Hayal gücü ve yaratıcılık, bilgiden daha önemlidir. Bilginin sınırı var, ama hayal gücü tüm evreni kucaklar...
A. Einstein
tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2014 Çarşamba

Enerjinizi Tüketen Şeyler


ENERJİNİZİ TÜKETEN ŞEYLER

•Kendinize vermiş olduğunuz fakat bir türlü tutamadığınız sözler.
•Kullanmadığınız halde evinizde, iş yerinizde bulundurduğunuz her türlü materyal.
•Görüşmek istemediğiniz halde “ayıp” olur düşüncesinden ötürü iletişim halinde olduğunuz herkes.
•Geçmişinizde affedemediğiniz, hala zihninizde kavga halinde olduğunuz aile fertleri ve kişiler.
•Evinizde sizi bekleyen fakat bir türlü vaktiniz olmadığı için yapamadığınızı ifade ettiğiniz birikmiş tadilat veya işler.
•İstemeyerek giriştiğiniz her türlü proje.
•Her türlü dağınıklık.
•“Yarın yaparım” diyerek ertelediğiniz, her yeni hayaliniz.
•Canınızı sıktığı halde görüşmeye devam ettiğiniz herkes.
•Her yıl ertelemeye yöneldiğiniz ya da bir görev misali gittiğiniz tatiliniz.
•“ Hayır” diyemediğiniz, iyi niyetli olduğunuz için yaptığınızı sandığınız her şey.
•Tutamadığınız her türlü söz.
•“ Keşke” diyerek hayıflandığınız her şey.
•Vermek istediğiniz ama bir türlü veremediğiniz cevaplar.
•Sağlığınızla ilgili aldığınız ama bir türlü uygulayamadığınız kararlarınız. ( spora gitmek…)
•Vermek istediğiniz kilolarınız.
•Cevaplamadığınız mailler.
•Tamamlanmamış, ötelediğiniz, ertelediğiniz, sizi yeyip bitiren her şey.

Not: bu maddeler, internette anonim olarak dolaşan bir yazıdan alınmıştır.

  Bu liste uzayıp gider... Ama çok doğru tespitler olduğunu düşünüyorum. Kendimize önem vermek, özen göstermek, her türlü fazlalıktan kurtulmak, tutamayacağımız sözleri, çocuğumuza bile vermemek... İstemediğimiz hiç bir şeyi, başkası mutlu olsun diye yapmamak...  Gerçekten kendimizi iyi hissettirecek. Biz iyi hissedince etrafımızdakilere de yansıyacak eminim.

Benim de en çok yaptığım hata, ertelemek! Sürekli bir şeyleri ertelediğim için, yapacaklarım, planlarım hiç bitmez :) Bu da bir zaman sonra çok yorucu oluyor gerçekten... Hatanı bilmek de iyi bir şey sanırım :) Ben kendimi düzeltmeye çalışıyorum...

Bol enerjili günler dilerim, hem size, hem kendime :)

12 Ekim 2012 Cuma

Geç Oldu Ama...

Nerede kalmıştık?
Epey zamandır ne yeni yazı ekliyorum ne de blogları doğru dürüst dolaşabiliyorum. Oysa en sevdiğim zamanlardan biri de bir blogdan diğerine atlayıp, yorum yazmak...
Tatilimizden bahsedeyim biraz. Bu yaz Dalaman'a gittik. Yine kardeşim ve ailesiyle bir ev kiraladık. Kendi özel havuzu olan bir evdi bu. Çok rahat ettik ve çok eğlendik. Gece dahi havuza girme şansı bulduk. Hatta okeyde yenilen kardeşim ve eşine, kıyafetleriyle havuza girme cezası verdik :) Fikir tabii ki kardeşimin eşi Yasemin'den çıkmıştı ama havuza giren yine kendisi oldu. Kardeşim de onu yalnız bırakmadı. Gerçi, ceza mı oldu , ödül mü? Orası tartışılır... Bir hafta sonra onlar uçakla döndüler, biz iki gün daha uzattık tatilimizi.

