Hayal gücü ve yaratıcılık, bilgiden daha önemlidir. Bilginin sınırı var, ama hayal gücü tüm evreni kucaklar...
A. Einstein
okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2012 Cumartesi

Güzel Bir Tatil Olsun

Bir dönemi daha bitirdik. Hem de güzel bitirdik...
Karneler alındı, kızımın karnesinin hepsi 5'lerle dolu (2. sınıf), oğlum da Teşekkür aldı (7. sınıf). 
Sınıflar bir şekilde geçilir de, bugün onlar hakkında öğretmenlerinden duyduğumuz güzel sözler, sanırım bizim için karnelerindeki notlardan daha önemliydi... 
Teşekkür ederim size, canlarım.

Bugün onların günüydü. Karne töreninden sonra ne istiyorlarsa onu yaptık. Gezdik, alış veriş yaptık, abur cubur aldık :) Mutlu ama yorgun bir şekilde eve döndük. Çok çalıştılar, çok yoruldular şimdi dinlenme vakti artık. Tabii her tatilde olduğu gibi, günlük planlar yapılacak ve panolarına asılacak :) Yoksa ne oyuna, ne de televizyon seyretmeye doyamıyorlar :) Onları sıkmadan ama her gün prensipli bir şekilde, tekrar yapmaları, bilgilerini de taze tutacaktır. Özellikle Lara için. 
Lara'ya yardımcı kitaplar aldık. Farklı Yayıncılık'tan, Öykü Dünyası, Farklı Zeka ve Bilgi Transferi. İçinde çocukların eğlenerek yapabilecekleri alıştırmalar, bulmaca şeklinde işlemler var. Lara çok sevdi ve eve gelir gelmez yapmaya başladı. Tavsiye ediyorum efendim...
Bütün öğrencilere ve öğretmenlere iyi tatiller diliyorum...

21 Haziran 2011 Salı

Lavanta Piramidi - Hayvan Figürlü Anahtarlıklar ve Bizden...

Okullar kapandı, çocuklar tatile girdi. Ben de dinlenmeyi hak ettim ama sanırım benim tatilim şimdi bitti :) Bilenler biliyor ama bilmeyenler için; çocuklarımın birbiri ile geçimsizliği beni çok yoruyor, ondan bahsediyorum... Daha önce de burada bahsetmiştim. Zamanınız varsa okuyunuz efendim.
Kızımın karnesinin hepsi beş ve ikinci sınıfa geçti. Oğlum da teşekkür belgesi ve başarı belgesi aldı ve yedinci sınıfa geçti. Bu seneyi de alnımızın akıyla bitirdik. Yine yüzümüzü güldürdü çocuklarımız. En önemlisi onların ve bizim emeklerimizin karşılığını almış olmamız tabii. Teşekkür ederim çocuklarım...
Tatil başladı ya, kızımın meşhur elişi kitabı çıktı ortaya :) Kızım başladı kitabı karıştırmaya, ne kadar yapamayacağı şey varsa seçiyor... İşin kötüsü daha kendisinin başlayıp bitirdiği bir şey yok. Sonunda hepsi benim başıma kalıyor. Neyse kolay bir şeyler seçti sonunda. "Anne bu lavanta kesesini yapmak istiyorum" dedi. Ben de sevindim, düz dikiş yapacak, içini dolduracak diye ama nerdeee... Kızım solak, bense sağ elimi kullanıyorum ve bir şey gösterirken çok zorlanıyorum. Baktım olmayacak "hadi ben dikeyim sen doldur" dedim, o da kabul etti. Ben diktim, kızım doldurdu. Üzerine de bir fiyonk yapıp, taktık ve bitirdik. Taktık mı? :) Bitirdik mi? :)

Ben seviniyorum tabii, kızımın gönlünü yaptım, hem de çabuk bitti diye. Fakat bu durum kızımın hoşuna gitmedi. Kitabı kurcalamaya devam etti. Hatta bir bez bebek seçer gibi oldu ama son anda vazgeçirdim :) Bir ara yün ve şişle de deneme yaptık ama onda da başarılı olamadık :( Elleri çok minik henüz...

