Sayın Haykırış,
Yok etmeye çalışmak yerine varlığımızı işaret ettiğiniz, düşmanlık yerine dostluk gösterdiğiniz, kara çalmak yerine üzerimize ışık tuttuğunuz, içtenliğimizi şüpheyle gölgelemek yerine inanarak kabul ettiğiniz ve bunu da bu çok şık ve nazik jestinizle ve emeğinizle ilan ettiğiniz için size çok teşekkür ediyorum.
Hep sevgiyle kalın...
Hoşgörü...
Ne kadar mükemmel bir kavram. Anlamına bakalım: Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans. Ne zaman gerekir? Tabii ki hoş olmayan bir şey yapıldığı, ya da hoş olmayan bir şeye sebebiyet verildiği zaman. Kimler yararlanır? Bu hoş olmayan şeyi, pek de farkında olmayarak yapan ya da bu hoş olmayan duruma cahilliği, aptallığı yüzünden bilmeden, hadi abartmayalım bazen de bir anlık kızgınlığı yüzünden bilerek sebebiyet verenler.
Bu kavramla ben ortaokulun başlarında karşılaştım. Çalışkan bir öğrenciydim. Gözlerimden uyku da aksa, yüzümü yıkar ödevlerimi bitirir, karnıma ağrılar girene kadar sınavlara hazırlanır öyle giderdim okula. Sınav kağıdımı hiç kapatmazdım ama kopya vermek için kendimi de riske atmazdım doğrusu. Ablalar ağabeyler (görmüş geçirmiş olanlar) arkadaşlarıma karşı daha “hoşgörülü” olmam gerektiğini küçümser bir tavırla söylediler. Çok utanmıştım ve gereğini yapmaya başladım. Sonraları öğrendim ki ben, o zamanlar kendimi çocuk sanıyormuşum ama bir “inek” mişim meğer. Uzun zaman da bu utancı yaşadım.
Çalışma hayatıma başladığımda anladım ki, uzun bir törpülenme sürecine girmişim. İlk çalıştığım bankada bir kumaşçı müşterinin yılbaşı hediyesi olarak getirdiği (içinde kumaş olan) süslü paketi “özür dilerim, prensip olarak hediye kabul etmiyorum” diyerek (babamdan öyle görmüştüm) geri verince, birbirlerine kumaşlarını göstermekte olan arkadaşlarım aniden sustular sonra bir kahkaha koptu. Bir arkadaş, tek paketle şaşkın kalakalmış olan çocuğun elinden hediyemi alıp getirdi, masamın üzerine koydu. Hala gülüyordu. Hemen paketi çekmeceme koydum. Çok utanmıştım, arkadaşlarım kızıp alınmadılar. Biraz gırgır geçtiler o kadar. Bana “ hoşgörü” lü davrandıkları için onlara minnettar olmuştum. Yavaş yavaş olgunlaşmaya başlıyordum. Yılbaşı hediyesi reddedilmezdi. Yaptığım büyük bir ayıptı. Sonra bu hoşgörüyü kaybetmemek için elimden geleni yaptım. İşim bitmemiş de olsa saat beş olunca işi bırakmak gibi. Bu tarz ufak tefek kaçamaklar gibi. Arkadaşlarıma hoş görünmek adına.
Birisine hoşgörü göstermek için belirli bir olgunluğa erişmek gerektiğini biliyoruz. Peki olgunlaşmak ne demektir? Bakalım: (insanlar için) bilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş olmak. Görüldüğü gibi olgunluk ve hoşgörü iç içe iki kavram. Peki şimdilerde bu işler nasıl yürüyor? Olgunlaşma nasıl gerçekleşiyor, hoşgörüden kimler yararlanıyor.