Her sene değişik yerlere gitmeye çalışıyoruz. Ama bu sene gittiğimiz Secret Valley (Gizli Vadi), kafa dinlemek istiyorsanız, şiddetle tavsiye edeceğim şahane bir yer. Evler çok güzel ve çok temiz. Çalışanlar ilgili ve güler yüzlü. Doğasını ise anlatmaya kelimeler yetmez...
Yine de fotoğraflarla biraz da olsa aktarmaya çalışayım. O kadar çok fotoğraf vardı ki, sanırım bu yazıyı hazırlamak da bu yüzden biraz gecikti :)

Vadiye tepeden bakış...
İşte o ev bu ev :)
Restoran kısmı çok ilginç dizayn edilmiş. Ağaçların arasına kuş evi şeklinde masalar yapılmış. Çok hoş görünüyordu.
Kuş evinden aşağıya bakış...
Oralara kadar gitmişken, çevre ilçeleri de gezelim dedik. Dalyan, Göcek ve Fethiye'ye gittik. Caretta Caretta'ları gördük. Koyları gezdik. Eşim yamaç paraşütü yaptı. Aslında ben de yapacaktım ama, çocukların yanında birinin kalması gerekiyordu. Fethiye'de de bir gece kaldıktan sonra, arabamızla keyifli bir yolculuk yaparak evimize döndük.
Çok yorulmuşuz ama :)
Bu köprü öyle hoşuma gitti ki, durmak için vaktimiz olsa, çeşit çeşit fotoğraflar çekebilirdim. Yeşilliğin içinde bembeyaz bir köprü...
 Gizli Vadi de bir de kanyon var. Biz de bu fırsatı kaçırmadık ve kanyonda tekne turu yaptık. Muhteşem bir güzellik. Ayrıca, çamur banyosu da yaptık :) Sonra konaklama yerinde zaman geçirdik. Bizimkiler yine balık tutma girişiminde bulunsalar da başarılı olamadılar :)
Renklerin güzelliği ruhumuzu dinlendirdi...

 Taş taş üstüne de koymadık demeyiz artık :)
 İz Tuzu plajına giderken...
 İz Tuzu plajı çok güzeldi. Denizi de muhteşemdi...
 Hasta bir Caretta Caretta bu tankın içinde tedaviye alınmış.
 İz Tuzu plajından dönerken uğradığımız restoran, adeta bir hayvanat bahçesi gibiydi. Keçiler, tavuk ve horozlar, tavus kuşu, köpekler, kazlar, ördekler ve tabii olmazsa olmaz arılar ve akşam da sivri sinekler... Çocuklar elleriyle su kaplumbağalarını bile beslediler.
 Sivri sineklerin sebebi, sazlarla kaplı bir gölün kenarında olması.
Su bisikletiyle gezi de yaptık, manzara ve sessizlik çok güzeldi.
 Göcek'e de gittik. Tabii Oniki Adalar'ı gezmeden olmazdı. 
 Yamaç paraşütü yapan çok kişi vardı. Eşim de denedi, bir sonraki sefere sıra bende :)
 Fethiye'de kaldığımız otelde yakaladığım bir kare. Serçeler çok şirindi.
 Fethiye Ölü Deniz. Ama ben pek beğenmedim. Çok kirliydi. En güzel zamanları Mayıs ve Eylül aylarında oluyormuş...
 Su altı kamerasını kullanarak da epey eğlendiler :)
Tatil hakkında anlatacak daha çok anı var aslında ama üzerinden epey zaman geçince anlatması da zor oluyormuş. Neyse, kısaca böyle geçti işte tatilimiz ve çok güzeldi...

"Derken okul hazırlıkları başladı. Kıyafetler, okul malzemeleri ve on-yüz-bin tane kitap defter kapladıktan sonra, nihayet herşey rayına oturdu ve ben de artık yazabiliyorum." Demişim en son ama bu yazıyı taslak olarak hazırladıktan sonra, neredeyse bir ay geçmiş üzerinden. Araya hastalık falan da girince, ancak tamamlayabildim yazımı. Özledim sizleri, artık buralardayım...

Not:Beğenmedim ben bu yazımı, karışık oldu sanki. Ben böyle yapmazdım ama yeniden düzenlemeye de çok üşeniyorum :( Kusura bakmayın...
Sevgiler.

