Annelik Halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Annelik Halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kardeşimi kıskanıyorum

Her şey Alpi' nin bir itirafıyla hız kazandı:
"Anne, itiraf ediyorum; kardeşimi çok kıskanıyorum! Bazen böyle duygulanıyorum ve ne yapacağımı da bilmiyorum. Ona zarar vermek istemiyorum ama o an sadece benimle ilgilenin istiyorum!" diyerek gözyaşlarına boğuldu.

Kitaplarını unutan çocuk


Hayatım inanılmaz bir tempoya girdi. Bu kadar yoğun olacağımı hayal bile edemezdim. Olmasa olur mu? Elbette..fakat olması hepimiz için daha doğru sanki. ya da alternatifim yok ve böyle görmek işime geliyor :)

Paylaşmam gerek II: Alpi' nin doğum hikayesi


İlk olumsuz doktor deneyimimizi yaşamıştık. İkinci kez gebeydim. İlk hafta içinde kanamalar yine başlamıştı ve biz yine hazırlıksız yakalandığımızdan, yeni bir doktor araştırmamıştık. Çok iyi hatırlıyorum; saat 10:30' du. O an için başka bir çözüm üretemediğimden, yine aynı doktoru arayıp kanamayı anlattım.

Paylaşmam gerek...

Çok küçüktüm. Annem ile bir sürü kadın arkadaşıyla buluşmak üzere birinin evine gitmiştik. Gerçekten küçüktüm. Henüz annem kardeşime gebe değildi. (Kardeşimle aramızda 5 yaş var) O gün, o evdeki tek çocuk bendim. Kadınlar çok kalabalıktı ve o küçük çocuğun varlığını pek de önemsememişlerdi. Halbuki; önümdeki bebeklerimle  oynarken, her kelimelerini itinayla kaydediyordum. Tam dalmıştım ki;
- "Ahh yazık oldu gencecik kadına. O bebek de nasıl suçlu büyüyecek. Sonuçta annesi onu doğururken öldü!"

Kardeş kıskançlığı kabusa döner mi?

İşte iki kardeşin ilk buluşma anları! "Yıllarca sürse de bekleyeceğim" demişti kara gözlü kuzum. Sabırla, heyecanla bekledi 39 haftayı..Her sabah uyandığında ve her akşam uyumadan önce, Kardeş' e karnıma günaydın ve iyi geceler öpücüğü kondurmayı hiç ihmal etmedi. Kardeşinin hazırlıklarını gebelik süreci boyunca birlikte yaptık. Giysileri beraber düzenledik, park yatağını babasıyla yıkadılar, 3. aydan sonra kontrollere beraber gittik, uyumadan önce doğduktan sonra yapacaklarını planladi ve biz de mutlulukla dinledik. Alpi' yi sürece oldukça iyi hazırladığımızı düşünüyorum. Kendisi de hasretle bekliyordu zaten Kardeş' i.

Gebelikte 32. hafta

32. haftadan merhaba:) Kardeş, 29. hafta ile 31. hafta arasında bir yerde kafa geliş pozisyonunu almıştı. O yüzden artık devamlı karnımın alt tarafına çörekleniyor ve tekmeler karnımın üst tarafında hissediliyor. Bol bir tişort giydiğimde; güçlü bir tekme atarsa, tişort havalanıyor ve göbek atıyormuşum gibi görünüyorum. Çok komik:)

SSVD hakkında


Aylardır Türkiye' de "Olmaz!" denilen bir şey için hazırlanıyorum ben:SSVD. Son dakika golü atacak olan bir doktoru fark edip; bıraktık. Sezaryen oranı %80imiş! Şu anki doktorumun SSVD tecrübesi var ve çok kısa bir süre önce tanışmış olmamıza rağmen, kendimizi güvende hissettiriyor. SSVD için hep cesaret verirken; öte yandan da olası riskleri oldukça ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Muayene süremizi aşarsak-ki ilk görüşmemiz tam tamına 3 saat sürmüştü-; akşam telefon aracılığıyla anlatmaya, bilgilendirmeye devam ediyor. Böyle bir doktorum var. Hayatımda bir Alpi' nin çocuk doktorunu bir de müstakbel doğum doktorumuzu sevdim. Güven duygusu çok önemli.  Bir gebe için doğum doktoru, çok fazla şeyi ifade edebiliyor.

