tagore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Müneccim  

Posted by Asuman Yelen in








 Ben sadece:"Akşam yusyuvarlak dolunay KADEM

ağacının dallarının arasına takılacak olursa,

kimse onu yakalayamaz mı?..." dedim.




 Fakat abim bana güldü ve dedi :

"Bebek, sen şimdiye kadar tanıdığım çocukların

en tuhafısın. Ay bizden o kadar uzaktır ki...

Kim onu tutabilir?..."



Dedim:

"Abi, ne delisin sen!... Biz aşağıda oynarken annemiz

 penceresinden eğilip baktığı ve gülümsediği zaman

onun taa uzaklarda olduğunu söyleyebilir misin?"











Abim yine:

"Sen budala bir çocuksun! Hem, ayı tutacak kadar büyük

bir ağı nereden bulabileceksin bebek? " dedi.














" Ben, eminim ki ayı ellerinle tutabilirsin!" dedim.











Fakat abim güldü. " Sen şimdiye kadar gördüğüm

 çocukların en ahmağısın.

Eğer daha yaklaşsa, ayın ne kadar büyük

olduğunu anlarsın."







"Abicim" dedim, "sana okulda ne saçma şeyler

öğretiyorlar!...

Anne bizi öpmek için başını üzerimize doğru eğdiği

 zaman, yüzü hiç büyük görünüyor mu?..."

Abim daha  hâlâ:

"Sen aptal bir çocuksun..." diyor.






R.Tagore-Büyüyen Ay





Ben de diyorum ki:

Tüm blogger dosylarımın anneler günü kutlu olsun.....

Hayır Dostum...  

Posted by Asuman Yelen in ,


Sevgiye inan. Bir ızdırap kaynağı olsa bile.

Kalbini kapama.


Hayır dostum, sözleriniz karanlık anlayamıyorum.



Gönül, bir gözyaşı yahut bir melodiyle

teslim olmak için yaratılmıştır, sevgilim.



Hayır dostum, sözleriniz karanlık anlayamıyorum.



Sevinç, bir damla şebnem gibi narindir, gülümseyerek ölür.

Fakat elem sağlam ve dayanıklıdır.

Bırak gözlerinde elemli bir aşk uyansın.


Hayır dostum, sözleriniz karanlık anlayamıyorum.



Lotüs çiçeği, güneşte açılıp ölmeyi,

gonca halinde ebedi bir kış yaşamaya yeğler.



Hayır dostum, sözleriniz karanlık anlayamıyorum.



R. Tagore

Zafer ( ! )  

Posted by Asuman Yelen in




Bir defa için ey yolcu tedbirsiz ol, ve yolundan dön,

uyanık olduğun halde bir sis ağının içinde hapsolmuş

güneş gibi kal...

Fena yolun sonundaki yolunu şaşırmış kalplerin bahçesini ihmal etme,

orada, güzel suların denizde kayboldukları yerde çimenler

kendi kendilerine açmış çiçeklerle doludur...

Uzun zaman, dinlenemeden, faydasız senelerin getirdiği mükâfatın

üzerine titredin, bunlar artık dağılsın,

sana her şeyi kaybetmiş olmanın ümitsiz zaferi kalacak...






R.TAGORE

Firari' den

Bakalım...  

Posted by Asuman Yelen in

Gözlerinde bu yaşlar neden, çocuğum?

Seni böyle daima azarlamaları ne müthiş? Yazı yazarken

yüzünü ve parmaklarını mürekkeple boyamışsın. Bunun

için mi sana kirli diyorlar?


Ne ayıp!...







Yüzünü mürekkeple bulaştırdı diye

onlar tolon aya kirli demeye cesaret edebilirler mi?





Her ufak şey için seni yeriyorlar çocuğum, onlar yok yere kusur bulmaya

her zaman hazırdırlar…







Oyun oynarken elbiseni yırttın…Bunun için mi sana

çapaçul diyorlar.















Ne ayıp!. ..Parça parça bulutların

ar
asından gülümseyen bir

sonbahar sabahına,

nasıl bir ad takabilecekler, bakalım?





Onların sana her söylediklerine kulak asma, çocuğum. Onlar senin kabahatlerini uzun uzun

anlatır dururlar.






Senin tatlı tatlı yiyecekleri ne kadar sevdiğini

herkes bilir. Onun için mi sana obur diyorlar?








