Çay, simit ve Emine Teyzemiz
İstanbul ‘ da bir sonbahar günü…
Kasım ayı içindeyiz. Yağmurlu, sıkıntılı bir tatil gününde biz üç kız kardeş, annem ve anneannem vakit dolduruyoruz.
Dışarıda hava karanlık. Evde kasvet ve hüzün hüküm sürmekte. O ilk günlerin telaşesi, bizim yerleşmemiz, anneannemin toparlanıp getirilmesi ve yerleştirilmesi, okul, kayıt, forma, ayakkabı derken annemi oyalayan tüm meşgaleler bitmiş, telaş ve şaşkınlık sona erince yüreklerimizdeki özlem ve acı olduğu gibi açığa çıkmış, bütün eve de hakim olmuş durumda. Radyoda hafif hafif Türk Sanat Müziği çalıyor. Oturduğumuz salonda sobanın çıtırtısında bile hüzün var sanki. Göz ucuyla anneme bakıyorum. Bizlere göstermemek için özen gösterdiği gözyaşlarının izleri, yeşil gözlerinin etrafındaki kızarıklıklarla kendini ele veriyor. Yine yemek yaparken ve henüz yerine kaldırdığı öğle yemeği tabaklarını yıkarken ağladığı açıkça belli. Anneannem odasında uyuyor. Ben elimdeki kitabı okumaya çalışıyorum. Ablam bir dergi karıştırıyor. Kız kardeşim camda, geleni gideni seyrediyor.
Ansızın kapının ısrarla ve hiç susmadan çalan ziliyle, hep birlikte antreye yöneldik. En yakın bendim herhalde ki hala çalmakta olan kapıyı açan ben oldum. Bundan sonra olanları anı anına hatırlıyorum ve ölene kadar unutacağımı da hiç sanmıyorum.
Kapı açılır açılmaz içeriye kocaman bir tüy yığını girdi. Buna daldı da diyebiliriz. Bağıra çağıra ve hışımla daldı içeri. Bu, bir kadındı. Sırtında yerlere kadar uzanan tüylü kahverengi bir manto, başında da aynı tüylerden bir bere ya da şapka veya kalpak, bu üçünün arası bir şey vardı. Çizmelerini çıkarırken, çantasından çıkarıp yere fırlattığı terliklere ayağını geçırirken hep konuşuyor, durmadan konuşuyordu. Başındakini çıkarıp elime tutuşturdu. Göz ucuyla yüzüne baktım. Siyah kıvırck saçlıydı.Teni esmerdi ve sağ kaşının altında onu daha da ürkütücü gösteren kocaman bir şişlik vardı.
“Nerde senin o annen olacak..bip.bip. Sen hangisisin dur bi bakiim. Sıska büyük mü yoksa tombik küççük mü. Bi kız daha olacak o nerde, onu hiç görmedim. Kız Havva … Bip bip bip kadın. İnsan bi haber verir. Armağan mısın Asuman mısın alıver bakim elimden şu mantoyu kızım.” Dehşet içindeydim. Hayatım boyunca hiç rastlamadığım bir tip, bağıra çağıra içeri dalıyor, isimlerimizi biliyor, hiç duymadığım şekilde açık saçık konuşuyordu. Hipnotize olmuş gibi mantoyu elinden aldım. Antreye götürüp yerine astım. Bir müddet orada korkuyla sinip bekledim. İçerden hala sesi geliyordu. Daha hiç susmamıştı zaten. Teyzem nerde. Ne iyi ettin de teyzemi getirdin. Afferim kız Havva. Ses yavaş yavaş titremeye başlıyor ya da bana öyle geliyordu. O ana kadar biraz şaşkın, biraz korkak, biraz mahçup öylece kalakalan annemin de hafiften gözleri dolmaya başlamıştı. O sırada elini öpmek için davranan ablama sarıldı. Armağanıım. Babasının prensesi. Ses iyiden titremeye başladı. Ablamı bırakıp anneme atıldı. Sımsıkı sarıldılar. Kısa bir feryat figan faslı. Tam annem iyiden iyiye kendini bırakacaktı ki aynı sesin gülmekle, azarlamakla, sitemle karışık çığlıklarıyla gözyaşları gözünde dondu kaldı. “ Aaaa, ne bu böyle, sulu zırtlaklar gibi. Bip bip bip. Hiç sevmem hiiç. Hem söyle bakalım bu kızlar bana niye domuza bakar gibi bakıyorlar. Anlatsana kimim neyim. Senin neyinim."
