Neden bu kadar kötümsersin ?
-Sen neden değilsin ? Çevrene bakmıyor musun ? En mutlu görünenlerine bile ? Bütün bunlar üç oda, bir mutfak, iki çocuk düşü ile başlıyor. Sonra? Haydi bayanlar, baylar! Bu fırsatı kaçırmayın. Siz de girin, siz de görün. Üç perdelik dram. Birinci kısım:dağlar dümdüz. İkinci kısım: ne çok tepe! Üçüncü kısım : ova batak. Bugünlük bu kadar baylar. iyi geceler. Yarın gene bekleriz.
Aylak Adam / Yusuf Atılgan
alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Aralık 2011 Salı
14 Eylül 2011 Çarşamba
“Onu ilk kez gördüğümde yaşantımda çok önemli bir yer tutacağını sezmiştim.
Bu tıpkı,bir filmin daha ilk karesinden bütününü kavramak,sonunu tahmin etmek gibi bir duyguydu.
Onu ilk gördüğümde bundan böyle artık benim için çok önemli olacağını sezmiş ve ürkmüştüm.
O andan başlayarak yaşantım değişecek,artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Bunu nasıl güçlü hissettiğimi ve sarsıldığımı iyi hatırlıyorum.fakat elimden gelen hiçbir şey yoktu.
Çünkü güçlü bir çekim alanının etkisine girmiş,büyülenmiştim.bütünüyle tuhaf olarak tanımlanacak bir zevkle bu albeniye kapılmıştım.
Tamamen kendi isteğimle ve tamamen “ben” oluşumla ilgili olarak.”
Kumral Ada Mavi Tuna
Bu tıpkı,bir filmin daha ilk karesinden bütününü kavramak,sonunu tahmin etmek gibi bir duyguydu.
Onu ilk gördüğümde bundan böyle artık benim için çok önemli olacağını sezmiş ve ürkmüştüm.
O andan başlayarak yaşantım değişecek,artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Bunu nasıl güçlü hissettiğimi ve sarsıldığımı iyi hatırlıyorum.fakat elimden gelen hiçbir şey yoktu.
Çünkü güçlü bir çekim alanının etkisine girmiş,büyülenmiştim.bütünüyle tuhaf olarak tanımlanacak bir zevkle bu albeniye kapılmıştım.
Tamamen kendi isteğimle ve tamamen “ben” oluşumla ilgili olarak.”
Kumral Ada Mavi Tuna
4 Ağustos 2011 Perşembe
Sevgili Simone
Senden sonra artık kırmızı kırmızı değil. Gökyüzünün mavisi de mavi değil. Ağaçlar artık yeşil değil. Senden sonra biz olma özleminin renklerini aramalıyım. Senden sonra bizleri utangaç ve kaçak kılan acıyı bile özlüyorum. Bekleyişleri, vazgeçişleri, şifreli mesajları özlüyorum. Görmek istemeyenlerin kör dünyasında kaçamak bakışmalarımızı....Bizleri görselerdi onların utanç, nefret ve acımasızlığı olurduk.Senden af dileme cesaretini henüz gösteremediğim pişmanlık duyuyorum. O yüzden artık pencerene bile bakamıyorum.Seni hep orda görürdüm henüz adını bile bilmezken. Senin daha iyi bir dünya düşlediğin zamanlar, bir ağacın ağaç, mavinin gökyüzü olmasının yasaklanamayacağı bir dünya..Bilmem bu daha iyi bir dünya mı? Artık kimse bana Davide demiyor. Bay Veroli diyorlar. Bunun daha iyi bir dünya olduğunu nasıl söyleyebilirim. Senin olmadığın bir dünya için bunu nasıl söylerim .......-la finestra di fronte
Senden sonra artık kırmızı kırmızı değil. Gökyüzünün mavisi de mavi değil. Ağaçlar artık yeşil değil. Senden sonra biz olma özleminin renklerini aramalıyım. Senden sonra bizleri utangaç ve kaçak kılan acıyı bile özlüyorum. Bekleyişleri, vazgeçişleri, şifreli mesajları özlüyorum. Görmek istemeyenlerin kör dünyasında kaçamak bakışmalarımızı....
güzel filmin güzel müziği- beş senelik emektar telefon melodim^-^
2 Ocak 2011 Pazar
iki kişilik uykular
Ayaklarını ısıtmak için birine ihtiyacı vardır.
Kış aslında iki kişilik bir mevsimdir.
Uyku kokan yorganlar, birbirine karışan rüyalar,
Sayıklamalarla uyandırdığın biri
Ve onun gecenin ortasında gülen yüzü...
Bu, sokulmanın mevsimi!
Eskiden pazarlarda satılan civcivler gibi,
Kemikler, eklemler birbirine geçmeli..
Kış: bir insanın başka bir insan için yapıldığının delili! "
Ece Temelkuran
30 Aralık 2010 Perşembe
” bütün bu ” siz” ler, “iz” ler, “uz” lardan sıkılırım ben. yapmacık, fazlalık gibi gelirler bana . ikinci konuşmamda “sen” diyemeyeceğim biriyle bir daha konuşmam. ne dersin(iz)?
- galiba sizi anlıyorum.
- yanılıyorsun. “siz” anlanamaz, “sen” anlanır. bazı kitaplarda “sizi seviyorum” u okuyunca gülerim. sanki “siz” sevilirmiş! “sen” sevilir, değil mi?..”
- galiba sizi anlıyorum.
- yanılıyorsun. “siz” anlanamaz, “sen” anlanır. bazı kitaplarda “sizi seviyorum” u okuyunca gülerim. sanki “siz” sevilirmiş! “sen” sevilir, değil mi?..”
-Aylak Adam
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)