı ve nazik biri düşmüş (yukardakine nazaran).

Sanırım akrostişle birbirimizi tanımlama oyunu gibi bir şey. Yine aynen aktarıyorum.


Asuman



Anlayışlı


Sakin


Uzlaşmacı


Merhametli


Arkadaş canlısı


Nezaket timsali.



Vallahi ben yazanın yalancısıyım. Aslında eminim bu betimleme akrostişlerinde hepimiz

benzer kelimeleri kullanmışızdır o gün.

Sonra kendi yazdıklarımı aramaya koyuldum meşhuuur şiir defterimin sayfaları arasında.

İşte ilki. Tarih düşülmemiş ama l5-16 yaş şiirleri arasında. Canım yaa. Ne dert- tasa bu yaşta...

Aynen aktarıyorum yine:



Asla ama asla


Sevemedim bu hayatı


Uğraşmıyorum artık


Mutluluğu

Aramaya bu kokuşmuşlukta


Nafile olur çabam.




Bir tane de daha ileri yaşlarda denemişim bu tarz bir şey niyeyse. İsmimi çok severim.

Belki de bu yüzdendir. Hadi onu da yazalım bari:


Azalıyor zamanın, geçiyor vaktin dikkat et.


Sevgiyi, mutluluğu aramaya sen de başla hemen.


Uzun yıllar geçirdin yaşamadan -nefes aldın elbet-


Maziyi unutup, geleceğe çevirirsen başını ve...


Artık silersen gözünün o akmayan yaşını


Ne mi olur, bilmem. Falcı mıyım ben?




Sonunda işin içinden çıkamamışım herhalde :))







İşte böyleymiş benim akrostiş maceram. Çok heveslendim. Bu gün de bir tane yazıp kariyeri

tamamlamış olalım.


Akıllı ol

Sakin ol

Uslu dur

Maziyle oyalan

Aslında yaşam dediğin

Nerden baksan koca bir yalan.




Görüşmek dileğiyle.....
































Amalia, Baudelaire ve gençliğim  

Posted by Asuman Yelen in ,

Portekiz, 1920-1999


Gecelerden bir gece. Saat gece yarısını geçeli çok olmuş. Yün bir bez parçasıyla sarılı boynumun üzerindeki baş yastıkta kendine yer bulamıyor. Boynum boğazım kaskatı. Ensemde dayanılmaz bir ağrı. O saatte uyanık kalan herkes gibi yalnızım ve televizyondan medet umuyorum. Bir şey . Allahım, beni oyalayacak, ağrımı bir az olsun unutturacak bir şey. Bir ses. Ağrımı arttırmayacak, sinirlerimi bozmayacak bir ses. Bir şey seyretmem imkansız çünkü. Ama işittiğim sadece gürültü. Hızlı hızlı kanalları geçiyorum. Ta ki eskilerden çook eskilerden tanıdığım o yumuşacık kadife gibi ama yorgun ve hüzünlü sesi duyana kadar. Önce inanamıyorum geri dönüp bu sefer bakıyorum ekrana. Geçkin, hüzünlü, güzel bir esmer kadın söylüyor tek bir gitar eşliğinde. Tüm dikkatimle dinliyorum evet o. Sesi hiç de değişmemiş. Amalia Rodrigues. Başımı yastığa bırakıp gözümü kapıyor ve kendimi mis gibi bir fadoya bırakıyorum. Ve ardından gelen diğerlerine. Arada bir bakıyorum ekrana, ağrılarımım izin verdiği kadarıyla. Bazıları ağlıyor söylerken. Arada çok hoş dans gösterileri de eşlik ediyor. Fadolarla ilgili bir belgesel muhtemelen.

Amalia Rodrigues ve "Come que Voz."










70 lerin başında gençliğimin en keyifli olması gereken zamanda, nasıl girmişse girmiş evimize. Lise yılları bitmiş ama mezun olamamışım. Ablam ağabeyim çalışıyor. Kızkardeşim okula gidiyor. Bütün günüm yalnız. Koyuyorum pikaba, uzanıyorum kanepeye, kapatıyorum gözlerimi. Yanık gür sesiyle arkası arkasına seslendiriyor şarkılarını. Uzun çalara ismini veren "Com que Voz", "Meu Amor", "Gaivota" hatırladıklarım ve diğerleri. Kulağıma bile uğramadan doğrudan ruhuma, yüreğime işleyen, yakan, kavuran şarkılar. Hüzün veren, acı veren ezgiler.