Nasıl başladığını kendi okul deneyimimden yola çıkarak anlattım. Çalışan çalışmayanı hoş görecek. Zamanla çalıştığından utanmaya başlayacak. Bir uyum süreci ve sonuç: Herkes kopya çekecek. Bu, iş yerinde de aynı. Birileri çalışacak, birileri kaçamak yapacak. Herkes diğerini hoş görecek. Kimileri altı olunca çekip giderken birileri gece yarılarına kadar çalışacak. Çalışan bir gün sabah iki dakika geç kalıp azarlanacak ve bu hoşgörüsüzlük yüzünden geç de olsa dersini almış olup, görmüş geçirmiş çalışanlar arasındaki yoz yerini alarak kendi olgunlaşma sürecini tamamlamış olacak. Bu böylece sürüp gidecek.
Süreci incelediğimizde görüyoruz ki olgunlaşmak dediğimiz şey “çürüme”ye dönüşmüş, hoşgörü kavramı da yerini sınırsız bir “sineye çekme “ ye bırakmış. İnsanlar da buna iyiden iyiye alışmış durumda. Artık hanımlar arasında şöyle diyaloglara sıkça tanık oluyoruz. “Kaçakçının hanımı bu gün çok şıktı” ya da “hortumcununki yine takmış takıştırmış.” Cahiller “imparator” olmuş, “diva” adı altında biri baş köşeye kurulmuş konuşuyor ha bire, sanırsınız “Budha”. Suç bizde tapıyoruz onlara. Biri çıkıyor her gün beste yapıp söz yazıyor bunu tuvalette bile yaptığını söylüyor alay ederek ve biz onu yere göğe sığdıramıyoruz.
Tüm bu talan – yalan güruhu, bize karalar çalmış, bizi mahvetmiş de olsa, bize ya da sevdiklerimize en büyük kötülüğü de yapmış olsa, yalanlarıyla başımızı da döndürse, paramızı gasp edip bizi soyup soğana da çevirse, garip bir şekilde ona bir toz dahi gelmesine izin vermiyor, ona dil uzatana, parmak sallıyor, yüksek sesimizle onu sindirmeye çalışıyoruz. Onlar başımızın tacıdır çünkü. İyiler yok oldukça kalan sağları daha çok benimsiyor, bağrımıza basıyoruz.
Bu sefil düzen öylesine almış başını gitmektedir ki, bu süreçten kendini korumaya çalışanlar, bunu bir nebze olsun başaranlar kenarlarda, köşelerde, suskun, yalnız, sevilmeyen tipler olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Görmüş – geçirmiş olgun kesimin hoşgörüsünden yoksun, anti sosyal, antipatik tipler olarak umarsızca ömürlerini tüketip, yitip gidecekler.
Eğer tek umudumuz sevgi, kendisinden beklenen mucizeyi gerçekleştiremezse...
Hep sevgiyle kalalım...
Bu Blogda Ara
Contributors
Blog Listem
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba,7 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum10 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba demeye geldim...11 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
TAŞINDIM...15 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
İzleyiciler
Yazı Arşivi
-
►
20
(5)
- ► Eylül 2020 (1)
- ► Ağustos 2020 (3)
- ► Temmuz 2020 (1)
-
►
17
(4)
- ► Nisan 2017 (1)
- ► Şubat 2017 (1)
-
►
16
(1)
- ► Şubat 2016 (1)
-
►
15
(1)
- ► Ağustos 2015 (1)
-
►
14
(16)
- ► Aralık 2014 (1)
- ► Eylül 2014 (2)
- ► Ağustos 2014 (1)
- ► Haziran 2014 (1)
- ► Mayıs 2014 (2)
- ► Nisan 2014 (4)
- ► Şubat 2014 (1)