Ne ayıp!...Öyle ise seni seven bizlere ne diyecek, ne isim verecekler bakalım.





R.Tagore

Büyüyen Ay


Hep sevgiyle kalalım...

Takdis  

Posted by Asuman Yelen in ,

Ülfet Karaca Candır


Dünyamız için, göğün busesini kazanan bu küçük kalbi, bu beyaz ruhu takdis ediniz.

O, günesin ışığını sever, o annesinin yüzüne bakmayı sever.

O, tozu toprağı hor görmeyi ve maddiyatı sevmeyi öğrenmemiştir.

Onu kalbinize bastırınız ve takdis ediniz.

O, bu yüz yol ağzındaki ülkeye geldi.

Kalabalığın arasından sizi nasıl seçti, kapınıza geldi, ve yol sağlığı almak için elinizi

yakaladı, bilmem.

O kalbinde bir tek kuşku olmadan gülüp konuşarak sizi izleyecek.

Onun inancını azaltmayınız, onu doğru yola götürünüz ve takdis ediniz.

Elinizi onun başına koyunuz, ve altındaki dalgalar gittikçe tehdit etse, coşsa da, yine

yukarılarda hava gelip yelkenlerini şişirmesi ve onu selamet limanına usul usul

götürmesi için dua ediniz.

Bırakınız kalbinize girsin aceleniz arasında onu unutmayınız.


Ve onu takdis ediniz.


R.TAGORE

Büyüyen Ay


Tagore ile başladım, onunla veda etmek istedim...

Bugün elime ulaşan bir arkadaşımın el emeği bu güzel resme uzun uzun baktım.

Uzun uzun düşündüm hangisinin yerinde olmak istediğimi, bir türlü karar veremedim :)

Ama Ganj Nehrinin oralarda, derme çatma bir kulübecikte sevgiyle koşuşturan ayağı

halhallı keyifli, evcimen bir Hintli kadın olma hayalim depreşiverdi yine.

Neyse, bu resme, en sevdiğim, en anlamlı parçayı iliştirip veda etmek fikri en güzeli

gibi geldi.

Neden veda derseniz, tadında, kararında ve sevgiyle bitirmek istedim.

Ve o gün bu gündü.

Tüm dostlarıma, herşey için, başta dostlukları için teşekkür ediyorum.

Ve...

İlk yazmaya ilk başladığım zamanlardaki gibi.

Hep Sevgiyle Kalın diyorum...

Himalaya' ya  

Posted by Asuman Yelen in ,





Dünyanın oluşumundan itibaren, Himalaya, toprağın tırtılmış koynundan çıkarak,

güneşe
zirveden zirveye meydan okuyordun...


Sonra kendi kendine : "Daha yukarıya çıkma" dedin, ve sana, kaçıp giden bulutları

sevdiren coşkun duruldu ve sonsuzluğu selamlamak için durdun...


İşte o zamandır ki nazlarında özgür olan Güzellik seni çiçekler ve kuşlarla donattı.

Sen, çekildiğin köşende, dizlerinde taştan sayısız sayfaları açılmış çok eski bir kitap

taşıyan bir alim gibi duruyorsun. Bilmiyorum hangi efsane orada çizilidir.


Acaba ilahi münzevi Shiva' nın ilahi aşık Bhavani ile birleşmesinin efsanesi mi...

Yoksa kudretin şefkatle birleşmesinin trajedisi mi?...


R.Tagore

FİRARİ' den


Bir de cümlecik aynı kitaptan. Gözüme illişiveren...


"Ve uyandıktan sonra insan, unutmak için gülümseyemez."





O Mükemmel Hoşluk  

Posted by Asuman Yelen in ,





Lotus çiçek açtığı gün, yazık, başka yerlerdeydi aklım,

anlayamamıştım. Sepetim boştu ve ihmal edildi çiçek.


Ara sıra bir hüzün çökerken üzerime, uyandım düşümden, güney

rüzgarında garip bir rayihanın hoş izini buldum.


Bu belli belirsiz hoşluk özlemle doldurup sızlattı yüreğimi, ve bu bana,

kemale ermeyi uman hevesli yaz soluğu gibi geldi.


O zaman bilemedim bana nasıl da yakınmış o, benimmiş,

bu mükemmel hoşluk benim gönlümün derinliğinde çiçek açmış...




