Haberi televizyondan izlerken boğazıma birşeyler tıkandı kaldı. Deprem sonrasında küçük bir kız çocuğu kendisi üşüyüp titrerken anneleri ölmüş olan iki buzağıyı bulduğu battaniyelerle sarmış sarmalamış yanına gelen haberci soruyor: "Sen üşürken niçin kendin sarınmıyorsun da bu yavruları sarıp sarmalıyorsun?" Çocuğun cevabı: "Çünkü onları çok seviyorum. Anneleri öldü onların da ölmesini istemiyorum. Hem sonra onlar da ölürse bize kim süt verecek, aç kalırız sonra."
13 yaşında bir kız çocuğu Hacer. Tüm diğerleri gibi korkunç bir depremin şokunu yaşıyor. Yetmemiş, öksüz kalan yavru inekleri için üzülüyor, onları teselli etmeye çalışıyor. Diğer yandan 13 yaşında bir kadın Hacer. Gelecekle ilgili kaygılar taşıyor. Buzağıların karnını doyururken, onları sarıp sarmalarken hatta kucağına alırken endişeli bir anne hüviyetine bürünüyor.
Çocuklar...Keşke her birinin onları tüm korku ve kaygılardan koruyacak birer sihirli değneği olsaydı. Kim dayanabilir ki onların üzülmesine. Hele bir de yetişkinlerin ihmali, cehaleti vurdumduymazlığı neden olunca ....
Artık haberleri izlemeyeceğim...
13 yaşında bir kız çocuğu Hacer. Tüm diğerleri gibi korkunç bir depremin şokunu yaşıyor. Yetmemiş, öksüz kalan yavru inekleri için üzülüyor, onları teselli etmeye çalışıyor. Diğer yandan 13 yaşında bir kadın Hacer. Gelecekle ilgili kaygılar taşıyor. Buzağıların karnını doyururken, onları sarıp sarmalarken hatta kucağına alırken endişeli bir anne hüviyetine bürünüyor.
Çocuklar...Keşke her birinin onları tüm korku ve kaygılardan koruyacak birer sihirli değneği olsaydı. Kim dayanabilir ki onların üzülmesine. Hele bir de yetişkinlerin ihmali, cehaleti vurdumduymazlığı neden olunca ....
Artık haberleri izlemeyeceğim...
Sekiz dokuz ve on yaşlarımı dolu dolu, tastamam üç sene Adıyaman' da geçirdim. Çok güzel yıllardı, hatta rahatlıkla söyleyebilirim yaşamımın en güzel yıllarıydı. Bol bol emin sokaklarında daha doğrusu tarlalarında oynayabildiğim, bir meyva ağacına sırtımı dayayıp o ağacın meyvalarını yiyerek püfür püfür esen rüzgarla keyiflenerek bol bol kitap okuduğum, rehavet çökünce de kaykılıp uyuduğum, akşamında babamla iş dönüşü akşam şarkıları söyleyerek dere kenarında vali konağına ya da yatılı okul binasına kadar kurbağa sesleri arasında yürüyüşler yaptığım, hafta sonlarında mutlaka doğa harikası bağ ve bahçelerde düzenlenen pikniklerde çılgınlar gibi eğlendiğimiz harikulade üç yıldı.
Şu gün elime bir fırsat verilse, ne bileyim, örneğin bir peri sihirli değneği ile ya da Alaaddin sihirli lambasıyla yanıma gelse ve benden bir tek şey dile hemen yerine getireyim diyecek olsa (bu konu üzerine çok kafa yorduğum için emin olarak söylüyorum) uyuyakaldığım o ağacın altında uyanmak, çağrıldığım sofraya oturmak, "çok kötü, karmakarışık rüyalar gördüm..." diye söze başlayacakken unutuverip yaşamıma oradan devam etmek isterim.