Çok sonraları, fadolar hakkında daha çok bilgi sahibi olunca anladım ki bu halk müziği türünün çıkış noktası olan "hüzün", tıpkı bunalımlı şair Baudelaire' in ben liseye yeni başlamışken eski bir kitabın arasından önüme düşüveren takvim yaprağındaki "İçe Kapanış" ı ile başlayan şiir serüveninde olduğu gibi, gençliğimin dinamizmini keyifini bir miktar silip süpürmüş, tercihlerim, seçimlerim o yaşlarda gönüllü olarak "hüzün" den yana olmuş.

Söyleyenini hatırlayamadığım, aklıma takılıp kalmış bir söz var.

" Vay benim çileli başım, l8 yaşım ."

Gençlik sanıldığı kadar güzel bir çağ değil belki de.

Ya da biz kıymetini bilemedik...




Sevgiyle....

Kayıp yıldız  

Posted by Asuman Yelen in , , , ,



Yaratılış daha yeni olduğu ve bütün yıldızlar ilk görkemleriyle parıldadıkları zaman,

tanrılar gökte meclislerini kurdular, ve:

"Ey mükemmeliyet tanımlaması, katışıksız neşe !..." diye keyifle şarkılar söylediler.


Fakat birisi birdenbire bağırdı :


" Işık dizisinin bir yerinde bir kopuk var ve yıldızlardan biri kaybolmuş gibi geliyor

bana..."

Harplarının altından telleri koptu. Türküleri sustu. Dehşet, korku ile bağırıştılar.

"Evet, bu kaybolan yıldız en güzeliydi. Bütün göklerin şanı, zaferiydi o..."


O günden beri, onun aranması hiç bitip tükenmez, ve onunla, dünyanın biricik


neşesini kaybettiği feryadı birinden ötekine ulaşır.


Yalnız gecenin en derin sessizliğinde yıldızlar gülümser ve aralarında fısıldaşırlar:

" Bu arama boşunadır. Herşeyin üstünde, burada dört dörtlük bir güzellik hüküm

sürmektedir!"





Sır Rabındranath TAGORE

Gitanjali' den.

Aşk  

Posted by Asuman Yelen in , , , , , ,

Bugün sanal alemde aylak aylak dolaşırken yüreğim bir Azeri türküye tutsak

oluverdi.


Yanık sesli bir tenor çekti beni önce ve sonra o sözler...

Bir sevda türküsüydü. Üç beş basit kelimeyle çarpıldım. Kalakaldım.

Aşk hakkında, bildiğim, sevdiğim ne varsa, şiir, şarkı, hepsini aklımdan

geçirdim ardından. Hatırladıkça yoğunlaştım. Duygusallaştım.

Sonra elim şiir defterime uzandı. Şiir kitapları yığıldı önüme. Aşka dair ne varsa

tekrar okudum tek tek. Beni en çok etkileyenleri buldum çıkardım.

İşte en eskilerden bir tane... Tevfik Fikret' ten.



"Gökyüzü güneşsiz ve kapkaranlık kalsa da bedenim bir yolunu bulur, yaşamını

sürdürür, ama ruhum, sensizliğin yarattığı incinmişlikle asla" derken
aşık, nasıl

da anlam yüklüyor sevdiğine,




"Sen olmasan...

Seni bir lâhza görmesem yâhut,

Bilir misin ne olur?

Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücud

Bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar,

Ve bulur;

Fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak

Bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,

Bu rûh-ı mecrûhu? .. "

.....

İşte bir muhteşem aşk da Tagore' dan. Naif ama asla ezik değil. Maskesiz,

iddiasız. Gurur perdesine gizlenmeden. Cesaret isteyen bir tevazuyla...




"Beni bağışla Aşkım,

aşkımı hoşgör artık

Beni hoşgör, beni bağışla,

Seni seviyorum.



Yolsuz yordamsız bir kuş gibi öksendeyim

Yüreğim tir tir, örtüsünden kurtulmuş

Şimdi yoksul, şimdi çırılçıplak, şimdi soyunuk

Acını esirgeme benden,

ko sarınsın yüreğim

Ko giyinsin, ko kuşansın,

ko örtünsün.

Sonra

beni bağışla Aşkım,

beni hoş gör,

Seni Seviyorum."

......



Nazım Hikmet' ten, hüzünlü, özlem dolu üç beş mısra...



"Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,

Dünyanın en güzel sesinden

En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...

Fakat artık ümit yetmiyor bana,

Ben artık şarkı dinlemek değil,

Şarkı söylemek istiyorum."



Ve Attila İlhan' ın umutsuz, buruk aşkı...



"Sen benim hiçbir şeyimsin

Yabancı bir şarkı gibi yarım

Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak

Hiç kimse misin bilmem ki nesin

Uykumun arasında çağırdığım

Çocukluk sesimle ağlayarak



Sen benim hiçbir şeyimsin "




Ve işte beni en çok etkileyen veda parçası. Yine Tagore' dan. (Firari' den)

Romantik...Hüzünlü...Samimi...Kararlı...


"Merhamet dolu bakışınız benim üzerimde durmadığı için Mes' udum sevgilim...

Gecenin büyüleyiciliği ve veda kelimelerim, teessür sözleriyle birlikte, yalnız

göz kapaklarıma yaşlar biriktirdi...


Lâkin nerede ise gün doğacak ve göz yaşları için vakit kalmayacak.



Kim unutmanın imkansız olduğunu inkâr ediyor...


Ormanın alevleri külden döşeklerinde uyuyorlar; sizinle ben de birbirimizi

terkediyoruz ve bizi ayıran mesafe nerede ise vahşi otların ve açılmış çiçeklerin

arasında kaybolacak...
"



Ve bana tüm bunları hatırlatan o güzelim şarkının sözleri. Kimin yazdığı belli

değil. Anonim.


Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir evde, herhangi biri tarafından,

herhangi bir zamanda yazılmış.



Tüm diğerleri kadar seven biri tarafından... Yalın...İddiasız...Yürekten...



"Küçelere su sepmişem

Yar gelende toz olmasın

Eyle gelsin eyle gitsin

Aramızda söz olmasın"



Aşık, sokaklara sular serpmiş, sevdiği geldiğinde toz olmasın diye (eğer gelirse

belli değil)



Sonra da semavere çay, bardaklara şeker koyup beklemeğe devam etmiş

sevdiğini.



"Samavara od salmışam

İstekana gend salmışam

Bir haftadır tek galmışam

Yarim gidip tek galmışam



Ne ezizdir yarim canım

Ne şirindir yarim canım"



Çay ve muhabbet. Yine bir arada...Ne hoş değil mi...




Muhabbetle kalın...

1944 den 2o10 kadınlarına  

Posted by Asuman Yelen in , ,



Son Söz


Kadın, senin için değil midir medarı iftihar,


Bütün müzik, bütün şiir, bütün hayat, bütün bahar?


Ve sen değil misin fakat bir anne her güzelliğe,

Senin değil midir sihir, senin değil mi iktidar?


Değil misin güzelliğin sonsuz feyizli kaynağı,


Senin değil mi sevgiler, senin değil mi itibar?

Ve sen değil misin ömür denen yolun çiçekleri,

Senin değil mi neş' eler; senin değil midir vakar?

Senin değil mi bülbülün gönlünde çırpınan sesi

Senin değil mi mahitap, senin değil mi ruzigâr?

ve sen tabiatın küçük bir örneği değil misin?

Senin değil midir mezar, senin değil mi yavrular?


Unuttun, anladım evet sen kendi kadrükıymetin,


Senin değil midir ümit senin değil mi arzular?


Her zulme rıza gösteren kadın nedir bu hal?


Hatırla kendi kendini, hayata dön, hayatı sar!




Şefik YELEN-1944
Bugün Aşk Dedikleri
Karikatür babama aittir

Daha önce bahsettiğim gibi, o dönem kadın- erkek ilişkilerindeki yozluğu, hikâyeler, şiirler, makalelerle ve mizahi bir üslupla ele alan babam, her iki cinsi de eşit miktarda bombardımana tutmuş, karikatürize etmiş, ama bitirirken, erkekleri es geçip kadınların alınabileceğini düşünerek son sözü onlara ithaf ederek bağlamış.

Kitabın diğer bölümlerini, sosyal, kültürel açıdan, aradaki büyük zaman nedeniyle, anlaşılırlığını yitirmiş olabilir düşüncesiyle burada yayınlamaktan vazgeçtim.


Ancak korkarım, bu dizeler, bu ülkede daha bir altmış yıl geçerliliğini koruyacak gibi görünüyor.