R. TAGORE
Gitanjali' den.
Türkçesi: Aytek Sever

Not: Bu harika eserin yepyeni çevirisiyle yeni baskısını bulup gönderen Leylak' cığıma, hem
ince düşüncesi için, hem de bu olağanüstü güzellikteki dizelerin benim için daha anlaşılır
olmasını sağladığı için sonsuz teşekkürler ediyorum.


Sevgililer günü 2011  

Posted by Asuman Yelen in ,




..........

Seninle benim aramda olan bu sevgi, bir türkü kadar sadedir.


"Bugün" ün ötesinde hiç bir sır yok.

İmkansızlıklar için uğraşma, didinme yok...

Bu tılsım arkasında gölge bulunmaz,

karanlıkların derinliğinde el yordamiyle gidilmez.


Seninle benim aramda olan bu sevgi bir türkü kadar sadedir.


Biz bütün dünyalardan sıyrılıp, ebedi sükunete varmayız.

Ellerimizi ümidimiz olmayan şeyler için de boşluğa uzatmıyoruz.

Alıp verdiğimiz bize yeter.

Acı şarabı çıkarmak için neşeyi son damlasına kadar ezmiş değiliz.


Seninle benim aramda olan bu sevgi bir türkü kadar sadedir.


R. Tagore.
Bahçıvan

Sevgililer gününüz kutlu olsun...

Kayıp yıldız  

Posted by Asuman Yelen in , , , ,



Yaratılış daha yeni olduğu ve bütün yıldızlar ilk görkemleriyle parıldadıkları zaman,

tanrılar gökte meclislerini kurdular, ve:

"Ey mükemmeliyet tanımlaması, katışıksız neşe !..." diye keyifle şarkılar söylediler.


Fakat birisi birdenbire bağırdı :


" Işık dizisinin bir yerinde bir kopuk var ve yıldızlardan biri kaybolmuş gibi geliyor

bana..."

Harplarının altından telleri koptu. Türküleri sustu. Dehşet, korku ile bağırıştılar.

"Evet, bu kaybolan yıldız en güzeliydi. Bütün göklerin şanı, zaferiydi o..."


O günden beri, onun aranması hiç bitip tükenmez, ve onunla, dünyanın biricik


neşesini kaybettiği feryadı birinden ötekine ulaşır.


Yalnız gecenin en derin sessizliğinde yıldızlar gülümser ve aralarında fısıldaşırlar:

" Bu arama boşunadır. Herşeyin üstünde, burada dört dörtlük bir güzellik hüküm

sürmektedir!"





Sır Rabındranath TAGORE

Gitanjali' den.

Aşk  

Posted by Asuman Yelen in , , , , , ,

Bugün sanal alemde aylak aylak dolaşırken yüreğim bir Azeri türküye tutsak

oluverdi.


Yanık sesli bir tenor çekti beni önce ve sonra o sözler...

Bir sevda türküsüydü. Üç beş basit kelimeyle çarpıldım. Kalakaldım.

Aşk hakkında, bildiğim, sevdiğim ne varsa, şiir, şarkı, hepsini aklımdan

geçirdim ardından. Hatırladıkça yoğunlaştım. Duygusallaştım.

Sonra elim şiir defterime uzandı. Şiir kitapları yığıldı önüme. Aşka dair ne varsa

tekrar okudum tek tek. Beni en çok etkileyenleri buldum çıkardım.

İşte en eskilerden bir tane... Tevfik Fikret' ten.



"Gökyüzü güneşsiz ve kapkaranlık kalsa da bedenim bir yolunu bulur, yaşamını

sürdürür, ama ruhum, sensizliğin yarattığı incinmişlikle asla" derken
aşık, nasıl

da anlam yüklüyor sevdiğine,




"Sen olmasan...

Seni bir lâhza görmesem yâhut,

Bilir misin ne olur?

Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücud

Bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar,

Ve bulur;

Fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak

Bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,

Bu rûh-ı mecrûhu? .. "

.....

İşte bir muhteşem aşk da Tagore' dan. Naif ama asla ezik değil. Maskesiz,

iddiasız. Gurur perdesine gizlenmeden. Cesaret isteyen bir tevazuyla...




"Beni bağışla Aşkım,

aşkımı hoşgör artık

Beni hoşgör, beni bağışla,

Seni seviyorum.



Yolsuz yordamsız bir kuş gibi öksendeyim

Yüreğim tir tir, örtüsünden kurtulmuş

Şimdi yoksul, şimdi çırılçıplak, şimdi soyunuk

Acını esirgeme benden,

ko sarınsın yüreğim

Ko giyinsin, ko kuşansın,

ko örtünsün.