-
►
13
(44)
- ► Aralık 2013 (3)
- ► Kasım 2013 (3)
- ► Eylül 2013 (6)
- ► Ağustos 2013 (3)
- ► Temmuz 2013 (1)
- ► Haziran 2013 (1)
- ► Mayıs 2013 (3)
- ► Nisan 2013 (7)
- ► Şubat 2013 (3)
-
►
12
(96)
- ► Aralık 2012 (2)
- ► Kasım 2012 (4)
- ► Eylül 2012 (16)
- ► Ağustos 2012 (7)
- ► Temmuz 2012 (5)
- ► Haziran 2012 (8)
- ► Mayıs 2012 (10)
- ► Nisan 2012 (14)
- ► Şubat 2012 (8)
-
►
11
(179)
- ► Aralık 2011 (19)
- ► Kasım 2011 (38)
- ► Eylül 2011 (14)
- ► Ağustos 2011 (17)
- ► Temmuz 2011 (8)
- ► Haziran 2011 (14)
- ► Mayıs 2011 (11)
- ► Nisan 2011 (9)
- ► Şubat 2011 (10)
-
►
10
(152)
- ► Aralık 2010 (12)
- ► Kasım 2010 (12)
- ► Eylül 2010 (9)
- ► Ağustos 2010 (12)
- ► Temmuz 2010 (7)
- ► Haziran 2010 (12)
- ► Mayıs 2010 (11)
- ► Nisan 2010 (17)
- ► Şubat 2010 (11)
-
►
09
(186)
- ► Aralık 2009 (22)
- ► Kasım 2009 (22)
- ► Eylül 2009 (17)
- ► Ağustos 2009 (24)
- ► Temmuz 2009 (19)
- ► Haziran 2009 (20)
- ► Mayıs 2009 (20)
- ► Nisan 2009 (8)
- ► Şubat 2009 (5)
Müzik
Popüler Yazılar
Etiketler
- 2010
- 2011
- 27 mayıs İhtilali
- 7 numara
- ABD
- abla
- acemilik
- açlik
- Adıyaman
- afet
- ağabey
- ağaç
- Ağustosta Rapsodi
- aile
- akraba
- akrostiş
- akşam
- Albatros
- alış-veriş
- alışkanlık
- alışveriş
- alışveriş tutkusu
- Ali Muhittin Hacı Bekir
- Alphonse de Lamartine
- amatörlük
- anı
- anılar
- anılar...
- anlaşma
- anlayış
- anma
- anne
- anneanne
- anneler günü
- Antalya
- apartman hayatı
- arayış
- arıza
- Arka Pencere
- arkadaş
- armağan
- aşı
- aşk
- aşure
- Atatürk
- ateş böceği
- atom bombası
- Attila İlhan
- ATV
- ATV şarkı
- Avustralya Açık Tenis
- ayaz
- ayrılık
- aziz nesin
- B.Necatigil
- baba
- Babalar Günü
- bahar
- bahçe
- balkon
- banka
- Barbra streısand
- barış
- başarı
- başlangıç
- Baudelaire
- Bauelaire
- Bayrak
- bayram
- Beatles
- bebek
- bekir sıtkı erdoğan
- beklentiler
- BEN
- beste
- beşiktaş
- Betty Smith
- beyaz dizi
- beyaz diziler
- beyaz roman
- Bhagavatgita
- bilgisayar
- Bir genç kız Yetişiyor
- Bir sarkısın sen
- Bir Şarkısın Sen
- birlik ve beraberlik
- birliktelik
- bitki
- biyografi
- blog
- blogger
- börek
- Buddha
- bugün
- bulmaca
- buluşma
- buzdolabı
- Bülent Ecevit
- Cahit Sıtkı Tarancı
- can yücel
- Capra
- cehalet
- centilmen
- cesaret
- cevaplar
- cezerye
- cinayet
- cocuk
- cocuk.
- cocukluk
- Cronin
- Cumhuriyet
- Cüneyt Gökçer
- çalışma hayatı
- çaresizlik
- çay
- Çığlık
- çınar
- çiçek
- çiçekler
- çiğ
- çocuk
- çocuklar
- çocukluk
- çöp
- dalgınlık
- Daltonlar
- damat
- Damdaki Kemancı
- dans
- davetiye
- dayak
- dedikodu
- Defne Joy Foster
- demirhindi
- deneyimler
- deniz
- deprem
- dergi
- destan
- dilek
- dilekler
- dinlenme
- disko kralı
- diyet
- dizi
- doğa
- doğallık
- doğum günü
- dolap
- Doris Day
- dost
- dostluk
- dostluk.
- dostlulk
- duygular
- düğün
- dül dül
- dünya
- dünya kadınlar günü
- Dünya Prematüre Günü
- düşmanlık
- düşünceler
- düşünceler.