Amacım, anılara dalmak, duygusallaşmak, özlem gözyaşları dökmek değil kesinlikle. Dün Elazığda olan ve elli küsur insanın pisi pisine yaşamını kaybettiği üzücü depremle ilgili olarak bahsi geçen, ev yapımında kullanılan "kerpiç" isimli malzeme ile ilgili bir şeyler söylemek aslında.
Adıyaman' ın dağları, tarlaları, dereleri, ağaçları ve yemyeşil bahçeleri gibi muhteşem doğa manzaralarının yanı sıra, hiç unutmadığım çok sıklıkla şahit olduğum insan manzaraları da zaman zaman bir koku, bir şarkı, ya da bir olayla (dünkü deprem gibi) aklıma geliverir.
İnsan manzaraları
Örneğin Adıyaman' da bazan çok yakından bazan uzaklardan gelen ama mutlaka gelen bir davul zurna sesi vardır. Bitmek bilmeyen düğün derneklerin göstergesidir bu. Eğer düğün yakınlardaysa, evin bahçesinde ağır ritmli, adeta ritmsiz ve kesintisiz bir zurna eşliğinde kadınlar çok ağır ve küçük adımlarla tek bir yana doğru ilerlerler. Çok uzun ve dikkatli bakmazsanız hiç yer değiştirmediklerini sanırsınız. Bu günlerce sürer. Bu arada çeyiz bakılır, hediyeler verilir, toplarla kaçak kumaşlar ortaya dökülür. O bir gurup kadın durmaksızın küçük küçük hep salınır durur.
Dere kenarlarında tokmaklarla vura vura çamaşır yıkayan bir gurup kadın hep vardır. O tokmağın sesi, suyun şırıltısı, kurbağaların viyaklaması kadar süreklidir. Hiç bitmez.
Sokaklarda bitmek bilmeyen bir eşek trafiği vardır. Her türlü ulaşım eşekle yapılır. O tarihlerde Adıyaman' da bir tek valinin makam arabası vardı. Daha önce de bahsetmiştim. Eğer kadınlı erkekli bir gurup söz konusuysa eşeğin üstünde oturanlar kesinlikle erkek, yuları çekenler ise sırtlarında ve yanlarında bebeleriyle kadınlardır.
Ve kerpiç evler
Camımıza oturduğumuzda ya da sokaklarında yürürken çok rastladığımız bir manzara da (hemen hemen her gün) kerpiç yapan insanlardır. Karşımızdaki tek katlı binanın önünde ilk defa rastladığımızda babamın " olmaz böyle şey" dediğini çok iyi hatırlıyorum.
Çok iyi hatırlıyorum. Bir tarafta kovalarla su, bir yanda da bir kum veya toprak tepeciği olurdu. Bir teknenin içinde su ile toprak çamur haline getirilir kürekle tahta kalıplara dökülürdü. Onlar kuruyana kadar bekletilir, sertleşince kalıplardan çıkarılır bir tarafa yığılırdı. Sonra o gri renkli tuğlalar üstüste konur, aralarına konan balçık gibi bir şeyle yapıştırılarak duvar meydana getirilirdi .Ben dolgu maddesini de aynı çamurun biraz daha sıvı hali diye hatırlıyorum ama çocuktum ve üzerinden neredeyse yarım asır geçti. Yanılıyor olabilirim.
Deprem yaşamımıza daha henüz girmemişti. Ben camdan seyrederken tekneye önce toprağın kürekle atılışını üzerine su dökülüp uzun tahtalarla belirli kıvama getirilmesini izlemek çok hoşuma giderdi. Babam annem hayretle ve endişeyle izlerler "olacak şey değil" "bir rüzgarda ufalanır" "vah vah vah" şeklinde aralarında konuşurlardı. Allahtan bu evler hep tek katlıydı ve orada olduğumuz sürece bir evin yıkıldığını hatırlamıyorum. Yazın serin kışın da sıcak tuttuğu söylenirdi.