28 Mart 2012 Çarşamba

Prof. Lea Contestabile Resim Sergisi


Bir süredir Doğuş Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesinin açtığı ahşap boyama kursuna gidiyorum. Ortaya bir şeyler çıkınca paylaşacağım elbette ama şimdi bir sergi haberi vermek istiyorum. 03 Nisan'da açılacak olan sergiye hepiniz davetlisiniz. Ayrıntıları eklediğim görsellerden öğrenebilirsiniz. 04 Nisan'da dersim olduğu için sabah ben de orada olacağım.
***

 Prof. Lea Contestabile İtalya’nın Abruzzo bölgesinde yaşayan çağdaş, sıra dışı bir sanatçı. Sanat ve Tasarım Fakültesinde “Akışkan Hatıralar” başlığı ile ilginç bir sergiyi topluma sunacak olan Lea Contestabile’nin çalışmalarında öznellik ustaca kurgulanmış kompozisyonlarla dikkat çekmektedir. Tutku ile bağlı olduğu ailesi, yıllar önce yaşadığı köyü, tanıdığı ya da kaybettiği akrabalarının fotoğrafları, artistik birer referans olarak eserlerinde yer alıyor.
Lea Contestabile’nin çocukluğu İtalya’nın çok küçük bir şehrinde masalımsı bir evde ve çok mutlu geçmiş. Küçükken bahçesinde çeşit çeşit meyve ağaçları ve çiçeklerin arasında arkadaşlarıyla oynadığı yaratıcı oyunlar, çocukluk anıları, büyüklerinden dinlediği öyküler, masallar, bayramlar, bahçede verilen abartılı ziyafetler, bahçenin bir köşesinde beslediği evcil hayvanlar doküman ve/veya belgesel niteliğinde plastik bir tatla tüm bunlara samimiyetle tanıklık etmemizi sağlıyor.
Sanatçı, yaklaşık on yıl önce geçirdiği ciddi bir rahatsızlık yüzünden uzun süre resim yapamadığı için, aylarca kaldığı hastanede üzüntüsünü ve acısını dindirmek için, hasta yatağında tekstil içerikli sanat eserleri yaratma ihtiyacı duyuyor. İyileştiğinde kullanacağı ana malzemeler kaçınılmaz olarak; sargı bezi, iplik ve kumaş parçaları oluyor.Contestabile’nin düşsel güzellikteki eserleri, izleyeni sonsuz bir evrene taşıyan imgeleri; yüzeyde bazen iki boyutlu, bazen de üç boyutlu özenle kesilmiş kağıt, ya da seramik siluet formlarla belirginlik kazanıyor. Farklı yüzeylere taşınan bu siluet formlar yeni bir espas anlayışıyla artistik bir ifade biçimi yaratıyor. Contestabile’nin bu zengin düşünsel ve duyusal birikimi kimi zaman da özenle hazırladığı video anlatımı ve seslerle yeni bir ifade biçimine bürünüyor. Contestabile farklı disiplinlerden yararlanarak oluşturduğu bu şiirsel dünyasında teknik ve malzemenin sınırsızlığını ispat etmekle kalmıyor, sahip olduğu tüm zenginliğe bizi de cömertçe sürüklüyor.
Sergi 3 Nisan 2012 tarihinde saat 16.30′da Fakültemizin Sanat Galerisi’nde toplumun ilgisine sunulacak. Sergi 24 Nisan 2012 tarihine kadar gezilebilecek. 4 Nisan 2012 tarihinde değerli sanatçı fakültemiz öğrencileri ile birlikte Resim Atölyesinde bir çalıştay gerçekleştirecektir.

Alıntı

21 Ocak 2012 Cumartesi

Güzel Bir Tatil Olsun

Bir dönemi daha bitirdik. Hem de güzel bitirdik...
Karneler alındı, kızımın karnesinin hepsi 5'lerle dolu (2. sınıf), oğlum da Teşekkür aldı (7. sınıf). 
Sınıflar bir şekilde geçilir de, bugün onlar hakkında öğretmenlerinden duyduğumuz güzel sözler, sanırım bizim için karnelerindeki notlardan daha önemliydi... 
Teşekkür ederim size, canlarım.

Bugün onların günüydü. Karne töreninden sonra ne istiyorlarsa onu yaptık. Gezdik, alış veriş yaptık, abur cubur aldık :) Mutlu ama yorgun bir şekilde eve döndük. Çok çalıştılar, çok yoruldular şimdi dinlenme vakti artık. Tabii her tatilde olduğu gibi, günlük planlar yapılacak ve panolarına asılacak :) Yoksa ne oyuna, ne de televizyon seyretmeye doyamıyorlar :) Onları sıkmadan ama her gün prensipli bir şekilde, tekrar yapmaları, bilgilerini de taze tutacaktır. Özellikle Lara için. 
Lara'ya yardımcı kitaplar aldık. Farklı Yayıncılık'tan, Öykü Dünyası, Farklı Zeka ve Bilgi Transferi. İçinde çocukların eğlenerek yapabilecekleri alıştırmalar, bulmaca şeklinde işlemler var. Lara çok sevdi ve eve gelir gelmez yapmaya başladı. Tavsiye ediyorum efendim...
Bütün öğrencilere ve öğretmenlere iyi tatiller diliyorum...