- Ecevit
- edebiyat
- Edgar Allan Poe
- Ekim
- Ekrem Bora
- Elazığ depremi
- emek
- emekli
- eminönü
- Emirgân
- Engelliler
- ephraim kishon
- erişkin
- erişlilmezlik
- erkek
- eski yıl
- eşek
- eşyalar
- etiket metiket yok
- Etkinlik
- eve dönüş
- evlat
- Ey Aşk Nerdesin
- eylül
- ezan
- Ezel
- Fakir Baykurt
- fal
- fanatizm
- Farrah Fawcett
- fasulye
- felaket
- felsefe
- fenerbahçe
- fırtına
- Fikret Otyam
- film
- filozof
- final
- Firari
- firuze
- fono
- formüller
- fotoğraf
- Frank Sinatra
- Futbol
- gazanfer özcan
- gece
- geçim
- Geçmiş
- geçmişten şarkılar
- gelecek
- gelin
- genç kız
- gençlik
- gerçek
- geyik
- gezi
- gezinti
- giden sene
- Gitanjali
- giysiler
- Govinda
- gökkuşağı
- göl
- gönülçelen
- gösteri
- göze çarpmayan debdebe
- gözyaşı
- Grace Kelly
- grizu
- gül
- Gülümse
- gün batımı
- güncel
- güneş
- Güneydoğudan öyküler-Önce vatan
- Günlük yaşam
- güven
- güz
- güzellik
- güzellikler
- haber
- haberler
- Hacer Buluş
- Hacivat
- hafta sonu
- hak
- hala
- harika çocuklar
- hasta
- hastalık
- hayal kırıklığı
- Hayali Küçük Ali
- hayaller
- hayat
- hayvan
- hayvanlar
- hayvanlar alemi
- hazan
- hediye
- Herman Hesse
- hiciv
- Hindistan
- Hiroşima
- Hitchcock
- hobby
- Hollywood
- hoptirinam
- hoşgörü
- hoşluklar
- http://www.blogger.com/img/blank.gif
- huzur
- hüsran
- hüzün
- ıhlamur ağacı
- ışık
- ibadet sohbet
- içimizdeki çocuk
- içtenlik
- iftar
- ihmal
- İhsan Varol
- ikiyüzlülük
- ikram
- ilaç
- ilginç şeyler
- ilişki
- ilkbahar
- ilkokul
- İlkokul şiiri
- İnci Ertuğrul
- İngilizce
- insafsızlkık
- insan
- insan halleri
- insan olmak
- insanlık
- intikam
- İslamiyet
- istanbul
- isyan
- İş Bankası
- işçi
- iyilik
- Jacques Brel
- James Stewart
- Japonya
- Jean Moreas
- Jim Reeves
- kabuk
- kadın
- kadınlar
- kahvaltı
- kahve
- kalıplar
- kalite
- Kamer Genç
- kan verme
- Kandil
- kaplumbağa
- kar
- Karagöz
- karanfil
- karanlık
- kardeş
- karışık duygu ve düşünceler
- karmaşa
- katiam
- kavafis
- kayıp
- Kayserispor
- keder
- kedi
- kediler
- Kelime oyunu
- Kemal Burkay
- kerpiç
- keşke
- keyif
- kıskançlık
- kış
- kız kardeş
- kızkardeş
- Kim Novak
- kiracı
- kishon
- kişisel
- kitap
- koka kola
- kolbastı
- komedi
- komik
- komşu
- komşuluk
- konser
- konut
- korku
- Korolar çarpışoyor
- koşullu refleks
- köpek
- kuaför
- kupa
- Kurban Bayramı
- kuyruk-bilim
- kültürel mozaik
- Lale
- latife hanım
- lezzet
- lisan
- lise
- Liz Taylor
- maneviyat
- manzara
- Marsel İlhan
- masal
- masumiyet
- maymun
- mazi
- meclis
- medya
- Mehmet Topuz
- mektup
- merasim
- Mevlana
- mevsimler
- Meyva Zamanı
- Michael Jackson
- mim
- misafir
- misafirlik
- Misak- ı milli
- mizah
- Montaigne deneme
- moral
- Mr. Smith
- muhabbet
- Muhabbet Kralı
- Muhammed
- muhasebe
- Murathan Mungan
- mutfak
- Mutfak şarkıları
- mutluluk
- Müge Anlı
- müzik
- müzik nostalji
- Nagazaki
- Nazım Hikmet
- nefret
- nekahat
- Nirvana
- Nisan
- Nişan töreni
- Noktürn.