Eskiler alıyorum  

Posted by Asuman Yelen in ,




eskiler alıyorum

alıp yıldız yapıyorum

musiki ruhun gıdasıdır

musikiye bayılıyorum


şiir yazıyorum

şiir yazıp eskiler alıyorum

eskiler verip musikiler alıyorum.

bir de rakı şişesinde balık olsam

Kırk yıllık dostlarımdan biri geçen gün bir kadehin arkasından resmimi çekmiş. Biraz önce yolladı
.
Bana Orhan Veli' nin bu şiirini çağrıştırdı. Tabii şairin aklından geçen bu kadar şişman bir balık değildi kesinlikle...

Ben, bilir misin  

Posted by Asuman Yelen in ,

2o1o Yakacık


Ben bilir misin, sessizce
sıyrılmak isterim taşkın çevreden,
meşeler üstünde solgun, nice
yıldızların gece
açtığını bilirken.

Seçerim öyle yollar, ayak
basmadığı kimsenin
solmuş akşam çimenlerinde, uzak-
bir de şu düş ancak:
Sen de gelirsin.



R.Maria RİLKE
Çeviri:A.Turan Oflazoğlu
Seçilmiş Şiirler-Duino Ağıtları
ismli kitaptan alıntıdır.

İki dost  

Posted by Asuman Yelen in , ,


Şiirin ilkesi insanüstü bir güzelliği özlemesidir. Bu ilke bir coşkunlukta, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. Bu coşkunluk, aklın yoğurduğu hakikatın dışındadır.

Charles BAUDELAİRE





İlk şiir defterimin baş sayfasına yazdığım bu tanım o yaşta bana çok şey ifade etmemişti muhtemelen. Çok dertli bir çocuktum ve "İçe kapanış" la geceleri döktüğüm gözyaşlarının karşılığını bulmuştum. Baudelaire, görüverip de bakışlarında yakaladığım hüznü tanıdık bulduğum ilk anlamlı dostlarımdan biriydi. Sonraları elime geçirdiğim defterlerinden, bu şairin babamın da kadim dostlarından biri olduğunu öğrenince, bu bunalımlı dostu yaşamımdan hiç çıkarmadım. Ergen iken sadece sevmişken, yaşlandıkça anlamaya başladım. Çok hüzünlüydü. Nefret, isyan doluydu. Sert dönemlerimin halden anlayan dostuydu. Mutsuz, kaynağı hiç azalmayan sıkıntılarla dolu bir ozandı. Şiirle ve şarapla yeryüzüne katlanmaya çalışan, teselliyi bulutlarda arayan, mavi göklerin özgür Albatros' uydu o. İnançsız, bağımsız, acılı.



Bir güz göğüsünüz siz, güzel, aydınlık, pembe!
Ama bende bir deniz gibi yü
kselir de bun,
geri çekilirken, üzgün dudaklarımda hep
yakan tadını bırakır acı çamurunun.

Kötülük Çiçekleri Çeviri:Sait MADEN


Sonra Tagore...

Çok dertli ileri yaşlarımda, onun sevgi dolu dost bakışlarıyla karşılaştım. İsyanımı bastırdı. Beni yatıştırdı. Bu günümden aldı, sevgi dolu çocukluğuma, sevdiklerimin yanına götürdü. O da babamın eski dostlarındandı. Hep bahsettiği, dilinden hiç düşürmediği "Büyüyen Ay" ı ilk bir kaç kez okuduğumda bana hiç bir şey ifade etmemiş, hatta sıkmıştı.
Unutulup bırakıldığı yerden bir gün alıp yeniden göz attığımda, şaşkın gözyaşlarımın arasından sevgiyi gördüm satırlarının içinde. Sevgiyle saklamaya çalıştığı gizli hüznü yakaladım. Sanki karların buzların arasında üşümüşken sıcacık bir odaya girmiş gibi, ya da çöl ortasında sıcaktan bayılmak üzereyken geniş gölgeli bir çınar ağacıyla karşılaşmış gibiydim. Babamı yeniden bulmuş gibiydim.
Aşk ve sevgi adamıydı Tagore. Sevgi onun bünyesinde ete cana bürünmüştü adeta. Kadınları sevdi, karısını sevdi, tüm insanları, çocukları özellikle sevdi. Ülkesini sevdi. Uğruna kitaplar dolusu şiirler yazdığı karısını ve hemen ardından, çok sevdiği evlatlarını kaybetti. Yine sevdi. Tanrıya yöneltti tüm sevgisini. Tüm insanlığa, insana yöneltti.
Şimdi biliyorum ki gerçek sevgiyi anlamak için yaşamak, yaş almak gerekirmiş. Ve yine biliyorum ki derdi anlamak ve paylaşmak, "gerçek anlamda" sevgiyi anlamak ve paylaşmaktan çok daha kolaymış. İnanmak inkar etmekten, bağışlamak silip atmaktan çok daha fazla zormuş. Zor olan severek tahammül etmekmiş bu dünyaya, nefret edip herşeyden vazgeçmek yerine.