13 Ocak 2012 Cuma

Koska'dan Sıcak Gelişme

Koska markalı ürünleri yıllardır kullanırım ve çok beğenirim. Bu sefer de hep dışarıda yediğimiz fırında helva keyfini evlerimize getiriyor. Henüz deneme fırsatım olmadı. Malum kalori değeri çok yüksek. Bu yüzden kalabalık bir ortamda yapmalı ki az bir parça düşsün :) Ama Koska ne yapmışsa, güzel yapmıştır...

Fırın şeklinde bir kutunun içinde geldi helvalar. Fırın şeklindeki bu şirin kutuya kızım el koydu hemen. Ben düşünceyi de çok beğendim. Mutfak havlusu ve çok hoş, bizleri onurlandıran, "Sayın Basın Mensubu" diye başlayan bir kartta ekteydi.

Bu tatlı hediyeler için teşekkür ederim Koska.

17 Kasım 2011 Perşembe

Kanaviçe Sergisi (Filiz Türkocağı)

Kültür bakanlığı sanatçısı sevgili Filiz Türkocağı Hanımefendinin kanaviçe sergisi 18-28 Kasım 2011 tarihinde 17:30'da Kütahya Kültür Sanat Derneği Cep Galeri'dedir.
Kütahya'lı arkadaşlarımın ve çevre illerdeki kanaviçe severlerin bu sergiyi kaçırmayacağını düşünüyorum. Her biri sanat eseri olan kanaviçeleri yakından görme fırsatını yakalayanları kıskanacağımı da belirteyim :)

17 Mayıs 2011 Salı

Benim Hayatım Benim Kontrolüm!


Geçen günlerde FikriMühim'in mühim bir projesine dahil oldum, Senin Hayatın Senin Kontrolün! Kampanyanın amacı, bizleri doğum kontrol hapları hakkında bilinçlendirmek. Doğum kontrol haplarına karşı hep bir ön yargımız vardır. Kilo aldırır, tüylendirir, doğurganlığı azaltır gibi... Sırf bu yüzden çağ dışı kalmış yöntemlerle korunmaya çalışırken, istenmeyen gebeliklerle karşılaşmışsınızdır çevrenizde. Oysa yeni nesil doğum kontrol haplarının, bilinenin aksine bir çok faydası bile var. Fakat en önemlilerinden biri, rahim ve yumurtalık kanseri riskini %40-50 oranında azaltması...

Bu kampanyada elime geçen broşürleri ve 3D gözlükleri çevreme dağıtacağım. Şimdi bu konuda, doğruları eğlenceli ve hoş bir şekilde öğrenmek için www.dogumkontrolhapim.com sitesine bir göz atın derim. Aklınıza takılan birçok soruya sitede yanıt bulacaksınız. Eğer farklı bir sorunuz varsa, Türk Aile Planlaması Derneği Başkanı Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu'na sorularınızı iletebileceksiniz. 

Doğum kontrol hapı kullanmayı düşünüyorsanız, öncelikle bir kadın doğum uzmanına muayene olmanızı ve sizin için en uygun yöntemin hangisi olduğuna birlikte karar vermenizi tavsiye ederim.

Mühim paketin içinden çıkan sepetteki bebeğin anneler günü öncesi gelmesi de ayrı bir hoşluk oldu :) En çok da kızım sevindi tabi. Dileyen herkesin, dilediği zamanda anne olmasını temenni ederim.

Benim hayatım, benim kontrolüm!

1 Mayıs 2011 Pazar

Teşekkürlerim Var


Hayırlısıyla DEKUPAJ RESİMLERİ adlı blogumuzda bu sabah itibariyle yayın yapmaya başladık. Paylaşmayı seven insanlara birlikteyiz ve ben onlara hayranım. Katkıda bulunan bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Sizleri seviyorum...

Bir de özel olarak teşekkür etmek istediğim kişiler var. Sevgili Banuca Birşeyler blogunun sahibesi Banu ablam. Böyle bir işe kalkıştığımı öğrenince, arşivini paylaşabileceğini söyledi. Söylemekle de kalmadı iki gün uğraşarak bütün arşivini bana gönderdi. İyi ki varsın Banu ablacığım. Çok teşekkür ederim.