Sonra

beni bağışla Aşkım,

beni hoş gör,

Seni Seviyorum."

......



Nazım Hikmet' ten, hüzünlü, özlem dolu üç beş mısra...



"Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,

Dünyanın en güzel sesinden

En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...

Fakat artık ümit yetmiyor bana,

Ben artık şarkı dinlemek değil,

Şarkı söylemek istiyorum."



Ve Attila İlhan' ın umutsuz, buruk aşkı...



"Sen benim hiçbir şeyimsin

Yabancı bir şarkı gibi yarım

Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak

Hiç kimse misin bilmem ki nesin

Uykumun arasında çağırdığım

Çocukluk sesimle ağlayarak



Sen benim hiçbir şeyimsin "




Ve işte beni en çok etkileyen veda parçası. Yine Tagore' dan. (Firari' den)

Romantik...Hüzünlü...Samimi...Kararlı...


"Merhamet dolu bakışınız benim üzerimde durmadığı için Mes' udum sevgilim...

Gecenin büyüleyiciliği ve veda kelimelerim, teessür sözleriyle birlikte, yalnız

göz kapaklarıma yaşlar biriktirdi...


Lâkin nerede ise gün doğacak ve göz yaşları için vakit kalmayacak.



Kim unutmanın imkansız olduğunu inkâr ediyor...


Ormanın alevleri külden döşeklerinde uyuyorlar; sizinle ben de birbirimizi

terkediyoruz ve bizi ayıran mesafe nerede ise vahşi otların ve açılmış çiçeklerin

arasında kaybolacak...
"



Ve bana tüm bunları hatırlatan o güzelim şarkının sözleri. Kimin yazdığı belli

değil. Anonim.


Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir evde, herhangi biri tarafından,

herhangi bir zamanda yazılmış.



Tüm diğerleri kadar seven biri tarafından... Yalın...İddiasız...Yürekten...



"Küçelere su sepmişem

Yar gelende toz olmasın

Eyle gelsin eyle gitsin

Aramızda söz olmasın"



Aşık, sokaklara sular serpmiş, sevdiği geldiğinde toz olmasın diye (eğer gelirse

belli değil)



Sonra da semavere çay, bardaklara şeker koyup beklemeğe devam etmiş

sevdiğini.



"Samavara od salmışam

İstekana gend salmışam

Bir haftadır tek galmışam

Yarim gidip tek galmışam



Ne ezizdir yarim canım

Ne şirindir yarim canım"



Çay ve muhabbet. Yine bir arada...Ne hoş değil mi...




Muhabbetle kalın...

İki bilge ve insan  

Posted by Asuman Yelen in , ,



Buluşma yerime giden yola tek başıma çıktım.


Fakat bu sessiz karanlıkta beni izleyen kimdir?


Onun varlığından kurtulmak için kenara çekilir, fakat ondan kurtulamam.

O kurumlu yürüyüşüyle yer
deki tozları kaldırır, ve söylediğim her kelimeye yüksek sesini katar.


O benim öz küçük benliğimdir, sahibim.

O utanmak, arlanmak bilmez, fakat ben onunla birlikte senin kapına gelmekten utanırım.


Sır Rabındranath TAGORE Gitanjali' den
Çeviren: İbrahim HOYİ






..... Bütün insanlarda aynı ruh vardır, ama hepsinde aynı yağ bulunmaktadır.
Dünyada çeşitli diller, çeşitli lugatler var, fakat hepsinin de anlamı birdir.
Çeşitli kaplara konan sular, kaplar birleşirler, bir su halinde akarlar. ....

Mevlana Celaleddin Rumi

İki dost  

Posted by Asuman Yelen in , ,


Şiirin ilkesi insanüstü bir güzelliği özlemesidir. Bu ilke bir coşkunlukta, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. Bu coşkunluk, aklın yoğurduğu hakikatın dışındadır.