İlkokula 12 gün kala...

Heyecan dorukta tabii ki. Bugün yine sabahtan okula uğradık. Bu kez RifBaba da müdür ile tanışmak istedi. Gittik, tanıştık. Yine bir şeyler değişmiş. Norm kadro fazlası olan 5. sınıf öğretmenlerinden bahsettik. Alpi' nin öğretmenini belirlemiştik. Her şey yeniden başlayacak korkarım ki!

Doktorumuzla yollarımızı ayırdık

 Eveeett. 29. haftada Daktır T.ile şiddetli geçimsizlikten, yollarımızı ayırdık.Bir önceki ay kontrolümüzde, epidural anestezi istemediğimi çıtlatmıştım. Buna benim karar vereceğimi; anestezi uzmanının kararına bağlı olduğunu söylemişti. Nasıl yani????

Hastane bulalım derken


Perşembe günü yüzme kursuna; uzunca bir aradan sonra RifBaba da geldi. İşleri hala çok yoğun. Dolayısıyla bir denge tutturmakta hala zorlanıyoruz. Bir kaç haftadır cumartesileri çalışmıyor ve bu; başta Alpi' ye çok iyi geliyor. Pazartesi sabahı iş günü olduğunu bildiği halde, şansını mutlaka deniyor ve "Immmm günaydın. Tatil günü değil mi anne?" diye soruyor.

Artan sıcaklar ve sinir halleri


Geçen sabah yüzümü yıkamak için banyoya doğru yönelmişken; aynanın karşısından geçiyordum. Şöyle bir bakayım kendime dedim ve o göbek de ne! Bir an için karnımın içinde minik bir canın büyüdüğünü unutmuşum. O an bebeğim hareket etti ve ben aynada buruşturduğum yüzümü fark ettim. Tam olarak ne kadar zamandır bunu yapıyordum acaba? İlk kez mi? Bu aralar mı? 2 aydan beri mi?

Bodrum' um geldi!

Yine çok fena geldi. Gebeliğin başlarında gittiğimde; hiçbir şekilde zevk alamadığım gibi, stres dolarak geri dönmüştüm. Kanamalar falan puff.. Kanamanın başlamasından önceki saatlerde, Alpi ile yürüyüş yaparken çektiğim fotoğrafları hatırladım geçenlerde. Paylaşmak isterim. Hiç olmazsa; özlemim de azıcık giderilmiş olur. olur mu acaba?


Mutluluk gözyaşları

Aylardır bu konuda bir şeyler yazmak için bugünü bekliyordum. Dün gece itibariyle; Gamze Anne hastaneden taburcu oldu! Kontroller için hastaneye uğrayacak olsa da artık ev ortamında. Gamze & Emrah, bütün o zor adımları, basamakları bir bir geçtiniz.  Bundan sonraki sevinç çığlıklarımız, Atakan yanınıza geldiğinde atılacak.
Tek bir ricaları var; Gamze, telefonunu açtı en sonunda. Biraz daha kendini toparlayana kadar uzun görüşmelerden kaçınıp da güzel annemizi yormayalım.
İkinizin de gözlerinizden öpüyorum.

Alpi artık yüzüyor


2 ay olacak yüzme kursuna başlayalı. Her cumartesi & pazar, Alpi camekanın havuzlu bölümünde, biz de izleme bölümünde heyecanlanıyoruz. O korkuyor, ben cama yapışıyorum. O, ağlıyorum, ben antrenörler velilerle göz teması kurmuyor diye kızıyorum. O batıyor, benim çıkarasım geliyor :))

Yüzme öğretmenlerimizi seviyoruz. Göz kontağı kurmamakla iyi ediyorlar. Hatta camekan da kapatılsa bile teridir. Çocuklar orada istenileni yapmaktan çekindiklerinde, alıştıkları üzere, ağlak gözlerle bizlere bakıyorlar. Zor durum herkes için:) Fotoğraflarla geçen iki ayımız.

 Tahmin etmekte zorlanmadınız değil mi? Şeker pembesi boneli ve turkuaz-turuncu gözlüklü yavru, Alpi :) 

İlk ayı, çoğunlukla küçük havuzda geçirdiler. Ayak çırptılar, başlarını dudaklarına kadar suya batırıp baloncuk çıkardılar-nefes egzersizleri-, oyun gibi gözüken, aslında büyük havuzda işlerine yarayacak taktikleri öğrendiler.

