şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2016 Pazar

Ayışığında oturuyorduk

İki aydır sıklıkla dinlediğim bir Sezen Aksu şarkısı var pek sevdiğim.
Dün de Kadıköy de dolanırken Cemal Süreya sokağına gitmiştik, tamamen tesadüfi şekilde bugün internette dolanır, alakasız bir şey okurken  o çok sevdiğim şarkının sözlerinin Cemal Süreya ya ait olduğunu gördüm*-*

29 Ağustos 2015 Cumartesi

İnsan birisiyle yaşlanmalı, birisi yüzünden değil!
Yaşamak ümitli bir iştir, sevgilim.Yaşamak: Seni sevmek gibi ciddi bir iştir.

Nazım Hikmet

7 Temmuz 2015 Salı


Ey bir tane sevgilim, ben bugün yaşıyorsam
Sanma ki hayat tatlı, insanlar hoş olmuştur,
Dağ başında bir kaya gibiyim söyle dursam
Etrafım eskisinden daha bomboş olmuştur
Yalnız sana borçluyum bugün dünyada varsam:
Seni her andığımda gözlerim yas olmuştur
Yaslar ki bir ırmaktır, dertleri sürür gider,
Gözyaşları içinde seneler yürür gider.

Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman,
Bana: Yasa der gibi gülen senin yüzündü.
Dizlerim bir batakta yorgun yattığı zaman
Bacaklarıma kuvvet veren senin hızındı.
Yaşaran gözlerimde, güneş battığı zaman
Sıcak bir yuva gibi tüten senin dizindi.

Sen aklıma gelince her şey gülümserdi.
Ağaçlar şarki söyler, rüzgar tatlı eserdi.

Ey sevgilim, bilirsin benim ne çektiğimi:
Garip başımın derdi bir yürek taşıyorum.
Anlarsın niçin uzak yerlere baktığımı:
İçinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum.
Görünce gülme sakin çırpınıp aktığımı:
Ilık ve aydınlık bir denize koşuyorum.


Sen benim sevgilimsin, sevsen de, sevmesen de,
Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende.

Sabahattin Ali

7 Haziran 2015 Pazar

haziran.ensevdiğim.

Sevgilim yeşil eriğim benim, 
Ben içine hapsolmuş çekirdeğinim senin
NazımHikmetRan

21 Nisan 2015 Salı



Tüyden hafif olurum böyle sabahlar

Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.

Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: “Sıkıntılar duradursun!”
Şairliğimle yetinir,
Avunurum.
Orhan Veli Kanık 

1 Eylül 2014 Pazartesi

*


sesinde ne var biliyor musun 
bir bahçenin ortası var 
mavi ipek kış çiçeği 
sigara içmek için 
üst kata çıkıyorsun 

sesinde ne var biliyor musun 
uykusuz türkçe var 
işinden memnun değilsin 
bu kenti sevmiyorsun 
bir adam gazetesini katlar 

sesinde ne var biliyor musun 
eski öpüşler var 
banyonun buzlu camı 
birkaç gün görünmedin 
okul şarkıları var 

sesinde ne var biliyor musun 
ev dağınıklığı var 
ikide bir elini başına götürüp 
rüzgârda dağılan yalnızlığını 
düzeltiyorsun 

sesinde ne var biliyor musun 
söylemediğin sözcükler var 
küçücük şeyler belki 
ama günün bu saatinde 
anıt gibi dururlar 

sesinde ne var biliyor musun 
söyleyemediğin sözcükler var

Cemal Süreya

*tüm sincap severlere gelsin^-^

11 Ocak 2014 Cumartesi



Çocuk olsam yeniden…
bir tek düştüğüm için acısa içim…
Ve kalbim; çok koştuğum için çarpsa sadece…