Charles BAUDELAİRE





İlk şiir defterimin baş sayfasına yazdığım bu tanım o yaşta bana çok şey ifade etmemişti muhtemelen. Çok dertli bir çocuktum ve "İçe kapanış" la geceleri döktüğüm gözyaşlarının karşılığını bulmuştum. Baudelaire, görüverip de bakışlarında yakaladığım hüznü tanıdık bulduğum ilk anlamlı dostlarımdan biriydi. Sonraları elime geçirdiğim defterlerinden, bu şairin babamın da kadim dostlarından biri olduğunu öğrenince, bu bunalımlı dostu yaşamımdan hiç çıkarmadım. Ergen iken sadece sevmişken, yaşlandıkça anlamaya başladım. Çok hüzünlüydü. Nefret, isyan doluydu. Sert dönemlerimin halden anlayan dostuydu. Mutsuz, kaynağı hiç azalmayan sıkıntılarla dolu bir ozandı. Şiirle ve şarapla yeryüzüne katlanmaya çalışan, teselliyi bulutlarda arayan, mavi göklerin özgür Albatros' uydu o. İnançsız, bağımsız, acılı.



Bir güz göğüsünüz siz, güzel, aydınlık, pembe!
Ama bende bir deniz gibi yü
kselir de bun,
geri çekilirken, üzgün dudaklarımda hep
yakan tadını bırakır acı çamurunun.

Kötülük Çiçekleri Çeviri:Sait MADEN


Sonra Tagore...

Çok dertli ileri yaşlarımda, onun sevgi dolu dost bakışlarıyla karşılaştım. İsyanımı bastırdı. Beni yatıştırdı. Bu günümden aldı, sevgi dolu çocukluğuma, sevdiklerimin yanına götürdü. O da babamın eski dostlarındandı. Hep bahsettiği, dilinden hiç düşürmediği "Büyüyen Ay" ı ilk bir kaç kez okuduğumda bana hiç bir şey ifade etmemiş, hatta sıkmıştı.
Unutulup bırakıldığı yerden bir gün alıp yeniden göz attığımda, şaşkın gözyaşlarımın arasından sevgiyi gördüm satırlarının içinde. Sevgiyle saklamaya çalıştığı gizli hüznü yakaladım. Sanki karların buzların arasında üşümüşken sıcacık bir odaya girmiş gibi, ya da çöl ortasında sıcaktan bayılmak üzereyken geniş gölgeli bir çınar ağacıyla karşılaşmış gibiydim. Babamı yeniden bulmuş gibiydim.
Aşk ve sevgi adamıydı Tagore. Sevgi onun bünyesinde ete cana bürünmüştü adeta. Kadınları sevdi, karısını sevdi, tüm insanları, çocukları özellikle sevdi. Ülkesini sevdi. Uğruna kitaplar dolusu şiirler yazdığı karısını ve hemen ardından, çok sevdiği evlatlarını kaybetti. Yine sevdi. Tanrıya yöneltti tüm sevgisini. Tüm insanlığa, insana yöneltti.
Şimdi biliyorum ki gerçek sevgiyi anlamak için yaşamak, yaş almak gerekirmiş. Ve yine biliyorum ki derdi anlamak ve paylaşmak, "gerçek anlamda" sevgiyi anlamak ve paylaşmaktan çok daha kolaymış. İnanmak inkar etmekten, bağışlamak silip atmaktan çok daha fazla zormuş. Zor olan severek tahammül etmekmiş bu dünyaya, nefret edip herşeyden vazgeçmek yerine.

Bu iki sevgili ozan benim etrafımdan hiç ayırmadığım iki dostum olmuştur. Çok kızgın olduğum , ihanete uğrayıp içim nefretle dolduğu zaman ta tepelere, bulutların arasına çıkar, başımı Baudelaire' in omuzuna yaslarım. Her zaman bana söyleyecek bir sözü bulunur. Beni dinler, teselli eder ama yanında uzun boylu kalmama izin vermez. O zaten yalnızlığı sever.
Sonra, önce yeryüzüne iner, ardından eğer hala yalnız hissediyorsam, bu kez daha da derinlere, sevgisi ile bilgeliğinin yüküyle indiği, tevazuyla saklandığı, engin denizlerin derinliklerine Tagore'ın yanına iner önce anlatmak, sonra usulca sazını dinlemek üzere dizlerinin dibine otururum.
Bana der ki:


Dostum;
kalbinin sırrını kendine saklama.

Anlat bana!...
Usulca
ve bana yalnızca.

Nazlı nazlı gülümserken
fısıldayıver kulağıma usulca.
İnan ki
kulaklarım değil;
yüreğim duyacaktır bu sesi,

Bak gece ıssız,
evse sessiz.
Ve kuş yuvalarında

yalnızca uykular kanat çırpıyor.