Sırasını beklerken çoğunlukla, burnunu tutmadan dalma çalışmaları yapıyor.

 Öğretmeni, yuvadan ilk kez itiveriyor :)

 Arkadaşları, kendi başlarına havuza atlamak için sıradalar. Alpi bundan çok korkuyordu. Alel acele havuzdan çıkıp oturdu ve ağlamaya başlamıştı. 

 "Böhüüeeee! İstemiyoruuaaammmm! Ben öğretmenimin elini tutmadan atlmaaammmm!Anneeeaaaaaa, kurtar beni!!!!" İtiraf ediyorum, bu fotoğrafa bayılıyorum :P

 Arkadaşları sırayla atlamaya başladılar. Alpi, ağlamak konusunda yeterince diretince, cankurtaran öğretmenlerinden bir tanesi ikna turlarına başlıyor.

 Cankurtaran öğretmen, kendi öğretmeniyle konuşmaya ikna ediyor. Devamını heyecanla izlediğimden, fotoğraflamak aklıma bile gelmedi. Kah öğretmeninin kucağında, kah öğretmeniyle elele atlayışlar yaptılar. Ertesi gün de ağladı ve sonra cesaretlendi. Bir daha da ağlamadı. Böyle her duygusal çalkantıdan sonra, ders bitiminde öğretmenine koşarak sarılıyor kuzum.

 Havuzun içinde sıra bekliyorlarken; benim cüce tek tek arkadaşlarını geride bırakarak, sıranın sonuna fıyabiliyor :P

 Sırtüstü durma çalışmaları.

 Batıp çıkıyor.

 Keyfi yerinde. Bir de kimse Ona bakmıyor sandığında (!), havuz suyunu ve kollarındaki damlaları yalamaya başlıyor. Her uyarımızda da kesinlikle inkar ediyor cüce.

 Yolun yarısında öğretmeni ileriye doğru itiyor ve dipten yüzerek halkalara kene gibi yapışıyor:)

 Zorlu geri dönüş.

Eller önde gergin, ayak çırparak dipten yüzüyor. Suyun dibindeki karartı, öğretmeni. İlk önce sırtına çıkıp, boynuna sarılıyor. 1,2,3 ve yunus gibi öğretmenin sırtında dibe dalıyorlar. Tam dipte öğretmeni sıyrılıyor ve kendi başına suyun yüzeyine ulaşıp, halkalara veya başlangıç noktasına kadar dipten yüzüyor. Şahsen, çok eğlendiğim bir dersti.

S ırtüstü de yüzebiliyor.

Şimdilerdeyse, kulaç atarak yüzmeyi öğreniyor. Artık eğleniyor ve derse geç kalmak istemiyor. Zavallı ben; camekanın arkasında içim giderek yüzenleri izliyorum :)
 Ben de bu yaz öğretmeyi planlıyordum. Kolay olmayacağını düşünüyordum fakat izledikçe ve gebeliği de hesaba katarak, tahminimden de zor olacakmış diyorum. Böyle bir disipline her şeyden önce, çok bilmiş sahil kuşları izin vermeyecekti. "Zorlama çocuğu, sudan korkutacaksın, isteyerek öğrense ne olurdu, hişşşşttt bağırma bakayım" bla bla bla. Alpi o esnada kayıtta olacaktı elbette ve "Böhüüüeeeee!!! Zorlama beni, sudan korkarım bak, boğuacağım imdaaaaaaağğğttttt!" Puffff, düşünmesi bile geriyor insanı. Şunu kabullenmek gerekiyor ki; ebeveyn her şeye yetemez, doğrusunu bilse dahi her zaman uygulamada o kadar başarılı olamayabilir.