Bu kadın bizim Emine Teyzemizdi. Annemin anne tarafından bir akrabasıydı. Annemin bile pek de tanımadığı bu teyzemiz eşi ve üç oğluyla Eyüp’ de deniz gören ahşap bir evde yaşıyordu. (Sonrasında çokça vakit geçirdiğimiz ve çok mutlu olduğumuz bir evde.) Annem evlendiğinde birkaç kez bize gelmiş, ablamla beni bebekken görmüştü o kadar. Biz Anadolu’ya çıktığımız için annemle bir daha görüşmemişlerdi.
Şimdi misafir salonunda oturmuş evi inceliyor, eşyaları küfürlerle ya da tuhaf betimlemelerle eleştiriyordu. Önce gözü yemek masasının üzerine doğru sallanan siyah, üçlü avizeye ilişti. "Bu ne biçim avize böyle insanın içini karartıyor, kara donlu adamlar gibi bip bip bip." Annemin tek kaşı kalktı bir baş işaretiyle bizi içeri yollamaya çalışırken o fark etti. "Ne oldu, tabii çocuklar alışık değil benim konuşmalarıma. Tutiym bari çenemi. Asumancım çantamı getir bakim. " Büyük deri çantasından kocaman bir kese kağıdı çıkardı. "Size Eyüp’ten simit getirdim. Fırından yeni çıkmıştı. Koyuver sobanın üzerine kuzzum. Armağan sen de git bize güzel bir çay yap bakiim." Sonra kalktı, büyük bir poşetin içinden çıkardığı sarı ambalaj kağıtlarına sarılı kocaman bir paketi açmaya başladı. Paketten kristal sallantıları olan gösterişli bir avize çıkardı. Biz dehşetle izlerken birkaç alet ve edevatla bir sehpanın üzerine çıkıp muhtelif bip bipler arasında kah gülerek kah söylenerek avizeyi yerine taktı . Bir yandan da talimatlar veriyordu. "Sehpalarınız eskimiş. Sallanıyor. Koltuklara da yeni yüz gerekecek. Böyle olmıycak. Seni bir ele almak lazım. Ne bu böyle."
Biz mutfakta ablamla ince belli çay bardaklarına çayları doldurur, tabaklara yerleştirdiğimiz mis kokulu simitlerin yanına kestiğimiz peynirleri ilave ederken, annemle ikisinin sık sık kahkahalarla kesilen, bol bip bip li çocukluk ve ilk gençlik anılarını duymaya çalışıyorduk. Elimde tabaklarla içeriye girdiğimde içim huzurla doldu. Annemin yüzüne renk, hareketlerine canlılık gelmişti. Çay tepsisiyle gelen ablamla bakışarak bu memnuniyeti paylaştık. Emine teyze bağırıyordu yine oturduğu yerden “ çabuk olunsanıza kızım, çaylar sovuycak bip bip. Uyy simitler de koktu. Haydiiiyyn öldüm açlıktan getirin getirin...Ha kuzzum..."
Çıtırdayan soba sıcacıktı. Çaylarımız, simitlerimiz sıcacıktı. Yüreklerimiz sıcacıktı. Radyoda Yurttan Sesler korosu hafif hafif eşlik ediyordu sımsıcak sohbetimize. Annemin bakışları sımsıcaktı. Dışarıda yağmur yağıyordu. Kopardığım simidi ağzıma attım. Simit hiç bana bu kadar tatlı gelmemiş, mutluluk vermemişti.
