devlet tiyatrosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
devlet tiyatrosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2019 Pazartesi

film akşamları












Son haftalarda tembelleşsek de ocak ayının başında epey film izledik. Favorilerim Köpek Adası ve Roma. Searching çok farklıydı.
Ve evet Bizim İçin Şampiyon'da çok ağladım.

Green Book filminden çok haklı bir cümle; dünya, ilk adımı karşı taraftan bekleyen yalnızlarla dolu 
Sivas'ı izleyin ve ülke gerçeklerine milyonuncu kez sinir olun.

2 Nisan 2015 Perşembe


Şekerpare filmine bayılan biri olarak bu oyunu kaçıramazdım.İlk başlarda gözüm Şener Şeni aramadı desem yalan olur o kadar bütünleşmiş ki Ziver rolüyle. 
Oyuncuların bazı yerlerde çok abartılı rol sergilediklerini, bel altı esprilerin çoğunun gereksiz olduğunu düşünüyorum, dekor ise şahaneydi.
Tabi sonraki gösterimlerde değişikliklere gidilecektir muhakkak.Şekerpare rolündeki Dolunay Pircioğlu'nun sesi inanılmaz güzel. 
3 saat olan oyun biraz kısaltılsa fena olmaz 

1992 Yugoslavyası... Savaş her yerde... Bosna Hersek bağımsızlığını ilan etmiş...
Saraybosna kuşatma altında...
Bu dönemi yaşamakta olan Ziriç ailesinin hikayesini, evin büyük oğlu Alaaddin, aklında kalan anılarıyla anlatırken bizde yaşananları yakından izleme fırsatı buluyoruz..
Eğer Bu Bir Film Olsaydı...
Nasıl bir kurgu yapardı kimbilir..

Balkanlarda geçen oyunlar hep ilgimi çekiyor. Yine savaş, yine dağılan hayatlar.
Hafif tempolu ama güzel bir oyun.

“Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır.Ama uyumuyor da uyuyor gibi yapıyorsa ne yapsanız nafile, uyandıramazsınız” Gandhi

Tecavüz ve idam kararı. Olaylar kendi başına gelince insan hep savunduğu şeylerle ters düşebiliyor. İnsan hayatıyla ilgili karar vermek ne zor iş.

Kafam çok doluyken gittiğim bir oyun. Biraz ağır ilerliyor.
Tiyatrocular bu ezberleri nasıl yapıyor ben hiçbir şeyi aklımda tutamazken dedirten zor oyunlardan biriydi.


23 Ocak 2015 Cuma

Kurgusuna ve dekoruna özellikle bayıldığım çok güzel bir oyun 'Sırça Hayvan Koleksiyonu'
1930ların Amerikası, bir ailenin yaşadıkları,hayalleri.
Hayatın içinden bir hikayeyi, insan psikolojisini vurgulayarak anlatan oyunları daha bi ayrı seviyorum.
 Tennessee Willims da kitabı kendi başından geçenlerden yola çıkarak yazmış zaten.
Oyun boyunca çalan müziklerden biri





 Hamlet Makinesi
İzleyeli daha birkaç hafta oluyor.Aklımda oyuna dair hiçbir şey kalmamış dekor vs dışında.
İzlerken de inanılmaz sıkılmıştım.Sezonun en iyi oyunlarından biri seçilmiş oysaki.
Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş
İzlerken ve sonrasında beni epey düşündüren oyunlardan biri daha.
Evlilik, birey olmak, yalnızlık, hayat üzerine sorgulamalar yapıyorsunuz bol bol.
Uzun evlilikler sonrasında birbirinden bunalmak ,yalnız olma ihtiyacı, birbirine söylenen kötü sözler... 
İzlerken içimi tuhaf bir endişe kaplamadı desem yalan olur.
Bir tarafta yalnız ve mutsuz bir adam bir taraftaysa evli ve mutsuz bir çift.
Oyunun ismi ise ne kadar da doğru!

Oyunu izlerken inanılmaz zevk aldım.Esprisi ,mesajı yerinde çok güzel bir oyun.
Konsept masa hazırlamalar, selfieler, trendtopic olmalar, sürekli yer bildirimi yapmalar...
Günümüz insanını çok güzel eleştiriyor.
Bayılarak izlediğim 'İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı'nın yazarı Ali Cüneyd Kılcıoğlu'nun sahneye taşınan bir diğer oyunu Komşum Hitler.
Dekorunu da pek beğendim.Kaçırmayın derim.
'Nihilist değilim yalnızca içimi dışladım'




16 Aralık 2014 Salı


“Savaşta yapamam dediğimiz ne kadar çok şey yaptık.”
“Savaş bitti, barıştık, dense baltaları gömmek, affetmek mümkün mü?”
İsveçli yazar Lars Norén’in yazdığı “Savaş”, 1992-95 yılları arasındaki Bosna Savaşı’nın yol açtığı yıkımı bir ailenin başından geçenleri anlatıyor.Aslında savaşın geçtiği her coğrafyada yaşanan şeyleri belki de.

onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
câhil,
hakîm
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.
Geçen sezon gidip yazmayı unuttuğum oyunlardan.
Pek beğenmemiştim.