Bir diğer teşekkürüm de, arkadaşım Özlem'e. Kendisinin henüz bir blogu yok ama, ikna etme çalışmalarım devam edecek :) O da hem kendi arşivinden resimleri, hem de internette bulduğu linkleri benimle paylaşarak büyük katkıda bulundu. Teşekkür ederim Özlem'ciğim.

Son olarak da, daha yayınımıza başlamadan bizi izlemeye alan arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İnanın pişman olmayacaksınız :) 

30 Nisan 2011 Cumartesi

Dekupaj Resimleri Blogu

Bütün iyi niyetimizle, sizin için toplandık:)

BAŞLIYORUZ!
Bloglar kapandığında ben ne yaptım? Yeni bir blog açtım :) 
DEKUPAJ RESİMLERİ (http://dekupajresim.blogspot.com/)
Bizim gibi hobiyle uğraşan arkadaşlarımın en büyük derdi güzel dekupaj resimlerine ulaşmak. Ben de düşündüm ki, arşivimizdeki ve internetten bulduğumuz resimleri ihtiyacı olan arkadaşlarımızla paylaşabiliriz. Paylaşabiliriz diyorum çünkü, elinde çok, güzel ve özellikle büyük resimler olan arkadaşlarımı yazar olarak ekleyeceğim. Eğer sizin de elinizde resimler var ve paylaşmak isterseniz, bana serapygungor@gmail.com adresinden ulaşıp, e mail adresinizi bırakmanız yeterli. Eğer "ben yazar olmak istemiyorum ama resimlerimi paylaşabilirim" diyorsanız. Resimlerinizi gönderin, biz yayınlayalım.
Bazı arkadaşlarıma yazar olmayı teklif ettim ve kabul ettiler. Dekupaj Resimleri blogumuzda yayın yapacak arkadaşlarımızın listesi aşağıdadır. Listeye eklenmek isterseniz yorum bırakarak ya da mail atarak bana ulaşabilirsiniz.
Artık bloglar da açıldığına göre, yeni blogumuzda yayınımıza başlayabiliriz. Dekupaj Resimleri blogumuzda da bizi yalnız bırakmayacağınızı umuyoruz. 
1Mayıs'ta yayınımıza başlıyoruz...
Herkese sevgiler...

1. Marifetli Peri
2. Herşeyden Azıcık
3. Filiz
4. Meral Hobiart
5. Fidoş
6. Ruşyena
7. Zeynep Bayram
8. Meral Sanatevi
9- Nalan Ünal
10- Hobivakti

Not: Bu blogdan herkesin haberdar olabilmesi için sık sık yenileyeceğim. Anlayışınız için teşekkür ederim.
Dileyenler bloglarında duyurabilirler. Duyuru yapanlara şimdiden teşekkürler.

17 Mart 2011 Perşembe

Bir Reklam


Fırsatları sizde seviyorsanız eğer bir müjdemiz var! Artık fırsatların hepsini toplu şekilde bir arada görmek mümkün!

İndirimlr,  kategorilere göre sırlanmış, tüm fırsatların bir arada sunulduğu, interaktif ve kolay kullanımlı bir platformdur.

Hangi firmaların, sizin için en iyi teklifleri sunduğuna karar vermenizi, tüm fırsat sitelerini, Alexa Rank puanlarını ve şehirlerin sayılarını bir listede görmenizi sağlıyor. Ayrıca, seçeneğinizi daha da kolaylaştırmanız için, siteler hakkında kendi yorumlarınızı açıklamanız mümkündür. Hem zamandan hem paradan tasarruf etmenin yeni yolu!

Fazla söze gerek yok, siz de şehrinizdeki fırsatları bir arada görmek istiyorsanız, İndirimlr

sayfasını mutlaka ziyaret ediniz!

Geçen günlerde Yasemin Hanım bana mail yoluyla ulaşıp, bir ricasını iletti. İndirimlr sitesinin fazla tanınmadığından  bahsetti. Sayfamı çok beğendiğini ve İndirimlr sitesinden sayfamda bahsetmemi istedi. Zaten Facebook sayfasını beğendiğim bu oluşumu sizlere de tanıtmak ve desteklemek istedim. Umarım fırsatlardan faydalanabilirsiniz...

Not: Siz de destek vermek isterseniz yukarıdaki yazıyı ve fotoğrafı kopyalayıp sayfanızda yayınlayabilirsiniz.

14 Ocak 2011 Cuma

Çocuklardan Mektup Var...

“Sevgili Anneciğim, Babacığım,

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:

Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.

Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunlarda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?

Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.

Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.

Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. "Ben senin yaşında iken..." diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.

Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni korkutup sindirerek suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın.

Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.

Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin; hiç değilse çabamı övün. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım.

Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın; bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim.

Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine beni size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.      
Biliyorum ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse birçoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.

Benden "Örnek çocuk" olmamı istemezseniz ben de sizden örnek ana-baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız yeter.

Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim."

"Sevgiler Çocuğunuz”

Geçen gece öylece düşünürken bu yazı geldi aklıma. Bundan ondört yıl önce şimdi tam olarak adını anımsayamadığım bir kitapta rastlamıştım bu yazıya. Henüz ne evliydim ne de çocuğum vardı. O kadar beğenmiştim ki yazıdaki mesajları, hemen oracıkta, bulduğum bir kağıda bütün metni yazıvermiştim. Aradan iki yıl geçmiş ve eşimle tanışmıştım. Ona da bu yazıyı göstermiş ve "biz bunu sık sık okuyalım, çocuğumuz olduğunda bu hatalara düşmeyelim" demiştim...


Şimdi, biri onbir, diğeri yedi yaşında iki çocuğumuz var. Onları, bildiğimiz en iyi doğrularla yetiştirmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken de çok zorlandığımız zamanlar oluyor. Anne baba olarak onlar için en iyisini istediğimizi anlatmakta zorlanıyoruz kimi zaman. Kimse çocuk yetiştirmenin kolay olduğunu söylemedi elbette fakat, yine de "Biz de böyle miydik?" sorusunu sormadan edemiyorum kendime...

Çocuk yetiştirmeyle ilgili sayısız kitap, araştırma, makale var. Bunlar belki yön gösterici olabilir ama iş pratiğe dökmeye gelince, çocuklar bütün kitapları rafa kaldırtıyor...
Benim bildiğim tek yöntemse; her fırsatta, onları ne kadar çok sevdiğimi söylemek ve göstermek...

23 Aralık 2010 Perşembe

Şanslı mıyım Neyim?

Ne kadar şanslıyım ben...
Sevgili Biyaşımadahagirdim'in ikinci yaşı için düzenlediği çekilişe katılmıştım geçenlerde. Ben öyle çekilişlere  fazla katılan biri değilim ama bu yastığı görünce, çok hoşuma gitmişti. Çekiliş sonuçlandı ama bana çıkmadı.  ByDG (bu onun kısaltması, hem yazması daha kolay:)) çekilişi babasına çektirmiş. Kendisi çekse kimi çekeceğini merak ederek, öylesine bir kez daha çektiğinde benim adım çıkmış :) Böylece ben de ikinci talihli oluvermişim. 
Doğum günümü de takip edip, hatırlayan arkadaşım, bana adresimi istediğini belirten bir e posta attığında, çok şaşırdım, çok sevindim. Çok sevindim, çünkü yaptığı herşeyi çok beğeniyorum...
O kadar ince düşünerek hazırlamış ki pakedini, kimseyi unutmamış. Oğluma, üzerinde Volkan'ın baş harfinin olduğu bir kalemlik, kızıma, kurdelelerden hazırladığı ve her yere yakışacak bir broş, ki biz onu ya tac ya da toka yapacağız :) Bana esprili bir göz bandı hazırlamış. Hoş notuyla birlikte, bunları üzerine peri çizdiği bir zarfa koyup, aşağıda fotoğrafı olan nefis leblebi çeşitleriyle birlikte göndermiş.
Çok teşekkür ediyorum Biyaşımadahagirdim...

Bu broş için hain planlarım var :) Kızımı kandırıp, ortak kullanmayı teklif edeceğim :) Notunun ve zarfın üzerindeki çıkarmaları da Lara'ya vereceğim. Koleksiyon yapıyor da kendisi.


 Siz fotoğrafla yetineceksiniz artık, ama hepsi göründüğü kadar nefis inanın. Sanırım en son paketi  çocuklar okuldan gelmeden saklayacağım :) Eşim de mutlu olacak bunları görünce.

Not-1'e cevap: Eline sağlık, ben bu kadar bile dikemiyorum, fermuarı da kendi de gayet güzel.
Not-2'ye cevap: Broşu görünce benim de aklıma ilk gelen şeydi, toka veya taca iliştirmek. Çok beğendim çok...
Not-3'e cevap: Uyku gözlüğümü çok sevdim. Ben de bundan örnek alabilirim. 1nolu ablaya selamlar.

Sevgiler ByDG...
İyi ki bu blogu açmışım, ne güzel insanlar tanıyorum..

26 Ekim 2010 Salı

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...