Plasenta Previa

En son 12. haftada yazmıştım Kardeş hakkında. Sebep, can sıkıntısı. 14. haftada ilk kıpırtıları hissettim. Daktır T. hala bunun imkansızlığını savunuyor. Doktor doktorrrr, hissettiğim şey gaz değilse ki değillerdi, geriye başka ne olasılık kalıyor? Ona göre gebeliğin normal gelişimi, rahim büyümesi falan. Her konuda doktorumla aynı fikirde olmadığım olacak elbette. Plasenta previa, yani önde gelen plasenta. Normal kabul edilen dizilim; plasenta, bebek ve serviks (rahim) iken; previa' da üstte bebek, sonra previa ve serviks geliyor. Bir kaç derecesi var. Biz şanslıyız ki; en hafif previa imiş.
Daha önceden previa ile ilgili bir bilgim yoktu. Daktır T. previa haberiyle birlikte bir dizi yasağı saydığında bile ayrıntılı sorular yöneltemedim. 1 hafta sonraki muayeneye kadar da bir araştırma yapmadım. O muayenede doktorum kesin dedikten sonra sorularımı yönelttim ve yine hakkında fazla okumamaya çalıştım ve hala da okumuyorum. Müdahale edebileceğim bir durum yok ve şu durumda hala şanslı bile gözüküyorum. En ağır hali çok tehlikeliymiş çünkü.
 Yukarıdaki ilustrasyonda; sağda normal bir gebelikte plasentanın konumu ve solda ise tam plasenta previa durumu gözüküyor. Plasenta previa, plasentanın daha aşağıda olup, servikse yakın durmasıdır. 4 gruba ayrılır:


1) Alt segment yerleşimli plsenta previa-Plasenta kenarı, rahim ağzına 2cm den daha yakın olmakla beraber, temas halinde değildir.
2) Marjial plasenta previa- Plasenta, rahim ağzına yakın olsa da kapatmaz.
3) Kısmi plasenta previa-Plasenta, rahim ağzının bir kısmını kapatmıştır.
4) Tam plasenta previa-Plasenta, rahim ağzını tamamen kapatmıştır

Gebeliklerin başındaki ultrason incelemelerinde Previa' ya sık rastlanırmış. Gebeliklerin %5-20' sinde 2. trimesterde yapılan detaylı ultrason incelemesinde, plasentanın servikse yakınlığı saptanırmış. Bende tam 3. aya girerken saptandı. Gebeliğin ilerlemesiyle; rahim büyür ve plasentanın da yukarı doğru çekilmesi yani normal yerleşimine dönmesi beklenir. Bende beklenen durum da tam olarak bu. Doktorum, 20. hafta kontrolünden umutlu. 32-34. haftalarda hala durumda değişiklik olmadıysa; bundan sonra değişiklik beklenmezmiş. Risklerden falan bahsetmeyeceğim. 20. haftadan umutluyuz :D

Plasenta Previa' nın neden olduğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak bazı risk faktörleri saptanmıştır. Daha önceden rahim içi zarında -endometrium- zedelenme ya da rahim içi zarına giden kan akımında bir azalmanın yol açabileceği düşünülüyormuş. Bu risk faktörleri: Önceden geçirilmiş sezaryen-bana sadece bu madde uyuyor. İlk doğum doktorumu değişik şekillerde anmaktan kendimi alamıyorum!!!-, birden fazla doğum, myom, ilerlemiş anne yaşı, çoğul gebelikler, önceki gebeliklerde plasenta previa öyküüsü, sigara kullanan anne adayı.


Pek düşünmemeye çalışıyorum. İlk 1,5 hafta plasentanın normal yerleşimine dönmeyeceğini düşünüp üzülmüştüm. Çünkü bu durumda sezaryen kaçınılmaz oluyormuş ki bu benim istemediğim bir durum. Sonra şunu kabul etmek zorunda kaldım; ben istesem de istemesem de, her gün bunu düşünüp bebeğimi ve kendimi -ve dahi ailemi- strese soksam da sokmasam da olacak olan buysa, olacak. Düşünmemeye bundan sonra başladım. İlk başlardaki korkutucu kanamalarla, Alpi' ye gebeyken yaşadığım gibi, ilk5-5,5 ay zor geçecek diye düşünmüştüm. Sonra arkadaşlarımın her günkü telkinleriyle bu düşüncelerden sıyrıldım. Daktır T.' den önce gittiğim doktorum, ilk 3 ayda oluşan gebeliklerin doğal seleksiyon olduğunu hatırlattı bana. Bodrum' dan döner dönmez görüşmüştüm kendisiyle ve kim bilir ben kaçıncı kuşak gebeydim. "Doğaya müdahale etmek doğru mu sence?" diye sormuştu. O günkü konuşmamızdan sonra progestan' ı bırakmıştım. Ne olursa olsun dedim ve bir teslimiyet içine bıraktım her şeyi. Kafamdaki tüm olumsuzlukları sildim. 1 gecede. 3. gün, kanamam tamamen kesilmişti. Stresle mi alakalıydı yoksa tesadüf müydü bilmiyorum ama çok keyifli 1,5-2 ay geçirdim ailemle. Alpi' ye de çok iyi gelmişti bu. Çünkü yavrum, devamlı bahsedilen doktor konuşmalarından ve hasta yatmamdan dolayı, öleceğimi düşünmüş! Henüz kuyruğu titretmediğimi görmek, Ona iyi geldi :) Kardeş' e merhaba deyin :)

