James Stewart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Güzelim Hollywood Filmleri  

Posted by Asuman Yelen in , , , ,



Bu hafta, hafta sonundan itibaren kendimi pek de keyifli hissetmediğimi söyleyebilirim. Allahtan, kapanan havayla birlikte kararan ruhumu , şayet adı konmuş, ne olduğu belli bir derdim yoksa nasıl aydınlatacağımı uzun yıllar boyu yaşaya yaşaya öğrenmiş bulunmaktayım..

Böyla zamanlarda kitaba odaklanamıyorum. Üstelik uykumu getiriyor. Televizyona deseniz hiç tahammülüm yok. Nereyi açsam çığlık atan kadınlar, sinirden bende de bağırma isteği uyandırıyor. Ağlayan, kavga eden insanlar, iç karartan haberler, hastalık, kaza, çatışma haberleri, sinirlerimin daha da gerilmesine neden oluyor. Derdimin tek devası olan mütevazı DVD arşivim yetişiyor imdadıma. Elim ilk önce hangi filme uzanıyor dersiniz. Muhtemelen şaşıracaksınız. Benim müsekkinim "Arka Pencere". Sanıyorum bu, bana özel bir durum.
Bir film, başlar başlamaz, ilk karesinde, emin olun abartmıyorum, seyredenini içine alıverir mi?
Bana tam da bunu yapıyor. Sarıyor- sarmalıyor ruhumu, kalan her şeyi unutturuyor.

Yerleşiyorum koltuğuma, çayım, kahvem her ne içeceksem önceden hazırlanıyor. Basıyorum kumandanın düğmesine. Akan yazıların gerisinde alttaki resim. Bu bile beni heyecanlandırmaya yetiyor. Filmin havasına yavaş yavaş giriyorum. Bu arada müzik de mükemmel.

İşte filmimizin ilk sahnesi... Tüm film, bir odanın penceresinden izlenen bu dış mekanla onu izleyen bir dergi fotoğrafcısı arasında geçiyor. ( Jefferies- James Stewart)


Mekanın alt kısmını da tamamlayalım.




Film başlar. Bir araba yarışı çekiminde kazayla ayağı kırılan kahramanımız, New york' taki evinde camın önündeki tekerlekli sandalyesinde uyumaktadır. Yüzündeki terden havanın çok sıcak olduğu anlaşılmaktadır. Kamerayla birlikte cama yaklaşırsınız. Siyah bir kedi uyuşuk, yorgun merdivenlerden çıkmaktadır. Hava çok sıcak bir güne aydınlanmaktadır ve yeni yeni uyanan insanların yavaş yavaş hareketlenen yaşamlarını izlemeye başlarsınız.
Tam karşıda bir adam çalan radyosunu dinleyerek traş olmakta. Aman allahım! Fıstık gibi bir sarışın bale hareketleri yapıyor. Bir yandan da kendisine kahvaltı hazırlıyor. O da ne... Şurada bir çift başlı ayaklı balkonda yatmışlar. Gerinerek uyanmaktalar. Aşağıda bahçede orta yaşlı şortlu bir kadın gazetesini okumakta, bir köpek çimlerin üzerinde dolaşmakta, yaşlı bir adam da bina girişindeki çiçekleri sulamaktadır. Biraz önce traş olan piyanist piyano çalışmalarına başlamıştır şimdi. Balerin egzersiz yaparken hazırladığı kahve ve tostu egzersizlere devam ederken yemektedir.Teybinin sesini biraz daha açar. Radyonun, teybin, piyanonun sesi birbirine karışır. Yavaş yavaş arabaların motor ve klakson sesleri, çocuk cıvıltıları, köpek havlamaları da katılır. Artık tam manasıyla oradasınızdır. Sıcağı iliklerinizde hissedersiniz.
Artık herşeyinizle o sıcak sokağın sakinlerinden birisinizdir...
Aynı zamanda kahramanımız Jeff' le birlikte onları merakla röntgenleyenlerden biri...






1954 yılında Alfred Hitchcock tarafından çekilen Arka Pencere (Rear Window), Hitchcock'un en beğenilen filmlerinden biri. Dört dalda oscar adayı olmuş. (Hatta almış galiba.) Tahmin edilebileceği gibi bir gerilim filmi.
Kahramanımız Jef, iş kazası sonucu kırılan ayağı yüzünden geçici bir süre için tekerlekli iskemlede yaşamak zorundadır. Can sıkıntısıyla pencereden çevreyi izlemeye başlayan Jef, sürekli gözetlediği komşularının yaşamlarını inceledikçe ilgisi ve merakı artar. Dürbün kullanmaya başlar. (Bana göre içinde kötülük içermeyen mesleki ve insani bir merakla, ama filmde yer yer bunun ahlaki boyutu tartışılmakta.) Bu arada da tesadüfen bir cinayete şahit olur. Ona bakmak için her gün eve gelen bakıcı Stella ve nişanlısı güzel Lisa, başından beri bu gözetleme meselesi yüzünden onu eleştirmekte, engel olmaya çalışmaktadırlar. Durumu onlara da anlatır. Olaylar gelişir. Polis karışır. Final Müthiştir.

Sonunu bildiği bir gerilim filmini yüzlerce kere izler mi insan? Evet izler. Örneğin ben. Grace Kelly' nin belki de en güzel olduğu bu filmde orta yaşlarını geride bırakmış olan James Stewart da gençliğinde olduğundan çok daha yakışıklıdır. Bu hoş ikilinin ilişkileri ile ilgili enteresan tartışmaları, bakıcı Stella' nın bilge- bilmiş öğütleri, komşular. Balerin, şöhretli piyanistin partileri, balayındaki çift, bayan yalnız kalp, hasta karısına bakan yaşlı adam, köpekli dul.

Yeni izlediğim bu filmi şimdi her hangi bir TV kanalında görsem mal bulmuş gibi sevinir oturur yine izlerim. Dahası, bu film TV. de oynuyorsa, eş dost akraba telefon açıp haber verirler. Her seyredişimde de havasına girer, bittiğinde gülümsediğimi farkederim. Bıraksanız sayfalarca konuşabilirim bu film için, ama yeter. Tadı kaçmadan keseyim.

Seyretmemiş olan sinema- severlere şiddetle tavsiye ederim.


Hep keyifle kalalım...

Blog Widget by LinkWithin