Üzerinden geçen bunca seneden sonra artık orada da kerpiç evlerin çoktan tarihe karıştığını sanıyordum ama Elazığ olayını duyunca sevdiğim bu şehir için endişelendim doğrusu. Uzun zamandır orada da özellikle Gölbaşı merkezli bir deprem olasılığından söz edildiği şu günlerde umarım çarçabuk gereken önlemler alınır.
Allah tüm insanları felaketlerden korusun.
Hep sevgiyle kalalım...
Bu Blogda Ara
Contributors
Blog Listem
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba,7 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum10 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba demeye geldim...11 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
TAŞINDIM...15 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
İzleyiciler
Yazı Arşivi
-
►
20
(5)
- ► Eylül 2020 (1)
- ► Ağustos 2020 (3)
- ► Temmuz 2020 (1)
-
►
17
(4)
- ► Nisan 2017 (1)
- ► Şubat 2017 (1)
-
►
16
(1)
- ► Şubat 2016 (1)
-
►
15
(1)
- ► Ağustos 2015 (1)
-
►
14
(16)
- ► Aralık 2014 (1)
- ► Eylül 2014 (2)
- ► Ağustos 2014 (1)
- ► Haziran 2014 (1)
- ► Mayıs 2014 (2)
- ► Nisan 2014 (4)
- ► Şubat 2014 (1)
-
►
13
(44)
- ► Aralık 2013 (3)
- ► Kasım 2013 (3)
- ► Eylül 2013 (6)
- ► Ağustos 2013 (3)
- ► Temmuz 2013 (1)
- ► Haziran 2013 (1)
- ► Mayıs 2013 (3)
- ► Nisan 2013 (7)
- ► Şubat 2013 (3)
-
►
12
(96)
- ► Aralık 2012 (2)
- ► Kasım 2012 (4)
- ► Eylül 2012 (16)
- ► Ağustos 2012 (7)
- ► Temmuz 2012 (5)
- ► Haziran 2012 (8)
- ► Mayıs 2012 (10)
- ► Nisan 2012 (14)
- ► Şubat 2012 (8)
-
►
11
(179)
- ► Aralık 2011 (19)
- ► Kasım 2011 (38)
- ► Eylül 2011 (14)
- ► Ağustos 2011 (17)
- ► Temmuz 2011 (8)
- ► Haziran 2011 (14)
- ► Mayıs 2011 (11)
- ► Nisan 2011 (9)
- ► Şubat 2011 (10)
-
►
10
(152)
- ► Aralık 2010 (12)
- ► Kasım 2010 (12)
- ► Eylül 2010 (9)
- ► Ağustos 2010 (12)
- ► Temmuz 2010 (7)
- ► Haziran 2010 (12)
- ► Mayıs 2010 (11)
- ► Nisan 2010 (17)
- ► Şubat 2010 (11)
-
►
09
(186)
- ► Aralık 2009 (22)
- ► Kasım 2009 (22)
- ► Eylül 2009 (17)
- ► Ağustos 2009 (24)
- ► Temmuz 2009 (19)
- ► Haziran 2009 (20)
- ► Mayıs 2009 (20)
- ► Nisan 2009 (8)
- ► Şubat 2009 (5)
Müzik
Popüler Yazılar
-
Biraz umut kırgın gönüllere, biraz ışık fersiz gözlere, biraz teselli yaslı ailelere, biraz güç yorgun vücutlara, biraz neşe gülmeyi unutan ...
-
Bu güne kızgınlığı arttıkça geçmişin sığınağına çekiliyor insan. Birkaç saatliğine de olsa. Yoksa nefes almak güçleşiyor. Bu sabah, öy...
-
Fotoğraflar her sabah hiç aksatmadan ormanda yürüyüşe çıkan eniştem Ekrem Yaşar' a aittir. Bu yürüyüşlere özellikle aç hayvanlara her ...
-
Paadişaanın üç kızı varmış. Bir gün onları yanına çağırmış. "Hadi bakiim cevap verin" demiş. "...