Tam da "yırttım galiba, kendi işlerime dönebilirim" diye düşünürken, bu hayvan figürlü anahtarlıkları gördü. Malzeme yok dedim, keçe lazım dedim, ama vazgeçiremedim. Hadi o zaman bunu da yapalım dedik. Yapalım mı? :) 
Baykuş seçti yine kızım. Yine diyorum, çünkü çok seviyorlar baykuşları. Daha önce de baykuşlu çerçeveler yapmıştım onlara. 
Ne yapalım elimiz mahkum. Tatilde yaparız diye çıkmış ağzımızdan bir kere... Aldık eski t-shirtlerinden birini ve temizlik bezini, yapmaya başladık. Başladık mı? :)
Yine benim başıma kaldı anlayacağınız. Kızım sadece arada bir gelip, "kenarları şu renk olsun, gözleri burada olsun" gibi söylemlerle bana yardımcı oldu :) Öyle ufak olduğuna bakmayın, ayrıntıları minik minik çok uğraştırıyor anahtarlığın. 
Tam bitti, ben havaya kaldırıp kızıma gösterirken nasıl olmuş diye, oğlum "ben de istiyorum ama, maymun olsun" demez mi? Allah'ım sana geliyorum... :)
Oturmaktan sıkılmışım, işlerim yarım kalmış akşama da yemek yok. Ama ben bir maymunla uğraşıyorum :)
Lavanta kesesi kızımın çekmecesinde artık. Anahtarlıkları da okuldaki dolaplarının anahtarları için kullanacaklarmış. Oğlum maymunu zombiye benzetti, kızım da baykuşa pörtlek gözlü dedi :) Eleştirdiler ama yine de beğendiler. Eldeki malzemelerle bu kadar oldu ne yapalım...
Ben ne yaptım peki? Kitabı ortadan kaldırdım :) Ortalıkta olunca kitaptaki her şeyi yapmak istiyoruz çünkü :)

28 Ocak 2011 Cuma

Çocuklarıma Teşekkür Ediyorum

 Yarıyıl tatili başladı.
Çocuklar karnelerini aldı.
Oğlum altıncı sınıfın zorluğunu yaşadı.
Takdir getiremesede önceki seneler gibi,
Bu dönem teşekkürü kaptı :)
Kızım birinci sınıfa başlamıştı,
O da zorlukların üstesinden geldi.
Tüm karnesini beşlerle doldurdu.
Onlar mutlu, biz mutlu...
Yine bizi sevindirdiler.
Canım yavrularım,
İkinize de teşekkürler...
Tek eksiğimiz,
İş için yurtdışına çıkan babamız.
Bu ilk karne heyecanını kaçırdı :(

26 Ocak 2011 Çarşamba

Kızımın Şaheseri :)


 İşte size geçen yazımda bahsettiğim, kızımın okulda yaptığı kumaş boyama çalışması. Aslında elma baskısı yapacaklardı fakat bir yerden sonra, sınırları aşıp, özgün çalışmaya başlamışlar :) Kızım da elmadan çok kalp ve kelebek yapmış, bir de ismini yazmış Lara. (Belki anlaşılmıyordur diye belirtmek istedim :))

 Tabi ki ona çok beğendiğimi, çok güzel yaptığını söyledim. Ama sanki elma baskısı daha fazla olsa  iyi olurmuş... Ütüledik ve kaldırdık. Kızım yaz gelince bu t-shirt ü giyeceğini söylüyor :) 


20 Aralık 2010 Pazartesi

Proje Ödevi (Sayı Tablosu)

Bir önceki yazımda, hazırlık aşamaları sırasında gördüğünüz fasülyeler bunlar. Kızımın proje ödevi için sıraya girdiler. Onluklar ve birlikler olarak yan yana dizilip, sayı tablosu oluşturdular.

Kızım her birinin üzerine, sabırla ve zevkle gülen suratlar çizdi. Hatta ben, ona göstermek için ilkini elime alıp çizdiğimde, "anne ben yapmayacak mıyım, bu benim ödevim" dedi. Nasıl mutlu oldum anlatamam :) Çünkü oğlum genelde son dakika haber verir, deyim yerindeyse; iki ayağımızı bir pabuca sokardı.

Bu tarz ödevlerin çocukların el becerilerini geliştirme ve konuyu kavrama açısından çok önemli olduğu kesin. Lara da, bu ödevi yaparken hem eğlendi, hem öğrendi.

