ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2016 Pazar

ankara-istanbul ve ruh halleri

Neden bilmiyorum ama bu aralar pek keyifsizim. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor, zaten de yapmıyorum. Geçen hafta düğün için Ankara'ya gittik, Kpss döneminde kurum sınavlarına gidip gelmekten iyice soğuduğum şehir, parklarını gezip aheste dolanınca, hava da iyi olunca biraz olsun gözümde sevimsizliğini yitirdi. Kurtuluş Parkı ve 50. Yıl Parkında insan yoktu yahu! Tam olarak aradığım ve özlemini çektiğim şey! İstanbul'da olsa silme insan yığınından oturacak yer bulamayız. Sokaklar boş, sessiz. Allah'ım İstanbul'un nüfusu da şu kadar olsa ne güzel olurdu dedim. Yine de Ankara'nın en güzel yanı Yahya Kemal'in dediği gibi İstanbul'a dönüşüydü. Üzgünüm ama şehirde her zaman bir kasvet ve yapaylık hakim☹ 


 Düğün meselelerine gelirsek, son haftalarda bolca düğüne gidip iyice bu olaylardan soğumanın ötesine geçtim. Milyarları balo salonlarına sırf gösteriş olsun diye vermeler, yok kına gecesinde klişenin dibine vurup rengarenk şarkısı eşliğinde renkli tüllü etekle dönmeler, herkes yemek yerken çiftin pasta kesip birbirine yedirmesi, ay resmen nişanlandık vs kartonetleriyle foto çekilmeler, baş harf balonları.. Off  diyorum her şey, herkes aynı. Sürekli daha fazla abartma, benimki en en en ... yarış hali.
Romada Aşk tam bir zaman kaybı, Josephine kafa dağıtmalık, Yusuf ile Kenan moral bozucuydu.





En iyisi minnoş kedilere tutunmak, haftasonu neşesi bulmaktı. Çengelköy Maia' da çikolataya doydum , enerji depoladım, yarın metrobüse binme yarışında ön saflarda hazır olacağım. Daha az kalabalık şehirlerde yaşamayı ve az insanla muhatap olmalı günler diliyorum öncelikle kendime.

26 Mart 2012 Pazartesi

keçiler, kediler ve ankara

 Bu hafta sonu, 2 sene sonra güzel bir Ankara macerası yaşadım kırk iki saatlik de olsa.
Güzel şeyler yiyip güzel yerler gördüm yine.
Şimdii izlenimlere gelirsek:
-Otobüs şoförleri çok kaba ve yol, iz, bir yerlere nasıl gidilir hiç bilmiyorlar.
-Kızılayda altgeçitte yürüyen merdivenlerin bantlarına yatarak yukarı çıkan eğlenen çocuğu, kafası çarpar mı bir şey olur mu diye düşünmeden, demir merdivenlere fırlatan güvenlik görevlisine bizden başka hiç kimsenin ses çıkarmayışı ve adamın üste çıkmaya çalışan halleri pes diyorum!
-Kalede kalenin tarihini anlatan veletler çok tatlı.
-Atatürk Orman Çiftliği dondurmaları enfes.
-Zürafa beslemek güzel bir his.
-Her yerinden güzel heykeller  çıkan şehirleri seviyor ve de İstanbul da niye yok diye sinir oluyorum.
-Kuğulu Park'ın kalabalık halini sevmedim.Kışın kimsecikler yokken ne de güzeldi oysaki.Yeni favorim: Seğmenler Parkı
 2günde Ankara da neler yapılabilir peki:
Sabah yollara düşüp Ulus'a(hiç tekin bir yer değil) gidip Kaleye çıkıp kahvaltı edip antika dükkanlarını gezip yola devam.





 Gençlik parkında bir tur atıp, niyetci amcaya selam çakıp doğru Kızılay'a.




 Kuğulu Park ta oturacak yer bulamayıp Seğmenler Parkına kaçış.



 Akşam ver elini Sakarya caddesi.
 Sabah Dikmen vadisinde yürüyüş ve kahvaltı
 Öğleden sonra Atatürk Orman Çiftliğinde hayvanat bahçesi turu




 Köfteleri ve kokoreçleri mideye indirip dondurmayla kapanışı yapıyoruz.


3 Ocak 2010 Pazar

ankara izlenimleri


ankara,ülkemizin başkenti olup, her köşesi havuz yapay göl, göletle deniz yoksunluğunu kapatmak için bezenmiş, istanbuldan küçük ve ucuz:D:D diplomasi kokan ve sanırım bayada düzenli bi şehir.insanlarının son derece kaba olduğuna dair duyumlar da almış olsam :)en azından ben kaldığım bu zaman zarfında pekde kaba insanlar görmedim.






ankara sincanda bulunan harikalar diyarı, avrupanın en büyük parkıymış.şehir merkezinden biraz uzak olsada:P kesinlikle gidilmesi, özellikle çocukların götürülmesi gereken biyer. insan kendini bi anda çizgi filmlerin içinde buluyor. özellikle çocukluğu çizgi film izleyerek geçmiş olanlar mutlaka büyük bir memnuniyetle bu geziyi bitireceklerdir.
denize kıyısı olan kentlerde yaşayıp ankaraya 'denizi yok pöf. memur kenti' tarzı yorum yapmayan insan yoktur heralde. :)bana göre heryerde sevicek bir şeyler bulmak mümkün sadece hayallerin ne yöndeyse o şehri biraz daha çok seviyorsun ötekilerden.










atakule:beni dehşete düşürdü bir parça. 44 katlı bina yüksekliğindeymiş sanırsam .yükseklikle pek aram iyi olmamasınında etkisiyle pek sevemedim kendisini ,yılın ilk gününde hava koşulları itibariyle küçük bir çocuğun rahatlıkla havalanıp uçabileceği, bizim bile uçuşa geçebileceğimiz hava koşullarına sahip olduğunu gördüğüm olsun buda bir deneyimdi deyip kendimizi yerküreye daha yakın bi yere atmakla sonlandı. en üst kattaki 1 saate bi tur atan restaurantta yemek yemek güzel olabilir diye düşünüyorum yinede:) nede olsa rüzgar almıyor:)




heryerde heykeller var ve ben buna bayılırım istanbulda niye yok ama yaaa dedim her seferinde:(

limon -b-azarında :) satılan ucuz ama mükemmel filmler
şimdilik aklıma gelenler bunlar oldu.



belki çok gri bir şehir kimilerine göre belki de soğuk.bişeyler yapıp paylaşıcak ve hayatını güzelleştiricek insanlar olduğu sürece sanırım hiç bir şey pekde önemli değil.

ama yine de şunu hatırlatırım:
yahya kemal'e sormuşlar; "ankara'nin nesini seversin?" diye"istanbul'a dönüş yollarini severim" demiş.:)