Bu iki sevgili ozan benim etrafımdan hiç ayırmadığım iki dostum olmuştur. Çok kızgın olduğum , ihanete uğrayıp içim nefretle dolduğu zaman ta tepelere, bulutların arasına çıkar, başımı Baudelaire' in omuzuna yaslarım. Her zaman bana söyleyecek bir sözü bulunur. Beni dinler, teselli eder ama yanında uzun boylu kalmama izin vermez. O zaten yalnızlığı sever.
Sonra, önce yeryüzüne iner, ardından eğer hala yalnız hissediyorsam, bu kez daha da derinlere, sevgisi ile bilgeliğinin yüküyle indiği, tevazuyla saklandığı, engin denizlerin derinliklerine Tagore'ın yanına iner önce anlatmak, sonra usulca sazını dinlemek üzere dizlerinin dibine otururum.
Bana der ki:


Dostum;
kalbinin sırrını kendine saklama.

Anlat bana!...
Usulca
ve bana yalnızca.

Nazlı nazlı gülümserken
fısıldayıver kulağıma usulca.
İnan ki
kulaklarım değil;
yüreğim duyacaktır bu sesi,

Bak gece ıssız,
evse sessiz.
Ve kuş yuvalarında

yalnızca uykular kanat çırpıyor.

Anlat!...
Kararsız gözyaşlarınla;
ürkek gülümsemelerinle.
Anlat!...

Tatlı utancınla;
pas tutan acılarınla.
Anlat bana!...
Kalbinin sırrını
bana anlat.
Anlat

R.TAGORE

Çeviri:Fahri ÖZDEMİR



21 Mart Dünya Şiir Günü nedeniyle...

Hep sevgiyle kalalım...

Aşk ve TAGORE  

Posted by Asuman Yelen in , , ,

YAĞMURCUK İLE YASEMİN



Yağan yağmurcuktu
Varıp kulağına
Dedi yaseminin:

"N'olursun hep yüreğinde tut beni!...








"Ama ben..." dedi yasemin
İç çekti yavaştan - ağırdan
Sonra toprağa düştü.











Gayrı bu yolu sevmiyorum
Sensiz
Kalabalıkken bile
Ipıssız geliyor.






ASIL SENSİN

Ey aşk
Acının lambası elinde
Ansızın geliverirsin
Bir baktım mı yüzüne
Anlarım - mutluluk
Asıl sensin





BENİ AN
Beni an ben yokken
Ben yokken - ben sıladayken
Ben gittiğimde beni an
Yıldızlı suskunluğun kıyısında
Gün batarken - son ışıklara
Bakar gibi - beni an
Arasıra...




Sadece bu resim bana aittir

Diğerleri alıntıdır






Vurur dalgalarını yüreğim
Kıyılarına dünyanın
"Seni seviyorum..."

İmza gözyaşlarımdır.



R.Tagore



Tüm dostların Sevgililer Günü kutlu olsun....


Vee......

Hep sevgiyle olalım...

Saat kaç?  

Posted by Asuman Yelen in , ,


Fotoğraf: 12.11.2009



Sarhoş Olun

Hep sarhoş olmalı. Her şey bunda; tek sorun bu.

Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman' ın korkonç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız.

Ama neyle? ...

Şarapla,
şiirle,
ya da erdemle,
nasıl isterseniz.
Ama sarhoş olun...

Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üstünde,
odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun; "Saat kaç?" deyin. Yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir yanıtı size: "Sarhoş olma saatidir! Zamanın inim inim innletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına!... Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz..."

Charles Baudelaire
İş Bankası,Kültür Yayınları
(Paris Sıkıntısı)




Şarap, mideme dokunuyor.

Şiir, çok mutlu ediyor ama uyutmuyor.

Erdem, her ayılışta daha fazla üzüyor.