-
İnanılır gibi değil Bugün korkunç bir hayal kırıklığı yaşadım. Benim çok sevgili, eşsiz, bir tanecik kız kardeşim Rayuş' um b...
-
Büyük Usta, önündeki devâsâ tuale son rötuşlarını yapıyor... Önündeki dev palete göz atıyorum. Hemen hemen boşalmış gibi. Yeşili çoktan sıyr...
-
Bu gün uzun zamandır yapmayı özlediğim bir şeyi yaptım. Amatörce bir Still Life fotoğraf çalışması. Cebimde günlerdir taşıdığım yaprak, koz...
-
Onyedi sene önce bu gün İzmir' de hava günlük güneşlikti. Çok samimi bir arkadaşımın kızkardeşini arkadaşımla birlikte ziyarete gitmişti...
Etiketler
- 2010
- 2011
- 27 mayıs İhtilali
- 7 numara
- ABD
- abla
- acemilik
- açlik
- Adıyaman
- afet
- ağabey
- ağaç
- Ağustosta Rapsodi
- aile
- akraba
- akrostiş
- akşam
- Albatros
- alış-veriş
- alışkanlık
- alışveriş
- alışveriş tutkusu
- Ali Muhittin Hacı Bekir
- Alphonse de Lamartine
- amatörlük
- anı
- anılar
- anılar...
- anlaşma
- anlayış
- anma
- anne
- anneanne
- anneler günü
- Antalya
- apartman hayatı
- arayış
- arıza
- Arka Pencere
- arkadaş
- armağan
- aşı
- aşk
- aşure
- Atatürk
- ateş böceği
- atom bombası
- Attila İlhan
- ATV
- ATV şarkı
- Avustralya Açık Tenis
- ayaz
- ayrılık
- aziz nesin
- B.Necatigil
- baba
- Babalar Günü
- bahar
- bahçe
- balkon
- banka
- Barbra streısand
- barış
- başarı
- başlangıç
- Baudelaire
- Bauelaire
- Bayrak
- bayram
- Beatles
- bebek
- bekir sıtkı erdoğan
- beklentiler
- BEN
- beste
- beşiktaş
- Betty Smith
- beyaz dizi
- beyaz diziler
- beyaz roman
- Bhagavatgita
- bilgisayar
- Bir genç kız Yetişiyor
- Bir sarkısın sen
- Bir Şarkısın Sen
- birlik ve beraberlik
- birliktelik
- bitki
- biyografi
- blog
- blogger
- börek
- Buddha
- bugün
- bulmaca
- buluşma
- buzdolabı
- Bülent Ecevit
- Cahit Sıtkı Tarancı
- can yücel
- Capra
- cehalet
- centilmen
- cesaret
- cevaplar
- cezerye
- cinayet
- cocuk
- cocuk.
- cocukluk
- Cronin
- Cumhuriyet
- Cüneyt Gökçer
- çalışma hayatı
- çaresizlik
- çay
- Çığlık
- çınar
- çiçek
- çiçekler
- çiğ
- çocuk
- çocuklar
- çocukluk
- çöp
- dalgınlık
- Daltonlar
- damat
- Damdaki Kemancı
- dans
- davetiye
- dayak
- dedikodu
- Defne Joy Foster
- demirhindi
- deneyimler
- deniz
- deprem
- dergi
- destan
- dilek
- dilekler
- dinlenme
- disko kralı
- diyet
- dizi
- doğa
- doğallık
- doğum günü
- dolap
- Doris Day
- dost
- dostluk
- dostluk.
- dostlulk
- duygular
- düğün
- dül dül
- dünya
- dünya kadınlar günü
- Dünya Prematüre Günü
- düşmanlık
- düşünceler
- düşünceler.