Anlat!...
Kararsız gözyaşlarınla;
ürkek gülümsemelerinle.
Anlat!...

Tatlı utancınla;
pas tutan acılarınla.
Anlat bana!...
Kalbinin sırrını
bana anlat.
Anlat

R.TAGORE

Çeviri:Fahri ÖZDEMİR



21 Mart Dünya Şiir Günü nedeniyle...

Hep sevgiyle kalalım...

Tagore' dan  

Posted by Asuman Yelen in ,




Hayatım taze iken bir çiçek gibi idi. Öyle bir çiçek ki, katmerliliğinden, bir veya iki yaprak düşse de bahar rüzgarı kapısına gelip dilendiği zaman bu kaybı asla duymaz.












Şimdi, gençliğinin sonunda, hayatım, idare edecek hiç bir şeyi olm
ayan, ve bütün tatlılık yüküyle kendisini tamamiyle teslim etmeyi bekleyen bir meyva gibidir.










Gecem, keder yatağında geçti, ve gözlerim yorgundur. Sıkıntılı kalbim, kalabalık neşelerle dolu olan sabahla buluşmaya henüz hazırlanmış değildir.

Bu çıplak geceye bir örtü çek, ve bu göz kamaştıran parıltıyı ve hayat raksını bir tarafa işaret ederek yanımdan uzaklaştır.

Senin naz
ik karanlık manton beni katlarının içine alsın, ve bir müddet dünyanın baskısından acılarımı korusun.




R.TAGORE
Yazarın Meyva Zamanı isimli eserinden alınmıştır.
Çeviri : İbrahim HOYİ



Aşk ve TAGORE  

Posted by Asuman Yelen in , , ,

YAĞMURCUK İLE YASEMİN



Yağan yağmurcuktu
Varıp kulağına
Dedi yaseminin:

"N'olursun hep yüreğinde tut beni!...








"Ama ben..." dedi yasemin
İç çekti yavaştan - ağırdan
Sonra toprağa düştü.











Gayrı bu yolu sevmiyorum
Sensiz
Kalabalıkken bile
Ipıssız geliyor.






ASIL SENSİN

Ey aşk
Acının lambası elinde
Ansızın geliverirsin
Bir baktım mı yüzüne
Anlarım - mutluluk
Asıl sensin





BENİ AN
Beni an ben yokken
Ben yokken - ben sıladayken
Ben gittiğimde beni an
Yıldızlı suskunluğun kıyısında
Gün batarken - son ışıklara
Bakar gibi - beni an
Arasıra...




Sadece bu resim bana aittir

Diğerleri alıntıdır






Vurur dalgalarını yüreğim
Kıyılarına dünyanın
"Seni seviyorum..."

İmza gözyaşlarımdır.



R.Tagore



Tüm dostların Sevgililer Günü kutlu olsun....


Vee......

Hep sevgiyle olalım...

İlâhi Tevazu  

Posted by Asuman Yelen in , ,

Fotoğraf, evimin balkonunda çekildi 13.11.2010 l6.oo


Orada, senin hayalini tutabilen gökten başka ne var, ey güneş ?...

Çiğdem ağladı, ve dedi: "Seni düşünür, rüyamda görür, fakat sana hizmet etmeyi asla ümid edemem... Seni, kendime hasretmek için çok küçüğüm büyük sahib, ve hayatım bütün gözyaşlarından ibarettir."


"Hudutsuz göğü aydınlatırım, buna rağmen minik bir çiğ katrasına kendimi bütün bütün terk ve teslim edebilirim..." Böyle dedi güneş, "Ben yalnız bir ışık kıvılcımı olacak ve seni tamamlayacağım, ve senin küçük hayatın gülen bir küre olacak."

Rabindranath Tagore


Yaklaşık bir saat kadar önce yağmur sonrası çektiğim fotoğrafları incelerken gözüme ilişen bu kare, Tagore' un çok yeni elde edebildiğim (Can' ımın yeni yıl sürprizi) ve her bir parçasını sindire sindire okuduğum "Meyva Zamanı" isimli eserinden dün gece geç vakit beni göz yaşlarına boğan bu parçasını hatırlattı. Bana çok hoş bir sürpriz gibi gelen bu hoş birlikteliği bloguma taşımadan edemedim. Parçanın adını da ben uzun uzun düşündükten sonra koydum.