- nostalji
- okan bayülgen
- olay
- olgunluk
- on line alışveriş
- ordan burdan
- Orhan Kemal
- Orhan Veli
- orman
- oruç
- otobüs
- otokontrol
- oyun
- ozan
- ödül
- öfke
- öğrenci
- öğretmen
- Öğretmenler günü
- ölüm
- ölüm yıldönümü
- ömür
- öykü
- Öykü Atölyesi
- özgüven
- özlem
- Paçoz
- Paçoz..
- Paris
- pasta
- paylaşım
- paylaşmak
- pazar
- pazar alışverişi
- pazar günü
- Pazar sohbeti
- pembe dizi
- pencere
- Piknik
- pişmanlık
- plan ve programlar
- planlar
- plasebo
- Platters
- polis
- popülizm
- program
- programlar
- radyasyon
- radyo
- Ramazan
- Ramazan davulu
- Red kit
- reklamlar
- resim
- resmi bayramlar
- Reşid Behbudov
- Rilke
- rin tin tin
- Roland Garros
- roman
- romantik
- romantizm
- röportaj
- ruh yorgunluğu
- ruhat mengi
- rüya
- saat
- sabah
- sadakat
- Sadettin Kaynak
- safiyet
- Sağanak
- sağlık
- sahur
- Samana
- samimiyet
- sanal
- sanat
- sanatçı
- sanatkar
- Saroyan
- Satürn
- schumann
- sebze
- seçkin
- seçme saçma sohbetler
- sel
- Selimpaşa
- Selmi Andak
- sergi
- sevdiğim şeyler
- sevgi
- sevgi soysal
- sevgili
- sevgililer günü
- sevinç
- seyahat
- seyirlik
- Seyyare
- Shakespeare
- Show TV
- sıcak
- sıkma
- sıradanlık
- Sidarta
- Sigara
- simit
- sinema
- sipariş
- sis
- soğuk
- sohbet
- sonbahar
- soru
- sorular
- spiker
- star
- still life
- su yücel
- suikast
- şablonlar
- şafak
- şans
- şarap
- şarkı
- şaşkınlık
- şeker
- Şeker Bayramı
- şerbet
- şermin
- şiddet
- şiir
- şikayet
- tabak
- tabletler
- tagore
- tanışma
- tansiyon
- tantuni
- tarif
- tartışma
- taşınma
- tatil
- tedavi
- teknoloji
- telaş
- telefon
- televizyon
- temizlik
- tenis
- tenis turnuvası
- terlik
- tevfik fikret
- Tırpan
- tiyatro sahne
- tokat
- toplantı
- Tövbeler Tövbesi.
- Transfer
- tren
- TRT
- TSM
- Ttv
- Tuna Huş
- tutsak
- tuvalet
- tüketim
- Tülin Oral
- Türkan Saylan
- türkü
- TV
- Uğur Mumcu
- umut
- unutma
- uyku
- Üç Hür El
- ülke meseleleri
- ümit
- üretmek
- ütü
- vahşet
- vakit
- Vasuveda
- vatan
- William Holden
- William Wordsworth
- Wimbledon
- yağlıboya resim
- yağmur
- yalnızlık
- yaprak
- yarışma
- yaşam
- yaşlılık
- yatak
- yaz
- yeğen
- yeğenlerim
- yeme-içme
- yemek
- yemekteyiz
- yeni yıl
- yeni yıl kartları
- yesterday
- yıl dönümü
- yılbaşı
- yıldız
- yıldönümü
- yoksulluk
- yol
- yolculuk
- yolculuk.
- yorgünluk
- Young at Heart
- yönetici
- yün
- yürüyüş
- zaman
- Zeki Müren