"Çürük Temel" Emile Fabre'nin " La Maison D'argile " adlı eserinden Hüseyin Suat Yalçın tarafından uyarlanmış ve tam yüzyıl önce1914 yılında Darülbedai'nin ilk oyunu olarak sahnelenmiş.
Oyunu çok beğendim.Hayatta herkesi memnun etmek ne kadar zor hakikaten!

İkinci perdesinde çok eğlendim. Sansürü anlatan bu oyun kaldırılmadan izlenmeli.

25 Nisan 2014 Cuma

4/12


En çok beğendiğimden başlayarak sıralarsam; İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı (Mutlaka Gidin!), Ocak, Cimri, Çin Kahvesi.

27 Ocak 2014 Pazartesi

1/12

-->
Ocak ayının hızına yetişemedim ben.Zaman sanki daha bi hızla akmaya başladı.
Bu aralar beni anlatan kelime 'telaş.' Hasta yattığım günlerde daha da bi içime işledi sanki bu his.
Belgesel izlemelere doyamadım, doyamıyorum.♥ iz tv


 Son dönemde en çok yaptığım şey tiyatroya gitmek. Kuyruklu Yıldız Altında İzdivaç ve Yolcuyu beğenirken Sirke Tadında Böğürtlen Reçelini vasat buldum. Yuvaya Dönmek için ne desem bilmiyorum! Prömiyerinde izlediğimiz oyuna çok emek verildiği belliydi, müzikler güzeldi ama oyunun sonunu zor getirdim! Modern dansı hiç sevmeyen, manasız bulan biri olarak nasıl sıkıldım anlatamam. Zorlama bir anlam çıkarılması gereken sanat hiç ama hiç bana göre değil!


17 Aralık 2013 Salı

Kalpak-İstanbul Devlet Tiyatrosu


Devlet Tiyatrosu'nun yeni oyunlarından biri daha: Kalpak.
İkinci Dünya Savaşı sırasında bir Rus askerini evlerinde saklayan Alman anne kızı konu alıyor.
Savaşın cephedeki tarafının yanı sıra geride kalanlar için de nasıl olduğunu, İkinci Dünya Savaşında yaşananları bir kez daha düşünmemizi sağlıyor bu 80 dakikalık tek perdelik oyun.
Dekoru ve oyunculukları beğendim, sürpriz son şaşırttı.

9 Aralık 2013 Pazartesi

sessizlik-istanbul devlet tiyatrosu






Erkek egemen bir dünyada kadın olmanın ne denli güç olduğunu ve sessiz kalmak durumunda bırakılmayı anlatıyor oyun.
Geçen sene pek çok ödül almış; dekoruyla ve sahne geçişleriyle bence daha da sürükleyici hale getirilmiş çok başarılı bir oyun Sessizlik.
Mesajlarını çok göze sokmadan, didaktik olmadan verebilmeyi başaran, mutlaka gidilmeli dediğim oyunlardan.Unutmadan +16 yaş sınırı var,

17 Kasım 2013 Pazar

üç kız kardeş-istanbul devlet tiyatrosu

-->

Devlet tiyatrolarında izlediğimiz birkaç kötü oyundan sonra çareyi uzun süredir şehir tiyatrolarında bulmuştuk. 
Geçenlerde bilet bakarken bir Çehov eseri ne kadar kötü olabilir ki diyerek devlet tiyatrolarından bilet almıştım, iyi ki de almışım.Oyunu başta dekoru olmak üzere(tren geçişleri,kar, yapraklar, kuşlar!) çok sevdim.Şimdiden belirtmek gerekir; gülmeye eğlenmeye bir oyun isteniyorsa öyle bir oyun değil tabi ki.Ama Rus edebiyatını sevenler için mükemmel bir seçim!Çehov yine döktürmüş.Rusya'nın kuzeyindeki bir taşra kasabasında yaşayan ve Moskova'ya gitme özlemiyle yanıp tutuşan üç kız kardeşi konu alıyor.3 saate yakın süren oyunda perde arasındaki dekor değişimini bile oyunun içine dahilmişcesine yapıyorlar!Oyun çıkışı yine bir hayat sorgulamasının içinde bulduk kendimizi.