Sonbahar şiirleri 3  

Posted by Asuman Yelen in ,


 YALNIZLIK
Yalnızlık bir yağmura benzer,
Yükselir akşamlara denizlerden
Uzak, ıssız ovalardan eser,
Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
Ve kentin üstüne göklerden düşer.

Erselik saatlerde yağar yere
Yüzlerini sabaha döndürünce sokaklar,
Umduğunu bulamamış, üzgün yaslı
Ayrılınca birbirinden gövdeler;
Ve insanlar karşılıklı nefretler içinde
Yatarken aynı yatakta yan yana:

Akar, akar yalnızlık ırmaklarca.

Rainer Maria RİLKE

Çeviri : Behçet NECATİGİL


Son günlerde sonbahar şiirlerim ve özellikle Rilke, blogger dostlarım tarafından her gün okunuyor. Hem bu şairi çok sevdiğim için hem de dostlara bir güzellik yapmak istediğimden, bir sonbahar resmi altına bir Rilke şiiri ekledim. Umarım bunu da diğerleri gibi her gün ve zevkle okurlar.

Hep sevgiyle kalalım..


Dibe Vurmak  

Posted by Asuman Yelen in ,

Fotoğraf Can Yelen 2009 İzmir

Gökkuşağı  

Posted by Asuman Yelen in , ,

Altınoluk, Haziran 2oo9






KALBİM YERİNDEN HOPLAR GÖRDÜĞÜM ZAMAN



Kalbim yerinden hoplar gördüğüm zaman

Gökyüzünde bir gökkuşağını:

Böyleydi başlangıcında ömrümün;

Şimdi yine böyle, büyüdüm adam oldum;

Yaşlanacağım zaman da böyle olsun,

Ya da bırakın ölüp gideyim!

Çocuk babasıdır adamın:

Dileyebilirdim günlerimden

Herbiri ötekine doğaya özgü dindarlıkla tutturulsun.



William Wordsworth



Sevgiyle...

Böyle bir sevgi...  

Posted by Asuman Yelen in , ,



ayağının tozuna

değsin başım
nem versa benlik adına
boğsun gözyaşım


bana gelen her san
lekedir onuruma
ölüm getirir her an
çevrende dolanışım
nem varsa benlik adına
boğsun gözyaşım


benim adım verilmesin
gördüğüm işe
benim ömrümde senin isteğin
gerçekleşe


pürüzsüz sükununla sar beni
eşsiz güzelliğinle sar
gel dur da gönlümün nilüferinde
ben görünmez olayım
nem varsa benlik adına
gözyaşımla boğayım






R.TAGORE

Bengalce aslından çeviren : Bülent ECEVİT

Şairin "Gitanjali" isimli eserinden alınmıştır.



Onsuz 3 yıl  

Posted by Asuman Yelen in , ,



ÇİZGİ

günlerden bir akşam üstü
yolda tozlar uçuşuyordu
her biri kendi başına birer dünya

dünyalardan birinde bir insan
insanın avucunda bir çizgi
çizginin ucunda bir son

sonda bir gün ağarıyordu
bir çocuk doğmuş yol üstünde
yummuş avucunu ağlıyordu

B.Ecevit
1974






Şiir defterimden  

Posted by Asuman Yelen in ,




Yaşamın Kıyısında isimli blogunda arkadaşım Nur "Korkarım" isimli çok güzel bir şiir yazmış.
Ondan esinlenerek kendi korkularımla ilgili aklıma geliveren birkaç dizeyi yazıverdim hemen önümdeki bir kağıt parçasına. Öykü atölyesi' nin (link açmayı hala öğrenmediğim için kendime çok kızıyorum ) kelime oyununa da katılmak istediğim için şiiri bloguma geçirdim. Umarım yanlış bir şey yapmamışımdır.




Hep sevgiyle kalalım...

Şiir defterimden  

Posted by Asuman Yelen in ,



BİR KAPI AÇIP GİTSEM



Ben bu dünyaya yanlış gelmiş olacağım ben
Ben öyle her insandan, o kadar uzağım ben
Yine bu gözlerimdir okşanacak şey arar
Yoksa içimde başka bir dünya hasreti var

Uyanır gibi birden bir korkulu rüyadan
O içimden sevdiğim, benim olan dünyadan
Bir ses bana: 'Gel! ' dese, ben o sesi işitsem
Kimsecikler duymadan bir kapı açıp gitsem



Cahit Sıtkı TARANCI















Blog Widget by LinkWithin