Daire kapımızdan küfürlerle giren bizi korkutup ürküten, sürekli bağırıp çağıran bu garip teyze, önce yarattığı bu şokla korkutmuş, daha sonra akşama kadar yavaş yavaş bize sunduğu, yüreğinin tüm samimiyeti ve sevgisiyle o gün ve ölene kadar hepimizin sevgilisi olmuştu.
Öykü Atölyesi için hazırlanmıştır.
Bu Blogda Ara
Contributors
Blog Listem
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba,7 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum10 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba demeye geldim...11 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
TAŞINDIM...15 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
İzleyiciler
Yazı Arşivi
-
►
20
(5)
- ► Eylül 2020 (1)
- ► Ağustos 2020 (3)
- ► Temmuz 2020 (1)
-
►
17
(4)
- ► Nisan 2017 (1)
- ► Şubat 2017 (1)
-
►
16
(1)
- ► Şubat 2016 (1)
-
►
15
(1)
- ► Ağustos 2015 (1)
-
►
14
(16)
- ► Aralık 2014 (1)
- ► Eylül 2014 (2)
- ► Ağustos 2014 (1)
- ► Haziran 2014 (1)
- ► Mayıs 2014 (2)
- ► Nisan 2014 (4)
- ► Şubat 2014 (1)
-
►
13
(44)
- ► Aralık 2013 (3)
- ► Kasım 2013 (3)
- ► Eylül 2013 (6)
- ► Ağustos 2013 (3)
- ► Temmuz 2013 (1)
- ► Haziran 2013 (1)
- ► Mayıs 2013 (3)
- ► Nisan 2013 (7)
- ► Şubat 2013 (3)
-
►
12
(96)
- ► Aralık 2012 (2)
- ► Kasım 2012 (4)
- ► Eylül 2012 (16)
- ► Ağustos 2012 (7)
- ► Temmuz 2012 (5)
- ► Haziran 2012 (8)
- ► Mayıs 2012 (10)
- ► Nisan 2012 (14)
- ► Şubat 2012 (8)
-
►
11
(179)
- ► Aralık 2011 (19)
- ► Kasım 2011 (38)
- ► Eylül 2011 (14)
- ► Ağustos 2011 (17)
- ► Temmuz 2011 (8)
- ► Haziran 2011 (14)
- ► Mayıs 2011 (11)
- ► Nisan 2011 (9)
- ► Şubat 2011 (10)
-
►
10
(152)
- ► Aralık 2010 (12)
- ► Kasım 2010 (12)
- ► Eylül 2010 (9)
- ► Ağustos 2010 (12)
- ► Temmuz 2010 (7)
- ► Haziran 2010 (12)
- ► Mayıs 2010 (11)
- ► Nisan 2010 (17)
- ► Şubat 2010 (11)
-
►
09
(186)
- ► Aralık 2009 (22)
- ► Kasım 2009 (22)
- ► Eylül 2009 (17)
- ► Ağustos 2009 (24)
- ► Temmuz 2009 (19)
- ► Haziran 2009 (20)
- ► Mayıs 2009 (20)
- ► Nisan 2009 (8)
- ► Şubat 2009 (5)
Müzik
Popüler Yazılar
-
Büyük Usta, önündeki devâsâ tuale son rötuşlarını yapıyor... Önündeki dev palete göz atıyorum. Hemen hemen boşalmış gibi. Yeşili çoktan sıyr...
-
Geçenlerde kızkardeşlerin en tatlısı elinde devasa bir poşetle kapımdan içeri girdi. Yüzündeki maskenin sıkıntısı, çok seyrek sokağa çık...
-
Bir açıklama ve bir özür. Medyada bir kaç kez yaşamını kaybettiği haberleri çıkınca ve çok ciddi has...