- Ecevit
- edebiyat
- Edgar Allan Poe
- Ekim
- Ekrem Bora
- Elazığ depremi
- emek
- emekli
- eminönü
- Emirgân
- Engelliler
- ephraim kishon
- erişkin
- erişlilmezlik
- erkek
- eski yıl
- eşek
- eşyalar
- etiket metiket yok
- Etkinlik
- eve dönüş
- evlat
- Ey Aşk Nerdesin
- eylül
- ezan
- Ezel
- Fakir Baykurt
- fal
- fanatizm
- Farrah Fawcett
- fasulye
- felaket
- felsefe
- fenerbahçe
- fırtına
- Fikret Otyam
- film
- filozof
- final
- Firari
- firuze
- fono
- formüller
- fotoğraf
- Frank Sinatra
- Futbol
- gazanfer özcan
- gece
- geçim
- Geçmiş
- geçmişten şarkılar
- gelecek
- gelin
- genç kız
- gençlik
- gerçek
- geyik
- gezi
- gezinti
- giden sene
- Gitanjali
- giysiler
- Govinda
- gökkuşağı
- göl
- gönülçelen
- gösteri
- göze çarpmayan debdebe
- gözyaşı
- Grace Kelly
- grizu
- gül
- Gülümse
- gün batımı
- güncel
- güneş
- Güneydoğudan öyküler-Önce vatan
- Günlük yaşam
- güven
- güz
- güzellik
- güzellikler
- haber
- haberler
- Hacer Buluş
- Hacivat
- hafta sonu
- hak
- hala
- harika çocuklar
- hasta
- hastalık
- hayal kırıklığı
- Hayali Küçük Ali
- hayaller
- hayat
- hayvan
- hayvanlar
- hayvanlar alemi
- hazan
- hediye
- Herman Hesse
- hiciv
- Hindistan
- Hiroşima
- Hitchcock
- hobby
- Hollywood
- hoptirinam
- hoşgörü
- hoşluklar
- http://www.blogger.com/img/blank.gif
- huzur
- hüsran
- hüzün
- ıhlamur ağacı
- ışık
- ibadet sohbet
- içimizdeki çocuk
- içtenlik
- iftar
- ihmal
- İhsan Varol
- ikiyüzlülük
- ikram
- ilaç
- ilginç şeyler
- ilişki
- ilkbahar
- ilkokul
- İlkokul şiiri
- İnci Ertuğrul
- İngilizce
- insafsızlkık
- insan
- insan halleri
- insan olmak
- insanlık
- intikam
- İslamiyet
- istanbul
- isyan
- İş Bankası
- işçi
- iyilik
- Jacques Brel
- James Stewart
- Japonya
- Jean Moreas
- Jim Reeves
- kabuk
- kadın
- kadınlar
- kahvaltı
- kahve
- kalıplar
- kalite
- Kamer Genç
- kan verme
- Kandil
- kaplumbağa
- kar
- Karagöz
- karanfil
- karanlık
- kardeş
- karışık duygu ve düşünceler
- karmaşa
- katiam
- kavafis
- kayıp
- Kayserispor
- keder
- kedi
- kediler
- Kelime oyunu
- Kemal Burkay
- kerpiç
- keşke
- keyif
- kıskançlık
- kış
- kız kardeş
- kızkardeş
- Kim Novak
- kiracı
- kishon
- kişisel
- kitap
- koka kola
- kolbastı
- komedi
- komik
- komşu
- komşuluk
- konser
- konut
- korku
- Korolar çarpışoyor
- koşullu refleks
- köpek
- kuaför
- kupa
- Kurban Bayramı
- kuyruk-bilim
- kültürel mozaik
- Lale
- latife hanım
- lezzet
- lisan
- lise
- Liz Taylor
- maneviyat
- manzara
- Marsel İlhan
- masal
- masumiyet
- maymun
- mazi
- meclis
- medya
- Mehmet Topuz
- mektup
- merasim
- Mevlana
- mevsimler
- Meyva Zamanı
- Michael Jackson
- mim
- misafir
- misafirlik
- Misak- ı milli
- mizah
- Montaigne deneme
- moral
- Mr. Smith
- muhabbet
- Muhabbet Kralı
- Muhammed
- muhasebe
- Murathan Mungan
- mutfak
- Mutfak şarkıları
- mutluluk
- Müge Anlı
- müzik
- müzik nostalji
- Nagazaki
- Nazım Hikmet
- nefret
- nekahat
- Nirvana
- Nisan
- Nişan töreni
- Noktürn.