Cemal Süreya

6 Ocak 2014 Pazartesi

patch adams

" şimdi ne olacak? evet, bunu yapabilirim. ikimiz de beni durduramayacağını biliyoruz. bana cevap ver, lütfen.. bana ne yaptığını söyle. hadi mantık yürütelim. insanı yaratıyorsun. insan, inanılmaz derecede acılar çekiyor. insan ölüyor. belki insanı yaratmadan önce biraz daha fazla plan yapman yerinde olurdu, değil mi? yedinci günde dinlendin. belki o günü, merhamet üzerine çalışarak geçirmeliydin. biliyor musun? buna değmezsin. "
Tam olarak hayalimdeki şey*-*




Neruda'nın filmde geçen güzel şiiri:

seni bir tuz gülünü, sarı yakutu ve alev saçan
oklu karanfili severcesine değil:
karanlıkla ruh arasında gizli severim
nasıl seversek gizemli şeyleri

çiçeğinin ışığını içinde saklayan
yeşeren fidan gibi severim seni,
senin aşkınla yaşar gövdemde, loş,
ve topraktan yükselen birikmiş koku.

nasıl* ne zaman? nerde? bilmeden severim seni,
dönüşü yok, gururu yok, sorunu yok sevdamın,
böyle severim seni, aşkı böyle bilirim.

böyle severim seni, ben sen iken, sen ben iken
göğsümde elin benim olacak kadar yakınken
gözlerin ben uyumadan önce kapanırken...

 Güzel film.İzleyin!

28 Aralık 2013 Cumartesi

shakespeare-şehir tiyatroları



Azerbaycanlı oyun yazarı Elçin'in yazdığı Melahat Abbasova'nın yönettiği "Shakespeare" Şehir Tiyatrolarının yeni oyunlarından.
Farklı gezegenlerden geldiğini düşünenler; Sarah Bernhardt, Stalin gibi tarihsel, sanatsal kimlikleri üstlenenler, bölünmüş kişilik yaşayanlar, konumuna, yaşam biçimine yabancılaşan ruh ve sinir hastanesi çalışanların konu alındığı oyun güzel mesajlar veriyor ancak özellikle birinci perde gereksiz uzun, oldukça da yavaş ilerliyor.
Oyunun yeni oynanıyor olmasından kaynaklanıyor olsa gerek, oyuncuların neredeyse hepsi repliklerini unuttular,takıldılar. 
'Bir insanın akıllı diğerinin deli olduğuna kim karar veriyor?'

Shakespeare demişken ne de güzel yazmamış mı!

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.

4 Şubat 2011 Cuma


Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin
bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.

Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.
Konstantin Kavafis 

27 Aralık 2010 Pazartesi

Aşk Tesadüfleri Sever
Aşk  tesadüfleri sever
Kader ayrılıkları
Yıllar geçmeyi sever
İnsan aramayı

Güller açmayı sever
Zaman soldurmayı
Eller birleşmeyi sever
Yollar ayrılmayı

Herkes geçmişi öder
Bir yol ayrımında
Başlamak istersen
Yeni bir hayata
Gölgeni yedek
Bırak ardında

Hayat tekrarları sever
Yeniden başlamayı
Kuşlar dalları sever
Kanatlarsa uçmayı

murathan mungan

26 Kasım 2010 Cuma

olamaz mı

belki benim kağıt param,
bir şekilde, döne dolaşa
senin cebine girmiştir
belki aynı posta kutusuna,
değişik zamanlarda da olsa,
birkaç mektup atmışızdır
ayın karpuz dilimi gibi
batışını izlemişizdir deniz kıyısında
aynı köşeye oturmuşuzdur köhnede
belki de birkaç gün arayla
olamaz mı?
olabilir.

25 Şubat 2010 Perşembe

sylvia plath

1932 yılında Alman bir baba ve ABD'li bir anneden, Massachusetts'te doğdu. Profesör olan babası 1940 yılında öldü. Plath ilk şiirini 8 yaşında yayımladı.
Plath, hayatı boyunca ileri derecede manik-depresif bozuklukla boğuştu. 1950 yılında bursla girdiği Smith College'deki ikinci yılında ilk intihar girişimini gerçekleştirdi ve bir akıl hastanesine yatırıldı. 1955'te Smith College'den summa cum laude derece ile mezun oldu.