-
Uzun uzun yürüdükten sonra yorgun argın evime ulaştım. Ayakkabılarımı antredeki dolaba bırakıp hemen banyoya geçtim, uzun uzun e...
-
Biraz umut kırgın gönüllere, biraz ışık fersiz gözlere, biraz teselli yaslı ailelere, biraz güç yorgun vücutlara, biraz neşe gülmeyi unutan ...
-
TANRININ RAHATSIZLIĞI 18.Yüz yılın ortalarında ... (1788 - 1860) *Şu dünyayı Tanrı yarattıysa, onun yerinde olmak i...
-
Akşamlar inerken mavi sulara Bir kırık cam olur ufukta güneş Vecdine layık o hülyalı bakışlara O hem bir neşedir hem de elem ruhlu eş....
Etiketler
- 2010
- 2011
- 27 mayıs İhtilali
- 7 numara
- ABD
- abla
- acemilik
- açlik
- Adıyaman
- afet
- ağabey
- ağaç
- Ağustosta Rapsodi
- aile
- akraba
- akrostiş
- akşam
- Albatros
- alış-veriş
- alışkanlık
- alışveriş
- alışveriş tutkusu
- Ali Muhittin Hacı Bekir
- Alphonse de Lamartine
- amatörlük
- anı
- anılar
- anılar...
- anlaşma
- anlayış
- anma
- anne
- anneanne
- anneler günü
- Antalya
- apartman hayatı
- arayış
- arıza
- Arka Pencere
- arkadaş
- armağan
- aşı
- aşk
- aşure
- Atatürk
- ateş böceği
- atom bombası
- Attila İlhan
- ATV
- ATV şarkı
- Avustralya Açık Tenis
- ayaz
- ayrılık
- aziz nesin
- B.Necatigil
- baba
- Babalar Günü
- bahar
- bahçe
- balkon
- banka
- Barbra streısand
- barış
- başarı
- başlangıç
- Baudelaire
- Bauelaire
- Bayrak
- bayram
- Beatles
- bebek
- bekir sıtkı erdoğan
- beklentiler
- BEN
- beste
- beşiktaş
- Betty Smith
- beyaz dizi
- beyaz diziler
- beyaz roman
- Bhagavatgita
- bilgisayar
- Bir genç kız Yetişiyor
- Bir sarkısın sen
- Bir Şarkısın Sen
- birlik ve beraberlik
- birliktelik
- bitki
- biyografi
- blog
- blogger
- börek
- Buddha
- bugün
- bulmaca
- buluşma
- buzdolabı
- Bülent Ecevit
- Cahit Sıtkı Tarancı
- can yücel
- Capra
- cehalet
- centilmen
- cesaret
- cevaplar
- cezerye
- cinayet
- cocuk
- cocuk.
- cocukluk
- Cronin
- Cumhuriyet
- Cüneyt Gökçer
- çalışma hayatı
- çaresizlik
- çay
- Çığlık
- çınar
- çiçek
- çiçekler
- çiğ
- çocuk
- çocuklar
- çocukluk
- çöp
- dalgınlık
- Daltonlar
- damat
- Damdaki Kemancı
- dans
- davetiye
- dayak
- dedikodu
- Defne Joy Foster
- demirhindi
- deneyimler
- deniz
- deprem
- dergi
- destan
- dilek
- dilekler
- dinlenme
- disko kralı
- diyet
- dizi
- doğa
- doğallık
- doğum günü
- dolap
- Doris Day
- dost
- dostluk
- dostluk.
- dostlulk
- duygular
- düğün
- dül dül
- dünya
- dünya kadınlar günü
- Dünya Prematüre Günü
- düşmanlık
- düşünceler
- düşünceler.