Kullanılan malzemeler: 
Evde beğenilmediği için yenilmeyen fasülyeler :)
Asetat kalemi,
Renkli karton,
Yapıştırıcı,
Cetvel ve kurşun kalem.
Ha, az kalsın unutuyordum, bir de bunları yapacak iki minik el :)

9 Nisan 2010 Cuma

Marifetli Oğlum :)

Oğlum beşinci sınıfa gidiyor. Dün okulda "ebru sanatı" yapmışlar. O kadar heyecanlıydı ki, ebru yapacak diye. Oğlum da, kızım da benim yaptığım hobilere çok meraklılar. Hatta hiç istemesemde yardım etmek için can atarlar. Ben de işimi yaparken Onlara uygun faliyet bulurum. Fakat bu sefer oğlum beni geçti. Çok sevdiğim ebru sanatını benden önce denedi ve yapmaktan çok hoşlandığını söyledi. Ben de yapmak istiyoruuum.

Sınıfta en iyi ikinci çalışma oğlumun çalışmasıymış. Ben de çok beğendim. Babası da görünce ağzı açık kaldı. Sanırım O'ndan böyle bir yetenek beklemiyordu :) İlk deneme için hiç fena sayılmaz değil mi?


Canım oğlum, o kadar hoşuna gitmiş ki, "anne, para biriktirip çerçeve yaptıracağım" dedi. Ben de O'na "sen merak etme biz çerçeveletiriz" dedim. Odalarında biraz değişiklik yapmayı düşünüyorduk. Bu da dekorasyonunda kullanılacak objelerden birisi olacak.
Aslında, yaparken fotoğrafları da çekilmiş ama elime ulaşmadı henüz.


22 Ocak 2010 Cuma

Tatil Geldi Ama...



Tatil geldi, çok hoşgeldi. Oğlum tadir belgesi getirdi. Şimdi dinlenme zamanı ama bir program yapıp, her gün ders çalışmasını sağlamaya çalışacağız. Bunu yapmazsak, internet ve televizyonla geçiriyor bütün zamanını. Bir de iki kardeş didişerek...
Kızıma gelince, onlara da karne yerine, gelişim raporu veriliyor. Ama bu seneki aksaklıktan biz de payımızı aldık. Karnelerin basımı gecikince, sabah okulda bugün verilemeyeceği söylendi. Bizim kız da eve dönmek istedi. Fakat ilerleyen saatlerde dağıtmışlar karneleri. Biz alamadık ama ben biliyorum ki kızım okulda çok uyumlu, arkadaşlarıyla iyi geçiniyor. Sayıları tanıyor... Aslında harfleri bile tanıyor. Bazı kelimeleri yazıp okuyabiliyor. Ama biz engellemeye çalışıyoruz. Zamanı gelince doğru şekilde öğrenmesi için.
Nasıl geçecek bu tatil bilemiyorum. Endişeliyim. İki kardeş hiç anlaşamıyorlar. O yüzden Tom ve Jery diyorum ben onlara :) Dört buçuk yaş araları var ondan mı? Yoksa, biri erkek biri kız olduğundan mı, bilemiyorum... Bizler çocuklarımızla çok konuşan, anlatan ebeveynleriz ama nerede yanlış yaptığımızı bilmiyorum. Sanırım zamana ihtyacımız var. O zaman Allah bana sabır versin...
Herkese iyi tatiller.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Domuz Gribi Aşısı ?



Bu gün çocuklar eve bir formla geldiler. Domuz gribi aşısı yaptırmayı uygun buluyor muyuz? Bulmuyor muyuz? Henüz kafamızda hiçbirşey net değil. Söz konusu çocuklarımız. Formda bir sürü yan etki sıralanmış. Bu normal tabi, basit bir ağrı kesicide bile yan etkileri belirtiyorlar. Bu ise bilinmeyen, denenmemiş bir aşı. Bugün yine televizyonda bir doktor, "Amerika'daki aşılar civasız ama bütün Avrupa civalı aşıdan oluyor, sadece İtalya Amerika'dan alıyor" dedi. Doktorun kendisi de aşı olmuştu.

Burada yazdığına göre ciddi yumurta alerjisi, daha önce grip aşısı uygulamaları sonrası gelişen alerjik reaksiyon, ciddi kauçuk alerjisi, önceden geçirilmiş Guillan- Barre Sendromu olanların yaptırması sakıncalıymış. Bunlara da dikkat etmek gerekir. Eğer şüpheleniyorsanız önce alerji testini yaptırmak daha uygun.
Türkiye'de kullanılmakta olan aşılar Avrupa İlaç Ajansı, Amerika Gıda ve İlaç İdaresi ile Avrupa'daki ve Dünya'daki birçok ülkede ve ülkemizde de Sağlık Bakanlığı'nca ruhsatlandırılmış aşılarmış.