31 Aralıkta bir küçük nefes  

Posted by Asuman Yelen in ,


Sen beni ebedi kıldın. Ve işte senin zevkin, neş' en böyledir. Sen bu narin, dayanıksız kadehi tekrar ve tekrar boşaltır ve durmadan taze hayatla doldurursun.



Sen bu kamıştan minimini flütü dere tepe dolaştırdın ve onunla ebediyyen yeni nağmeler üfledin.




Senin ellerinin ölmez dokunuşu ile kalbim neş' e içinde kabına sığmaz, kendisini kaybeder ve tarif edilmez sesler çıkarır.




Senin ucu bucağı olmayan hediyelerin bana yalnız bu küçük ellerimle gelir. Devirler, asırlar geçer ve sen hâlâ bu hediyeleri yağdırırsın. Yine de ellerimde onları alacak yer vardır.


Rabindranah TAGORE




İkibindokuzun bu son sabahında, çok sevdiğim ve blogumu eserleriyle doldurmaya niyetli ve kararlı olduğum sevgisi babam kanalıyla genlerime yerleşmiş büyük şair TAGORE' un başucu kitaplarımdan biri olan GİTANJALİ (Nefesler) isimli eserinin en sevdiğim ilk parçasını yazmak ve yılı tanrıya minneti anlatan bu parçayla kapatmak istedim. Kendime küçük bir hediye...


Tüm blogger dostlarımın yeni yılını kutluyorum...



Hep sevgiyle kalalım...

Böyle bir sevgi...  

Posted by Asuman Yelen in , ,



ayağının tozuna

değsin başım
nem versa benlik adına
boğsun gözyaşım


bana gelen her san
lekedir onuruma
ölüm getirir her an
çevrende dolanışım
nem varsa benlik adına
boğsun gözyaşım


benim adım verilmesin
gördüğüm işe
benim ömrümde senin isteğin
gerçekleşe


pürüzsüz sükununla sar beni
eşsiz güzelliğinle sar
gel dur da gönlümün nilüferinde
ben görünmez olayım
nem varsa benlik adına
gözyaşımla boğayım






R.TAGORE

Bengalce aslından çeviren : Bülent ECEVİT

Şairin "Gitanjali" isimli eserinden alınmıştır.



Bebeğin Usulü  

Posted by Asuman Yelen in , , ,





Eğer bebek sadece istemiş olsaydı, şu an göğe uçabilirdi. Onun bizi bırakıp gitmemesi boşuna değildir.













O, başını annesinin göğsünde dinlendirmeyi sever ve onun gözünün önünden kaybolmasına asla dayanamaz.









Bebek, derin hikmet dolu sözcüklerin, konuşmaların, her türlüsünü bilir. Halbuki dünyada pek az kimse onların manasını anlar.

Onun asla konuşmak istememesi boşuna değildir. Kılık değişikliği ile gelmesi boşuna değildir.

















Onun istediği biricik şey, annesinin sözlerini annesinin ağzından öğrenmektir. Onun için de bebek öyle saf görünür.











Bebeğin bir yığın altın ve incileri vardı.Buna rağmen bu dünyaya bir dilenci gibi geldi. Onun böyle bir kılık değişikliği ile gelmesi boşuna değildir.

Bu küçük sevgili dilenci annesinin sevgi zenginliğini dilensin diye, son derece zavallı görünmek ister.












Bebek mini mini hilalin ülkesinde tüm bağlardan uzak, öylesine özgürdü ki…Onun özgürlüğünden vazgeçmesi boşuna değildir.













O, annesinin küçücük kalp köşesinde sonsuz sevinç için yer olduğunu, onun kollarıyla sarılmasının, sıkılmasının hürriyetten çok daha tatlı olduğunu bilir.












Bebek, nasıl ağlanacağını asla bilmezdi. O tam bir saadet ülkesinde yaşardı.

Onungözyaşları dökmeyi istemesi boşuna değildir.







Her ne kadar sevgili yüzünün gülmemesi ile, annesinin özlem ve sevgidolu kalbini, kendine çekse de önemsiz üzüntüler için küçücük ağlayışları da iki katlı sevgi ve acıma bağını örerler.




Her yeni doğan çocuk, tanrının hala insanlardan umudunu kesmediğini gösterir.

Sir Rabindrananath TAGORE

Parça yazarın Büyüyen Ay isimli kitabından alınmıştır.



Sevgimle...






Blog Widget by LinkWithin