- Ecevit
- edebiyat
- Edgar Allan Poe
- Ekim
- Ekrem Bora
- Elazığ depremi
- emek
- emekli
- eminönü
- Emirgân
- Engelliler
- ephraim kishon
- erişkin
- erişlilmezlik
- erkek
- eski yıl
- eşek
- eşyalar
- etiket metiket yok
- Etkinlik
- eve dönüş
- evlat
- Ey Aşk Nerdesin
- eylül
- ezan
- Ezel
- Fakir Baykurt
- fal
- fanatizm
- Farrah Fawcett
- fasulye
- felaket
- felsefe
- fenerbahçe
- fırtına
- Fikret Otyam
- film
- filozof
- final
- Firari
- firuze
- fono
- formüller
- fotoğraf
- Frank Sinatra
- Futbol
- gazanfer özcan
- gece
- geçim
- Geçmiş
- geçmişten şarkılar
- gelecek
- gelin
- genç kız
- gençlik
- gerçek
- geyik
- gezi
- gezinti
- giden sene
- Gitanjali
- giysiler
- Govinda
- gökkuşağı
- göl
- gönülçelen
- gösteri
- göze çarpmayan debdebe
- gözyaşı
- Grace Kelly
- grizu
- gül
- Gülümse
- gün batımı
- güncel
- güneş
- Güneydoğudan öyküler-Önce vatan
- Günlük yaşam
- güven
- güz
- güzellik
- güzellikler
- haber
- haberler
- Hacer Buluş
- Hacivat
- hafta sonu
- hak
- hala
- harika çocuklar
- hasta
- hastalık
- hayal kırıklığı
- Hayali Küçük Ali
- hayaller
- hayat
- hayvan
- hayvanlar
- hayvanlar alemi
- hazan
- hediye
- Herman Hesse
- hiciv
- Hindistan
- Hiroşima
- Hitchcock
- hobby
- Hollywood
- hoptirinam
- hoşgörü
- hoşluklar
- http://www.blogger.com/img/blank.gif
- huzur
- hüsran
- hüzün
- ıhlamur ağacı
- ışık
- ibadet sohbet
- içimizdeki çocuk
- içtenlik
- iftar
- ihmal
- İhsan Varol
- ikiyüzlülük
- ikram
- ilaç
- ilginç şeyler
- ilişki
- ilkbahar
- ilkokul
- İlkokul şiiri
- İnci Ertuğrul
- İngilizce
- insafsızlkık
- insan
- insan halleri
- insan olmak
- insanlık
- intikam
- İslamiyet
- istanbul
- isyan
- İş Bankası
- işçi
- iyilik
- Jacques Brel
- James Stewart
- Japonya
- Jean Moreas
- Jim Reeves
- kabuk
- kadın
- kadınlar
- kahvaltı
- kahve
- kalıplar
- kalite
- Kamer Genç
- kan verme
- Kandil
- kaplumbağa
- kar
- Karagöz
- karanfil
- karanlık
- kardeş
- karışık duygu ve düşünceler
- karmaşa
- katiam
- kavafis
- kayıp
- Kayserispor
- keder
- kedi
- kediler
- Kelime oyunu
- Kemal Burkay
- kerpiç
- keşke
- keyif
- kıskançlık
- kış
- kız kardeş
- kızkardeş
- Kim Novak
- kiracı
- kishon
- kişisel
- kitap
- koka kola
- kolbastı
- komedi
- komik
- komşu
- komşuluk
- konser
- konut
- korku
- Korolar çarpışoyor
- koşullu refleks
- köpek
- kuaför
- kupa
- Kurban Bayramı
- kuyruk-bilim
- kültürel mozaik
- Lale
- latife hanım
- lezzet
- lisan
- lise
- Liz Taylor
- maneviyat
- manzara
- Marsel İlhan
- masal
- masumiyet
- maymun
- mazi
- meclis
- medya
- Mehmet Topuz
- mektup
- merasim
- Mevlana
- mevsimler
- Meyva Zamanı
- Michael Jackson
- mim
- misafir
- misafirlik
- Misak- ı milli
- mizah
- Montaigne deneme
- moral
- Mr. Smith
- muhabbet
- Muhabbet Kralı
- Muhammed
- muhasebe
- Murathan Mungan
- mutfak
- Mutfak şarkıları
- mutluluk
- Müge Anlı
- müzik
- müzik nostalji
- Nagazaki
- Nazım Hikmet
- nefret
- nekahat
- Nirvana
- Nisan
- Nişan töreni
- Noktürn.