Şimdi yazı yanımda duruyor ve hangi seçeneği işaretleyeceğimi bilemiyorum. Çocuğuma aşı yapısın mı, yapılmasın mı?
Henüz kışın başındayız ve hastalık bulaşmaya devam ediyor. Evde olsalar onları koruyabilirim belki ama okul, hastalıkların en çabuk yayıldığı yer. Üstelik, kardeşlerin birbirine bulaştırma olasılığı da var. Kafamız karma karışık ama güvenmek zorundayız ve onaylıyoruz. Eşimle ortak kararımız bu. Umarım çocuklarımız aşının o yan etkilerinden birine yakalanmazlar...


2 Ekim 2009 Cuma

Geç Kalmış Bir Yazı

Benden biraz...
Ramazan ayı boyunca davetlerimiz devam etti. Derken malum sel olayı oldu. Biz Anadolu yakasında oturduğumuzdan, durumu televizyondan takip ettik. Ama malesef kardeşimin oturduğu bölge de selden etkilendi. Buradaki videoda, onların sitesi görünüyor. Dördüncü katta olmalarından dolayı, evlerinde bir hasar yok. Şans eseri arabalarında da. Fakat, yüksek giriş olmasına rağmen, birinci kattaki komşularına yardım ederken görmüşler ki, hiçbir eşyası kullanılacak durumda değil. Allah yardımcıları olsun...
Elektrik, su, doğal gaz, telefon kesildiği için, akşam bize geldiler. Allah bir daha yaşatmasın diliyorum... Tek güzel tarafı, bir hafta doya doya sevdim yeğenlerimi.
Ramazan ayı da bitti. Alış- veriş yapmak lazım. Bayram sonrası da okul açılıyor. Çocuklara bayramlık alındı, ama malesef bu bayramlıklar eskiden olduğu gibi bir anlam taşımıyor. Çünkü çok sık giysi alınıyor.
Bu sene prensesim de ana sınıfına başladı. Malum alınacaklar listesi ikiye çıktı. Al al bitmiyor. Neyse ki sonunda eksikler tamamlandı. Acaba zorluk çeker miyiz, diye düşünürken kızımız zaten çoktan hazırmış okula. Abisi bizi çok zorlamıştı. Onbeş gün yanında kalmıştık. Kızım, abisini görerek büyüdüğü için, okula çok kolay adapte oldu. Okula gitmeye çok hevesli, çok istekli. Toplantıya gittiğimizde, onu alacağımızı sanıp, yanımıza gelmedi :) Her sabah, "bugün de mi okula gidiyorum" diye sorup, sonra şarkılar söyleyerek banyoya gidiyor. Pek bi mutlu bu aralar, tabi biz de...
Okula giden bütün çocuklara Allah zihin açıklığı versin. Hepsine başarılar diliyorum.
Sevgili kedimiz Pati'nin patisini arı soktu. Sanırım çocuklar yok diye, sıkıntıdan eve giren bir arının peşine düşüp, onu pencerenin kenarında sıkıştırdı. Bir anda ne yapacağımı şaşırdım. Çocuk olsa, buz tutacaktım. Ben yine de şansımı deneyip, tutturmayacağını bile bile, elimde buz torbasıyla, onu aradım. Saklandığı yerden çıkarıp, patisini sevdim. Onunla konuştum, "geçecek oğlum" dedim. Ben konuştukça o da sanki yardım ister gibi, her sözüme miyavladı. Patisi şişti, yalaya yalaya bir hal oldu zavallıcık. Biraz araştırdım, oluyormuş böyle şeyler. İyi ki alerjisi yokmuş. 
Evdeyim, uzuuun bir aradan sonra yalnızım. Bırakacak kimsem olmadığından, çocuklarımla sürekli birlikteydik. Yani, nereye gitsek, ne yapsak kabile şeklinde yapıyoruduk :) Çocuksuz ne yapılır unutmuşum.
Şimdi evde şaşkın şaşkın dolaşıyorum. Bir eksiklik var sanki... Hep, bir işimi de yarım bırakmadan, başlayıp bitirebilsem diye düşünürdüm. Şimdi öylece oturmuş post yazıyorum.
Allah eksikliklerini göstermesin. Çok seviyorum çocuklarımı...
Ama sessizlikte güzel oluyormuş.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...