- nostalji
- okan bayülgen
- olay
- olgunluk
- on line alışveriş
- ordan burdan
- Orhan Kemal
- Orhan Veli
- orman
- oruç
- otobüs
- otokontrol
- oyun
- ozan
- ödül
- öfke
- öğrenci
- öğretmen
- Öğretmenler günü
- ölüm
- ölüm yıldönümü
- ömür
- öykü
- Öykü Atölyesi
- özgüven
- özlem
- Paçoz
- Paçoz..
- Paris
- pasta
- paylaşım
- paylaşmak
- pazar
- pazar alışverişi
- pazar günü
- Pazar sohbeti
- pembe dizi
- pencere
- Piknik
- pişmanlık
- plan ve programlar
- planlar
- plasebo
- Platters
- polis
- popülizm
- program
- programlar
- radyasyon
- radyo
- Ramazan
- Ramazan davulu
- Red kit
- reklamlar
- resim
- resmi bayramlar
- Reşid Behbudov
- Rilke
- rin tin tin
- Roland Garros
- roman
- romantik
- romantizm
- röportaj
- ruh yorgunluğu
- ruhat mengi
- rüya
- saat
- sabah
- sadakat
- Sadettin Kaynak
- safiyet
- Sağanak
- sağlık
- sahur
- Samana
- samimiyet
- sanal
- sanat
- sanatçı
- sanatkar
- Saroyan
- Satürn
- schumann
- sebze
- seçkin
- seçme saçma sohbetler
- sel
- Selimpaşa
- Selmi Andak
- sergi
- sevdiğim şeyler
- sevgi
- sevgi soysal
- sevgili
- sevgililer günü
- sevinç
- seyahat
- seyirlik
- Seyyare
- Shakespeare
- Show TV
- sıcak
- sıkma
- sıradanlık
- Sidarta
- Sigara
- simit
- sinema
- sipariş
- sis
- soğuk
- sohbet
- sonbahar
- soru
- sorular
- spiker
- star
- still life
- su yücel
- suikast
- şablonlar
- şafak
- şans
- şarap
- şarkı
- şaşkınlık
- şeker
- Şeker Bayramı
- şerbet
- şermin
- şiddet
- şiir
- şikayet
- tabak
- tabletler
- tagore
- tanışma
- tansiyon
- tantuni
- tarif
- tartışma
- taşınma
- tatil
- tedavi
- teknoloji
- telaş
- telefon
- televizyon
- temizlik
- tenis
- tenis turnuvası
- terlik
- tevfik fikret
- Tırpan
- tiyatro sahne
- tokat
- toplantı
- Tövbeler Tövbesi.
- Transfer
- tren
- TRT
- TSM
- Ttv
- Tuna Huş
- tutsak
- tuvalet
- tüketim
- Tülin Oral
- Türkan Saylan
- türkü
- TV
- Uğur Mumcu
- umut
- unutma
- uyku
- Üç Hür El
- ülke meseleleri
- ümit
- üretmek
- ütü
- vahşet
- vakit
- Vasuveda
- vatan
- William Holden
- William Wordsworth
- Wimbledon
- yağlıboya resim
- yağmur
- yalnızlık
- yaprak
- yarışma
- yaşam
- yaşlılık
- yatak
- yaz
- yeğen
- yeğenlerim
- yeme-içme
- yemek
- yemekteyiz
- yeni yıl
- yeni yıl kartları
- yesterday
- yıl dönümü
- yılbaşı
- yıldız
- yıldönümü
- yoksulluk
- yol
- yolculuk
- yolculuk.
- yorgünluk
- Young at Heart
- yönetici
- yün
- yürüyüş
- zaman
- Zeki Müren