biyografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sir Rabindranath Tagore  

Posted by Asuman Yelen in , , , , ,

Okuyan bazı dostlar bana sitem edecekler. Yine mi Tagore, niçin illa ki Tagore diyecekler.

Bloguma yazdığım yazıların okunma sıklık oranını incelediğimde de görüyorum. Tagore en alt sıralarda. Komik yazılarla, ölümden bahseden yazılar yarışıyorlar. Demek oluyor ki, insanlar ya gülmek ya da ağlamak istiyorlar. Bir derin nefes alıp, hayata dair şöyle biraz kafa yormak, her şey niçin bu kadar kötüleşiyor giderek, güzellikler neden hızla azalıyor yerlerini çirkinliklere bırakarak, insanoğlu neden hızla insanlıktan uzaklaşıyor, savaşlar niçin, dünyanın dört bir köşesi, neden adeta birer suç makinesi haline gelmiş milyonlarca çocukla dolu, diye sormak akıllara gelmiyor!...

Neden mi Tagore? Neden mi özellikle Büyüyen Ay? Lütfen, ısrarla rica ediyorum. Dönüp bir kez daha okuyunuz bu iki parçayı ve hatta başlarda yazdığım ilk parçayı. İnatla görmezliktan geldiğimiz ( tabii farkında bile olmadan) SEVGİ yi duyumsamıyor musunuz satırlarda. Bir annenin, bir babanın evladını izlerken nasıl içinin titrediğini, ona nasıl anlamlar yüklediğini, daha doğrusu onda var olan tüm güzellikleri nasıl betimlediklerini görmüyor musunuz.

Şu an ben bunları yazmağa çalışırken gözüm haberlere ilişti. İki tane arka arkaya haber size. İnanılmayacak kadar kötü bir rastlantı, tam da bu metni yazarken.

İlk haber: Evi yıkılmaya çalışılan ve bu eylemi engellemek için çocuğunun gırtlağına bıçak dayayan bir baba. İkincisi: Yaşlı bir adam tarafından cinsel tacize uğrayan küçük kızın aylardır hala aşamadığı psikolojik sorunlar.

Evladına bu denli sevgiyle bakan bir baba onun gırtlağına, hangi nedenle olursa olsun, bıçak dayayabilir mi? Bir baba eğer gerçek bir baba olabilse, küçücük bir kıza yanlış bakıp, yanlış dokunabilir mi?

Bana kimse açlıktan fakirlikten söz etmesin. Ona her istediğini almak, onu bal-börekle beslemek evladı sevmek demek değildir. Önemli olan, ona baktığınızda, hayatınıza siz istediğiniz için giren bu varlığın ne kadar güzel, saf ve temiz olduğunu, sizden sadece sevginizi dilendiğini, onun ilk ve en önemli gereksiniminin SEVGİ olduğunu idrak edebilmektir.

Size çok iyi bildiğim bir şeyi söylemek istiyorum. Eğer gerçekten sevgi dolu, şiir dolu, şarkı dolu bir çocukluk yaşadıysanız, ,sonradan karşılaştığınız her türlü sorunu, acıyı, felaketi, yaşarken bile sığınılacak şeyleriniz olduğunu hissediyor, adeta gizli bir el tarafından korunuyorsunuz.

Herkese sevgi dolu günler dilerim.



*Fotoğraf bana aittir.

.


Ephraim Kishon  

Posted by Asuman Yelen in , , ,

Ağabeyimle yengem bir yurtdışı seyahatleri esnasında Almanya’da uğradıkları akrabalarının evinde TV de bir şov programı ilgilerini çeker. Sunucu elindeki metinden bir parça okumakta, bütün seyirciler kahkahalarla gülmekte, sevimli yüzlü bir genç adam da kabinin içinde beklemektedir. Format gereği sunucu yarışmacıya bu parçanın yazarını sorar. Yarışmacı duraksamadan “Ephraim Kishon” der.

Bizimkiler Türkiye ye döndüklerinde bu yazarın kitabını arayıp bulurlar. Bu kitap “Katilini Seveceksin” dir. O kitabı okuduğumuz o ilk günü asla unutamam. Aynı televizyondaki gibi birimiz yüksek sesle okuyup hepbirlikte gözlerimizden yaş gelene kadar gülmüştük. Bir güldürü kitabının önsözünün bu kadar komik olabileceğini asla düşünemezdim.

Bu ilk kitaptan sonra (yazarın da ilk kitabı olduğunu sanıyorum ) yazarın bütün kitaplarını aldık. “Her eve bir bomba”, “Ne şeker şeyler”, “Kadın aklı”, “Bir nefes sıhhat gibi” ilk aklıma gelenler. Bu kitaplar yıllardır yüzümü güldüren şeyler arasında tepelerdeki yerini muhafaza eder. Kafaca uyuştuğum bütün dostlarım ( hepsi olmasa da çoğu) Kishon’ u benim kadar severek okumuşlardır.

Kishon’u okuyanlar onu en çok bizden biri gibi düşündüğü için severler. Çevresi bizim çevremiz, ailesi bizim ailemiz, dostları bizim dostlarımız gibidir. Olaylardan ziyade ayrıntılar ve üslup onu bir çok güldürü yazarından daha farklı kılmaktadır. Bu sebeptendir ki tavsiye ettiğim bazı arkadaşlarım tarafından hiç anlaşılmadığı için hayal kırıklığı da yaşadığım olmuştur.

Bu sevimli aile babasını, dünyanın en harika eşi diye bahsettiği karısı Sara’yı, yaramaz kızıl saçlı oğlu Amir’i tanımanızı, onların sizinkilere çok benzeyen maceralarını okumanızı içtenlikle öneririm.

Dünyamızda ve ülkemizde her şeyin kötüye gittiği şu günlerde biraz gülümsemek hepimize iyi gelecektir.

(Bu arada kabindeki adamın Kishon olduğunu eklememe gerek yoktur sanırım.)


Bol kahkahalı günler

Blog Widget by LinkWithin