- nostalji
- okan bayülgen
- olay
- olgunluk
- on line alışveriş
- ordan burdan
- Orhan Kemal
- Orhan Veli
- orman
- oruç
- otobüs
- otokontrol
- oyun
- ozan
- ödül
- öfke
- öğrenci
- öğretmen
- Öğretmenler günü
- ölüm
- ölüm yıldönümü
- ömür
- öykü
- Öykü Atölyesi
- özgüven
- özlem
- Paçoz
- Paçoz..
- Paris
- pasta
- paylaşım
- paylaşmak
- pazar
- pazar alışverişi
- pazar günü
- Pazar sohbeti
- pembe dizi
- pencere
- Piknik
- pişmanlık
- plan ve programlar
- planlar
- plasebo
- Platters
- polis
- popülizm
- program
- programlar
- radyasyon
- radyo
- Ramazan
- Ramazan davulu
- Red kit
- reklamlar
- resim
- resmi bayramlar
- Reşid Behbudov
- Rilke
- rin tin tin
- Roland Garros
- roman
- romantik
- romantizm
- röportaj
- ruh yorgunluğu
- ruhat mengi
- rüya
- saat
- sabah
- sadakat
- Sadettin Kaynak
- safiyet
- Sağanak
- sağlık
- sahur
- Samana
- samimiyet
- sanal
- sanat
- sanatçı
- sanatkar
- Saroyan
- Satürn
- schumann
- sebze
- seçkin
- seçme saçma sohbetler
- sel
- Selimpaşa
- Selmi Andak
- sergi
- sevdiğim şeyler
- sevgi
- sevgi soysal
- sevgili
- sevgililer günü
- sevinç
- seyahat
- seyirlik
- Seyyare
- Shakespeare
- Show TV
- sıcak
- sıkma
- sıradanlık
- Sidarta
- Sigara
- simit
- sinema
- sipariş
- sis
- soğuk
- sohbet
- sonbahar
- soru
- sorular
- spiker
- star
- still life
- su yücel
- suikast
- şablonlar
- şafak
- şans
- şarap
- şarkı
- şaşkınlık
- şeker
- Şeker Bayramı
- şerbet
- şermin
- şiddet
- şiir
- şikayet
- tabak
- tabletler
- tagore
- tanışma
- tansiyon
- tantuni
- tarif
- tartışma
- taşınma
- tatil
- tedavi
- teknoloji
- telaş
- telefon
- televizyon
- temizlik
- tenis
- tenis turnuvası
- terlik
- tevfik fikret
- Tırpan
- tiyatro sahne
- tokat
- toplantı
- Tövbeler Tövbesi.
- Transfer
- tren
- TRT
- TSM
- Ttv
- Tuna Huş
- tutsak
- tuvalet
- tüketim
- Tülin Oral
- Türkan Saylan
- türkü
- TV
- Uğur Mumcu
- umut
- unutma
- uyku
- Üç Hür El
- ülke meseleleri
- ümit
- üretmek
- ütü
- vahşet
- vakit
- Vasuveda
- vatan
- William Holden
- William Wordsworth
- Wimbledon
- yağlıboya resim
- yağmur
- yalnızlık
- yaprak
- yarışma
- yaşam
- yaşlılık
- yatak
- yaz
- yeğen
- yeğenlerim
- yeme-içme
- yemek
- yemekteyiz
- yeni yıl
- yeni yıl kartları
- yesterday
- yıl dönümü
- yılbaşı
- yıldız
- yıldönümü
- yoksulluk
- yol
- yolculuk
- yolculuk.
- yorgünluk
- Young at Heart
- yönetici
- yün
- yürüyüş
- zaman
- Zeki Müren