Previa' nın da geçeceğini düşünüyorum. Ben, güçlü bir anneyim. Bir takıntı halinde olmadan ssvd' yi -Sezaryen Sonrası Vajinal Doğum- denemek istiyorum. Bir normal doğum fanatiği değilim. llk doğum tecrübemden sonra; saplantılı bir şekilde bir fikre bağlanıp, sonrasında duruma müdahele edemeyince yaşadığım travmayı hala hatırlıyorum. Buna bir kez daha izin vermeyeceğim. Bak, bunda iddialıyım işte!

Kaynak: www.mumcu.com

Anneler Günü hediyem



Dün RifBaba elinde bir demet kurabiye ile geldi  :) Bahçede oynayan Alpi, bu manzarayı kaçırmamak için heyecanla peşine takılmış ve ağzı kulaklarında bizi izledi. Asıl sürpriz; Bu şirin kurabiyelerden ne RifBaba ne de Alpi sorumluydu! "Çiçek Sepeti" nden çok hoş bir jestti. 





 Alpi' den kalanları; bir kaç saat içinde biteceklerinden emin olarak stokladık :)



www.ciceksepeti.com' un web sitesine bir göz atın derim. Özellikle de "Anneler Günü hediyeleri" ne: Şık saatler, koklamaya kıyamayacağınız kadar güzel çiçek buketleri ya da Anneler Günü' nünde ağzınızı tatlandıracak lezzetli kurabiyeler.

Çiçek Sepeti ailesine teşekkür ederim.

Devlet okulunda itiraz işe yarar mı?

Alpi kuşumun okul durumundan bahsetmedim bir süredir.Bu sene itibariyle Alpi, seçtiğimiz bir devlet okulunun anasınıfına gidiyor. Mevcutları hayallerimden bile iyi çıktı; sadece 13 çocuk var. Hastalık, tatil vb sebeplerden dolayı genellikle 7-9 çocuk oluyorlar. Küçük bir okul. Sabahçı-öğleci toplam 300 öğrenci var. Muhit güzel. Çocuklara bakınca gerçekten çocuk görüyor insan.

İlk kalp atışlar

Cuma günü doktor kontrolümüz vardı. İlk kalp atışlarına şahit olduk. Alpi' nin kalp atışlarını da hem izlemiş hem de dinlemiştik. 2005 teknolojisi ile 2012 teknolojisi bir değil. Ekran buyuk ekrandı fakat ayrıntılar bu derece değildi. Bir fasulye düşünün. Üst tarafında da iki mercimek tanesi üst üste sanki zıplıyorlar! Yeni yeni kalp atışları. Nasıl da hızlı atıyordu. Ses duymayı denedik fakat doktorum henüz çok erken olduğunu ve doppleri sadece 1-2sn açık tutmanın şu aşama için kafi olduğunu söyledi. RifBaba ile bu mucizeye şahit olduğumuz için çok mutlu gülümsedik. Hatta ben kikirdedim:)

İki çizgi

İkiye dair ne çok söylenmiş söz, deyim, kalıp vs var:
İki, en küçük asal sayıdır
İki kere iki dört eder
İki elin sesi vardır
İki aşıktır
İki elin sesidir
İki çizgi vardır bir de

"Yapmam!" dediğim ne varsa

Özenle, hiç acele etmeden yalattı oğlum bana. Kendisini tebrik eder; yalamaya doyamadıklarımı anlatmaya geçerim.
  

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More