Kazandığı Fulbright bursuyla Cambridge Üniversitesi'ne giderek çalışmalarını burada sürdürdü ve şiirlerini üniversitenin öğrenci gazetesi olan Varsity'de yayımladı. Plath burada 1956 yılında evleneceği İngiliz şair Ted Hughes'la tanıştı. Evliliklerinin ardından Boston'da yaşamaya başladılar. Plath, hamile kaldıktan sonra ise İngiltere'ye geri döndüler.


Plath ve Hughes, Londra'da kısa süre yaşadıktan sonra North Tawton'a yerleştiler. Çiftin sorunları bu dönemde başladı ve ilk çocuklarının doğumundan kısa süre sonra Sylvia Plath Londra'ya geri dönerek boşanma işlemlerini başlattı.

Kiraladığı evin eskiden İngiliz şair William Butler Yeats'e ait olduğunu öğrenen Plath bunu iyi bir işaret olarak değerlendirdi. 1962 - 1963 kışı Plath için çok zor geçti. 11 Şubat 1963'te, ikinci kattaki odalarında uyumakta olan çocuklarının yanına süt ve kurabiye bıraktıktan sonra, odalarının kapısını da içeri gaz girmeyeceğinden emin olmak üzere bantlayarak kapattı ve kafasını fırının içine sokarak intihar etti.Bu olay onun yasadığı evin lanetiydi çünkü Yeats de bu evde ihtihar etmisti.


İntiharıyla ilgili olarak kocası Ted Hughes eleştirilere maruz kaldı. Hughes yıllarca bu konuda konuşmadı. Daha sonra anılarını yayımladı.



1963 yılında daha 30 yaşındayken intihar eden Plath’ın hayatı, Oscarlı oyuncu Gwynet Paltrow’un ünlü şairi canlandırdığı “Sylvia” filmine de aktarıldı.

Plath’ın Türkçe’ye çevrilen eserleri arasında bulunan “Sırça Fanus” adlı romanı, birçok kişi tarafından ilk Amerikan feminist romanı olarak değerlendirilir

“And by the way, everything in life is writable about if you have the outgoing guts to do it, and the imagination to improvise. The worst enemy to creativity is self-doubt.”
"Et en passant, dans la vie tout est accessible en écriture au sujet si vous avez le courage sortants à le faire, et l'imagination pour improviser. Le pire ennemi de la créativité est le doute de soi. "

6 Şubat 2010 Cumartesi

başka dilde aşk



vizyona haftalar öncesinde girmiş olmasına rağmen çok uzun zamandır merak edipte gidemediğim bi filmdi ve bu akşam sonunda görebilme fırsatı buldum.son dönemde sinemaya gitmeden önce filmler hakkında hiç bişey okumuyor .hiç bi bilgim olmadan gitmeye çalışıyorum filmlere.bundada yine öyle oldu.tek bildiğim paris je taime deki en sevdiğim küçük hikayeye benziyor olduğuydu..izlediğim en güzel türk filmlerinde biri kesinlikle .ve artık yabancı filmleri izlerken bu kadar samimi gelmiyor sanki.holywood falan yalan oluyo yani benim için yavaştan:)
 




izlediğim en güzel hazırlanmış fragmanlardan biri sanırım tık tık..mor ve ötesi inanılmaz güzel bütünleşmiş .


22 Kasım 2009 Pazar

elma:)


"...yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?..."
(N. Hikmet)

11 Kasım 2009 Çarşamba

moi



"fasulya gibi yaşıyorum son zamanlarda

kuru fasulya gibi.

kuru fasulyanın pilakisi yapılır

benden o da yapılmaz."


-nazım hikmet